ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme  (Okunma Sayısı 763 defa)
26 Temmuz 2012, 14:34:54
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 26 Temmuz 2012, 14:34:54 »



Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme
Hakan ÇOPUR • 80. Sayı / MEDYA


Ülkemizdeki ulusal kanallarda her akşam sadece tek bir dizi bile yayınlansa yine toplamda “hangisini seçeceğinizi bilemeyeceğiniz kadar” dizi ortaya çıkıyor. Peki, bu dizi hastalığını ve bunun toplumsal yansımalarını nasıl okumalıyız? Her şeyin gayet normal olduğu bir televizyon çağında mı yaşıyoruz, “dizikolik” bir toplum olduğumuz için mi medya bize bunu sunuyor ya da sonuçta reyting üzerinden kazanılacak paralar mı bu dizileri bu kadar revaçta kılıyor? Yoksa hayatımızı ele geçiren dizilerin faydalı yanları olabilir mi?

Eğer televizyon sizin için “masum” bir teknolojik cihaz ise o zaman akşamları “masum” dizileri izlemeye devam edebilirsiniz. Ama eğer kafanızı kurcalayan ve bazen “bir sorun var ama ne?” diye sorduğunuz oluyorsa o zaman bu yazıyı sizinle paylaşabilirim. Esasen ekranlardaki sayısı 100’ü aşkın dizinin neye tekabül ettiğini anlamlandırmak için ilk olarak “medyanın kapitalist düzen içindeki yerine”, ikinci olarak da “medyanın kültür endüstrisi içindeki rolüne” yakından bakmak gerekiyor. Her iki alana yakından bakıldığında televizyonun da, dizilerin de pek de “masum” olmadığı sonucuna ulaşılabilir. Gerçekten bu masumiyet meselesinin farkında olan ve buna göre yayıncılık yapmaya çalışanlar ise zaten büyük sistemin merkezinde değil, çevresinde bulunuyorlar.

Acımasız bir arena olarak medya
Öncelikli olarak şunu ifade etmek gerekiyor ki televizyon ile biçimlenen ve internet ile çağ atlayan iletişim teknolojileri, mevcut küresel kapitalist düzenin en önemli unsurlarından biri haline geldi. Burada hiç modernleşme ile medya arasındaki derin bağlantıları analiz etmeye girmeden basitçe bir açıklama yapmak istiyorum: Küresel kapitalist düzen ve onun yerel düzlemdeki yansıması olan zihniyet, ayakta kalmak için hep daha fazla kazanmayı, büyümeyi, rakiplerini geçmeyi, daha fazla tüketiciye ulaşmayı ve böylece sistem içindeki varlığını idame ettirmeyi temel bir amaç olarak öngörüyor. Aksi takdirde varlığını sürdürmek pek mümkün değil ve bu da maalesef sistemin gereği. Ekonomik gibi gözüken bu açıklama esasen, toplumsal hayatımıza ilişkin tüm fonksiyonlarımıza işlemiş sistemsel bir olgu ve medya bu sonsuz yarışın çok acımasızca yaşandığı bir arena. Bu arenada reytingler, sansasyonel habercilik ve magazin gibi savaş baltaları havada uçuşabilir; hepsine hazırlıklı olmak ve ayakta kalmak gerekiyor.

Reytingi olmayan dizi devam eder mi?
Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada medya devleri daha fazla reyting alabilmek, daha fazla izleyiciye (tüketiciye-müşteriye) ulaşabilmek ve reklam pastasından daha fazla pay alabilmek için olmadık yollara başvuruyor. Bazı dönemlerde yarışma programları, bazı dönemlerde “reality show”lar, bazı dönemlerde de diziler bu arayışın sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Bir zamanlar ABD’de “Dallas” efsanesi sarmıştı her yanı; şimdi yerli Dallas’lar reyting rekorları kırıyor Türkiye’de. Kısa zamanda etkisini gösterdiği Arap ülkelerinde de Türk dizileri muhtemelen Arap Dallas’ları fonksiyonunu yerine getiriyor. İzleyiciyi kendine bağlamak isteyen bu dizi kültürü, ürettiği sanal âlemde toplumların gerçek duygularını bir biçimde yönlendirebiliyor. Bu duygusal bağlılık halinde izleyiciler, dizilerin en önemli fonksiyonu olan çok izlenme, daha fazla reyting ve dolayısıyla çok kazanma zincirine katılmış oluyorlar. Elbette bir televizyon dizisi reytingden ibaret değil, ama eğer reyting yoksa dizi de olmaz bu ülkede, yanılıyor muyum?

Unsurlar yerel, zihniyet Batılı
Medyanın kültür endüstrisi içindeki rolüne de kısaca değinirsek burada daha karmaşık bir manzara ile karşılaşıyoruz. Zira Türk dizileri, toplumdaki modernleşmeyi-Batılılaşmayı artırdığı ölçüde bazı durumlarda kendine özgü “Türklük” halleri de üretiyor. Yoksa tüm dizilerin, küresel kapitalist düzenin uzantısı olan bir kültür endüstrisinin ürünü olduğunu söylemek fazla acımasız bir yaklaşım olurdu. Bu bağlamda işin kültür endüstrisi boyutunda daha “yerel bir oryantalizm” mevcut. Yani yerel unsurları kullanan, hatta gereğinden fazla mahalli öğeleri kullanan, ama zihniyet olarak Batılılaşmaya öykünen ve kendi toplumsal tabanına uzak bir dizicilik anlayışı var Türkiye’de. Bir dizide hayatının her detayı anlatılan bir vatandaşın, en ufak bir dinî tarafının olmaması/gösterilmemesi sizi şaşırtmıyor mu? Bu “sıradan” insanların din ile hiç mi bağları yok? Ya da otantik bölgelerde çekilen birçok dizide konaklarda, kent ortamındakilerde ise villalarda geçen olayların ekrana taşınması size hiç mi anormal gelmiyor? “Toplumda başka tür insanlar yok mu kardeşim?” diye sormuyor musunuz hiç? “Yerel oryantalizm” ya da “kendi toplumuna uzak olmak”tan kastım böyle bir şey: Ayağınız bu topraklara ve bu toprakların hakiki değerlerine basmıyorsa üreteceğiniz ürün de “‘made in Turkey’ bir yabancı dizi” oluyor kaçınılmaz olarak.

Dizilerin toplumsal hafızamıza etkileri
Bu bakımdan, farkında olarak ya da olmayarak, birçok dizinin toplumsal hafızamızda yaptığı şey, zaten yıpranmış olan kültürel değerlerimizi biraz daha yıpratmaktan başka bir şey değil. Ahlâk dışı bir ilişkiyi gösteren bir dizinin senaristinin “Ama toplumda da aynı şey var” diyerek savunma yapması sizce kabul edilebilir mi? Acaba “toplumda olanın yansıtılması” şeklinde lanse edilen ilişkilerin milyonlarca insanın gözüne sokulması, o eylemlerin toplumda yaygınlaşmasına zemin hazırlamıyor mu? Bu ve benzeri cümleler benim görüşlerim, ama bunlara katılmayanların gerekçelerini öğrenmek isterdim. Bu noktada asıl mesele, Türk dizilerinin çoğunun adam akıllı herhangi bir toplumsal misyon üstlenmeden sadece sonuca odaklı bir haz aracı olarak kodlanmış olması. “Sonuca odaklı haz aracı”ndan kastettiğim şey ise, izleyiciye “merak uyandırıcı/kışkırtıcı” bir hikâye anlatarak onu kendisine bağlayan, her hafta aynı günde ekran başına getiren ve adeta duygusal bir bağ kuran dizilerin günün sonunda bol reytingle daha fazla kazandırması. Ancak ekranlarımızda milyonlara anlatılan hikâyelerin çoğu, ya gerçeklikle bağı çok zayıf senaryo masalları ya da toplumsal gerçekliği örseleyen, abartılı ve duygu sömürüsüne yaslanan hikâyeler. Dizilerin didaktik olması gerektiğini söylemiyorum elbette, ancak ahlâkî ve toplumsal değerler açısından bu kadar negatif mesajın yer aldığı dizilerde insan göz ucuyla da olsa ahlâkî bir değer/mesaj çabası arıyor. Böyle bir ortamda “dizikolik” olmuş bir topluma ve “diziperest” bir televizyon dünyasına dair sağlıklı ve yapıcı bir analiz yapmak oldukça zorlaşıyor.

Son söz izleyicilere
Yazının önceki bölümlerinde daha çok kapitalist düzenden ve kültür endüstrisinden kaynaklanan yapısal çarpıklıklara, dizileri üretenlerin zihniyetine ve toplumsal karşılıklarına değindik. Artık bir çağrı da ekranın bu tarafındaki izleyicilere yapılabilir. Lütfen elinize kumandayı alıp ekran başına geçerken kendinize şu soruları sorun: Hangi diziyi niye izliyorum? Bu dizileri izlemek bilinçli bir tercihim mi, yoksa bağımlılık düzeyine gelmiş bir alışkanlığım mı? Bu diziyi izlemesem ne kaybederim ya da hayatımda ne eksilir? Her akşam dizi izlemeye ayırdığım en az iki saatte daha faydalı ne yapabilirim? Eğer bu sorulara verdiğiniz cevaplar, aslında dizisiz ya da daha az dizinin olduğu bir hayatın da pekâlâ güzel, eğlenceli ve anlamlı olabileceğini söylüyorsa o halde neden daha fazla gözlerinizi yorasınız? Kendinize bir iyilik yapın ve biraz sorgulayın: Bir dizi bir izleyici kaybetse çok problem değil, ama siz bir dizi daha az izleyerek çok şey kazanabilirsiniz.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme
« Posted on: 18 Ekim 2019, 19:53:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme rüya tabiri,Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme mekke canlı, Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme kabe canlı yayın, Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme Üç boyutlu kuran oku Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme kuran ı kerim, Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme peygamber kıssaları,Türk dizileri üzerine eleştirel bir deneme ilitam ders soruları, Türk dizileri üzerine eleştirel bir denemeönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &