ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Küçük Hesapların Ağır Sonuçları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Küçük Hesapların Ağır Sonuçları  (Okunma Sayısı 483 defa)
29 Eylül 2011, 18:32:29
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 29 Eylül 2011, 18:32:29 »



Tarihten Sayfalar; Küçük Hesapların Ağır Sonuçları



Aralık 2007 - 108.sayı


Ali DEMİRTOPUZ kaleme aldı, DİĞER YAZILAR bölümünde yayınlandı.

Küçük Hesapların Ağır Sonuçları

Tarihimizde sık görülen küçük hesaplar peşinde büyük zarar görme halinin bir örneği de Orta Asya ile ilişkilerimizde yaşanmıştır. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın büyük vizyonu ve projesi ne yazık ki dar çıkarların girdabında boğulmuştur

Osmanlı Devleti’nin zirvede olduğu 16. yüzyılda icraatları, projeleri ve kişiliğiyle öne çıkan sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, bir zamanlar bakışlarını Orta Asya’ya çevirmişti. Artık devletin batıda enerjisini yok yere tükettiğini düşünüyor, Osmanlı’nın önündeki en büyük engel olarak görülen Avusturya üzerine büyük ordular sevk etmek yerine, bu ülkeyi baskı altında tutmanın yeterli olacağını söylüyordu. Böylelikle devlet gücü korunacak, doğudaki duvarın ötesine geçmeye imkan bulunacaktı.

Hazar-Karadeniz Kanal Projesi


Orta Asya’daki devasa coğrafyanın farkında olan Sokullu Mehmet Paşa, bölgede Osmanlı’nın doğal müttefiki unsurların varlığından da haberdardı. Bu yüzden aklındaki o büyük projeyi başlatabilirdi. Bu,
Karadeniz ile Hazar denizini birbirine bağlayacak bir kanaldı.

Arada yer alan İran engelini kuzeyden dolaşarak aşacaktı. Kafkasların kuzeyinde, Karadeniz’e dökülen Don nehrinin ve Hazar denizine dökülen Volga nehrinin birbirlerine en fazla yaklaştıkları noktalar bir kanalla birbirine bağlanacaktı. Böylece iki deniz birleşirken Osmanlı ile Orta Asya da bir araya gelmiş olacaktı.

Hazar denizi Karadeniz’e, dolayısıyla dünyanın bütün denizlerine ve okyanuslarına bağlanacaktı. Bir gün Hazar denizi kıyılarında Osmanlı sancaklarının dalgalandığı gemiler yol alacaktı. Hazar denizine çıkmak demek, Orta Asya’nın elini tutmak demekti.

Bu gemiler Hazar denizinin doğusundaki limanlara Osmanlı’yı götürecek, Osmanlı topraklarına da Orta Asya’yı taşıyacaktı. Yine bu proje sürekli güneye inme eğiliminde ve yeni palazlanmakta olan Ruslara karşı da doğal bir savunma seddi oluşturacaktı.

Projenin uygulama safhasına geçildi ama gerçekleştirilemedi. Bunun sebebi ise son derece can sıkıcıdır. Proje Osmanlı’ya tâbi durumdaki Kırım Tatarları’nın hoşuna gitmemişti. Eğer bu kanal açılırsa bölgede Osmanlı merkezî otoritesi pekişecek ve onlar da eskisi kadar serbest hareket edemeyeceklerdi. İlerleyen süreçte sürekli zorluklar çıkardılar ve yoğun bir propagandayla projenin bir lüks olduğu fikrini yaydılar.

Rus İstilası ve Uzanamayan Yardım Eli


İleride Ruslar tarih sahnesine güçlü bir biçimde çıkıp, Orta Asya ve Kafkasya’yı adım adım işgal etmeye başladığında artık Osmanlı Devleti’nin elinden fazla bir şey gelmeyecekti. Orta Asya ile zamanında, şartlar elverişli iken sağlam ve düzenli bir ilişki kurulamadığından, Rus baskısını her gün biraz daha yakından hisseden ve yavaş yavaş yutulmaya başlayan bölge müslümanlarının yardım çağrıları Osmanlı Devleti tarafından karşılıksız bırakılmak zorunda kalacaktı.

Aradaki İran engeli ve mesafenin uzaklığına şimdi bir de gittikçe güçlenen Rus engeli eklenmiştir. Üstelik devletin batı sınırlarını korumak da her geçen gün daha zorlaşmaktadır.

Yine de Osmanlı yöneticileri Orta Asya müslümanlarının kendilerine yaptıkları çağrılara karşı kesinlikle kayıtsız kalmamışlardır. Mevcut şartlarda ellerinden geldiğince ilim adamı, kitap, teknik destek gibi yardımları yapmışlar ve sürekli “Rus ilerlemesine karşı direnebilmenin tek yolu Orta Asya müslümanlarının birlikte hareket etmesidir” fikrini telkin etmişlerdir.

İktidar Kavgalarının Sonucu


Ne var ki Orta Asya müslümanları giderek daha yakından hissedilen Rus tehdidi karşısında bunu başaramadılar. Orta Asya’nın üç büyük hanlığı, Buhara, Hive ve Hokand hanlıklarının Osmanlı ile iyi ile ilişkiler kurma çabalarının temel gayesi, dünya müslümanlarının lideri konumundaki bu büyük devletin himayesine ilk giren hanlık olmak, böylece diğer hanlıklara karşı üstünlük elde etmekti. Sonraları kendi aralarında birlik olamamanın faturasını ağır bir biçimde öderlerken, son çare olarak Ruslar’a karşı Hindistan’daki İngiliz yönetimiyle ilişki kurmayı da deneyecek ama aradıkları desteği bulamayacaklardır.

Sonuçta Rus Çarlığı yönetimi altında yaşamaya mecbur kalan Orta Asya müslümanları, Bolşeviklerin 1917 yılında Çarlık rejimini yıkarak iktidarı ele geçirmeleriyle biraz umutlandılar. Zira, Bolşevikler henüz Çarlık toprakları üzerinde tam bir otorite sağlayamamış oldukları ilk yıllarda müslümanlara özgürlük ve bağımsızlık mesajları vererek sempati toplamaya çalışıyorlardı.

Bu gelişmeler, Birinci Dünya Savaşı’nın giderek Osmanlı ve müttefikleri aleyhine döndüğü ve nihayetinde savaşın kaybedilip İttihat ve Terakki ileri gelenlerinin ülkeyi terk ettikleri yıllara denk gelir.

İttihat ve Terakki liderlerinin, özellikle de Enver Paşa’nın Orta Asya’nın barındırdığı imkanlara ilgisi büyüktür. Kaybedilenleri Orta Asya’ya uzanarak dengelemek fikri kimi İttihatçıların büyük projesidir. Böylece Osmanlı Devleti “artık bitti” denilen yerden belki daha güçlü olarak yeniden ayağa kalkacaktır.

Tüm bu hayaller devleti idare edenlerin son çırpınışlarıydı. Ama Enver Paşa asla vaz geçmedi. Koca devletin batmasına giden süreçteki rolünü affettirmek istercesine etrafına topladığı Orta Asya müslümanları
ile beraber Ruslara karşı en ön safta çarpıştı ve Bolşevik tüfeklerinden çıkan mermilerle toprağa düştü.

Bolşevikler otoritelerini sağlamlaştırdıkça Orta Asya müslümanlarına verdikleri vaadleri yerine getirmelerinin bir lüzumunun kalmadığını gördüler. Böylelikle bölge müslümanları için 70 yıllık kâbus dönemi başladı.

Yeni Dönem, Yeni Ümitler


Bugün artık komünist kâbusu geride kaldı. Sovyet Sosyalist İmparatorluğu yıkıldı. Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan bağımsızlıklarını ilan edip dünya ile yeni ilişkiler geliştirme döneminde. Bu yeni süreci lehine çevirmesi en muhtemel ülke yine Türkiye gibi görünüyor.

Türkiye’nin, güneyindeki müslüman komşularıyla bir türlü güçlü bir iletişim ve işbirliğine girememesi, bunun yanında yüzlerce yıldır yüzünü döndüğü Batı’ya karşı duyduğu güvensizlik, yine Orta Asya’yı

gündeme getirdi. Turgut Özal, Türkiye’nin Sovyet sonrası dünyada yere daha sağlam basabilmesi için yeni hedeflerden birisi olarak Orta Asya’yı gösterdi. Dünya ile ilişki kurmaya çalışan sözkonusu Türk devletlerine yakınlaşmaprojesini hayata geçirmeye çalıştı.

Bu yolda önemli adımlar atıldı, pek çok şey başarıldı. Ama mesele zannedilenden daha karmaşıktı. Bir defa hiç bir Türkî devlet bizim onları zannettiğimiz gibi devlet ve toplumlar değildi. 70 yıl yaşadıkları baskıcı rejimin etkileri bir yana, bin yıl önce Anadolu’ya göçen akrabalarıyla aralarında bazı farklılıklar da oluşmuştu. Daha da önemlisi, artık dünyanın yeni siyasi ekonomik koşulları vardı.

Her şeye rağmen, aradan bin yıl ve üzerine yetmiş yıllık komünist silindir de geçmiş olsa, Orta Asya’nın müslüman kimliği, tasavvufî geleneğe aşinalığı ve dil konusunda hâlâ bütün bir kopuş yaşanmamış olması
geleceğe yönelik sağlam bir ilişki ve işbirliğinin altyapısını koruyor.

Buralarda yaşayan kardeşlerimiz, önceki dönemde maruz kaldıkları kurmaca tarih propagandası yüzünden, Türkiye’nin baskın rol oynayacağı ilişki biçiminden tedirgin oluyor, Türkiye’ye soğuk bakıyor. Ama bugün bu ülkelerden gelen önemli miktarda lisans, lisans üstü öğrencisinin Türkiye’de öğrenim görmesi yakın dönem için bir ümit olabilir. Zira bu insanlar gelecekteki ilişkilerin dinamik gücü olacaklar.

Müslüman İşbirliğine Doğru


Orta Asya müslümanları ile yeni ve sağlam bir ilişki geliştirebilmek için aradaki coğrafi engellerin eskisi kadar önemi kalmadı. Bugün yapılması gereken şey son derece açık: Birbirimizi tanımak, birbirimizden beklentilerimizi ve çekincelerimizi net bir şekilde anlamaya çalışmak. Yani, kişisel hesaplarımıza hiç kimseyi alet etmeden ve böyle bir şeyi de asla ima etmeden güven telkin edici ve eşitler arası bir iletişim kurmak.

Bu yeni dönemde Orta Asya müslümanları Türkiye’yi yalnızca oraya yatırım yapan şirketler aracılığı ile değil, gönüllerimizde halihazırda mevcut olan ortak değerler üzerinden de tanımalı. Buhara’dan, Semerkand’dan zuhur eden ve aydınlığını Medine’den alan ışıkla beslenen bizler de, ışığımızın zuhur ettiği yerde bıraktığımız kardeşlerimize karşı ilgimizi her fırsatta göstermeli ve onları tanımaya, anlamaya özel bir gayret sarf etmeliyiz. Çünkü bu dünyada sarf etmeye değer en önemli çabalardan birisi hiç şüphesiz ırkı, dili, rengi ne olursa olsun dünyanın her köşesindeki müslümanlarla tanışmak, halleşmek, anlaşmak, muhabbet kurma gayretidir.

Dileriz Sokullu Mehmet Paşa’nın bir kanalla birbirine bağlamak istediği iki coğrafya, onbinlerce, yüzbinlerce, milyonlarca gönül kanalıyla birbirine sımsıkı bağlanır. Unutmamak gerekir ki bu iş hangi ırk ve kavimden olursa olsun, burunlarının dibindeki müslümanlara bile kardeşçe ve adil bir muameleyi çok görenlerin harcı olamaz.

Silinmek İstenen Ortaklık

Sovyetler Birliği döneminde Orta Asya’nın Müslüman topraklarında çok yoğun bir İslâm karşıtı propaganda dönemi yaşandı. Hatta belli dönemlerde vahşi baskı ve sindirme yöntemleri uygulandı.

Bu politikaya en çok maruz kalan cumhuriyet ise, Özbekistan ile birlikte, dinî hayatın çok canlı olduğu Kırgızistan oldu. Ülkenin başkenti Bişkek’te 1948’den günümüze 100’e yakın ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Küçük Hesapların Ağır Sonuçları
« Posted on: 15 Kasım 2019, 00:29:54 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Küçük Hesapların Ağır Sonuçları rüya tabiri,Küçük Hesapların Ağır Sonuçları mekke canlı, Küçük Hesapların Ağır Sonuçları kabe canlı yayın, Küçük Hesapların Ağır Sonuçları Üç boyutlu kuran oku Küçük Hesapların Ağır Sonuçları kuran ı kerim, Küçük Hesapların Ağır Sonuçları peygamber kıssaları,Küçük Hesapların Ağır Sonuçları ilitam ders soruları, Küçük Hesapların Ağır Sonuçları önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &