ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Viyana Kuşatmaları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Viyana Kuşatmaları  (Okunma Sayısı 669 defa)
22 Ağustos 2011, 15:54:36
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 22 Ağustos 2011, 15:54:36 »



Viyana Kuşatmaları



Ocak 2009 - 121.sayı


Ahmet MİROĞLU kaleme aldı, DİĞER YAZILAR bölümünde yayınlandı.

Avusturya’da, hatta yalnız Avusturya’da değil, Avrupa’nın neredeyse tamamında bir Kanunî, Merzifonlu ve Osmanlı korkusu yaşanmaktadır denilebilir. Halbuki Osmanlı’nın Batı’ya nasıl bir medeniyet götürdüğünün şahidi Balkanlar’dan itibaren Viyana’ya kadarki Avrupa topraklarıdır.

Kanunî Sultan Süleyman


Takvimler 1494 yılının Kasım ayını gösteriyordu. Trabzon’da şehzade Selim’in sarayında doğan minik bebeğe isim bulmak için Kur’an’dan bir sayfa açıldı ve Saba Melikesi Belkıs’ın, Süleyman Peygamber’in yazdığı mektubu danışmanlarına haber verdiği cümle göze takıldı: “Bu Süleyman’dan gelen bir mektuptur…” Hz. Süleyman’la Kanunî arasındaki benzerlikler daha isim vermede başlamıştı. Osmanlı tahtında İkinci Bayezid Han oturmaktaydı. İstanbul’a, padişah dedeye müjde uçuruldu.

Bebek büyüdü, yetişti ve 1520’de babası Yavuz Sultan Selim’in Çorlu’nun Sırt Köyü’nde vefatı üzerine Osmanlı tahtına onuncu yahut onikinci padişah olarak oturdu. Henüz 26 yaşında bir delikanlı idi.

Artık fetihleri sürdürme sırası ondaydı. Daha bir yıl geçmişti ki Belgrad’ı aldı, ertesi yıl Rodos’u… 1526’da Mohaç Zaferi’ni kazandı. Artık Buda’sıyla Peşte’siyle koca Macaristan Osmanlı toprağıydı.

Anadolu’daki isyanları bastırdıktan (1528) sonra Viyana seferine çıktı. Avusturya üzerine yürümek kaçınılmaz bir hal almıştı. Zira Avusturya Kralı Ferdinand, Zapolya’yı tanımayarak Kuzey Macaristan’ı işgal ve Budin’i zapt etmişti. Zapolya, başka çaresi kalmadığından İstanbul’a elçi gönderip yardım istedi.

Bu arada Avusturyalılar da boş durmamış, onlar da elçi göndermişlerdi. Fakat elçiler Osmanlı Devleti’nin elindeki Macar topraklarını isteyince Viyana seferine davetiye çıkarmış oldular.

10 Mayıs 1529’da harekete geçen Osmanlı ordusu, hava sıcaklığının düşmesine, yağmurların artmasına, büyük zorluklara ve önemli asker kaybına rağmen bataklık halini almış yolları sıkı disiplin sayesinde aşma başarısını göstererek 19 Ağustos’ta Macaristan’a girdi. Öncelikle Budin geri alındı. Zapolya yeniden Macar tahtına oturtuldu.

Birinci Viyana Kuşatması (1529)

Budin’de toplanan Divanda Avusturya İmparatoru Ferdinand’la karşılaşmak üzere Viyana üzerine yürüme kararı alındı.

Kanunî’nin Viyana üzerine yürüdüğü duyulunca, sadece Avusturya ve Almanya’yı değil, bütün Avrupa’yı korku sarmıştı. O sırada had safhada olan mezhep mücadeleleri bile bir tarafa bırakılarak Avrupa’nın her yerinden muhtelif milletlere mensup yardım kuvvetleri yola koyuldu. Kuşatmadan biraz evvel bu kuvvetlerin büyük bir kısmı Viyana’ya yerleştirildi. Arşidük Ferdinand, çoktan şehri kaderine terk ederek yukarı Avusturya’ya çekilmişti. Komuta Kont Nicolos Von Salm’deydi. Osmanlı ordusu gelmeden Viyana kenarındaki mahalleler yıkılmış, ikinci bir istihkâm inşa edilmiş, Tuna sahillerine kazıklar dikilmişti. Osmanlı humbaracılarının yakıcı tesirlerinden korunmak için evlerin ahşap çatıları uçurulmuş, top güllelerinin tesirini azaltmak için de kaldırımlar sökülmüştü. İki aylık erzak stoklanmış, sivil halk şehirden uzaklaştırılmıştı.

27 Eylül’de Viyana önlerine ulaşan Osmanlı Sultanı, Otağ-ı Hümayun’u Simmering Köyü’ne kurdurdu. Askerini gerekli mevkilere yerleştirdi. Kaleyi muhasaraya başlayan Ordu-yu Hümayun, on yedi gün boyunca şehrin surlarını iyice tahrip etti. Bu sırada bir Osmanlı güllesinin isabetiyle Kont Salm de öldü.

Kanunî harp meclisini topladı. Artık mevsimin müsait olmadığı, yağmurlarla soğuğun erken başladığı, erzakın azaldığı, dolayısıyla harekâtın daha fazla uzatılmasında güçlükler bulunduğu konuşuldu. Sadece 40 hafif topları vardı. Yağmur yüzünden ağır toplar getirilmediği gibi beklenen mühimmat da gecikmişti. Üstelik Viyana’ya 150 km. mesafedeki Linz’de bir Alman ordusunun toplanmakta olduğuna dair istihbarat alınmıştı. Bu şartlarda kuşatmaya devam edilmesi halinde ordu büyük bir zayiata uğrayabilirdi.

O ana dek yapılan harekât ve hücumlarla düşmana verilen hasarın Ferdinand’a yeterli olacağı görüşü ağır bastı. Akıncılar Avusturya, Güney Almanya (Bavyera), Moravya, Bohemya, Yukarı Macaristan (Slovakya), Slezya ve Slovenya gibi Habsburglara bağlı yerleri alt üst etmişlerdi. Dolayısıyla kuşatmanın kaldırılmasına karar verildi. 16 Ekim’de Viyana önlerinden hareket eden Ordu-yu Hümayun, 16 Aralık’ta da İstanbul’a döndü.

Dönüş sırasında kötü hava şartları, açlık ve düzensiz yollar sebebiyle yine büyük zorluklar çekildi. Halbuki Osmanlı ordusu iki yıl önce gelseydi yağmurlara rastlamayacak, belki de Viyana kısa sürede düşecek, bugünkü Avrupa haritası da elbette çok farklı olacaktı.

Osmanlı ordusunun seferleri Avusturyalıların savunma amacıyla kurduğu kalelerle uğraşmakla geçtiğinden, Viyana bir kez daha kuşatılamadı. Avusturya, meydan savaşlarındaki üstünlüğünü bildiği Osmanlı ordusunun karşısına çıkamamış, sınırlarını küçük, orta ve büyük çaplı birçok kale yaparak koruma yoluna gitmişti. Bu kaleler Osmanlılara karşı bir nevi askerî sınır ve engel oluşturmuşlardır. Bu sebeple Viyana surları ve tahkimatı zayıfken Osmanlı ordularının bu kalelerle uğraşarak zaman kaybetmesi büyük fırsatların kaçırılmasına sebep olmuştur.

İkinci Viyana Kuşatması (1683)

1680’lerde tahtta bu defa Kanunî’den sonra en uzun süre padişahlık yapan 19. Osmanlı Sultanı Dördüncü Mehmed oturuyordu.

Avusturya hakimiyetindeki Macarlar Osmanlı İmparatorluğu’ndan yardım istediler. Zulme uğradıklarını, vatansever Macarların diri diri yakıldığını, zindanlarda çürütüldüğünü bildirerek, devletin en büyük görevlerinden birisinin zulmü önlemek olduğunu hatırlattılar.

Avusturya ikide bir antlaşma istemesine rağmen saldırgan tavrından bir türlü vazgeçmiyordu. Ilımlı, kadirbilir, vefakâr ve verdiği söze sadık bir şahsiyete sahip olan (Avcı) Mehmed Han buna içerlemekteydi.

Sadrazam, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ydı. Paşa da Avusturya üzerine bir sefer düzenlemek niyetindeydi. Avusturya hemen İstanbul’a bir elçi göndererek; “İslâm şeriatı üzere boğazına bez bağlayıp aman dileyene kılıç urulur mu?” diye Şeyhülislâm’a başvurdu ve seferin caiz olmadığına dair fetva aldı. Fakat sadrazam kararlıydı.

Ordu 12 Ekim 1682’de sefere çıktı. Papalığın Avusturya’ya yardım ederek Lehistan’la ittifak kurması üzerine, 27 Haziran 1683 tarihindeki Harp meclisinde Viyana’nın fethi karara bağlandı. Ancak bu hiç de kolay olmadı. Paşalar, serhat boylarında savaşan deneyimli kumandanlar ve müttefik Kırım Hanı Murad Giray bu işin doğru olmadığına inanıyorlardı. Seferin başlangıcında Viyana’ya yürünmesi de düşünülmemişti. Fakat sonuçta Padişah Belgrad’da kalmış, Sadrazam Kara Mustafa Paşaya “Serdar-ı Ekremlik” vazifesi verilmişti. 14 Temmuz 1683’te Viyana Osmanlılarca ikinci defa kuşatıldı.

Avusturyalılar Viyana’nın kuşatılacağını tahmin etmiyorlardı. Osmanlı ordusunun Viyana’ya yönelmesi büyük heyecan uyandırdı. İmparator Leopold, Osmanlı kuvvetleri şehre gelmeden 10 gün önce kaçıp, 60 saat uzaktaki Linz’e sığındı.

Osmanlılar birkaç gün önce gelebilselerdi Viyana’yı kısa sürede fethedebileceklerdi. Zira şehir, ancak kuşatmadan önceki son beş gün içinde tahkim edilebilmişti.

Savunmacılar sayı olarak Osmanlıların dörtte biri oranında olmasına rağmen topçu kuvvetleri bakımından daha üstündüler. Yine de kuşatma uzadıkça Viyana’da yiyecek azalmış ve dizanteri başlamıştı. Hatta halktan toplanan kap kacak eritilerek kurşun dökülüyordu. Altı haftanın sonunda sıkıntılar son raddeye gelmişti. Muhafız kıtası 6 bin kişi kaybetmişti ve salgın hastalıklar ölüm saçıyordu. Erzak ve cephane azalmış, dış surların büyük bir kısmı yerle bir olmuştu.

Şehir düşmek üzereyken

Şehir düşmek üzereydi. Osmanlılar kale duvarlarına yaklaşmışlardı. Kurtuluş imkansız gibiydi. Fakat Viyanalıların 14 Temmuz’dan beri özlemle bekledikleri yardım, şehre kurtuluşu ve Hıristiyan alemine Osmanlı’ya karşı yüzyıllarca süren mücadelesinin en parlak ve sonuçları açısından en önemli zaferlerinden birini getirdi. Şehirdeki ümitsiz bekleyiş, 11 Eylül’de Viyana’ya ulaşan yardım ordusu sayesinde bir anda büyük bir sevince dönüştü.

Sadrazam 186 topuyla yardıma gelen 86 bin kişilik ordunun Tuna Nehri’ni geçmesini ordu içindeki anlaşmazlıklar yüzünden engelleyememişti. Bu, kuşatmayı başarısızlığa sürükleyecek büyük bir hataydı. Nitekim çok geçmeden Osmanlı ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Bunda kuşatmaya başından beri karşı olan Budin Beylerbeyi Arnavut Koca İbrahim Paşa’nın Merzifonlu’ya olan kırgınlığıyla askerini ileri sürmemesinin ve Kırım Hanı Murad Giray’ın ordusunu alarak savaş alanından çekilmesinin büyük etkisi vardı.

Aslında son derece başarılı bir askeri harekât olan İkinci Viyana Kuşatması’nda uğranan mağlubiyete Avrupalılar o kadar sevinmişlerdi ki, yardıma gelen bütün milletler başarıda en büyük payın kendilerine ait olduğunu iddia etmişlerdir. Osmanlının hezimeti Avrupa’da sevinçle karşılanmıştır.

Savaş bir bakıma Doğu ile Batı arasındaki dengenin Batı’nın lehine döndüğünün işaretiydi. Viyana önlerinde kazandığı başarıdan sonra Avrupa önce özgüvene, peşi sıra büyük bir siyasal üstünlüğe kavuştu. Osmanlıların yenilmez olmadıklarını görerek karşı hücuma kalktı. Viyana bozgunu psikolojik bakımdan Osmanlılar katında büyük bir kayıp, Avrupalılar nezdinde büyük bir kazanç etkisi yaptı. Osmanlının bu savaşla birlikte gerileme devrine girdiği kabul edilmektedir.

Ordunun Viyana surları önünden çekilmesi devletin en geniş sınırlara kavuştuğu bir z...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Viyana Kuşatmaları
« Posted on: 17 Kasım 2019, 15:17:39 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Viyana Kuşatmaları rüya tabiri,Viyana Kuşatmaları mekke canlı, Viyana Kuşatmaları kabe canlı yayın, Viyana Kuşatmaları Üç boyutlu kuran oku Viyana Kuşatmaları kuran ı kerim, Viyana Kuşatmaları peygamber kıssaları,Viyana Kuşatmaları ilitam ders soruları, Viyana Kuşatmaları önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &