> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı  (Okunma Sayısı 847 defa)
18 Ağustos 2012, 15:49:00
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 18 Ağustos 2012, 15:49:00 »



Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı?
Taha KILINÇ • 90. Sayı / DİĞER YAZILAR


1928 yılının o sıcak mart gününde, İsmâiliye kentinin kenar mahallerinden birinde sadece 7 kişinin katıldığı mütevazı bir toplantı yapılıyordu. Toplantıya başkanlık eden kişi, 22 yaşında cevval bir öğretmen, diğerleri ise Süveyş Kanalı Şirketi’nde çalışan fakir işçilerdi. Aralarında saatlerce tartıştılar ve toplantının sonunda, bir yardımlaşma ve kardeşlik teşkilâtının kurulmasına karar verdiler.  

Mahmûdiyeli bir saatçinin oğlu olan o genç öğretmenin, yani Hasan el Bennâ’nın ve kendisine destek veren arkadaşlarının kurduğu İhvân-ı Müslimîn / Müslüman Kardeşler adlı yapının, zaman içinde Ortadoğu ve Arap coğrafyasındaki hemen bütün İslâmi hareketlerin özünü teşkil edeceğini kim bilebilirdi ki?

“Her alanda daha çok İslâm”
Hasan el Bennâ ve arkadaşlarının hızla yayılan ve siyasi bir içerik de kazanan hareketi, Mısır’ın o zaman içinde bulunduğu şartlara bir tepki olarak doğmuştu. Kral Fuâd’ın yönetimi altında ülke her geçen gün daha da İngilizleşiyor, İskenderiye ve Kahire’nin elit tabakaları neredeyse tamamen gayrimüslimlerden oluşuyordu. Yerlilere, zengin efendiler için çalışma görevinin düştüğü 1920’lerin Mısır’ında, ülkesini seven herkesin isyan edeceği bir adaletsizlik, sömürü ve sefahat yaşanıyordu.  

İhvân-ı Müslimîn’in çıkış felsefesi, bütün bunlara karşı, “daha çok İslâm’ şeklinde özetlenebilir. Bir eğitimci ve öğretmen olarak, Hasan el Bennâ’ya göre, Mısır’ın ve İslâm dünyasının içinde bulunduğu hezimet hali, ancak İslâm’a hayatın her alanında daha çok yer vermekle aşılabilirdi. Sosyal hayatta daha çok İslâm, ekonomide daha çok İslâm, dış politikada daha çok İslâm… El Bennâ, bugün bile teşkilâtın kullandığı “Çözüm İslâm’da” sloganını pratik olarak söylem ve eylemlerinin her alanına yaymıştı.

İhvân-ı Müslimîn’in kuruluşunun, Türkiye’de hilâfetin kaldırıldığı dönemlere denk gelmesi, kesinlikle bir tesadüf değildi. Mısırlı Müslümanlar, Türkiye’de yaşanan gelişme ve değişmeleri yakından izliyorlardı. Batılılaşma hamlelerinin ve reformların Arap dünyasından iyice ayrıştırdığı Türkiye’de hilâfetin de tarihe karışması, artık dönüşü olmayan bir istikameti işaret ediyordu. Hasan el Bennâ’nın önderlik ettiği hareketin, hilâfetin kaldırılmasına ve İslâm dünyasının siyasi liderlikten yoksun hâle gelmesine bir reaksiyon olarak okunması da mümkündür.

1932 yılına gelindiğinde merkezini İsmailiye’den başkent Kahire’ye taşıyan İhvân-ı Müslimîn, kısa süre içerisinde binlerce insana ulaştı. Hasan el Bennâ’nın yöntemi oldukça basitti: Sohbet ve bire bir ikna. İslâm’ın da doğuş döneminde aynı yöntemle yayıldığını savunan el Bennâ, sözünün ve nazının geçtiği herkesten, Mısır halkına bu şekilde ulaşmalarını istiyordu. Buna bir de teşkilâtın organize ettiği maddi yardımlaşma ve dayanışma ağı eklendiğinde, başarı kesin ve netti. İhvân, el Bennâ’nın vefatında yarım milyondan fazla üyesi bulunan, en geniş ve örgütlü muhalefet hareketi haline gelecekti.

Mürşid’e veda
Kral Fuâd 1936’da aniden hayatını kaybedince, 16 yaşındaki oğlu Fârûk, kendisini birden bire tahtta buldu. İngiltere’de gününü gün ederken Kahire’ye çağrılan bahtsız şehzade, iktidarının ilk dönemlerini, reşit olmadığı için kendisi adına ülkeyi yöneten bir nâibler konseyinin gölgesinde geçirdi. Sonraki dönemde ise müptelası olduğu fırtınalı gece hayatı, Mısır’ı direkt şekilde yönetmesine izin vermedi.

Tarihin en büyük ironilerinden biri olarak, Mısır gibi bir ülke adeta başsız kalıp sendelerken, Ortadoğu da oldukça hareketli günler yaşıyordu. Fârûk’un ülkeyi yönetmekte gösterdiği başarısızlıklara, 1948’de İsrail’in kurulması da eklenince, İhvân-ı Müslimîn tarafından ülke çapında yürütülen muhalefet kampanyasının kolaylıkla başarıya ulaşmaması da düşünülemezdi.

İhvân ile devlet katmanları arasındaki kıyasıya kapışma her iki taraftan da önemli birer ismin kurban seçilmesine yol açtı. Kendisini İhvân’dan biri olarak tanıtan bir gencin Başbakan Mahmud Nukraşi’yi makamında öldürmesinden hemen sonra, ‘Mürşid’ Hasan el Bennâ 12 Şubat 1949 günü, Kahire’nin tenha sokaklarından birinde vurularak öldürüldü.    

Kuruluşunun ertesi günü İsrail’e karşı Arapların ilân ettiği savaşta yaşanan hezimet, savaşta aktif olarak yer alan İhvân mensuplarıyla, iktidar değişimi için hazırlıklara başlayan Hür Subaylar kadrosunu aynı safta bir araya getirmişti. Muhammed Necib, Cemal Abdunnâsır ve Enver Sedat’ın öncülüğünde darbe için geri sayımı başlatan Hür Subaylar, uygulama safhasına geçildiğinde İhvân’ın Mısır’ın kılcal damarlarına kadar uzanan örgütlenmesinden faydalandılar.

İhvân için kâbus dönemi
Nihayet 23 Temmuz 1952 gecesi Hür Subaylar, Kral Fârûk’u devirip Mısır’da yeni bir dönemi başlatırken, İhvân-ı Müslimîn kadroları da nefes alabilecekleri bir rahatlama devresine girildiğini düşünüyordu. Ancak yanıldıklarını anlamaları çok sürmeyecekti. Darbeden sonra cumhurbaşkanlığı makamına oturan Cemal Abdunnâsır, 1954’te İskenderiye’de kendisine karşı düzenlenen bir suikast girişimini bahane ederek, İhvân-ı Müslimîn’e karşı savaş ilan etti. Olayı takip eden birkaç gün içinde çoğu İhvân üyesi 20 binden fazla insan tutuklandı, hapsedildi ve idama mahkûm oldu.

Abdunnâsır dönemi, İhvân açısından tam bir kâbus olacaktı. Seyyid Kutub ve Abdulkadir Udeh başta olmak üzere hareketin önde gelen isimleri idam edilecek, İhvân-ı Müslimîn’e mensubiyet, devletin asla affetmediği en büyük cürümlerden biri olarak kalacaktı.

1970-1981 yılları arasında iktidarda kalan Muhammed Enver Sedat dönemi ise, İhvân-ı Müslimîn açısından geçici bir bahar devresi sayılabilir. Selefinin icraatlarının birçoğundan vazgeçen Sedat, uç vermeye başlayan daha aşırı unsurlara karşı, İhvân’a büyük ölçüde özgürlük tanıdı. Zeynep Gazali gibi birçok isim bu dönemde hapisten çıkabildiler.

Sedat’ın 6 Ekim 1981’de gözlerinin önünde suikasta kurban gitmesi, sonraki Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in, ülkedeki bütün İslâmi yapılanmalara cephe almasına neden oldu. Geçtiğimiz yıl yaşanan kitlesel protestolarla görevini bırakan Mübarek’in ardından düzenlenen seçimler ise, İhvân-ı Müslimîn teşkilâtının kuruluşunun üzerinden tam 84 yıl geçtikten sonra, el Bennâ’nın talebelerinin iktidara gelişini haber veriyordu.
İdeallerle gerçeklerin mücadelesi

Seçimlerden önce Mısır’ı izleyen herkesin ortak kanaati, İhvân-ı Müslimîn’in kâhir ekseriyetle ülkeye hâkim olacağı idi. Oysa öyle olmadı. İhvân-ı Müslimîn, parlamento seçimlerinde Selefilerle, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Ahmed Şefik’in başını çektiği yüzde 50’ye yakın blokla yüzleşmek durumunda kaldı. Bu anlamda seçimler, İhvân’ın Mısır’da umulduğu ya da korkulduğu oranda güçlü olmadığını ortaya çıkardı.

Geçtiğimiz mayıs ve haziran aylarında düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerini kılpayı kazanan Muhammed Mursi, hem tarihsel bir misyonu temsil etme sorumluluğunu, hem de sıradan halkın beklentilerini karşılama zorunluluğunu omuzlarında taşıyor. Bunları yerine getirmeye çalışırken de mücadele etmesi gereken güçlü bir askeri ve sivil bürokrasi de var üstelik.

Mursi’nin iktidarı hakkında konuşmak için çok erken. Ancak şimdiden şu saptamayı yapabiliriz: Ekonomi ve dış politikada kesin ve net başarılar kazanmadıkça, Mursi kaybetmeye mahkûm olacaktır. Bu alanlardaki başarılar ise, büyük ölçüde, şimdiye kadar uzak durulan cephelere (ABD, Batı, uluslararası lobiler) yanaşmak ile mümkün olabilecek. Bu anlamda, İhvân’ın iktidarı ideallerle gerçeklerin de mücadelesi olacak bir bakıma.

Bu mücadelenin sonunda Hasan el Bennâ’nın kemiklerinin sızlayıp sızlamayacağını ise hep birlikte göreceğiz.



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı
« Posted on: 06 Ekim 2022, 18:10:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı rüya tabiri,Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı mekke canlı, Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı kabe canlı yayın, Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı Üç boyutlu kuran oku Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı kuran ı kerim, Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı peygamber kıssaları,Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mı ilitam ders soruları, Hasan el Bennâ’nın kemikleri sızlayacak mıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &