ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Uluslararası Sistemin İflası
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Uluslararası Sistemin İflası  (Okunma Sayısı 497 defa)
22 Ağustos 2011, 15:52:17
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 22 Ağustos 2011, 15:52:17 »



Uluslararası Sistemin İflası



Şubat 2009 - 122.sayı

Halil AKGÜN kaleme aldı, DİĞER YAZILAR bölümünde yayınlandı.

Uluslararası sistemin köklü bir şekilde gözden geçirilmesinin artık bir zorunluluk olduğu, Bosna katliamından Çeçenistan’a, Keşmir’den Irak’a yaşadığımız her yeni yıkım ile teyid ediliyor. 2009 Gazze katliamı, bu gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkarttı.

İsrail’in 27 Aralık 2008’de Gazzeye karşı başlattığı savaş, sözümona modern medeniyetin geldiği noktayı çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Gazze 2009 katliamıyla uluslararası sistem iflas etmiş, ahlak sükût etmiştir. Bundan sonra hiçbir Avrupalı ya da Amerikalı çıkıp bize insan hakları, demokrasi, iyi yönetim, barış, vs. dersi veremez. Bu kavramların ne kadar anlamsız olduğunu, “uluslararası topluluğun” bir yalandan ibaret olduğunu Gazze’deki çocuk cesetlerinin üzerinde gördük.

İsrail’in emperyalist politikalarına kayıtsız şartsız destek veren, “İsrail hata yapmaz” diyen Amerika, dünya barışının önündeki en büyük engel olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bush politikalarının kana buladığı Ortadoğu ve İslâm dünyası, yeni Amerikan başkanı Obama’nın sessizliği karşısında hayret  içinde. Obama’nın vadettiği değişim sözünü tutup tutmayacağını göreceğiz. Ama bir insanlık suçu olarak Gazze, hepimizin önünde insanlığın sükût ettiği bir tablo olarak duruyor.

İslâm geleneğinin evrensel ilkelerinden birini bugünlerde yeniden hatırlamak ve Batılılara hatırlatmak gerekiyor: Bir düzen küfür üzere ayakta durabilir ama zulüm üzere ayakta duramaz. Gazzeli masum çocukları, kadınları ve yaşlıları bombalayan, evlerini yurtlarını yerle bir eden İsrail askerleri dünyadaki zulüm halini derinleştirdiklerinin belki farkındalardı, belki değillerdi. Ama bilmeleri gereken bir şey var: Bu politikalar İsrail’e ve Amerika’ya duyulan nefreti küresel bir boyuta taşıdı. Böyle bir ortamda kim hangi medeni değerlerden, evrensel ilkelerden bahsedebilir? Batılı devletler mevcut uluslararası sistemin başını çekiyor ve bu sistemin bizi getirdiği nokta ortada: kan, zulüm, katliam, gözyaşı, yıkım, öfke, nefret…

Zulüm üzere bir düzen

Uluslararası sistemin köklü bir şekilde gözden geçirilmesinin artık bir zorunluluk olduğu Bosna katliamından Çeçenistan’a, Keşmir’den Irak’a yaşadığımız her yeni yıkım ile teyid ediliyor. 2009 Gazze katliamı, bu gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkarttı. Küresel sistemin sadece güç sahibi ülkelerin çıkarlarını gözetmesini kim kabul edebilir? Böyle bir dünya düzenine kim adil, barışçıl, medeni diyebilir? Amerika’nın yarım trilyon dolara yakın bir parayı silaha yatırdığı bir dünyada kendini kim güvende hissedebilir? Böyle bir sisteme kim inanabilir?

Küresel zulüm sisteminin en büyük yıkımlarını İslâm topraklarında gerçekleştirmesi bir tesadüf değil. Zira bundan bin yıl önce olduğu gibi bugün de tarih, İslâm topraklarının da içinde olduğu Avrasya coğrafyasında cereyan ediyor. Batılılar istedikleri kadar “tarihin sonunu” ilan etsinler, tarih bizim topraklarımızda yaşamaya ve evrilmeye devam ediyor. Avrupalı devletlerin ve Amerika’nın görece üstünlüğü, Batılı olmayan toplumları kuşatma ve sindirme politikaları artık sonuç vermiyor. “Ötekiler” uyanmaya, haklarını talep etmeye başladılar. Bu gerçeği kabullenemeyen güçler, sürekli çatışma yanlısı politikalar izliyorlar.

Dünya barışı, Ortadoğu barışının sağlanmasına bağlı. Ama mevcut güç dengelerini hep kendi lehine kullanmak isteyen Batılı siyasi sistemin ve onun desteklediği İsrail’in bölgede barış istemediğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Zira adil bir barış, herkesin hakkının teslim edilmesi anlamına geliyor. Ortadoğu’da adil barış ise, İsrail’in uluslararası sistemde sahip olduğu imtiyazlı konumunun ve “İsrail istisnacılığının” sona ermesi demek.

Küresel çatışmaların İslâm toprakları üzerinde yaşanıyor olması, sadece dünya enerji yataklarının İslâm topraklarında bulunmasından kaynaklanmıyor. Şüphesiz Amerika gibi modern imparatorlukların akılsız maceralarında enerji kaynaklarını ele geçirme güdüsü var. Fakat mesele hiçbir zaman bundan ibaret olmadı. Avrupalı devletler, İslâm ülkelerini sömürgeleştirmeye başladıklarında ortada ne petrol vardı ne de doğalgaz.

Tarihin gidişine kim yön verecek?

Temel sorun, tarihin gidişine kimin istikamet vereceğidir. Tarih sahnesine çıktığı 7. yüzyıldan bu yana tarihe yön veren İslâm toplumları, bu iddiasından vazgeçmiş değil. Bunun aksini ilan eden ikinci sınıf aydınlar, batılılaşmış doğulular, sekülerleşmiş müslümanlar olabilir. Onlar “artık bizim tarihte bir misyonumuz kalmadı; gelin hep beraber insanlığın gidişine ayak uyduralım; batılı normlara teslim olalım” diyebilir. Hatta bunun için dinî, İslâmî argümanlar bile kullanabilir; mesela İslâm’ın modernize edilmesi gerektiğini söyleyebilirler. Ama reel dünyadaki gerçekler, bize başka bir tablo sunuyor.

20. yüzyılda yaşanan felaketler, Batı medeniyetinin kendine olan kültürel ve felsefî özgüvenini derinden sarstı. Sömürgecilik döneminde ve iki dünya savaşında Batılılar insanlık tarihinde görülmemiş katliamların sorumluları oldular. On milyonlarca insanın ölümüne neden oldular. Avrupalı devletlerin kendi arasında yaşadığı iki dünya savaşı, modernite projesinin barış, özgürlük, refah ve rasyonalite ideallerini birer kâbusa dönüştürdü. Zengin ile fakir arasındaki fark, küresel düzeyde bir uçuruma dönüştü. Batı’nın başını çektiği NATO ve Birleşmiş Milletler gibi çok uluslu kurum ve kuruluşlar, sadece hakim güçlerin çıkarlarını savunduğu için adalet ilkesine sadık kalamadı. Tüketim çılgınlığı, bireycilik, ailenin çözülmesi, uyuşturucu bağımlılığı, mutsuzluk gibi derin sosyal ve ahlâkî sorunlar, Batı modelinin yegane “ideal toplum” modeli olmadığını gösteriyor.

Bugün Batı modernitesinin en köklü eleştirileri, Hindu, Japon ya da Afrikalılardan değil, bizzat Batılıların kendisinden geliyor. Akıl ve vicdan sahibi pek çok Batılı yazar, Avrupa merkezciliğin batılı olmayan toplumları nasıl yabancılaştırdığını görüyor. Tek yanlı bir dünya düzeninin ilelebed sürdürülemeyeceğini biliyor. Orta ve uzun vadede bu sistemin Batılı uluslararası sistemin sonunu getireceğini hissediyor. Bu yüzden küreselleşme, tüketim kültürü, vahşi kapitalizm, kültürel emperyalizm konularında Avrupalı ve Amerikalı yazarların katkıda bulunduğu zengin bir tenkit literatürü var.

Batı dışı toplumlar ise Batı’nın büyük projesini eleştirmiyor; sadece şikayette bulunuyor. Mevcut sisteme köklü eleştiriler yönelttiğinde, marjinalleşeceğini, sözünün dinlenmeyeceğini zannediyor. Oysa bugün bu sistemin ve dayandığı dünya görüşünün felsefeden siyasete, sanattan kültüre, mimariden ekonomiye köklü bir şekilde masaya yatırılması, temellerinin yeniden sorgulanması gerekiyor. Tarihin yeniden güçlü bir şekilde bizim coğrafyamız üzerinden akmaya başladığı 21. yüzyılda, bu küresel eleştiriyi yapabilecek en güçlü kültürel ve felsefî doku İslâm dünyasında bulunuyor. Bütün mesele bu özgüveni gösterip disiplinli bir şekilde çalışmaktan ibaret.

Müslümanların hatası ve yeni fırsatlar

Tarihe bundan sonra kim yön verecek sorusuna sadece Batılılar yanlış cevaplar vermiyorlar. Müslüman toplumları yöneten aciz ve yabancılaşmış siyasiler de aynı körlüğün içindeler. Kendi küçük iktidar çıkarlarını korumak için tarihin ters tarafına düştüklerinin farkında değil bu liderler. “Uluslararası sistem dediğiniz kandırmaca Gazze’de toprağa gömüldü.” diyecek cesaretleri yok. Onlar sadece Batı’nın ekonomik ve askerî gücüne inanmıyorlar. Batı’nın düşüncesiyle, yaşam biçimiyle, kültürüyle, sanatıyla gerçekten üstün olduğuna inanıyorlar. Bunun aksini söyleseler ve “bizim kendi kültür değerlerimiz var” deseler de, yaşam biçimleri ile sadece bu miyopluğu derinleştiriyorlar.

İslâm dünyasının yeni bir özgüven ile uluslararası sistemi hesaba çekmesinin önünü almak için, İslâm’a ve müslüman toplumlara yönelik şiddet ve terörizm söylemi inşa edildi ve bütün dünyada yaygınlaştırıldı. İslâm toplumları şiddete şiddet ile tepki verirken, şiddeti bizzat Batılı politikalar üretiyor. Küresel sistemin ürettiği zulüm ve haksızlıklar yapısal şiddetin temelinde yatıyor. Bu şiddete kimse ses çıkarmıyor ama birileri “ben bu şiddeti reddediyorum ve adalet talep ediyorum” dediğinde dinsel terörizmle, aşırılıkla, gericilikle suçlanıyor.

Bush’un başlattığı “terörle küresel mücadele” artık bitmiştir. Bu, “İslâm eşittir şiddet” söyleminin sona ermesi için de önemli bir fırsattır. Şimdi İslâm dünyasındaki aydınların bu söylemi ortada kaldırmak ve yeni bir küresel barış düzeni inşa etmek için kolları sıvaması ve ciddiyetle çalışması gerekiyor.

En az iki asırdır bizim gündemimizi başkaları belirledi. Başkalarının sorduğu sorulara cevaplar vermeye çalıştık. Batılılar kendi sordukları sorulara cevap verdiklerinde o cevapları bile sorgulamadan kabul ettik. Artık buna son demenin zamanı geldi. 21. yüzyılda kendi sorularımızı kendimiz sormak, kendi cevaplarımızı da kendimiz vermek durumundayız. Hatta bir adım daha atıp, küresel gündemi belirleyecek soruları artık bizim sorma zamanımız gelmiştir.

Son Gazze katliamı, bunun insanî, ahlâkî ve tarihî bir görev olduğunu bize hatırlatıyor.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Uluslararası Sistemin İflası
« Posted on: 16 Kasım 2019, 02:06:02 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Uluslararası Sistemin İflası rüya tabiri,Uluslararası Sistemin İflası mekke canlı, Uluslararası Sistemin İflası kabe canlı yayın, Uluslararası Sistemin İflası Üç boyutlu kuran oku Uluslararası Sistemin İflası kuran ı kerim, Uluslararası Sistemin İflası peygamber kıssaları,Uluslararası Sistemin İflası ilitam ders soruları, Uluslararası Sistemin İflası önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &