ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Yolda Karşılaşır Gibi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yolda Karşılaşır Gibi  (Okunma Sayısı 547 defa)
11 Ekim 2011, 18:52:51
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 11 Ekim 2011, 18:52:51 »



Yolda Karşılaşır Gibi


Temmuz 2006 - 91.sayı

Zehra KORKMAZ kaleme aldı, DİĞER YAZILAR bölümünde yayınlandı.

O yabancı gelse ne olacak ki?

Diyeceksin ki ‘sen değilsin!’

Pencere ardında beklemek bir yabancıyı beklemektir çünkü. Gelmeyecek olan bir yabancıyı.

O vakit ya camı kıracak, hayatın ortasına düşeceksin.

Ya da pencere ardında kalıp gelmeyecek olan bir ikinci yabancıyı bekleyeceksin.

Beklemek bir özge haldir ki farkına vardırmayandır.

Sende sesten öte kâldir.

Sende senin bilmediğin yoldur.

...

Hayat dizlerimizi kanatır. Yollarında yorar. Bilinmezlerinde ürkütür, çıkmazlarında aratır, cevaplarında yanıltır. Yorar, yorar, yorar...

Dostu bekliyorsun, beklediğini bilmeden.

Özlüyorsun, özlediğini bilmeden.

Arıyorsun.

İçinde can kuşun pır pır edip duruyor: “Ha geldi, ha gelecek!”

Yollardasın. Yollarda yoruluyorsun.

Bir zamanlar dizlerini kanattığın sokaklarda, kâğıt gemilerini yüzdürdüğün su birikintilerinin kıyısında, saklambaçlarda saklandığın ağaç arkalarında...

Bilmiyorsun. Yollarda yorulurken bekliyorsun.

Bir pencere ardında değilsin, tam ortasındasın her şeyin.

Hâlâ düşüyorsun, dizlerin kanıyor. Burnun akıyor soğuklarda. Karşı kaldırıma geçiyorsun, bir simitle öğün geçiriyorsun, banklarda oturup dinleniyorsun.

Bilmiyorsun, bekliyorsun.

Ceplerinde şekerler var, bozuk paralar var. Bir çocuğa şeker veriyor, kuş yemi alıyorsun, yavru bir kediye ekmek veriyorsun.

Yağmurun yağmadığı yaz günlerinde kuşlar için su koyuyorsun yollardaki çukurlara. Dua ediyorsun, dua alıyorsun. Selamla çıkıyorsun evden ve selamla dönüyorsun evine. Yorulmuşsun. Artık dinleniyorsun.

Bekliyorum demiyorsun, beklediğini bilmiyorsun.

Her akşam, “Gelmiyor. Bugün de gelmedi.” diyerek perdeyi kapamıyorsun.

Ne yorucudur pencere ardında beklemek.

Oturur bekler, kalkar bekler, ileri geri yürür, odada bekler. Mutfaktan bir bardak su alır. Bir yudum içer. Masanın üstüne bırakır bardağı, su bekler bardakta. Su yorulur, masa yorulur, pencere yorulur.

Bilmez ki bekleyen gelmeyecek olanı bekliyor.

Bir yabancıyı bekliyor. Yaranı değil yabanı bekliyor.

Gözleri uzaktan ırak uzaklarda.

Bekliyorum diye diye, beklediğini bile bile beklenmez ki. Bilmiyor bekliyor.

Bir pencerenin ardında oturup beklerken yoruluyor. Akşam oluyor, perde kapanıyor yorgun, şehir yorgun, hayat yorgun.

Gelmiyor. Gelmiyor. Gelmedi.

O yabancı gelse ne olacak ki...

Onu hangi acının gözyaşında buldun, hangi sevincinin tebessümünde? Düştüğün yerde mi, kalktığın yerde mi? Uzaklarda olsa bile mesafelerden öte yakınında oldu mu?

Beklemek ancak bir yabancıyı beklemektir.

Belki kırıyor camı. Pencere ardı diye bir yer kalmıyor. Kurtuluyor sahte bekleyişlerden, gelmeyeceklerden.

Hayatın ortasına düşüyor.

...

Dost bekletmez.

Geleceğim demez. Geliyorum demez. Gelir. Bulur seni. Geldiğini bilmezsin, bildirmez. Gelir. Yolda karşılaşır gibi gelir. Buldum seni der, arıyordum, buldum. Bekliyordum, erdim. Sevinirsin. Bilmezsin ki sen onu bekledin, sen ona erdin, sen onu buldun.

Dost bir pencere ardında bekletmez. Çıkmazlarda aratmaz. Sorularda kaybetmez seni. Cevaplarda yanıltmaz. Nerede olursan ol, bulur. Ne halde olursan ol, buyur der.

Nice sonra anlarsın. Kaç kış, kaç bahar sonra. Onu beklemişsin, beklemeden ermişsin. Aramışsın, aramadan bulmuşsun. Seninleymiş hep; öyle aşina, öyle bildik. Nereye varsan o varmış, hangi kapı açılsa önüne o karşılamış seni. İçinde can kuşun pır pır eder dururmuş meğer, dost diye diye.

Bir istasyondasın belki. Bir tren girecek istasyona. Senin için gelen kimse olmayacak.

Trenler gelip gidecek bir acı düdük sesi kalacak geriye. Sen, son trenin ardından el sallayacaksın. Yol bitecek. Gelen bitecek, giden bitecek. Kalakalacaksın bir başına. Dokunsalar ağlayacaksın ya “kim dokunur ki” diyeceksin.

Bir el dokunacak omzuna. Dönüp bakmadan ardına, bileceksin sıcaklığından...

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yolda Karşılaşır Gibi
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 10:50:02 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yolda Karşılaşır Gibi rüya tabiri,Yolda Karşılaşır Gibi mekke canlı, Yolda Karşılaşır Gibi kabe canlı yayın, Yolda Karşılaşır Gibi Üç boyutlu kuran oku Yolda Karşılaşır Gibi kuran ı kerim, Yolda Karşılaşır Gibi peygamber kıssaları,Yolda Karşılaşır Gibi ilitam ders soruları, Yolda Karşılaşır Gibiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &