ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Hızır’dan Ders Alan Veli
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hızır’dan Ders Alan Veli  (Okunma Sayısı 875 defa)
07 Haziran 2012, 16:22:05
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 07 Haziran 2012, 16:22:05 »




Hızır’dan Ders Alan Veli: Abdülhalik Gücdüvanî k.s.



Ali Yurtgezen |
Nisan 2012 | DİĞER YAZILAR   


    Hâce Abdülhâlik Gücdüvanî hazretleri ilmi, sohbeti, nasihati, vasiyeti, Nakşiliğin temel usulleri haline gelen prensipleri kadar keskin feraseti, kerametleri ile de bağlılarını terbiye eder. Onun dilden dile aktarılarak bugüne ulaşan bazı kerametlerinde her dönem için eskimeyen mesajlar vardır.

Başlarken

Yazılı kaynaklara göre, ilk kez kendine özgü bir yol olarak belirginleşmesi sebebiyle Buhara’da miladî 12. yüzyılın ortalarında Hâce Abdülhâlik-ı Gücdüvanî k.s. ile başlatılan Hâcegân yolu, sonraki dönemlerde bazı yeni usuller getiren mürşitlere nispet edilerek değişik isimlerle anılsa da (Nakşibendiyye, Ahrariyye,Müceddidiyye, Halidiyye) hep aynı çizgiyi sürdürdü aslında. Bu çizgi Allah Rasulü s.a.v.’in çizgisiydi. Sâdât-ı Kiram, dünya yolculuğumuzda hepimiz için “üsve-i hasene: en güzel örnek” olan Rasul-i Ekrem s.a.v.’in Sünnet-i Seniyye’sine sımsıkı sarılarak, O’nun izlerini takip etmek suretiyle, sırat-ı müstakim çizgisini her dem tazelediler. Yani bu yol, şeklen Hâcegân silsilesiyle başlamış gibi görünse de, daha Efendimiz s.a.v. zamanında O’nun kutlu yürüyüşüyle varlık bulmuştu.

Nitekim Hacegân-Nakşî-Halidî silsilesi Abdülkadir Geylanî k.s. gibi, Beyazid-i Bistâmî k.s. gibi, Hâcegân ulularından önce yaşamış büyük velilerden, Ashab’ın en faziletlisi Sıddîk-i Ekber Hz. Ebubekir r.a.’a, oradan da Alemlerin Övüncü Hz. Peygamber s.a.v.’e bağlanır. Öyle olmalıdır, çünkü bu yolun rehberleri, Efendimiz s.a.v.’in hem zahirde hem bâtındaki mirasçısı alimlerdir. Onlar, nübüvvet nurunu velayetle kendi zamanlarına taşıyıp her devirde yolumuzu aydınlatan, bizi Hakk’a, hayra ve hakikate çağıran kâmil mürşidlerdir. Onlar Rasulullah s.a.v.’den tevarüs eyledikleri “güzel örneklikleri” kendi hayatlarıyla tekrarlayan Allah dostlarıdır. Onları tanımak bizim için bir şükran ifadesi olduğu kadar, istikametimizi bulmaya, manevî feyizle bereketlenmeye, Sünnet’i hatırlamaya ve Rasul-i Ekrem s.a.v.’i daha iyi tanmaya vesiledir.

Hâcegân silsilesine ilk halkasından başlayarak bismillah diyoruz, inşAllah yaşadığımız asra kadar uzanan bu silsileyi her ay bir halka ekleyerek anlatacağız.

‘Vakti geldiğinde..’


Miladi on ikinci yüzyılın ortalarında Buhara’da Şeyh Allâme Sadreddin Hazretleri bir talebesiyle tefsir dersi yapmaktadır. O günkü derste Araf suresinin “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Çünkü O haddi aşanları sevmez.” mealindeki 55. ayeti de konu edilmiştir. Hoca, dua etmenin edeplerini, ayetteki duanın ibadet veya zikir anlamlarına da geldiğini anlatır uzun uzun. Fakat bir talebenin yüzündeki mütereddit ifade gözünden kaçmaz. Hep yapageldiği gibi bu ayetle ilgili mütalaasını ister ondan. Çocukluktan gençliğe henüz adım atmış olan talebesi,

– Efendim, der, gizlilikten murat, yapılan dua veya zikri Allah Tealâ’dan başkasının bilmemesidir. Yüksek sesle yahut dili, başı, vücudu oynatarak yapılırsa, bu halin dışarıdan fark edilmesi tabiidir. Başkalarının haberdar olmaması için sırf kalple zikredilmeli, ne istenecekse kalpten istenmelidir. Fakat malumunuzdur ki Rasulullah s.a.v. ‘Şeytan, damarlardaki kan gibi, insanoğlunun içinde deveran eder.’ buyurmuştur. Hadis-i şeriften, sadece kalp ile yapılan zikir ve duaya bu defa şeytanın vâkıf olabileceği neticesi çıkıyor. O halde nasıl yapılmalıdır ki dua veya zikirde gizlilik tahakkuk etsin?

Şeyh Sadreddin hiç müdahale etmeden, müşfik bir eda ile sonuna kadar dinler talebesini. Yüzüne mutluluk ifadesi bir tebessüm yayılmıştır. Belli ki beklediği bir sorudur bu.
– Evladım, zikr-i hafînin (gizli zikrin) nasıl yapılacağı ledün ilminin meselesidir, der usulca ve bir müjde verir gibi ilave eder:

– Allah Tealâ dilerse dostlarından biri vasıtasıyla vakti geldiğinde bunu sana öğretecektir.

Nitekim çok geçmez, Hızır a.s. gelir, manevi evlat edindiği bu gence yirmi iki yaşına kadar zikr-i hafî de dahil birçok bilgi ve usul öğretir. Sonra Yusuf Hemadânî k.s. hazretlerine ısmarlar onu ve sırra kadem basar. Aslında daha ana rahmine düşmeden onun doğacağını babasına haber veren de adını koyan da Hızır a.s.’dır.
Baştan itibaren böylesine rabbanî bir himaye ile yetiştirilen bu genç, Hacegân silsilesinin kendisiyle başladığı büyük veli Abdülhâlik-ı Gücdüvânî k.s.’dan başkası değildir.

Rabbanî terbiye

İmam Malik rh.a.’in soyundan alim ve zahit bir zat olan babası Abdülcemil İmam, o doğmadan kısa bir süre önce Malatya’dan hicret edip Buhara yakınlarındaki Gücdüvan’a yerleşmiştir. Abdülhalik Gücdüvanî k.s. burada doğar. Cenab-ı Hak, Hızır a.s. vasıtasıyla katından ilim vererek yücelteceği bu seçkin kulunun, Buhara gibi o devrin ilim ve irfan merkezinde büyümesini, bu iklimin feyzinden nasiplenmesini takdir etmiştir. Çünkü Ehl-i Sünnet çizgisini ihya edecek olan Hâcegân silsilesi onunla başlayacak, Nakşibendiyye yolunu bugün de aydınlatan Kelimat-ı Kudsiyye kandilleri onun eliyle yakılacaktır. Kendisinden bir asır sonra dünyayı şereflendirecek Şah-ı Nakşibend k.s. hazretlerini ruhaniyeti ile irşat edecek, ona Hızır a.s.’dan aldıklarını aktaracak, zikr-i hafîyi öğretecek olan da Hâce Abdülhalik Gücdüvanî hazretleridir.

Daha beş yaşında iken Buhara’da ilim tahsiline başlar. Kısa zamanda devrinin ilimlerinde söz sahibi olmakla kalmaz, Hızır a.s.’dan ledün ilmini ve kalp ile gizli zikrin nasıl yapılacağını öğrenir. Hızır a.s., o sıralar Buhara’ya yeni gelmiş olan Yusuf Hemedânî k.s.’a sevk eder Abdülhalik Gücdüvanî’yi. Artık onun manevi terbiyesini bu büyük veli devralacaktır. Yusuf Hemedanî k.s., diğer bağlılarının açık zikir yapmasına rağmen Gücdüvanî hazretleri, gönül zikrini Hızır a.s.’dan öğrendiği gibi sessizce yapmasına izin verir, hatta onu bu hususta teşvik eder.

Yusuf Hemedanî hazretlerinin sohbet ve ders halkasında manevi makamları hızla kat eden Hâce Abdülhalik Gücdüvanî, mürşidi vefat ettiğinde onun geride bıraktığı dört halifesinden biridir. Fakat hemen irşada başlatılmaz. Çünkü dervişler henüz onun sohbetini kavrayacak seviyede değildir. Sohbet postuna oturan Hâce Abdullah Berkî hazretleridir, ondan sonra da diğer halife Hâce Hasan Endâkî k.s. görevi devralır. Üçüncü sırada Hâce Ahmed Yesevî k.s. hazretleri bu seviyeyi tesis için görevlendirilir. Bu üç dönemde o, Gücdüvan’da inzivaya çekilir, riyazet ve mücahedesini sessiz sedasız sürdürür. Nefsini çok ağır imtihanlara tabi tutmakta, böylece ulaştığı manevi halleri tıpkı zikri gibi gizleyerek kimseye bir şey sezdirmemeye çalışmaktadır. Fakat Cenab-ı Hakk’ın ikramı ile zuhur eden bazı kerametleri kısa zamanda şöhreti her yana duyurur. Çok uzak diyarlarda adına hankâhlar kurulmakta, insanlar kalabalıklar halinde Gücdüvan’a onu ziyarete koşmaktadır. Nihayet Ahmed Yesevî hazretleri şeyhinin hayattayken işaret ettiği gibi Türkistan’a giderken bütün bağlılarını Hâce Abdülhalik Gücdüvanî hazretlerine ısmarlayınca Buhara’ya gelir, irşada başlar.

Vasiyeti hepimize


Bağlılarına ısrarla tasavvufun ancak Kur’an ve Sünnet ışığında yürünebilen bir yol olduğunu anlatır. Onları cehaletten ve nefs-i emmareden kurtulmak için gayrete çağırmakta, sohbetine katılanlara her defasında ilim ve edep tavsiyesinde bulunmaktadır. Tasavvuf yoluna girenlerin nasıl davranması gerektiğini sadece zamanındaki müritleri değil kendisinden sonra gelecekler de bilsin diye, manevi oğlu ve halifesi Şeyh Evliya-yı Kebîr’in şahsında, adeta hepimizi tek tek muhatap alarak şöyle vasiyet eder:

“Ey oğul! Her zaman Allah Tealâ’nın huzurunda olduğunu unutma. İlim ve edep öğren. Bunun için büyük alimlerin peşinden git. Rasulullah s.a.v.’in sünnetine sarıl, Sünnet’e uymada sahabe efendilerimiz gibi ol. Cahillerden uzaklaş, bid’at sahipleriyle, dünyaya düşkün kimselerle ülfet eyleme. Fıkıh, hadis ve tefsir oku ama şöhret peşinde koşma; makam hırsına kapılma. Sıradan bir insan gibi yaşa. Kimseyi hor hakir görme. Kimseden bir şey isteme. Kimseyle münakaşa etme. Tenha yerlerde otur, az ye, az uyu, az konuş. Dışını çok süsleme. Çok gülme; gözlerinde yaş, gönlünde hüzün olsun. Tasavvuf büyüklerine, meşayıhtan zatlara dil uzatma, canla başla onların hizmetine koş. Namazlarını her vakit cemaatle kılmaya gayret et. Şüpheli şeylerden kaçın, helâlinden kazanıp ye ki amellerini ihlâsla yapabilesin. Fakirlikten korkma. Fıkhı sermaye, evini mescit edinenin sahibi ve dostu Allah’tır.”

Tasavvuf yolunda ayağı kaydırmadan dosdoğru yürüyüp mesafe almak için her daim Allah Tealâ’yı hatırlamak gerekmektedir. Zor bir iştir bu. Zaman zaman da olsa gelip kalbi işgal eden dünya gailesi, insana asıl vazifesini, kulluğunu, onu kendisine kulluk etsin diye dünyaya gönderen Yaradan’ını unutturabilmektedir.

Hâce Abdülhâlik Gücdüvânî k.s., vasiyeti ile kendisinden sonra gelecekleri bu tehlikeye karşı uyarmakla yetinmez. Gündelik hayatta ve zikir esnasında bağlı kalınacak bir takım temel düsturlar belirleyerek müritlerin yürüyüşünü sağlama almak ister. Nakşibendiliğin “kelimât-ı kudsiyye” diye bilinen on bir temel prensibi, onun bizleri yolda tutma endişesinin eseridir.

Hûş der-dem, nazar ber-kadem, sefer der-vatan, halvet der-encümen, yâd-kerd, bâz-geşt, nigâh-daşt, yâd-daşt, vukûf-i zamanî, vukûf-i adedî ve vukûf-i kalbî diye adlandırılan bu on bir prensip, tutulacak en doğru ve en emin yolu aydınlatan birer kandil gibidir.

Menkıbeleriyle de irşadını sürdürüyor


İlmi, sohbeti, nasihati, vasiyeti, Nakşiliğin temel usulleri haline gelen prensipleri kadar keskin feraseti, kerametleri ile de bağlılarını terbiye eder Hâce Abdülhâlik Gücdüvanî hazretleri. Onun dilde...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hızır’dan Ders Alan Veli
« Posted on: 21 Kasım 2019, 00:56:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hızır’dan Ders Alan Veli rüya tabiri,Hızır’dan Ders Alan Veli mekke canlı, Hızır’dan Ders Alan Veli kabe canlı yayın, Hızır’dan Ders Alan Veli Üç boyutlu kuran oku Hızır’dan Ders Alan Veli kuran ı kerim, Hızır’dan Ders Alan Veli peygamber kıssaları,Hızır’dan Ders Alan Veli ilitam ders soruları, Hızır’dan Ders Alan Veliönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &