> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Yeni nesil kimin eseri olacak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeni nesil kimin eseri olacak  (Okunma Sayısı 984 defa)
12 Ağustos 2012, 18:26:18
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 12 Ağustos 2012, 18:26:18 »



Yeni nesil kimin eseri olacak?
Hakan ÇOPUR • 87. Sayı / DİĞER YAZILAR


İnternetin hayatımızda ne denli büyük bir yer işgal ettiği konusunda sanırım herkes hemfikirdir. Yemek, içmek ve uyumak kadar tabii bir ihtiyaç, hayatımızın vazgeçilmez bir elementi haline geldi internet. Artık onsuz bir hayat düşünemiyoruz. İnternet, gerçekten de en az elektrik kadar hayatımızı değiştiren bir imkân. Nasıl ki elektrik olmadan mevcut hayat standartlarımızı sürdürmemiz mümkün değilse, internet olmadan da sahip olduğumuz imkân ve konforu bulmamız mümkün değil. Ancak, elbette, hayatımızı bu denli derinden etkileyen bu “nimetin” beraberinde getirdiği problemler de var. Dolayısıyla bir artı’lar-eksi’ler denklemi şeklinde düşünmemiz gereken internet, en çok da yeni nesillerin hayatını biçimlendiriyor. Bizim gibi 30’lu yaşlarının başında olan kişiler için bir “internetle tanışma yaşı” vardı; ancak yeni Milenyum’un ardından gelen kuşaklar için internet, içine doğulan kültürel bir ortam gibi. Dolayısıyla en az ebeveynler, okul ya da sosyal çevre kadar etkili. Bu zeminde şu meşru soruyu toplumun her kesiminde tartışmamız gerekir sanıyorum: Yeni nesil kimin eseri olacak?

Dünyada ve Türkiye’de internet

Dünyada internet, önce savunma sanayisinde bir fikir, sonra da pratik bir uygulama olarak 1960’larda ortaya çıktı. Bir dizi çalışmanın ürünü olarak 1969 yılında ARPA kuruldu ve internet kavramı kullanılmaya başladı. ARPA ilk başta dört üniversitenin bilgisayarlarını birbirine bağlayan bir sistem iken kısa zamanda çok sayıda üniversite ve kurum bu sisteme bağlandı. İlk elektronik posta da 1972 yılında kullanılmaya başladı. Ancak tüm bu ilk evre boyunca internet, sıradan kullanıcılardan çok bilgisayar mühendislerinin ya da ilgili kişilerin kullandığı biraz karışık bir sistemdi. Ancak 1980’li yılların sonuna doğru internet, üniversite kütüphaneleri ve benzeri yerlerde teknik olmayan kişilerin kullanımına sunulabildi. Bugün internet deyince ilk aklımıza gelen şey olan “www” (world wide web), yani hipertext internet protokolü ise ancak 1991 yılında kullanılmaya başladı. 1990’lar önce Netscape’in, sonra bilgisayarlarımızı ele geçirecek olan Microsoft’un ve Google gibi devlerin piyasaya hükmetmeye başladığı hızlı bir büyüme süreci olarak hatırlanıyor. Ancak son on yılda internetin geçirdiği inanılmaz evrim, insanoğlunun daha önce ancak hayalini kurduğu bir “zamanda yolculuk” hikâyesinin bir başka adı. Bugün milyonlarca insan koltuklarından kalkmadan temel ihtiyaçlarının çoğunu internet üzerinden halledebiliyorlar.

Türkiye’ye internetin gelişi 1990’ların ilk yarısına rastlıyor; önce TÜBİTAK ve ODTÜ’nün ortak projesiyle Nisan 1993’te doğan internet, 1994’te Ege, 1995’te Bilkent ve Boğaziçi, 1996’da İTÜ’de kullanılmaya başladı. Kişisel kullanıcıların internete erişimi için 1990’ların sonunu, hatta 2000’lerin başını beklemek gerekecekti. Türkiye’de 2000’lerle birlikte hızla artan kişisel kullanıcı sayısı, son verilere göre, 35 milyon civarında ve bu sayı ile ülkemiz dünyada 13. sırada gözüküyor. Dünya geneline baktığınız zaman karşınıza 2 milyarı aşan devasa bir rakam çıkıyor. Yine son verilere bakıldığında, kabaca, Türkiye’deki 18 milyon hanenin 8 milyonunda bilgisayar bulunuyor; ayrıca elindeki akıllı telefondan interneti kullananları da unutmamak lazım. Kısaca, mobilitenin de artmasıyla birlikte, toplumun çok büyük bir kesimine internetin ulaştığını kabul ederek meseleye bakacak olursak, internetin bireysel ve toplumsal hayatımızın biçimlerini belirleyen başat aktörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Dünyada en çok kullanılan tüketim ürünü: İnternet
Eğer internet market ve alışveriş merkezlerinde satılan bir ürün olsaydı herhalde dünyanın en çok tüketilen ürünü olurdu. Bugün internet bankacılığından e-ticarete, internetteki sosyal paylaşım ağlarından sanal oyunlara kadar her biri milyarlarca dolarlık devasa tüketim platformlarına zemin olan bir dünya internet. Her ne kadar adına sanal dense de internet âlemi gerçek hayatımızı öylesine etkiliyor ki bugün sadece ABD’deki internet reklamcılığı pastası 30 milyar doları geçti. Bunu dünya geneli olarak düşünürsek ne kadar insanın bu sürecin parçası olduğunu söylemeye gerek bile yok. Ya da bir başka çarpıcı örnek olarak, 2011 yılında tüm dünyadaki e-ticaret faaliyetlerinin 10 trilyon dolar civarında olduğunun tahmin edildiğini söylesek sanırım yeterli bir ipucu vermiş oluruz. Tüm bu bilgileri, internetin “geri döndürülemez” noktaya gelen bir ihtiyaç olduğunu saptamak ve tüm kapitalist sistemin ana damarlarından biri haline geldiğini vurgulamak için not ediyorum. Eğer bir unsur sistemik bir hâl almışsa, artık sistemik olmayan müdahaleler yeterince anlamlı olmuyor.

Türkiye’de internet kullanımı
Türkiye’de yaklaşık olarak 35 milyon internet kullanıcısı var ve bunların yaş ortalaması 28,5. 5 milyon civarındaki akıllı telefon sahiplerini ayrı bir kategoride ele almak gerekiyor. Ayrıca, ülkemizde 32 milyon kadar Facebook, 6 milyon kadar da Twitter kullanıcısı olduğunu not edelim. Dolayısıyla Türkiye’yi interneti yaygın olarak kullanan ülkelerden biri olarak nitelendirmek yanlış olmaz. İnternetin e-ticaret, bankacılık, alışveriş vb. alanlarda kullanımını (bunlar başka bir yazının konusu olabilir) bir kenara koyarsak, geriye çocuk ve gençlerin internet ile olan sıkı arkadaşlıkları kalıyor. Hemen her iki evden birinde bilgisayar olduğunu ve bu bilgisayarlarda en çok da çocuk ve gençlerin vakit geçirdiğini düşünürsek neden “yeni nesillerin kimin eseri olacağı” sorusunu sorduğumuz daha iyi anlaşılabilir. Ebeveynler, öğretmenler ve sosyal çevre, çocuk ve gençlerin internet kullanımı konusunda belli bir fonksiyona sahip olabilirler. Ancak toplumun genelini düşünürsek birçok evde bilgisayar başında ne kadar vakit harcanacağı konusunda ebeveynlerin yeterince belirleyici olmadığını söyleyebiliriz. Bu yönde bilimsel araştırmalar var mıdır bilmiyorum; ancak hepimiz başta kendi evimizden başlayarak en yakın çevremize bakarsak sanırım bu tespiti haklı çıkaracak düzeyde örnek bulabiliriz.

İnternet ortamına doğan yeni nesil(ler)
Çok yerinde bir ifadeyle teknoloji (bu yazı itibariyle internet) bir bıçak gibi; onunla ekmek de kesilebilir, adam da öldürülebilir. Eğer interneti boş işler için kullanır, oyun ve sohbet bağımlısı olur ve internetin size sunabileceği faydalı uğraşlardan uzak bir kullanıcı olursanız o zaman internet, kendi vaktinizi öldürdüğünüz bir cinayet aletiniz olur. Ancak bunun aksi de mümkün; interneti makul ve mantıklı bir araştırma, haberleşme, eğlence ve paylaşma ortamı olarak kullanabilirsiniz. Bu büyük oranda bilinçli tüketim meselesi. Tam da bundan dolayı çocuk ve gençlerimiz için muhtemel bir sorun alanı; zira bu süreç öylesine hızlı ve baş döndürücü bir biçimde gelişiyor ki, çocuklarının internetle olan ilgisini denetlemesi gereken ebeveynlerin çoğu internet dünyasının birçok özelliğini dahi bilemiyor. Bugün 40’lı yaşlarına varmış kişilerin çoğu internet dünyasının ya da akıllı telefonların ilginç özelliklerini bilmiyor ya da anlayamıyorken bu insanların 15 yaşındaki çocukları, tabiri uygunsa, olan biteni “canavar” gibi biliyorlar. Çünkü yeni neslin ayırıcı bir özelliği var; onlar internetle tanışmadılar, doğrudan internet dünyasının içine doğdular.

Basit bir örnekle meramımızı açalım; araştırmalar Türkiye’de 9-16 yaş grubundaki çocukların %47’si en az bir sosyal medya aracını (Facebook vb.) kullanıyor. Yani kabaca her iki çocuktan birinin, örneğin, Facebook’ta hesabı bulunuyor. Tabii ki bu çocuklar hemen her gün bilgisayarlarının başına oturuyor. Hatta çoğu zaman ödev yapmak gerekçesiyle oturuyor, ödevlerini yaptıktan sonra kalan vakitlerinde internette “sörf yapabiliyorlar.” Dünyada bu oranların ne olduğu emin olun beni çok ilgilendirmiyor; ancak internetle tanışma yaşının olabildiğince düştüğü ve her iki çocuktan birinin sosyal medyada yer aldığı bir ülkede, kimse yeni nesillerin öğretmenlerin eseri olduğunu iddia edemez. Elbette öğretmenler, ebeveynler ve sosyal çevre yeni nesillerin yetişmesinde önemli aktörler; ancak internetin bu sürecin ciddi bir bölümünde rol aldığı gerçeğini de gözden kaçırmamalıyız. Bence işin özü budur; internet ortamında doğan bir nesil, hiçbir zaman sadece öğretmenlerin ve ebeveynlerin eseri değil. Büyük fotoğrafı tamamlayan bir başka aktör daha var, o da internetin ta kendisi. Bakın, internetin içeriğiyle ve muhtemel zararlarıyla ilgili konulara hiç girmiyorum bile (orası başlı başına ayrı bir yazı konusu); sadece öyle ya da böyle yeni neslin yetişmesinde internetin ciddi bir belirleyici olduğunu düşünüyorum.

Sonuç
Açıkçası yazının başlığındaki soruya, bu kadar meseleyi yazdıktan sonra, “yeni nesil internetin eseri olmayacaktır!” diye cevap vermenin pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Keşke evdeki anne-babanın, okuldaki öğretmenin ve etrafımızı çevreleyen sosyal çevrenin bu teknolojik tahakküme baskın geleceği konusunda emin olabilseydik. Ama bence değiliz ve olmamalıyız da. Bunun yerine biraz tedirgin olmalıyız ve bu tedirginlik bizi tedbirli olmaya itmeli. Bunun yerine internetin kullanımı ve çocuklarımızın hayatındaki rolü/yeri konusunda bilinçlenmeli, düzenleyici/karar verici rolünü kararlı bir şekilde oynamalı ve interneti hayatımızı kolaylaştıran bir araç olarak konumlandırabilmeliyiz. Ancak bunun için önce elimizdeki televizyon kumandalarını bir kenara koymamız gerekebilir; peki yarınlarımız olan çocuklarımız için değmez mi?

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yeni nesil kimin eseri olacak
« Posted on: 25 Eylül 2022, 01:28:21 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yeni nesil kimin eseri olacak rüya tabiri,Yeni nesil kimin eseri olacak mekke canlı, Yeni nesil kimin eseri olacak kabe canlı yayın, Yeni nesil kimin eseri olacak Üç boyutlu kuran oku Yeni nesil kimin eseri olacak kuran ı kerim, Yeni nesil kimin eseri olacak peygamber kıssaları,Yeni nesil kimin eseri olacak ilitam ders soruları, Yeni nesil kimin eseri olacakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &