ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Geçmişten günümüze makam
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Geçmişten günümüze makam  (Okunma Sayısı 742 defa)
22 Temmuz 2012, 13:15:32
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 22 Temmuz 2012, 13:15:32 »



Geçmişten günümüze makam ve mevki takipçileri
Ali Şükrü ÇORUK • 77. Sayı / DİĞER YAZILAR


Ülke olarak bir seçim dönemini daha geride bıraktık. Parlamentonun 24. döneminde görev yapacak olan milletvekilleri 12 Haziran’da yapılan seçimler sonucunda belli oldu. Seçime katılan partilerin ve adayların bir kısmı sevinirken haliyle bir kısmı üzüldü. Kaybeden partiler yenilginin sebepleri üzerinde sonu iç hesaplaşmaya varan tartışmaya girdiler. Kazanan parti 8 yıllık iktidarı süresince izlediği politikaların halk tarafından onaylandığını düşünerek hedeflerini yükseltti.

Dünyanın en sorunlu bölgesinde yer alan, imparatorluk bakiyesi bir ülke olan Türkiye’nin gerek içte gerek dışta uğraşmak zorunda olduğu pek çok meselesi var. Bu meselelerin çözümünde kuşkusuz parlamentoya ve onun içinden çıkacak olan hükümete büyük görevler ve sorumluluklar düşüyor. Bir kısmı geçmişten, tarihin derinliklerinden gelen bu meselelerin halli, tarihe ve içinden çıktığı millete karşı sorumluluklarının bilincinde olan bir parlamentoyla mümkün.

Her seçim döneminde olduğu gibi 12 Haziran seçimlerinde de hafızalarda kalan pek çok olay yaşandı. Bunlardan bir kısmı ise insanı gülümsetecek cinstendi. Seçime giren bazı partilerin üye sayılarından az oy almaları, yine bazı bağımsız adayların oy kullandıkları sandıklardan sıfır oy çıkması türlü yorumlara neden oldu. Hatta bazılarının eşlerinden ve çocuklarından bile destek görmedikleri konuşuldu. Herhalde bu seçim partilerin aldıkları oy oranı ve milletvekili sayılarıyla beraber yukarıda sözünü ettiğimiz olaylarla da anılacak.

Bilindiği gibi dalkavukluk dünyanın en eski mesleklerinden birisi. Başta krallar ve hükümdarlar olmak üzere yüksek dereceli devlet görevlileri kendilerini eğlendirmek amacıyla yanlarında daima dalkavuklar bulunduruyorlardı. Bununla beraber ahlâk kitapları dalkavukların ve hükümdarı eğlendiren nedimlerin devlet işlerine karışmalarını hoş karşılamamıştı. Dolayısıyla dalkavukluk mesleği tamamen “şahsî” planda düşünülmüş, özel bir alana hapsedilmişti. Ancak zamanın değişmesine, devletin modern bir hal almasına rağmen bu tarz insanlar varlıklarını her zaman muhafaza ettiler.

Geçmişte ve bugün gerek seçim sonrasında gerekse herhangi bir yüksek göreve tayin durumunda milletvekillerinin, bakanların ve yüksek bürokratların tebrik edilmesi gayet olağan bir durum. Nihayetinde ortada elde edilen bir başarı var. Bu başarıyı kutlamak, “hayırlı olsun” dileğinde bulunmak, uzak ve yakın çevre tarafından takdir edilmek, kişi için ayrıca bir motivasyon unsuru. Ancak her şeyde olduğu gibi bunda da ölçüyü kaçırmamak, kişiye makamında yahut evinde yapılan tebrik ve hayırlı olsun ziyaretlerini kısa tutmak, makam sahibini zora sokacak isteklerden kaçınmak gerekiyor. Hâlbuki ülkemizde çoğu kere tersi yaşanıyor. Bir kişi bir göreve geldiğinde yahut makam sahibi olduğunda hemen etrafını birtakım insanlar kuşatıyor. Bunlardan bazıları makam sahibinin imkânlarından haksız surette faydalanma peşindeler. Bunun için ise yapmayacakları yok. Üstelik makam sahibi, asıl işi dalkavukluk olan, amaçları için her şeyi göze alan, kendisini önemli bir kişi gibi gösteren, bin dereden su getiren, kapıdan kovulmasına rağmen bacadan girmesini bilen bu insanların çoğunu tanımaz. Bununla beraber aynı şahıs, bulunduğu mevki itibariyle herkesi idare etmek durumunda olduğundan bu insanlarla da ilgilenmek zorunda kalır. Bunlar, makam sahibine yaptıkları tebrik ziyaretlerinde hayırlı olsun dileğinde bulunduktan sonra kim bilir kaç kişiye söylendiği için ezberlenmiş olan sözleri hiç teklemeden muhatabına karşı tekrar ederler:

“Efendim, seçilmenizden (yahut bu göreve gelmenizden) dolayı ne kadar sevindim bilemezsiniz. Ancak inanır mısınız içime doğmuştu sanki. Geçen gün arabayı çalıştırırken motordan sizin isminizi andıran bir gürültü çıktı. Bir defasında da hanım evde mantı yapmıştı. Hanım mantının sosunu tepsinin üzerinde gezdirirken bir de ne göreyim bilmeden sizin isminizi yazmamış mı? Bütün bunları bir araya getirdiğimde sizin adınıza yakında iyi şeyler olacağına hükmettim. Çok şükür bugünleri de gördük. Adeta yeniden dünyaya gelmiş gibiyim. Sizin gibi memleketin ve milletin ihtiyacı olan birisinin kenarda köşede kalmış olması bizi ne kadar üzüyordu bilemezsiniz. İnanın gözlerimize uyku girmiyordu. Sizin işbaşına gelmenizle yaşadığımız üzüntüleri ve çektiğimiz sıkıntıları bir anda unuttuk. Memleketin ve milletin geleceğiyle alâkalı endişelerimiz ortadan kalktı.

Efendim sizden öncekiler de iyi insanlardı ancak maalesef adam seçmesini bilemedikleri için yanlış kişilerle çalıştılar. Memleketi ve milleti seven kişileri (burada ima edilenler tabiî ki bellidir!) küstürdükleri için başarılı olamadılar. Biz sizi eskiden beri tanırız. (Burada kişinin hayatıyla ilgili herkes tarafından bilinen bazı olaylar anlatılır.) Memleketi ve milleti nasıl sevdiğinizi, ileri görüşlülüğünüzü, adam seçmekteki isabetli tutumunuzu biliyoruz. Girdiğiniz bu meşakkatli yolda bize ihtiyaç gösterirseniz iki elimiz kanda da olsa yardıma hazırız. Değil mi ki hepimiz vatan ve millet menfaatine çalışıyoruz. Biz büyüklerimizden böyle gördük, böyle işittik. Ancak en doğrusunu yine siz bilirsiniz!

Bunları anlatmak bize yakışmaz ama sizin bu makama gelmenizde hasbe’l-kader bizim de katkımız olmuştur. (Burada ciddi bir vaziyet takınılır ve makam sahibinin amiri kastedilerek) Geçen gün “Beyefendi” ile bir toplantıda karşılaşmıştık. Kendisine biraz soğuk davrandığım için sebebini sordu. Ben de kendisine ‘Beyefendi, … Bey vatanını, milletini seven, helal süt emmiş temiz birisidir. Neden onu memleket hizmetinde değerlendirmiyorsunuz, göreceksiniz yüzünüzü kara çıkarmayacaktır!’ dedim. Buna karşılık bana ‘Efendim, sizin tavsiyeleriniz bize her zaman için yol göstermiştir. Bu tavsiyenize de uyup …. Bey’i hak ettiği makama getireceğim’ dedi. Ben de ‘Münasip olur’ deyip ayrıldım. v.s….”

“Beyhude Yorgunluk”
Makam sahibi, bu minvalde uzayıp giden sözleri çaresiz dinlemek zorunda kalır. Çünkü tebrik ziyaretine gelen kişiyi kabul etmemek, en kötüsü dinlememek olmaz. Bu sözlerin büyük kısmının boş olduğunun, aynı sözlerin başkalarına da söylendiğinin farkındadır. Ancak düşünmeden de kendisini alamaz. Özellikle “beyefendi” ile ilgili anlattıkları doğruysa! Haksız bir menfaat uğruna devlet büyüklerinin etrafında dolaşan, kapıları aşındıran, yakaladığı en ufak fırsatı değerlendiren, özellikle halka önemli birisi olduğu imajını veren, makam sahiplerini boş yere meşgul eden bu tarz kişiler, devletin yeni bir yapılanmaya girdiği Tanzimat döneminde de eleştiri konusu olmuştur. Bu dönemde çıkan gazetelerde, devletin sağlıklı işleyişi yolunda makam sahiplerinin dalkavuklardan uzak durması gereği vurgulanır. Dönemin gazetelerinden Basiret’te çıkan “Beyhude Yorgunluk” başlıklı yazı bunlardan birisidir. 23 Nisan 1873 tarihli bu yazı, gazetenin sahibi ve başyazarı Ali Bey tarafından kaleme alınmıştır. Çevresinde cereyan eden olaylara karşı oldukça duyarlı bir gazeteci olan Basiretçi Ali Bey, bu yazıyı, Abdülaziz döneminde 15 Nisan 1873 tarihinde gerçekleşen kabine değişikliğinden sonra yeni göreve gelen bakanların konaklarında gördüğü manzara üzerine yazmıştır. Tahmin edileceği üzere yeni bakanlara tebrik ziyaretinde bulunanların çoğu yukarıda sözünü ettiğimiz kişilerdir. Gördüğü manzara karşısında şaşıran ve duyduğu rahatsızlığı bir yazıyla kamuoyuna, devlet yetkililerine duyurmaya çalışan Ali Bey bu konuda kendisine düşen vazifeyi yerine getirdiğini düşünmektedir. Anlaşılması kolay olsun diye sadeleştirerek aşağıya aldığımız bu yazı 138 yıl önce yazılmasına rağmen bir bakıma günümüze de ışık tutuyor. Yani dönem ne olursa olsun asıl “kazananlar” her zaman aynı kalıyor.

“Beyhude Yorgunluk

Şu sıralarda kabinenin değişmesi üzerine bazı kimseler yeni bakanların konaklarına gitmeye başladılar. Bu konaklarda sabahleyin saat on ikiden beşe, altıya kadar ziyaretçiden geçilmiyor! Eğer hane sahibi bakan, makamının bulunduğu Babıâli’ye gitmese akşamlara kadar bu ziyaretçilerin arkası kesilmeyecek!

Şurası bellidir ki bu ziyaretçilerin hepsi iş için değil mutlaka dalkavukluk için gidiyorlar! Eğer iş için gidilse ve bu işler bakanların evlerinde görülmek lâzım gelseydi o zaman birçok paralar harcanarak yapılmış olan resmî dairelerin hiç lüzumu olmazdı. Hâlbuki iş öyle değil. Bir işi olanlar için gidilmesi gereken yerler bakanların konakların değil Bâbıali’dir… Üstelik bu gibi şeyler için konaklara gitmek ve devlet büyüklerini meşgul etmek beyhude yorgunluktur.

Diyelim ki bunların hepsi iş için gitmiyor da dalkavukluk için devam ediyorlar. Dalkavukluğun da bir derecesi vardır. Ondan ziyadesi ayıptır. Haydi, bir kere tebrik için gidilsin. Biz bazı kişileri görüyoruz ki hiç ayrılmak istemiyorlar. Ellerinden gelse orada yatacaklar. Bir kere şurasını düşünmeli ki devlet büyükleri, konaklarında birkaç saat istirahat edecekler. Ondan sonra devlet işleriyle uğraşacaklar. Vakitlerinin ne kadarını işe, istirahate, ne kadarını ardı arkası kesilmeyen ziyaretçilere tahsis etsinler.

İş için gidilse bir kere gidilir. Hem o da beyhude yorgunluktur. Devlet işin çeşidine göre daireler yapmış, nazırlar, memurlar tayin etmiş. Daireye gidip ifade etmeli. Bir de bir işi evvela ilgili daireye ifade etmeyip de ta en baştaki kişiye arz etmek vakit zayi etmek ve beyhude yorgunluktur.

Dalkavukluk ise dinen ve aklen ayıp karşılanan bir davranıştır. Kişiyi küçültmekten başka bir faydası görülmez. Böyle beyhude ve faydasız meşgaleler ile kaybedilen vakitlere teessüf olunur. Bu ziyaretlerde memuriyet istenilir ise o memuriyetin gerektirdiği şartları taşımak gerekir. Dalkavukluk yaparak, kendisini küçük düşürerek memuriyet istenilmez. Kapı aşındırmak ki...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Geçmişten günümüze makam
« Posted on: 29 Mart 2020, 17:44:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Geçmişten günümüze makam rüya tabiri,Geçmişten günümüze makam mekke canlı, Geçmişten günümüze makam kabe canlı yayın, Geçmişten günümüze makam Üç boyutlu kuran oku Geçmişten günümüze makam kuran ı kerim, Geçmişten günümüze makam peygamber kıssaları,Geçmişten günümüze makam ilitam ders soruları, Geçmişten günümüze makamönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &