ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > İttihat ve Terakki III
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İttihat ve Terakki III  (Okunma Sayısı 591 defa)
14 Haziran 2012, 18:11:43
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 14 Haziran 2012, 18:11:43 »



BİR MİZAH UNSURU OLARAK İTTİHAT VE TERAKKİ-lll
Ali Şükrü ÇORUK • 48. Sayı / DİĞER YAZILAR


Mütareke döneminde İttihatçılar aleyhine yazı ve şiir yazan mizahçılardan birisi de Fazıl Ahmet Aykaç’tır. Mizah Edebiyatı’mızda daha çok başkalarının yazdığı ciddi tarzda eserleri dil ve üslûbunu taklit suretiyle mizahî tarzda yeniden yorumlamasıyla tanınan Fazıl Ahmet Aykaç’ın Mütareke’de hedef aldığı İttihatçıların başında, Enver Paşa gelmektedir. İktidarda olduğu dönemde Enver Paşa aleyhinde yazı ve şiir kaleme alamayan Fazıl Ahmet, Enver Paşa yurt dışına kaçtıktan sonra mizah oklarını onun üzerine yöneltir. 1919 yılında neşredilen “Harman Sonu” adlı şiir kitabında yer alan “Firarî Bir Paşa’ya” başlıklı şiir, bunlardan birisidir.  Fazıl Ahmet bu şiirinde Enver Paşa’ya Nedim’in bir şarkısıyla seslenir. Şiirde Enver Paşa’nın yurt dışına kaçışı konu edilmiştir ve her zaman olduğu gibi bu kaçış, Paşa’nın kudretli dönemlerine göndermeler yapılarak işlenmiştir:

“Güldürdü bütün âlemi mahfîce firarın/Koş gez yürü çün mevsimidir geşt ü güzarın/Al gel de hemen emrini sen eski Sezar’ın/Ver hükmünü ey nahl-i çemen köhne baharın

Hayfâ ne çayır kaldı, ne bir taze çemen, gel/Bak gitti Halep, gitti Kudüs, gitti Yemen, gel/Her şey gidiyormuş diyerek barî hemen gel/Ver hükmünü ey nahl-i çemen köhne baharın

Azdır gene hakkında bugün hayli makale/Yok çünkü bizim kudretimiz arz-ı makale/Madem getirdin bizi sen şimdiki hâle/Ver hükmünü ey nahl-i çemen köhne baharın”

(mahfî: Gizli, geşt ü güzâr: Gezip tozma, nahl-i çemen: Çimen süsü, hayfâ: Yazık, makal: Söz)

TALÂT PAŞA İLE DAMAT FERİT PAŞA YAN YANA

Mütareke döneminde mizahçıların eleştirilerine ve alaylarına maruz kalan sadece yurt dışına kaçan İttihatçılar değildir. Sevr Antlaşması’ndan sonra iktidardan düşen ve yurt dışına çıkmak zorunda kalan Damat Ferit Paşa da mizahçıların boy hedefi hâline gelir. İktidarda bulunduğu dönemde Anadolu hareketine karşı çıkan, bu hareketi bastırmaya çalışan, basına sıkı bir sansür uygulayan, nihayetinde Sevr gibi Türkiye’yi ortadan kaldıran bir antlaşmaya onay veren Damat Ferit Paşa, tıpkı İttihatçılar gibi istenmeyen kişi ilân edilmiştir. Aynı zamanda bir İttihatçı düşmanı olan Damat Ferit Paşa, bu dönemde neşredilen karikatürlerde normalde yan yana gelemeyeceği İttihatçılarla aynı karede yer alır. Bu durum kamuoyunun onlar hakkındaki düşüncesini yansıtmaktadır. Damat Ferit’le İttihatçılar arasındaki ortak yönlerden birisi de, tıpkı onlar gibi ülkeyi terk etmek durumunda kalmasıdır. Sedat Simavi’nin 17 Aralık 1920 tarihinde Diken Mecmuası’nda çizdiği bir karikatürde Berlin’de bulunan ve birahane işleten(!) Talât Paşa ile Damat Ferit Paşa birlikte çizilmiştir. Alt yazıda ikili arasında şöyle bir konuşma geçer:

Damat Ferit Paşa- Birader görüyorum ki işler yolunda, beni ortaklığa kabul eder misin?

Talât Paşa-  İş ortaklığına değil ama, dert ortaklığına kabul ederim.

“GEÇTİ MEMLEKETİN PAZARI, SÜR EŞEĞİNİ MOSKOVA’YA”


Enver Paşa sadece Mütareke’nin başlarında değil, ilerleyen dönemlerde de kamuoyunun bu arada mizahçıların gündemindedir. Bilindiği üzere Enver Paşa arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’den kaçtıktan sonra önce Almanya’ya daha sonra Rusya’ya geçmiştir. Burada Bolşeviklerle görüşen Paşa, Anadolu’da başlayan Millî Mücadele’nin başına geçmeyi tasarlamıştır. Bu amaçla Kafkasya’ya gelen ve sınırda bekleyen Enver Paşa Sakarya Savaşı’nın zaferle sonuçlanması üzerine Türkiye’ye girememiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda uğranılan büyük yenilginin sorumlusu olduğu hâlde tekrar Türkiye’ye gelmek istemesi, Anadolu’daki hareketin başarısızlığını kollayıp ordunun başına geçmeyi tasarlaması, kamuoyunun tepkisini çekmiştir. Enver Paşa’nın Türkiye’ye gelme teşebbüsü özellikle mizah gazeteleri tarafından eleştirilirken oldukça ağır bir dil kullanılır. O dönemin mizah gazetelerinde yer alan yazılarda “macera meftunu sergerde”, “Kızıl Enver”, “Küstah Yüzbaşı” olarak anılır ve her ne şart altında olursa olsun Türkiye’ye sokulmaması gerektiği vurgulanır. 19 Kasım 1921 tarihli Karagöz Gazetesi’nde yer alan “Kızıl Enver Ne Âlemde?” başlıklı yazı bunlardan birisidir:

“Harp içinde sırmalara gark olan Enver, şimdi Bolşevik oldu diyorlar… Bolşevik de Langa hıyarından olacak değil ya, işte böyle Enver gibi macera meftunu sergerde taslaklarından olur. Fakat Bolşevik oldu diye şimdi ona bir de “Kızıl Enver” unvanı veriliyor. Hâlbuki Enver asıl İstanbul’da, sırmalara gark olmuş, kendi gibi yüz Enver’e bedel yüz binlerce genci kana boğarken, kızıl olup çıkmıştı. Kendisine ihtilâl kahramanı süsü veren bu küstah yüzbaşı, kanlı ellerini ne vakit temizledi ki yeniden bu masum milletin kanına girmek istiyor. Yoksa çivi çiviyi söker, kan kanı temizler diye yine başımıza belâ mı olmak istiyor? Uğurlar olsun Yüzbaşı Efendi, geçti bu memleketin pazarı, sür eşeğini Moskova’ya”.

Enver Paşa’nın Türkiye’ye girme arzusu ve bu yoldaki gayretleri, mizah gazetelerinde yayınlanan karikatürlere de konu olmuştur. Bunlardan birisi 12 Kasım 1921 tarihli Karagöz Gazetesi’nin birinci sayfasında yayınlanmıştır. Karikatürde Mustafa Kemal Paşa, Enver Paşa ve bir Yunan askeri göze çarpmaktadır. Yunan askeri ile yan yana duran Enver Paşa’nın önünde bir duvar vardır ve duvarın üzerinde Mustafa Kemal Paşa yer almaktadır. Aşağıdan Mustafa Kemal’e seslenen Enver Paşa “Yunan düşman diye kapıyı açmıyorsunuz, ne olur bari biraz bana müsaade edin!” diyerek Türkiye sınırlarına girmek arzusunu dile getirir. Onun bu dileği karşısında ise Mustafa Kemal’in verdiği cevap kesindir: “İki düşmanla birden uğraşmaya vaktimiz yok efendi, haydi işine!” diyerek Enver Paşa ile Yunanlılar arasında bir fark görmediğini belirtir.

Karagöz Gazetesi’nde Enver Paşa’nın Türkiye’ye gelme teşebbüsü etrafında yazılan yazılardan birisi de “Yıkıcı” başlığını taşımaktadır. 14 Aralık 1921 tarihli yazıda Enver Paşa’dan “serseri yüzbaşı” olarak söz edilerek, geçmişte ülkeye hiçbir faydası olmadığı, aksine ülkeyi yıkıma götürdüğü vurgulanır. Yazıda Enver Paşa’nın 1908’den sonra yaptığı işler, başlangıçta insanları etkilemekle beraber neticede ülkeyi felâkete götüren hamleler olarak değerlendirilir. Dolayısıyla o tam bir “yıkıcı”dır. İmparatorluğun o zamana kadar yaşamadığı felâketleri yaşaması, neticede ülkenin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması bunun en bariz örneğidir. Bu yüzden kesinlikle Türkiye’ye sokulmaması lâzımdır. Yoksa ülke aynı acıları tekrar yaşamak durumunda kalacaktır:   

“Sarıkamış muharebelerinde elli bin Türk kahramanının iki gecede kanına giren ve beş senelik saltanatında bir buçuk milyon Türk gencini maktele sürükleyen bu haşarı yüzbaşı, anlaşıldı ki bir serseriden başka bir şey değildir. Fakat bunu anlamak bize Osmanlı Tarihi’nin kaydetmediği müthiş bir felâkete yuvarlanmakla kabil oldu. Yalnız son teşebbüsüyle onda bir şey daha sezdik…

Paşa sırmaları ariyet bir süs gibi omuzlarına yaraşmayan o şımarık yüzbaşı, her şeyden evvel bir “yıkıcı”dır. İlk hürriyet kahramanı gözümüzü o kadar boyamıştı ki biz onun bu marifetini çarpık bir bakışla “yapıcı” diye gördük. İkinci kahramanlığını Bâbıâli vak’asında gösterdi. İkinci defa bir hükûmet devirdi, yıktı. Fakat vak’alar o kadar cazip ve şaşaalı görünüyordu ki biz onu hâlâ yıkmıyor, yapıyor sanıyorduk. Nihayet kara bir bulutla Harb-i Umumî geldi ve birçok fırtınadan sonra yıldırımlı şimşeklerle Mütareke göründü. Yüzbaşı Enver Efendi Harb-i Umumî’de bir kere kınından çıkmayan kılıcını, hele o gülünç hançerini bıraktı ve kaçtı. Biz yedi cephede yedi yüz bin arkadaş bırakarak döndüğümüz vakit Enver Efendi’nin kundak sokup yaktığı memlekette aç ve çıplak analarımızı, kardeşlerimizi sokak ortasında bulduk… Mütareke yıldırımları üstümüzde çatırdarken günlerce ağladık. Nihayet esarete boynunu uzatmayanlar, hayat için cenge karar verdiler. Ve memleket baştanbaşa bir fikir için sarsıldı ve toplandı. Hürriyet ve istiklâl! Türk milleti işte bu dava ile uğraşırken Almanya’nın bilmem hangi çalgılı kahvelerinde altınlarını yüzdürüp yiyen Yüzbaşı Enver Efendi, birdenbire Kafkasya’nın bir küçük hükûmetini devirerek karşımıza çıkıyor.

Bu son hadise ile anladık ki bu adam marifetli mütehassıs, erbab bir yıkıcıdır. Dört avcı mamur ne görse bir çelmede yıkıyor. Hâlbuki bizim yıkıcıya değil yapıcıya ihtiyacımız var. Çünkü yerimiz kâşâne değil viranedir. Onun için bu yüzbaşıyı ne yapıp yapıp hudutlardan içeri sokmamak lâzımdır”.

MAKEDONYA’DAN ORTA ASYA’YA

Bilindiği üzere Enver Paşa Türkiye’ye giremeyince Buhara ve Fergana’ya bağımsızlık kazandırmak için, Orta Asya’ya gitmiştir. Yerli halktan birlikler oluşturup Kızılordu birlikleriyle mücadele etmeyi amaçlayan Enver Paşa’nın bu son hamlesi inandırıcı ve gerçekçi bulunmamış, özellikle mizahçılar tarafından bir macera olarak değerlendirilmiştir. 26 Temmuz 1922 tarihinde Karagöz Gazetesi’nde neşredilen bir karikatürde Enver Paşa’nın bu son hamlesiyle alay eden bir karikatür neşredilmiştir. Enver Paşa elinde kılıçla ve yine kılıçtan başka silahı olmayan yerli halkla birlikte Bolşeviklere karşı yürüyüşe geçmiştir. Gerek silahlar gerekse halkın durumu Enver Paşa’nın ne kadar hayâlperest ve maceracı olduğunu vurgulamak içindir. Karikatürün alt yazısında “Çekirge üç defa sıçrar. Bu ikincisidir onu da unutma. Sarıkamış’ta kıydığın Mehmetçikler’in yanına bakalım kaç Müslüman daha göndereceksin. Aklını başına devşir, hesap kapanıyor ha!” diyen Karagöz, âdeta olacakları sezmiş gibi Enver Paşa’yı uyarır. Neticede bu karikatür yayınlandıktan 9 gün sonra Bolşeviklerle girilen bir çarpışmada Enver Paşa vefat eder.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İttihat ve Terakki III
« Posted on: 20 Eylül 2019, 14:38:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İttihat ve Terakki III rüya tabiri,İttihat ve Terakki III mekke canlı, İttihat ve Terakki III kabe canlı yayın, İttihat ve Terakki III Üç boyutlu kuran oku İttihat ve Terakki III kuran ı kerim, İttihat ve Terakki III peygamber kıssaları,İttihat ve Terakki III ilitam ders soruları, İttihat ve Terakki IIIönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &