> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Kısa bir olimpiyatlar tarihi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kısa bir olimpiyatlar tarihi  (Okunma Sayısı 1078 defa)
01 Ekim 2012, 15:12:18
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 01 Ekim 2012, 15:12:18 »



Kısa bir olimpiyatlar tarihi ve ayyuka çıkan olimpik başarısızlığımız
Alper Çeker • 91. Sayı / DİĞER YAZILAR


İngilizcede “sport”, “disport” sözcüğünün kısa halidir. Bu da Anglo-Norman dilinde götürmek anlamına gelen “desporter”dan gelir. “Sport” sözcüğü, günümüzdeki atletik yarışma anlamında19. yüzyılın ortasında kullanılmaya başladı.1 Kısa bir zaman içinde de bu anlamıyla hemen hemen tüm dünya dillerine yayıldı.
Yunanlıların M.Ö. 776 ve M.S. 393 yılları arasında düzenledikleri Olimpiyat Oyunları’nı canlandırma fikri, bir Fransız aristokratı olan Baron Pierre de Coubertin’e aittir. Baron bu fikri 1894 yılında Paris’te spor konulu uluslararası bir kongrede ortaya attı. Onun özgün amacı ulusların değil bireysel sporcuların yarışmasıydı. Ama Olimpiyat Oyunları zamanla yalnızca ulusların değil, ideolojilerin ve rejimlerin de yarıştığı bir mecraya döndü. Bunun ilk örneği 1936 yılındaki Berlin Olimpiyat Oyunları’dır. Almanya’da Naziler iktidardaydı ve ırkçılık ve Yahudi düşmanlığı bugün II. Dünya Savaşı galiplerinin anlattığı gibi dünyada yalnızca Almanya ve İtalya’da hüküm sürmüyordu. Kısa bir süre önce İngilizler ilk insanın kendi ülkelerinde ortaya çıktığını, “Piltdown adamı sahtekârlığı” ile kanıtlamaya çalışmışlardı. Amerika Birleşik Devletleri’nde zencilere karşı ırk ayrımcılığı uygulanıyordu. Fransızlar Yahudi komşularından nefret ediyorlardı ve birkaç yıl sonraki işgalde onları Almanlara ihbar edeceklerdi.

Olimpiyat ateşinin Yunanistan’dan yola çıkması fikri Adolf Hitler’e aitti ve ilk olarak Berlin Olimpiyat Oyunları’nda uygulanmıştı. Avrupa ırkçılığı, medeniyetlerinin temeli olarak Yunan düşüncesini görüyordu. Berlin Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde Fransa, Kanada gibi ülkelerin sporcuları yarışmalarda Ari ırkın üstünlüğünü kanıtlamayı amaçlayan Hitler’i Nazi selamı ile selamladılar.

1936 Berlin Olimpiyatları’nın en ilgi çekici ismi, hiç şüphe yok ki Amerika Birleşik Devletleri’ni temsil eden “zenci” atlet Jesse Owens’dır. Owens burada 4 altın madalya kazandı ve uzun atlamada dünya rekoru kırdı. Fakat dönemin ABD Başkanı Franklin Roosevelt, başarılarından dolayı Owens’ı kutlamadı. Owens, ülkesinin aksine Almanya’da beyazlarla aynı otelde kalabiliyor, aynı lokantada yiyebiliyor ve otobüste onlarla yan yana yolculuk edebiliyordu. Üstelik Hitler, ona bir fotoğrafını hediye etti. Owens, ülkesinde eski yaşantısına döndü; bir otelde onuruna düzenlenen karşılama töreninin yer aldığı kata normal bir asansör yerine yük asansörüne binerek çıkmak zorunda kaldı. Daha sonra da köy panayırlarında atlarla yarışarak hayatını kazanmaya başladı.

Doğu-Batı Bloğu çekişmesinin cinsiyetinden ettiği sporcular
II. Dünya Savaşı’nın ardından iki kutuplu bir dünya meydana geldi. Bu kez komünizm ve kapitalizm çekişiyordu ve Doğu Bloğu ile Batı Bloğu ülkeleri karşı karşıyaydı. Atletlerin başarıları aynı zamanda rejimlerin başarısı sayılacaktı. Bu kutuplaşma döneminde Doğu Bloğu ülkeleri sporcular üzerinde çeşitli dopingler denediler. Birçok kadın sporcu, kendilerine verilen erkeklik hormonu yüzünden ilerleyen yıllarda cinsiyetini kaybetti.

Amerika Birleşik Devletleri yine özgür dünyanın temsilcisi olarak yarışmalara katılıyordu. 1960 yılında Muhammed Ali Clay, ABD adına Roma Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı. Fakat Amerika’ya döndüğünde yalnızca beyazların girebileceği bir restoranda yemek yediği için feci bir biçimde dövüldü ve ardından Clay madalyasını Ohio Nehri’ne attı. Takip eden yıllarda olimpiyatlarda madalya alan “zenci” sporcular ırkçılığı protesto etmek için siyah eldiven taktıkları yumruklarını havaya kaldırarak podyumda selam verdiler.

Afrika’nın güneyinde 1965-1978 yılları arasında yüzde üçlük bir nüfus oranına sahip beyaz azınlığın oluşturduğu ırkçı bir hükümet ile yönetilen Rodezya adında bir devlet vardı. 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’na iki olay damgasını vurdu: Bunların birincisi, Afrika devletlerinin Rodezya’nın katılması durumunda olimpiyat oyunlarından çekilme tehdidi; ikincisi de Yahudiler tarafından işgal edilen Filistin’i dünyaya duyurmak amacıyla Arap gerillaların İsrailli sporculara yönelik saldırısı. 1980 yılında ise o zamanki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başkenti Moskova’da düzenlenen oyunlar, bu ülkenin Afganistan’ı işgal etmesi nedeniyle boykot edildi. Boykota ABD, Batı Almanya, Kanada, Türkiye, Japonya, Tunus, Kenya ve Yeni Zelanda katıldı. İngiltere ise sporcularını bu konuda serbest bıraktı. SSCB ise boykotu gölgede bırakmak için muazzam bir açılış töreni gerçekleştirdi ve böylece olimpiyatlarda görkemli açılışlar modası başladı.

Sporun kitleler üzerindeki etkisi nedeniyle diktatörler tarafından kullanıldığı bir gerçek ama onu küçümsemek de seçkinci bir tavır değil. Örneğin; Güney Amerika’nın önde gelen entelektüellerinden Eduardo Galeano’nun en önemli kitaplarından biri, futbola olan tutkusunu ifade ettiği Gölgede ve Güneşte Futbol’dur. Ülkemizin önde gelen yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz da, Beşiktaş’a olan bağlılığı ile tanınır mesela. Sanatçılar, edebiyatçılar arasında bu örnekler çoğaltılabilir.

Profesyonel yönetimden mahrum ülke sporu
Sporda başarılı olan ülkeler incelendiğinde, bu alanın yönetiminin profesyoneller tarafından yürütüldüğü görülüyor. Bizde kulüp yöneticiliği amatörlerin elinde ve bu görev çoğunlukla maddî çıkar sağlamak amacıyla yürütülüyor. Yöneticiler bazen kulüp sayesinde devlet ihalesi almaya yarayacak ilişkiler kuruyorlar, bazen de doğrudan kendi kulüplerinin kasasını boşaltıyorlar. Alman ve İspanyol futbol millî takımlarına en büyük uluslararası başarıları kazandıran teknik yöneticiler, Türk kulüplerinden -üstelik dudak uçuklatan tazminatlar ödenerek- birkaç haftada kovulmuş kişiler.

İşin devlet tarafında ise spor yöneticilerinin atanmasında birtakım aidiyetler ve siyasi yakınlıklar belirleyici. Bunun sonucunda uluslararası spor kamuoyunda başarısızlıklarımızla gündeme geldiğimiz gibi, başımızın ağrımasına sebep olan gelişmeler de yaşanmıyor değil. Örneğin UEFA, geçtiğimiz sezon Süper Lig’in Türkiye Futbol Federasyonu tarafından ilan edilen şampiyonunu tanımadı ve Şampiyonlar Ligi’ne kabul etmedi. Londra’da düzenlenen 2012 Olimpiyat Oyunları’nda ise geleneksel olarak başarılı olduğumuz halter ve güreş dâhil tüm spor dallarında dibe vurduk; geçici olarak görüntüyü kurtarmak adına yabancı ülkelerden vatandaş yaparak devşirdiğimiz sporcular dahi hiçbir başarı sağlayamadı. Konuyla ilgili eleştirilere bakıldığında, bu başarısızlığın altında spor yönetiminin siyasete yakın ama bu spor branşlarına uzak isimlere verilmesinden kaynaklandığı açıkça görülüyor. Spor yorumcusu Hıncal Uluç’un geçenlerde kaleme aldığı bir yazıda geçen şu ifadeler, konuyu özetleyen cinstendi: “Türkiye, geçen olimpiyatın şampiyonu Brezilya ile oynayacak ve sayın spor bakanı ile Ortaköy'de çay içerken, bir bakıyoruz ki Türk Millî Voleybol Takımı, olduğu gibi Ortaköy Meydanı’nda Kenan Doğulu konseri dinliyor. Gece saat 00.00!.. Ne yaparız? Ertesi gün gazeteler, fotoğraflar koyarak yıkılmaz mı? ‘Skandal’ diye yazmaz mı? Ertesi gün maça çıkacak bir futbolcuyu gördüğümüz zaman, ‘Rezalet, basıldı’ diye yazıyoruz. Üstelik saat 21.00’de, yemek yerken... Voleybol takımı saat 03.00’te yatağa girdi! Son olimpiyat şampiyonu Brezilya, ama iyi durumda değil... Maçın büyük favorisi biziz... Nitekim bizim yendiğimiz Güney Kore, Brezilya’yı perişan etti. Biz niye yenildik: Brezilyalılar açılış töreni sırasında mışıl mışıl olimpiyat köyünde uyurken, biz Neslihan Darnel’e ‘bayrak taşıtacağız’ diye stadyumdaydık!” (Hıncal Uluç, Sabah, 7 Ağustos 2012,)

Bir de Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi adında bir kurum var. Bu kurumun tüzüğünden iki maddeyi burada alıntılıyorum: “1-Olimpik Hareket’in ve sporun geliştirilmesini sağlamaktadır. Komite bu amaçla: Olimpiyat ve benzeri oyunlar Türkiye’nin bir kentine verildiği taktirde, bu oyunları ilgili makamlarla işbirliği yaparak düzenler. 2-Türkiye’nin Olimpiyat ya da benzeri oyunlara katılmasını, bunların Türkiye’de düzenlenmesi halinde ise gerçekleşmesini sağlamak amacıyla ilgili resmi kuruluşlardan yeteri kadar parasal olanak ve özel kişiler ile kuruluşlardan da yardım isteğinde bulunur. Halka açık kampanyalar düzenler.”

Yani bu komite, ülkemizde -belki- hiçbir zaman yapıl(a)mayacak olimpiyat oyunları için yıllardır bizim vergilerimizden toplanan paraları harcamakla sorumlu. Peki, bu paralar ne kadar doğru harcanıyor? Kaleci degajlarının rüzgâr nedeniyle orta sahadan geri döndüğü, kendisi olan ama yolu olmayan Olimpiyat Stadı, paralarımızın ne kadar doğru harcandığını ortaya koyan en somut örneklerden.

2012 Londra Olimpiyat Oyunları da Türkiye için bir fiyasko. Bizde adettendir: Her yenilginin ardından gelecek ile ilgili ümit dolu açıklamalar yapılır. Ancak genel anlamda ülke sporunun yönetiminde hâkim olan “başarısız olsun benim olsun(!)” zihniyeti değişmediği sürece ülkemiz bu alanda daha da geriye gidecek gibi görünüyor.

Dipnotlar
1-Dictionary of Word Origins, s. 495

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kısa bir olimpiyatlar tarihi
« Posted on: 06 Ekim 2022, 17:48:21 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kısa bir olimpiyatlar tarihi rüya tabiri,Kısa bir olimpiyatlar tarihi mekke canlı, Kısa bir olimpiyatlar tarihi kabe canlı yayın, Kısa bir olimpiyatlar tarihi Üç boyutlu kuran oku Kısa bir olimpiyatlar tarihi kuran ı kerim, Kısa bir olimpiyatlar tarihi peygamber kıssaları,Kısa bir olimpiyatlar tarihi ilitam ders soruları, Kısa bir olimpiyatlar tarihiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &