ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Kırk Yedi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kırk Yedi  (Okunma Sayısı 729 defa)
01 Ağustos 2011, 12:14:10
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 01 Ağustos 2011, 12:14:10 »



Kırk Yedi


Temmuz 2009 - 127.sayı


Hüseyin KAYA kaleme aldı, DİĞER YAZILAR bölümünde yayınlandı.

Onu ilk fark ettiğimde yapayalnız ve mahzundu. Yalnızlığını az da olsa paylaştımsa da mahzunluğu hiç gitmedi yüzünden. Hatta her geçen zaman daha da arttı. Onun yalnızlığı ve kimseye uymaması dışında bir araya gelişimizin izah edilebilir nedenleri yoktu. Aslında birbirimize biraz da yüktü varlığımız. Ben suskundum, o dilsizdi. Kimseler farkına varmadı bir ömür onun beni sırtında taşıdığını, benim onu kalbimde taşıdığımı.

Hayatımın en vazgeçilmezlerinden olmasına rağmen onu kaybetmekten hiç korkmadım. Onun bana sadakatinden de şüpheye düşmedim ve onu hiçbir vakit sıkı sıkıya kendime bağlamadım, mahkum etmedim. Gitmeyeceğini, başkalarına bana bağlandığı gibi bağlanamayacağını biliyordum belki de.

Öylesine güvendim ki ona, insanlarını pek de tanımadığım uzak mahallelerdeki akrabalara, dostlara ziyarete gittiğimde dahi, kapı önlerinde öylece melül mahzun bırakırken kendisini, geriye dönüp de göz ucuyla bile olsun bakmadım. Sıcak yaz günlerinde yüzünde oluşan çatlaklara aldırmadan öylece bıraktım gün altında çoğu zaman. Yağmurlu, karlı günlerde ise ona değil, kendime merhametim yüzünden aldım onu kapı önlerinden.

Ne fukara semtlerin sessiz, küçücük tenha camilerinde, ne de sırta secde edilerek bayram namazları kılınan büyük camilerde başkalarınınki gibi bir kez olsun aklıma düşmedi namaz esnasında; ya başkalarına uyup da gider, beni öylece perişan bırakırsa diye. Bıraktığım yerlerde beni öylece, hep uslu çocuklar gibi melül ve mahzun bekledi.

Kısa süren askerliğimde de onu başkaları gibi kilitlere vurmadım, başucumda, yakınımda bulundurmadım. Benden uzakta boynu büküldüyse galiba biraz da bu yüzdendi.

Kimse ne başına ne de ayağına böyle bir bela almak ister diye düşünerek, park yasağı bulunan caddelere cesurca bırakılan bakımsız eski arabalar gibi öylesine bıraktım hep yıllar yılı onu eşiklere, merdivenlere, cami ayakkabılıklarına.

Bir kez olsun şefkatle silmedim yüzünü, okşamadım. Kara bakışlarıyla göz göze gelmedim.  Bunca yükü omuzlarında taşımaktan, benimle birlikte her hayalin peşinde dolaşmaktan yorulup da takatinin kesildiği, artık bana yoldaş olamayacağını anladığım demlerde bile, çoluk çocuk ile gönderdim onu iyileşmeye, kendim götürmedim. Kısa ayrılıklardan sonra bana döndüğünde yüzünde gördüğüm tebessüme karşılık vermemek için yüzümü, bakışlarımı kaçırdım çoğu zaman bakışlarından.

Böyle bir muameleyi hak etmiyordu, biliyordum. Onu kaybettiğimde tekrar ona sahip olabilmek için ne güçlüklere katlanmak, kimlere ağız, boyun eğmek zorunda kaldığımı onu nerde bulacağımı olmadık insanlara sorarken ne büyük eziyetler çektiğimi bir ben biliyordum bir o biliyordu. Bir o biliyordu hangi ümitlerin peşinden savrulduğumu, hangi kahırlarla hangi kaldırımları arşınladığımı, ömrümün nelerin peşinde geçtiğini, hangi çamurlara bulandığımı, hangi yollarda yapayalnız kaldığımı. Bir o biliyordu terminallerde, istasyonlarda anneye babaya, bacıya, kardaşa ve dahi sevgiliye belli etmeden ağırlaşan kalbimin yükünü, daha  kimsenin bilmediği, bilemeyeceği onlarca hikâyeyi. Okuldan kaçtığım bahar günlerini, kaytardığım teravih namazlarını sır gibi sakladı da kimselere demedi. Karne günleri içime düşen sevinci, gurbet dönüşlerinde kuş yüreği gibi çarpan kalbimin sesini ancak o duydu benden başka. Düştümse onunla düştüm, doğruldumsa ona dayanarak doğruldum ve akılsız başımın cezasını en çok onunla çekti ayaklarım.

Aslında sevgisizlikten merhametsizlikten değildir ona karşı bunca ilgisizliğim. Hisseder mi ona karşı kalbimden geçenleri, bilir mi, anlatsam anlar mı? Bir ömür ona yük olmuşluğun mahcubiyeti ve her şeyi paylaşmanın muhabbetiyledir sana karşı suskunluğum ve bu yüzdendir yüzüne bakamayışım desem,  her kapıyı açtığımda, her yola çıktığımda tarifi mümkün olmayan bir mahcubiyet ve hüzünle fark ettirmeden adımlarıma bakıyorsam hep bu yüzden desem, inanır mı, inanır mısınız?

Onu kaybetmekten korkmadığım doğrudur. Ancak korkum onun beni kaybedeceği gündendir. Zira uymaz başkalarına, onların gittiği yolları bilmez, tanımaz. Ben olmasam öylece kalır ortada yapayalnız. Kimseler alıp götürmez evine, sahip çıkmaz. Ya bir sele kapılır kaybolur yağmurlu bir günde, ya birinin ardından taş niyetine atılır.
Ondan önce öleceğimi bile bile, alıştırmamalıyım onu bu sevgiye. Bir ömür taşımak zorunda kaldığı bu yüke günü gelince bir de ayrılacak olmanın yükünü bindirmemeliyim.

Kara lastik ve naylon ayakkabı ile çocukluğumu arşınladığım yıllarda, bir gün kendisine sahip olursam yüzünü silmek için sakladığım o bordo kadife parçası ile onu asla yüzleştirmemeliyim. Bir arefe gününde altını bile siyaha boyayarak onu bayram gezmelerine götürmek hevesiyle sabahı zor eden çocuğun ben olduğumu da bilmemeli.
Yağmurda ıslanmalı, güneşte yanmalı.

Emsalleri kendilerine ayrılan sıcacık mekânlarda ömrüne ömür katarak etrafa ışıltılı tebessümler salarken, onun alnında yalnızca hal ehlinin okuyabileceği acıdan çizgiler belirmeli.

Şimdiden alışmalı, hazır olmalı kapı önlerinde unutulmaya. O gün geldiğinde, evimin eşiğine sıra sıra yabancı ayakkabılar dizildiğinde, içerisi sükût içinde dolup dolup boşaldığında anlamamalı onu bırakıp tek başıma bir yola çıktığımı. Tüm ayakkabılar içeriye alındığında yahut eşik önünden sahipleriyle ayrıldığında, kapıda kalmış olmak üzmemeli onu. Kimseden bir şey beklememeli.

Beni hep içerde bilmeli.   

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kırk Yedi
« Posted on: 22 Ekim 2019, 17:37:56 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kırk Yedi rüya tabiri,Kırk Yedi mekke canlı, Kırk Yedi kabe canlı yayın, Kırk Yedi Üç boyutlu kuran oku Kırk Yedi kuran ı kerim, Kırk Yedi peygamber kıssaları,Kırk Yedi ilitam ders soruları, Kırk Yedi önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &