ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Şakirin Camii Üzerine
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şakirin Camii Üzerine  (Okunma Sayısı 722 defa)
06 Haziran 2012, 11:17:42
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 06 Haziran 2012, 11:17:42 »



Şakirin Camii Üzerine
Ahmet MURAT • 55. Sayı / DİĞER YAZILAR


Cami bir sanat galerisi ya da bir müze gibi “nesne”nin ışıdığı ve var olduğunun altının çizildiği bir mekân değil, aksine mahlûkatın bir tekrar dizgesi içinde kısmen seraplaşıp silindiği ve varlığının tartışılır hale geldiği bir mekândır. Camide esas olan namaz kılmaktır. Namazsız bir cami gereksiz bir mimari girişime dönüşür. Şakirin ise göstermek, sergilemek arzusuyla dopdolu.

“Yahu bir durun, oturup şunu bir tartışalım” filan demeye kalmadan şaibeli son “modern cami”miz Karacaahmet-Şakirin Camii’nin dekoratörü Zeynep Fadıllıoğlu Katar’da iki ayrı cami tasarımı için teklif aldı. “[Katar] Hükümet(i) hiçbir masraftan kaçınmıyor. Dünyanın en güzeli olması için çok itina gösteriyorlar. Çok gösterişli bir proje hazırlıyorlar” gibi en’li, çok’lu cümleler kuruyor Fadıllıoğlu (Sabah, 11 Ağustos 2009). Katar’ın da içinde olduğu Körfez ülkelerinin modern ve çoğunlukla türedi olana karşı ilgilerinin gitgide daha da köpürdüğü hesaba katılırsa Fadıllıoğlu da Katar da layığını buldu demeli.

Aşkınlık kriterlerini kavramaktan uzak

Şakirin Camii’ni gecikmeli olarak bir ikindi vakti gördüm. Gecikmeli olmasının kendimce bazı psikolojik sebepleri var: Cami mimarisinde ulaşılabilecek mutena bir seviyenin bizi gecekondu cami mimarisinden çekip kurtaracağına dair tükenmeyen bir ümidim var. Üçer şerefeli çifter minaresi olan, cam karo ile sıvanmış, çarpık tuvalet ve şadırvan uygulamaları ile fakirleştirilmiş ve çoğunlukla yaptırma-yaşatma derneği üyesi amcaların zevkleriyle biçimlenmiş camilerin yerine koyabileceğimiz birkaç örnek bizi bir mimari rönesansa ulaştırabilir diye bekleyenler arasında bu fakir de bulunuyor. Bu bakımdan, her yeni camiye, bu ümidimi yitirmeme yol açmaması ya da hiç değilse daha geç yol açması için temkinli yaklaşıyorum.

Cami girişindeki güvenlik görevlilerini kafaya takmamaya çalışarak ilerliyorum. Avluda memleketin çeşitli şehirlerinden gelmiş camiseverler, ellerinde dijital makinelerle çocuklarını kapı önünde, minare dibinde şurada burada fotoğraflıyorlar.

Caminin dış cephesinde kullanılan malzemenin, üzerimde, caminin henüz bitmediği izlenimini bıraktığını fark ediyorum. Camiye girmeden revakların altında geziniyorum. Avluda bir şey var, bir havuz, hayır; bir heykel, değil. Doğan Kuban, anlamsız bir simgesel şadırvan demiş. İşte o var. Avluda bir şadırvan bulunacaksa bu salt dekoratif değil, abdest amaçlı bulunmalı değil mi, diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü mekân kıymetli, hele cami mekânıyla ilgili bir tasarrufta bulunmak, yüksek sorumluluk duygusu ve ferasete muhtaç. Cami girişinin bu örnekte olduğu gibi bir holding, bir alışveriş merkezi girişi gibi tasarlanmasına içerliyorum. Yeri geldi, bir hüküm cümlesi kurmayı ertelemeyelim, sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim; Şakirin Camii’yle ilgili olarak söylenebilecek her şeyi hülasa etmek üzere, bir başka meşhur modern cami olan İslamabad Faysal Camii ile ilgili olarak rahmetli Sezer Tansuğ’un tespitini alıntılamak yerinde olacak: “Geleneksel Osmanlı mimarisinin aşkınlık (transendence) kriterlerini kavramış olmaktan uzak görünmektedir.”

Mihrap-Minber ikilisi

Camiye girerken ilk dikkat çeken unsur mihrap. Hatta şöyle demeli: Mihrap bir vantuz gibi dikkatinizi emiyor. Modern sanatın skandal seven karakteri mihrap tasarımcısını bütünüyle etki altına almış. Hem turkuaz rengiyle, hem de Stargate filminden aşina olduğumuz, başka alemlere seyr-ü sefer etmek üzere kahramanların olur olmaz içine girdiği zaman tünelini andıran biçimiyle iç tasarımın genel havasına kafa tutuyor. Mihrap geleneksel mimaride, musalli ile bu camide olduğu gibi karşı karşıya gelmez. Bu mihrap, tenzihin ifrat boyutlarına taşındığı Yahudiliğin Tanrı kavrayışını hatırlatıyor. Mihrap bir makamı işaret eder, kendisini değil; bir adım öne çağrılan vazifelinin vakarını destekleyen bir unsurdur. Esas olan imamın, yani insanın varlığıdır. Mihrap bu varlığı tırnak içine alır. Oysa Şakirin’in mihrabı, adeta cezalandırılmak üzere imamı bir adım öne çağıran bir sunak gibi. Mihrap yanında minber ve kürsü de genel tasarımdan bağımsız birer “sanat ürünü”, birer “enstelasyon (yerleştirme)”. Kendi tasarımının uygulanmadığından şikâyetçi olan Şakirin’in daha az medyatik şahsiyeti, mimar Hüsrev Tayla “Bu üç unsurun birbiriyle alakası yok, bunları ayrı tasarımcılara yaptırmışlar” diyor. Bilemem.

Minber de her şeyiyle esasen simülatif bir parça. Uzaktan bakıldığında, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mektuplarını andıran bir havası var. Hayır, üzerinde Arapça ibare yok. Ama kemik rengi zemin üzerine uygulanmış, patates baskıyı andıran çiçek motifleri ile uzaktan bu mektupların çağrışımını yapıyor. Böyle bir “buluş”u yapabilmek için Arapça kutsal yazı karşısındaki geleneksel tepkiyi bilmemek icap eder. Çünkü minberi ilk gördüğümde bu mektupların zemin üzerine uygulanmış olabileceği ihtimali beni son derece tedirgin etti. Allah Rasulü’ne ait bu kutsal sözler, velev ki minberde olsun, nasıl ayaklar altına alınabilirdi? Tasarımcının bu iddialı “yorum”una rağmen minber, izleyicide manevi karizmanın bir etkisini canlandırmaktan uzak. Fiber gibi bir maddeden döküldüğü izlenimi bir yana, bir yükseliş motifini canlandırmak yerine, zamanı gelince depoya kaldırılacak iğreti bir kaydırak gibi duruyor. Oysa minber, Titus Burckhardt’ın isabetli tespitiyle “bir bakıma Hz. Peygamber’in (s.a.v.) fonksiyonunun ve sonra da halifelerinin fonksiyonunun bir imajıdır; dolayısıyla hem ruhanî otoriteyi, hem de dünyevî gücü kendisinde birleştirir.” Oysa bu minber, üzerine tasarımcısını çıkartan, tasarımcıya dikkat çeken bir yapıt. Yine klasik minber tasarımında üzerinde anlaşmaya varılmış geleneksel bir unsur olan, Hz. Peygamber’in manevi otoritesini simgelediği için üzerine oturulmayan ve gölgelik ile örtülü bir tahtı andıran en üst basamak bu minberde yer almıyor. Dolayısıyla, minberin bıraktığı etkinin bileşenlerindeki maneviyat payı daha da zayıflıyor.

Sahne ışıkları altında ve çıplak

Klasik tezyinat, malum, kendisini daha derin bir metafizik katmanın ifşası uğruna kısmen tekdüzeleştirerek mütevazileşir. Birbirine atıfta bulunan tezyinat ve mimari elemanlar kendilerini değil, bir temsil işlevini ifa ederler. Çünkü cami bir sanat galerisi ya da bir müze gibi “nesne”nin ışıdığı ve var olduğunun altının çizildiği bir mekân değil, aksine mahlûkatın bir tekrar dizgesi içinde kısmen seraplaşıp silindiği ve varlığının tartışılır hale geldiği bir mekândır. Camide esas olan namaz kılmaktır. Namazsız bir cami gereksiz bir mimari girişime dönüşür. Şakirin ise göstermek, mahlûkatı sergilemek arzusuyla dopdolu. Üç cephede duvar yerine aşırı ışığa yol açan cam kullanımı, klasik camilerde vitraylar ve belirli bir ölçek fikriyle yapılmış pencerelerle temin edilen dış dünyayı gizleme niyetiyle çelişiyor. Cami, dış dünyanın bir ölçüde paranteze alındığı bir mekândır. Zahir, bâtının canlandırılması uğruna geri çekilir ve perdelenir. İç ile dış arasında bir ilişki kurulur ama bu iç’in lehine sonuçlanır. Bu camide ise tersi olmuş. Kuban’ın dediği gibi bu camideki iç-dış ilişkisi yapıyı bir bahçe pavyonuna dönüştürmüş çıkmış. Namaz kılan kendisini sahne ışıkları altında ve biraz da çıplak hissediyor.

Bu camide ters giden şeyleri maddeleştirirken, “birçok unsur mış gibi yapıyor” diye not almışım. Mihrap ve minber yanında cam cephelerdeki tezyinat da mış gibi yapıyor. Kuran-ı Kerim ayetlerini oluşturan harf ve harekelerin dış sınırlarının tespit edilerek, bu sınırların içinin altın yaldızla doldurulduğu satırlar ve ayet durakları görüyoruz camlarda. Yakından bakıldığında ne ayet var, ne harf, ne hareke. Ama duvarlarda adeta, sanki, sözde Kur’an sayfaları var-mış gibi duruyor.

Fakat hat söz konusu olduğunda klasik üsluptan vazgeçmeyi göze alamamış tasarımcı. Bunun isabetli bir seçim olduğu ortada. Caminin iç mekânını bir kuşak halinde dolaşan ve üstad Hüseyin Kutlu tarafından yazılmış Haşr Suresi’nin son ayetlerinin, musallinin yoğun ışıktan doğan kesret içinde berhava olup dağılmasını kısmen engelleyen bir manevi kelepçe olduğunu söyleyebiliriz.

Klasik camilerin tezyinat stratejisi, her ziyarette yeni bir parçasını ifşa etme üzerine kuruludur. Birbirine benzeyen, birbirini örterek açan tezyini unsurlar namaz kılana imanın ve ihsanın onun zannı ile irtibatlı olduğunu hatırlatır. Her zamanki atmosfer kulun zannı ve bakışına hâkim olan telvin ile dönüşür, değişir, başka yüzlerini sergiler. Dolayısıyla ziyaretçi camiye her girişinde, “hâl”ine koşut bir tecrübe ve zevk ile camiye muhatap olur. Şakirin ise bize bir sonraki ziyaret için pek bir şey saklamıyor.

Cami mimarisinde yeni arayışların peşindeki tasarımcılara ve mimarlara hayır dua etmek istiyoruz. Ama bunun için onların da camiyle, cemaatle, geleneksel anlam kodlarıyla ve İslam metafiziğiyle iyi ilişki içinde olmalarını beklemek hakkımız.

(İlgilisine: Yapı dergisinin, Ağustos 2009’a ait 333. sayısında Doğan Kuban, Doğan Tekeli, Behruz Çinici ve Cengiz Bektaş gibi üstadlar Şakirin’i tartışmışlar. Yapı hakkında olumlu hemen hiçbir şey söylenmemiş: “sanki bir gazino gibi”, “bence Şakirin’e cami denilmesi günahtır”; “bir dini mekân havası yok”; “insanın ilgisini her şeyiyle darmadağın eden ve genel havayı bozan bir tutum var” vb.)

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Şakirin Camii Üzerine
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 20:21:33 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şakirin Camii Üzerine rüya tabiri,Şakirin Camii Üzerine mekke canlı, Şakirin Camii Üzerine kabe canlı yayın, Şakirin Camii Üzerine Üç boyutlu kuran oku Şakirin Camii Üzerine kuran ı kerim, Şakirin Camii Üzerine peygamber kıssaları,Şakirin Camii Üzerine ilitam ders soruları, Şakirin Camii Üzerineönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &