> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Mazlumların sığınma yeri Cami
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mazlumların sığınma yeri Cami  (Okunma Sayısı 872 defa)
16 Ağustos 2012, 15:38:31
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 16 Ağustos 2012, 15:38:31 »



Mazlumların sığınma yeri Cami
Elif TUNCA • 89. Sayı / SİNEMA


“Din Allah’la kul arasındadır”, “Hoca camide”; elbette çok iyi hatırlıyorsunuz bu sözleri değil mi? İlki zaten yıllar yılı duya duya eskitemediğimiz, kaynağı meçhul, kerameti kendinden menkul bir modern zaman fetvası(!). İkincisiyse, Şerif Mardin’in tespitiyle, Cumhuriyet ideolojisinin, “imam”a karşı öne sürdüğü rol modeli “öğretmen”i, tam da o ideolojinin dayandığı aydınlanmacı zihnin temsilcisi olarak sunan bir televizyon dizisindeki karakterin meşhur repliği. “Yahu kelimenin anlamına bakın, geçmişte nasıl yaşandığına bakın” diye dilimizde tüy bitirerek anlatamadığımız şeyi, İsmail Faruki anlatıyor işte.

Fas asıllı Fransız yönetmen İsmail Faruki’yi, 2004 yapımı Büyük Yolculuk filminden hatırlayacaksınız. Sinemada izleme şansınız olmadıysa bile TRT 1’in gece saatlerinde sıkça (ve maalesef sansürlü haliyle ki, o sansür tamamen ayrı bir garabet) yayınladığı filmde, bir baba oğulun hac yolculuğuna eşlik ediyorduk. Fransa’ya yerleşmiş Müslüman bir ailenin yaşlı babası, hacca gitmek istiyor. Daha sevap olacağı inancıyla arabayla yola çıkmaya kalkışıyor ve ehliyeti olmadığı için de liseye giden, aklı beş karış havada küçük oğlunu şoför olarak yanına alıyordu. Sevgilisinden ayrılmak ve babasıyla uzun bir yolculuğa çıkmak/katlanmak gibi bir derdi hiç olmayan delikanlıyla babasının hikâyesi kâh bir yol hikâyesi, kâh manevî bir derinleşme hikâyesi olarak sürüp gidiyor ve seyircide her halükârda bir hoş seda bırakıyordu.

1962 doğumlu yönetmen bundan önce 1993’te Cannes Film Festivali’nde Kodak Ödülü’nü almıştı. İlk uzun metrajı Büyük Yolculuk’sa 61. Venedik Film Festivali’nden “Geleceğin Aslanı” ödülüyle dönmüştü.

Faruki şimdi de Cannes Film Festivali’nde gösterilen yeni filmi Özgür Adamlar’la hem yaşadığı ülkeyle Müslüman kimliğinin bağlarını ortaya koyuyor hem de İslam medeniyetinin kodları hakkında fikir verici açılımlarda bulunuyor.

Lümpen bir karakter: Yunus
Paris’in Alman işgali altında olduğu 1940’lardayız. Kahramanımız; para kazanabilmek için memleketi Cezayir’den Fransa’ya göç etmiş ve hayatını kaçakçılık yaparak kazanan Yunus. Kuzeni Ali’yle kaldığı pansiyon odasında ailesine mektup yazmak dışında pek bir hevesi yok. O sıralar kuzeni Ali de dahil olmak üzere pek çok kişi özellikle sol düşünce akımından beslenerek direniş grupları içinde yer alıyor ama Yunus’un o taraklarda bezi yok; yani Ali ve onun gibilerin jargonuyla tam bir lümpen.

Fakat bir polis baskını onu da taraf olma gerçeğiyle yüz yüze getiriyor. Polis, kendisinden muhbirlik yapmasını istiyor. Camiye giren çıkanı, müftüyle konuşanı, kısacası ne duyarsa ne görürse rapor edecek. Karşılığında da parasını alacak üstelik.

Dedik ya, Yunus bir lümpen. Neye hizmet ettiğini, kimin çıkarını kolladığını çok da gözetmeden verilen görevi yani kendi soydaşlarını, dindaşlarını ispiyonlamak üzere faaliyete geçiyor. Namazında niyazında biri olmadığı için aniden camiye abone oluşu, müftü Bin Gabrit’in dikkatini çekiyor elbette ama bir şey demiyor müftü. Onun dikkatini çekenlerse Mevlid kandili dolayısıyla cami avlusunda saz ekibiyle ilahi söyleyen Salim ve camide hizmet eden bir kadın.

Bazı şeylerin dozajı olmaz malum. Elbette Yunus da sadece gördüğünü duyduğunu aktarmakla polisin isteğini yerine getirip huzur içinde parasını cebine atamayacak. İşler karışacak, Nazilerin Yahudilere yönelik baskıları artınca camide Yahudiler için sahte Müslüman kimlikleri düzenlendiği, camide kimsesiz Yahudi çocuklarının barındırıldığı duyulacak ve bunların ispatlanması için Yunus daha da sıkıştırılacak. Yunus ise o sırada vicdan muhasebesine başlayacak.

Yönetmen mütemadiyen ve son zamanlarda daha da sıkça göçmenler başta olmak üzere farklı kimliklere tahammülsüzlüğün arttığı, kendi ülkesi Fransa’ya nazik bir hatırlatmada bulunuyor. Hayatta kalmak için omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi hatırlayın, diyor. “Bir gün var ya bu Mağribli çocuklar/ Bir gün yakacaklar Paris’i” diyen Hakan Albayrak’ı hatırlatırcasına...

Bunun yanı sıra ince ince motiflerle işlediği bir başka hatırlatması daha var yönetmenin. Salim’in akşamları şarkı söylediği mekânın adıyla gönderme yaptığı Endülüs, caminin restorasyon çalışmalarında da zikrediliyor ve mimarisiyle, müziğiyle, diliyle Endülüs medeniyetinin solukları duyuluyor filmde.

Hayatın tam ortasındaki mekân: Cami

Ve başta da dediğimiz gibi “cami”nin yalnızca bayramlarda, cenazelerde ve hatta günde beş vakit uğranılıp çıkılan bir yer olmadığını, bütün kucaklayıcılığıyla hayatın, hayatların tam da ortasında konumlandığını gösteriyor yönetmen. Zalimlerin zulmünden kaçan herkes için bir sığınak, Müslümanların istişare merkezi; daha aklınıza ne gelirse, hayatı ikame etmek için...

Camiin avlusundaki havuz, misafirlerin temizliği için ellerine tutulan su, camiye ait hamam, yine camide bulunan, çamaşır yıkamak için ayrılmış yer; hepsi daha önce Mostar’ın da kapak konusu yaptığı su ve medeniyet ilişkisinin zarif ve sağlam göstergeleri olarak arz-ı endam ediyorlar filmde.

Filmde arz-ı endam eden iki sağlam unsur daha var. Onlar da, oyuncular Tahir Rahim ve Lubna Azabal. Filmi adeta başından sonuna omuzlayan Rahim, belki o filmle kıyaslamayacak olsak bile müteredditlikten fikir ve inanç sahibi olmaya geçen adamın hakkını elinden geldiğince veriyor. Elinden geldiğince, çünkü maalesef senaryonun buna layıkıyla imkân verdiğini söylemek zor. Hızlı olay akışı içinde Yunus’un düşüncelerinin ve inançlarının dönüşüm anları çok da net değil. Diğer oyuncu Lubna Azabal ise bugüne kadar her yaştan, her türden kadını canlandırdığı zengin filmografisine bu filmi de ekleyerek sevenlerini memnun ediyor. (Onun da şaheseri olarak Incendies/İçimdeki Yangın’ı saymadan geçemeyiz)

Artıları, eksilerinden fazla ve –çağrışımın sınırlarını fazla zorlamayacaksak– Oscar’lı Schindler’in Listesi’nin Müslüman versiyonu diyebileceğimiz ve tıpkı onun gibi konusunu gerçek olaylardan alan Özgür Adamlar’ı kaçırmamanızı salık verebiliriz.

Özgür Adamlar (Les Hommes Libres)
Yönetmen: İsmail Faruki
Oyuncular: Tahir Rahim, Lubna Azabal, Michael Londsale, Mahmud Shalaby

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mazlumların sığınma yeri Cami
« Posted on: 25 Eylül 2022, 01:35:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mazlumların sığınma yeri Cami rüya tabiri,Mazlumların sığınma yeri Cami mekke canlı, Mazlumların sığınma yeri Cami kabe canlı yayın, Mazlumların sığınma yeri Cami Üç boyutlu kuran oku Mazlumların sığınma yeri Cami kuran ı kerim, Mazlumların sığınma yeri Cami peygamber kıssaları,Mazlumların sığınma yeri Cami ilitam ders soruları, Mazlumların sığınma yeri Camiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &