ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız?  (Okunma Sayısı 665 defa)
18 Ağustos 2011, 18:55:24
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 18 Ağustos 2011, 18:55:24 »



Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız?



Mayıs 2009 - 125.sayı
 

Ayşe İZCİ kaleme aldı, DİĞER YAZILAR bölümünde yayınlandı.

Toplum olarak “bilinçli hipnoz” denilen bir durumla yüz yüzeyiz. Hipnoz olmak için illa ki birinin karşımıza geçip “Şimdi gözlerimin ta içine bak, sürekli bak, gözünü hiç ayırma..” diyerek, kaskatı olmuş halde yığılıp kalmamız gerekmiyor.

Evinizdesiniz. Bir beyefendi iseniz, diyelim gün boyu çalıştınız, yorgunsunuz. Dinlenmek üzere en rahat koltuğu seçmek tabii ki en doğal hakkınız. Sükunet istiyorsunuz. Sizi yoran tüm düşünceleri bir kenara bırakmak, başka konularla ilgilenerek kafanızı dağıtma çabasındasınız. TV kumandasına hükmetme hakkı da sizin olmalı, çünkü bütün gün evde değildiniz. Şöyle bir kanalları dolaştınız. Göz ucuyla da olsa insan bazen dinin meşru görmediği veya sinir bozucu görüntülere takılabiliyor. Merak bu ya, bakalım katil kim veya filanca allame-i cihan alimimiz yine neler döktürüyor gibi.

Mümkün olduğunca çoluk çocuk sessizliğe büründü. Sizi rahatsız eden fazla ışıkları da söndürdünüz. Eşinizin sizinle sohbet etmek babından havadan sudan veya işten alışverişten dem vuran o alışıldık cümlelerini duyan ama cevap vermeye üşenir vaziyettesiniz. “Hı..” deseniz neye evet dediğinizi pek hatırlamayabilirsiniz.

Kimi zaman da tüm dikkatinizi toplayarak önemsediğiniz bir filmi veya tartışma programını uyuyup kalmadan sonuna dek izlemek istiyorsunuz, lakin mümkün olmuyor. İşte tüm hipnotik koşullarınız hazır: Biraz telkin alır mıydınız? Hayır diyemezsiniz. Çünkü size soran da yok.

Sinema sanat ama...

Genç onlar. Birkaç arkadaş sinemaya giderler. İlgisine göre romantik, komedi, toplumsal, dinî veya bilimkurgu bir film izleyecekler. Sinemaların kantinlerinde satılan patlamış mısır paketleri ne kadar kocaman oluyor, bir düşünün. Neden? İnsanlar aç olduğu için değil elbet. Biraz sonra film başlayınca yeme davranışları otomatiğe bağlanmış gibi ne kadar yediklerini fark edemeyecekleri bir süreci yaşayacaklar.

Ortam çok müsait. Kocaman bir ekran, loş veya karanlık bir salon ve sessizlik... Filmin hareketliliğine ve konusuna göre sürekli değişiklik  gösteren göz yorucu ışıklandırma sistemi sayesinde birkaç dakika içinde bilinçli bir hipnoza girmenizi engelleyebilen hiçbir unsur yok. Sinema salonunda sadece filmin içinize işleyen yüksek sesli müziğini ve seslendirmeyi işitebiliyorsunuz. Yanınızdakilerin fısıltıları bile sizi rahatsız ediyor. Arkadaşınız filme ilişkin bir şey söylemek istese kısa bir cevapla geçiştiriyor, konuşmak istemiyorsunuz. İnsanın üzerine bir rehavet çöküyor. Sanki başka bir alemde yaşar gibi oluyor.

Bir miktar hipnotik telkin alır mıydınız? Hayır deme lüksünüz yok!

Hanımlara telkin saati


Bazı uyanık hırsızlar önemli maçların olduğu geceler işe çıkmıyor mu?  Duyup da yerimizden kalkmayı akıl edemediğimiz zamanlarda.

Şayet çalışmayan bir hanımsanız, doğal olarak kendinize reva gördüğünüz özgür dinlenme zamanlarınız vardır. Bizim kadınımız eline de diline de bereketlidir maşallah. Ev işi yapmaktan yorulduğunda bir köşeye oturur, eline örgüsünü ya da dantela işini alır, öyle dinlenir. Eh tabii, sabah kuşağı kadın programlarını ve öğle sonu izdivaç buluşturmalarını izlemeyi de hak etmiştir artık. Yorgunlukla çabucacık rehavete geçilir. Ayaklarını şöyle bir uzatıp derince birkaç nefes aldıktan sonra artık tüm fizikî ve ruhî şartlar hazırdır. Ekran ona şöyle seslenmektedir: Hanımefendi, bir miktar hipnotik telkin alır mıydınız?

Biliyorum ki, ‘kim kime denk’ evlendirme programlarını izlerken, aklına eşiyle aralarında her ailede görülebilecek sorunları getirip, “Acaba şu programa bir de ben çıksam kim bilir bana kimler talip olur?” diye hayallere dalan nice ev hanımları var.

Bilgisayar sadece teknoloji harikası mı?


Bilgisayar başına oturmuş bir insan saatlerce tuşlara basar. İhtiyaç hasıl olsa da kolay kolay ara veremez, kendine dur diyemez. Yapacak işleri, çalışılacak dersleri vardır, bunun bilincindedir ama bir türlü harekete geçemez. Odaya girilip çıkılmasından rahatsız olunur.

İş adamı ünvanlı pek çok babalar da vardır ki, bilgisayar bağımlısı dedikleri gençleri bu konuda yarı yolda bırakırlar. Çatı odası gibi ayak altı olmayan yerleri tercih ediyorlarsa veya kapının aniden açılmasını engelleyecek önlemler alıyorlarsa, bilelim ki telkine hazırdırlar. Onlar ellerinin yorulduğunun bile farkına varmazlar. Kendi kendinedirler. İzledikleri veya meşgul oldukları konu günah da olsa, mekruh da olsa, bunu zihinden geçirilmiş havâtırlar gibi yorumlayıp etkilenmediklerini, herhangi bir vebal altına girmediklerini zannederler.

Bilgisayarda saatlerce oyun oynanır, sayısız adam katledilir, kazanılır, kaybedilir. Nihayetinde günün birinde gazete haberlerinde bir gencin çok sevdiği bir insana nasıl ‘tavuk kesme’ rahatlığıyla kıydığını okuyup şoke oluruz.
Buyurun, asrın teknoloji harikası bilgisayarla beraber bir miktar hipnotik telkin de alır mıydınız? Çekimser durmayın, tüm bunlar sizin için kurgulandı.

Yaşken ağacı nereye eğiyoruz


Ya küçücük çocuklarımız için ne söylemeli? Bir zamanlar, diyelim bugünün orta kuşağı çocuk yetiştirirken belli sayıda kanal ve çizgi film vardı. İnternet henüz yaygınlaşmadığı için şanslıydık bir bakıma. Atari kaseti alırken seçici olabiliyorduk. Çizgi filmlerin içeriğinden haberdar olup, gerekirse müdahale ediyorduk. Artık gün o gün değil. Anneler çocuklarına üzerinde muzur resim bulunan tişört giydirebiliyor. Farkına varmıyor veya önemsemiyorlar. Anneler iş, babalar geçim telaşında. Çocukların nasıl vakit geçirdikleri onları pek de düşündürmüyor. Çünkü işleri daha önemli. Koltuğa yaslanmış veya halıya uzanmış çocuklar gözlerini kocaman açmışlar, ne de güzel izliyorlar! Belki kendi odalarında mini televizyonları var. Yeter ki çok ses yapmasınlar da ne isterlerse izlesinler!

Zil çalsa duyulmuyor, duyulsa yerinden kalkılıp kapılar tez açılmıyor. Yine biliyorum ki kimi anneler küçük çocuklarının beslenme saatlerinde yeterince yedirebilmek için veya henüz tadına alışmadığı gıdaları oldu bittiye getirerek yutturabilmek için özellikle ekran karşısında beslemeyi tercih ediyorlar. Çocuklar daha üç-beş aylıktan itibaren o kocaman, ışıl ışıl gözlerini ekrana çivililiyorlar. “Hadi çığne, hadi yut artık, hadi aç ağzını..” komutlarıyla ne yediklerini fark etmeden, annelerinin belirlediği ölçüde karınları doyuruluyor. Bu tür beslenme aynı zamanda izlediği şey ne ise ondan daha çok hoşlanmasını sağlayan bir olumlu pekiştirme, yani ödüllendirme işlevi görüyor.
Yavrucuğum, mamanın yanına bir miktar hipnotik telkin alır mısın? Evet, henüz red edecek yaşta değilsin, ne verirsem onu yiyeceksin!

Kendi kuyumuzu kendimiz mi kazıyoruz?


Bu örnekleri çoğaltmak mümkün elbette. Hep suçlu arıyoruz. Gazete kupürlerinde, televizyon haberlerinde yer verilen akla zarar vahşet-dehşet haberlerini izledikçe, çığırından çıkmış ilişkileri gördükçe içimiz ürperiyor. Bin bir türlü gerekçe veya tahmin üretiyoruz. Art niyetlilerin toplum üzerindeki etki ve hakimiyetini kabullenmiş oluyoruz. Oluyoruz olmasına da sistemli olarak hipnotize edildiğimizin farkına varmıyoruz.

Üstelik tüm bu yukarıda sayılan hipnotik ortam koşullarının en alalarını kendi ellerimizle hazırlıyoruz. Onlar sadece üzerimizde etkide bulunacak “değişkeni” yani filmi hazırlıyorlar. Var mı içimizde ben asla hipnotize olmam diyen babayiğitler? Maalesef onların oranı taş çatlasın yüzde üçü-beşi geçmez. Ahvalimiz böyledir.

Toplum olarak “bilinçli hipnoz” denilen bir durumla yüz yüzeyiz. Hipnoz olmak için illa ki birinin karşımıza geçip “Şimdi gözlerimin ta içine bak, sürekli bak, gözünü hiç ayırma..” diyerek, kaskatı olmuş halde yığılıp kalmamız gerekmiyor.

İnsan ortama ve konuya bağlı olarak bazen öyle hafif bir bilinç kayması yaşayabiliyor ki, “bilinç dışı” ve “bilinç altı” dediğimiz algılama süreçleri de devreye giriyor ve kayıt yapmaya başlıyor. O anda bilinç açık olmasına rağmen denetim işlevini kısmen kaybediyor. Bilinç dışı zihin de izlediklerini doğru eğri değerlendirmesi yapılmadan kaydediyor. Çünkü kurallar, değerler, yasalar, din, vicdan gibi şeyler bilinç düzeyinde vardır. Bilinç dışının algısal seçiciliği yoktur. Ne verirsen onu kaydeder ve hafızasına alır.

İş burada bitmez tabii. Çünkü bilinç dışı bilincin ana kaynağıdır, bir bakıma hammadde sağlayıcısıdır. Yeri geldiğinde daha önce yerli yersiz kaydettiği bilgileri bilinç düzeyine pompalar ve onların davranışa dönüşmesi için tahrik eder. İşin o boyutuna girmeyelim ama bunun İslâmî literatürdeki nefs, akıl, davranış ilişkilerine dair açıklamaları da var. Belki de bu hikmetle nahoş şeyleri izlemek veya söylemek dinimizce kerih görülmüş, men edilmiştir.

Dur demek elimizde

Sözün özü, çok yönlü kanallardan ve konulardan, toplum olarak hipnotize edilmekteyiz. Ne var ki bu süreci kendi irademizle yaşıyoruz. Kimse bizi zorla ekran karşısına oturtmuyor. Onların tek hedefi reyting yani çok izlenmek. Çok izlenince çok reklam, çok reklam da çok para demek. Bu yüzden her türlü reklam, kampanya ve hatta aldatmacaya başvurmaktan çekinmiyor lar. Tabir caizse önümüze ne konulsa safça yemiş yutmuş oluyoruz.

Hatta yanlış yapanları deşifre edip yerden yere vuran hassasiyetli kanalların sosyal veya dinî  programlarında bile “alıcılarımız güvenle açık olduğu için” bize sunulan kötü örnekleri de hemencecik içsel hafızamıza kaydediyoruz. Bir gün başvurmak üzere. Oysa hatırlayalım, yanlışı tasvir etmek de yanlış.

Bir manevi te...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız?
« Posted on: 02 Haziran 2020, 23:28:33 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? rüya tabiri,Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? mekke canlı, Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? kabe canlı yayın, Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? Üç boyutlu kuran oku Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? kuran ı kerim, Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? peygamber kıssaları,Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız? ilitam ders soruları, Biraz Hipnotik Telkin Alır mıydınız?önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &