> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar  (Okunma Sayısı 859 defa)
18 Ağustos 2012, 15:42:54
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 18 Ağustos 2012, 15:42:54 »



Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar
Naci BOSTANCI • 90. Sayı / TOPLUM


Eskiden tarih şuuruydu, şimdi bilinci deniliyor. Bir dönem daha sık kullanılan bu kavram, günümüzde kendisine daha az başvurulsa da önemini yitirmiyor. Beylik siyasal konuşmalar kadar konusu tarih olan toplantılarda da karşımıza çıkıyor. “Gençlerimize tarih bilinci kazandırmalıyız.” Klişe olanı, sözün neredeyse sadece bundan ibaret söylenmesi. Bu tür ifadelerin önü arkası olması gerekir. Niçin tarih bilinci kazandırmalıyız? Gençlerimiz tarih bilinci ile ne yapacaklar? Tarih bilinci; iyi de, nasıl bir tarih bilinci? Tarih, dibi bucağı olmayan bir alan. Üstelik biraz sorunlu gibi görüleni de, bir kastı mahsusa ile tarih bilincinin talep ediliyor gibi anlaşılması. “Gençlerin geleceğe hazırlanması” babında bir tarih bilinci yaklaşımı, siyasal sosyalleşmenin parçasına dönüşmüş bir tarihi anlatıyı akla getirmiyor mu? İdeoloji konusuna girmeyelim fakat en azından doktriner bir tavır kokusu duyulmuyor mu?

Kahramana ilişkin anlatının dili
İlkokul dönemine ilişkin “tarih bilinci”mi hatırlıyorum. “Biz”i eşi benzeri olmayan bir millet olarak algılardım. “Yabancı” her bakımdan farklı olandı. Hatta herkesin çocukluk dönemine ait bir kurmaca olarak, onların damarlarındaki kanın bile farklı bir renkte, mesela mavi olduğunu düşünürdüm. Tarih içindeki kahramanlarımız hâlâ yaşıyor ve bize düşmanlık eden milletler, onlardan korktukları için başımıza bela olmuyorlardı. İlkokula giden bir öğrencinin hayalle gerçek arasında gidip gelen muhayyilesinde öğrendiği bir parça bilgiye fazlasıyla düş eklemesi anlaşılabilir bir durum. Kendiliğe, kültüre, millete ilişkin bir parça romantizmi de olağan kabul edebiliriz. Hayat hiçbir dönemde sadece çıplak gerçeklikten oluşmuyor. Fakat yabancı, düşman, hasım, başkası gibi kategorilere ilişkin keskin bir ayrımla ona ve kendisine bakan bir “ilk akletme biçimi”nde eleştirilecek yanlar da olmalı. Aradaki mesafeyi bu kadar derinleştirmemek, o dönemin aklı esasında ayakları nispeten yere basan bir kavrayışı da çocuklara kazandırmak doğru olmaz mı? Öte yandan tarih içinde önemli roller üstlenmiş kahramanları, bu örnek kişileri çocuklara aktarmak, onların hayatlarını öğrenmelerini temin etmek elbette önemli. Güçlüklerle nasıl baş ettiler, problemleri nasıl çözdüler, cesaret ve aklı birleştirip geniş yığınlara nasıl bir meydan okuma cüreti kazandırdılar, bütün bunlar ilham verici. Sonuçta, mesele sadece tarihte kahramanlar nasıl yer aldılar, bunun bilgisini aktarmak değil. Onların hayatlarını öğrenerek, gençlerin geleceğe böylesi bir ilhamla atılmalarını sağlamak. Fakat işte tam da bu bağlamda bazı problemler doğuyor. Birincisi, kahramana ilişkin anlatı keskinleşip, onu örneği bulunmaz, eşsiz, bir daha tekrar edilemez bir figüre dönüştürdükçe, artık olağan insanların dışına çıkmış, bir tür farklı bir kategoriye yükselmiş bir varlığın gelecek için ilham verme, “sıradan insanları” kendisine benzetme niteliği ortadan kalkıyor. Tekrar edilemez başarıların sahibi bir kahramanın geleceğe konuşması, arkadan gelenleri aradaki derin mesafeyi aşmaya çağırması mümkün olabilir mi? Aslında kahraman yüceltildikçe tıpkı bir tahterevalli gibi, öteki insanların küçültüldüğü, iradelerinin, inisiyatiflerinin, bir tarihi fail olma niteliklerinin törpülendiği bir süreç işler. Çünkü kahramana ilişkin anlatının dili, şartları ve ötekileri dramatik hâle getirdikçe kahramanın daha da büyük ve mucizevî başarısını anlatmaya yazgılıdır. Eğer şartlar o kadar fena değilse, öteki insanlar da işe yarıyorlarsa, ortada kahramanlıktan ziyade nispi bir başarı var demektir. O yüzden ister istemez süreç, keskinleştirmeye dönük olarak işler.

Analitik muhakeme ihtiyacı
İkincisi her kahraman ihtiyacı, aynı zamanda çok kötü şartları ve ülkeleri, milletleri o şartlara sürükleyen gafilleri ve hainleri gerektirir. Bu da çift taraflı işler. Eğer hainler tek başlarına ya da azınlık olarak o kötü şartların oluşmasını sağlayacak kadar becerikliyseler, onlar da birer negatif kahramana dönüşürler. Böyle değil, herkesin bir parça kusuru var ise, bu defa kendisiyle gurur duyacağımız ülkenin, milletin öylesine şartlara sürüklenmedeki eleştirilmesi gereken nitelikleri akla gelir. Kimler, hangi hatalar, kararlar, körlükler, akıl edememeler sebebiyle bu trajik durumun müsebbibi olmuşlardır? Bunları genel geçer sözlerle geçiştirmek, ikna edici nedenler söylememek, sadece tasvir etmek ve kahramanı bütün bunların üstüne yerleştirmek hayli sorunlu bir anlatım biçimidir. Şartların kötüleşmesi ile başarıyı gerçekleştirme arasındaki sürecin her iki yönü de kapsayacak şekilde analitik bir muhakeme ile anlatılması elbette daha öğretici olacaktır.

Kahramanını arayan tarih
Nihayet geçmişte kurtuluşun mucizevî bir kahramanın vasıtasıyla gerçekleştirildiğini akletme biçimi, her türlü sorunla ilgili çeşitli kahramanlar bekleme duygusunu güçlendirmez mi? Şartlara, olağan yöntemlere, dayanışmaya, iradeye, kararlılığa dayalı sorun çözme biçimleriyle, kahramanın mucizevî kılıç vuruşuyla kesilen kördüğüm hikâyesi arasındaki fark ortadadır. Birincisinde herkese rol düşer, ikincisinde ise İskender beklenir.

Öte yandan, her milletin kahramanları vardır ve onlar, ortak kimliğin şahıslarında tecessüm ettiği kişilerdir. Kahramanın böyle bir işlevi yerine getirebilmesi için, şahsi nitelikleri ve başarıları itibariyle bu yükümlülüğü yerine getirebilecek hayat hikâyesine sahip olması gerekir. Sıradan, ya da sıradanlaştırılmış bir hikâyeden ilham verici bir kahraman çıkmaz. Bir bakıma da onlar, öteki insanlardan farklı ve çok daha üst bir konumdan hayatımıza bakarlar, bakmaları gerekir. Kahramanlar: “Yıldızlar önümüzü aydınlatmaz fakat gideceğimiz yönü gösterirler.” sözünde olduğu gibi, “bu dünyalı” olmayan nitelikleriyle ortak kimliğe yaslanan başarı talebinin somutlaşmış ifadeleri olarak tarihten geleceğe istikamet çizerler.

Kahramana ilişkin iki farklı yaklaşımın bir araya getirildiği, sıradan insanların ona benzeyebilecek kadar kendilerini yakın ve taklit edilebilir hissedecekleri, öte yandan ise eşsiz kimliklerinden ilham alabilecekleri bir tarihi anlatı en tutarlısı gibi geliyor. Elbette kahraman ile onun aktarıldığı bugünün insanları arasındaki çizginin nereden geçeceği meselesi çok önemli. Bu hassas, ince, bu dünyaya dokunacak kadar yakın, yıldızlara yükselecek kadar bazen uzak ama ilham verici bir çizgi olmalı. O zaman kaba bir kahraman anlatısı yerine, rafine, estetik, insani, büyüleyici bir anlatım gerekiyor.

Nasıl bir tarihçilik?
Görüldüğü gibi tarih bilinci dediğimizde, daha ilk elde tarihin önemli başlıklarından birisi olan kahraman meselesi kafamızı karıştırmaya başlıyor. Kahramansız tarih olmayacağı gibi sadece kahramanlardan ibaret bir tarih de olmaz. Kahramanlar kadar sıradan insanların da tarihte nasıl fail oldukları, olabilecekleri ortaya konulabilmeli.

Tarih bilinci meselesinin tartışılması gereken başka konuları akademik tarihçilik, popüler tarihçilik, İbni Haldun’u hatırlatır şekilde hikâyeci ve siyasetçi tarihçilik, sosyal tarihçilik, belli temaların ya da kavramların tarihçiliği, sözlü tarihçilik, tarihi anlatılarda rivayetlerin, şayiaların yeri vb. hususlar akla geliyor. Keza nasıl bir tarihçilik, sorusuna cevap olarak, o çok söylenen “olayları kendi şartları ve zamanının ruhu çerçevesinde ele alan tarihçilik” ya da “her kuşağın tarihi yeniden yorumladığı tarihçilik” hususları bir başka tartışma konusu. Duygularımız, dilimiz, zamanımız, yönetimlerimiz, ekonomilerimiz kısaca her şeyimiz tarihe tabi olduğuna göre, tarih bilinci dediğimiz husus da tüm geçmişle ilişkili olmak, bundan bir gelecek aklı ve duygusu çıkartmak işi.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar
« Posted on: 25 Eylül 2022, 02:51:44 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar rüya tabiri,Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar mekke canlı, Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar kabe canlı yayın, Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar Üç boyutlu kuran oku Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar kuran ı kerim, Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar peygamber kıssaları,Tarih bilinci tartışması ve kahramanlar ilitam ders soruları, Tarih bilinci tartışması ve kahramanlarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &