> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri  (Okunma Sayısı 971 defa)
02 Ağustos 2012, 14:06:04
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 02 Ağustos 2012, 14:06:04 »



Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri
Yakup ÖZTÜRK • 83. Sayı / DİĞER YAZILAR


Geçtiğimiz ayın son haftasında Fransız Ulusal Meclisi’nde oylanan, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa teklifi gündemi oldukça fazla meşgul etti. Meclis, katılımın oldukça az olduğu bir oturumda yasa teklifini kabul etti. Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bütün kabine üyeleri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve gazeteciler olay karşısındaki tepkilerini ortaya koydular. En dikkat çeken tepki kuşkusuz Başbakan Erdoğan’ın Fransız kralı Fransuva’nın Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım istediği mektubu uluslararası bir programda okumasıydı. Bu vesileyle tarihte Türkiye ve Fransa ilişkilerine atıfta bulunulan konuşmalar gerçekleştirildi. Biz de edebiyatımızın modernleşmesine Fransız sanatçıların etkisini ortaya koymayı hedefledik.

Tanzimat aydınının soluklandığı yer
Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkilerine baktığımızda, tarihteki gibi baskın gücün Türkiye olmadığı ortaya çıkıyor.

Türk toplumunun Batılılaşma serüveni edebiyatçılar eliyle gerçekleştirildi. Hem siyasette hem de kültür ortamında önemli bir yere sahip olan Tanzimat ve sonrası sanatçılarının en güçlü hayranlık noktası Fransız Edebiyatı’ydı. Ulusal bir edebiyat kurma çabalarının temelinde dahi Fransız Edebiyatı’nın güçlü tesiri kendisini hissettirmekteydi. Öyle ki, sanatçılar yerli bir şiir dünyası ya da roman atmosferi kurarken bile, Fransız Edebiyatı’ndaki bir imgeden yola çıkmışlardı.

Tanzimat’tan itibaren Batı’yla tanışan bütün aydınlarımızın soluklandığı yer Fransa’ydı. Orada, Fransız romantikleri ve sembolistleriyle tanışmışlar, sanatlarında onların açtığı yolda ilerlemişlerdi. Edebiyatımızda Şinasi, Namık Kemal, Ahmed Midhat Efendi gibi Tanzimat sanatçıları Fransız Edebiyatı’ndan istifade etmişlerdi ancak bu isimlerin çabaları yeterli ve bilinçli değildi. Türk Edebiyatı’nda Fransız Edebiyatı’nın izleri sağlıklı bir biçimde Edebiyat-ı Cedide Topluluğu üzerinden takip edilebilir. Özellikle şiir de Tevfik Fikret, romanda Halid Ziya Uşaklıgil üzerinde bu izler yoğun şekilde görülebilir.

Fransız Edebiyatı Türk sanatçılarına “hayali” kaçamaklar için sınırsız bir ortam hazırlamaktaydı. II. Abdülhamid’in görece baskı politikası sanatçılar üzerinde tesirini artırdıkça, yazarlar ve şairler de kendilerini Fransa’nın özgür dünyasına adama arzusuna girmişlerdi. Fransız Edebiyatı’nın özgürleştirici ortamına Hüseyin Rahmi Gürpınar Şıpsevdi’nin önsözünde şu şekilde dikkati çekmekteydi: “Memlekette bilgi iflas edince yabancı bilgi imdada yetişti. İstibdat zamanında düşünme ve anlama ışığımız bütün bütüne sönmek üzere iken Batı’nın olgunluğundan buraya sıçrayan kıvılcımlar sürdürdü.”

Yabancı okulların etkisi
Liseyi Fransız okullarında bitirmiş Tanzimat ve Servet-i Fünun nesli, edebiyatın dışında da Fransız kültürünü özümsemişti. Tevfik Fikret eğitimini Mekteb-i Sultani’de, Halid Ziya, İzmir’de, Katolik Ermeni Mıkhitharist rahiplerin okulunda tamamlamıştı. Cenab Şehabeddin ise, tıp eğitimi için gittiği Paris’te uzun yıllar kalmıştı. Fikret ve Halid Ziya, hayatlarının ilk döneminde Türk Edebiyatı’ndan metinler okunmanın kendileri için gereksiz olduğunu düşünecek kadar Türkçe’ye sırtlarını dönmüş ve Fransız Edebiyatı’na yönelmişlerdi. Halid Ziya, Şemseddin Sami’nin Victor Hugo’dan çevirdiği Sefiller romanından başka Türkçe eser okumadığını şu sözlerle ifade etmişti: “Fransızca’da kâfi bir vukuf elde ettikten sonra Şemseddin Sami Bey’in Sefiller tercümesi istisna edilirse artık Türkçe roman okumaz olmuştum.”

Ahmed Midhat Efendi, genç sanatçıların Fransız Edebiyatı’na olan yönelimlerine olan tepkiye hız kazandıran isimlerdendi. Ancak o da kişileri Fransız olan piyesler kaleme almakta, Fransız romanlarını Türkçeye uyarlamakta, Fransızca kelimelerden istifade etmekteydi. Edebiyat-ı Cedide topluluğuna tepkinin asıl sebebi, yüzeysel olan Fransız Edebiyatı ve kültürünün daha derinden takip edilmesiydi. Fikret ve Halid Ziya bunu başarmışlardı. Kendilerini eleştirenlere Fikret “Sahih, aman bu dekadanlar... düşündükleri frenkçe, okudukları frenkçe, yazdıkları frenkçe; artık makalelerin ser-levhalarına varıncaya kadar frenkçe yazıyorlar.” sözleriyle cevap vermişti. Onlardan sonraki eleştirilerde artık Fransız kültürüne aşırı hayranlıkta aranmamakta, Fransız Edebiyatı’nı hakkıyla anlayamamakta aranmaktaydı.

Servet-i Fünun’la gelen değişim
Servet-i Fünun Dergisi’nde Fransa’yla kurulan yakınlık hemen kendisini hissettirmekteydi. Fransızca kullanımı, sayfalarda yer alan resim ve gravürler ilk elden bu yakınlığı gösteren unsurlardandı. İki kültür arasındaki yakınlığın eleştiri noktalarından biri de Fransa’nın emperyalist bir güç olması, üstelik bu gücünü Osmanlı toprakları içerisinde uygulamaya çalışmasıydı.

Tevfik Fikret Batı’ya hiç çıkmamış olmasına rağmen, Paris’e giden bir öğrencinin yakınma mektubuna cevap yazmış, mektupta Batı’ya kayıtsız şartsız hayran olmadığını belirtmişti.

Servet-i Fünun Edebiyatı’yla birlikte çeviri eser anlayışı da değişti. Önceleri, çevrilen eserler Türk Edebiyatı’na ve toplumuna uyarlanmakta, adeta baştan yazılmaktaydı. Servet-i Fünun nesliyle birlikte çeviri bugünkü anlamına kavuşmaya başladı. Fikret, taklidin edebiyata daha faydalı bir bakış kazandıracağına inanıyordu. Taklid eseri olmadan sanat eseri ortaya çıkamaz görüşünü benimsemişti. Kendisine bu hakkı tanıyan yazar, istediği gibi diğer edebiyatlardan faydalanma yoluna gidebiliyordu. Haliyle “Fransız Edebiyatı’ndan devşirme” meşrulaştırılıyordu.

Fransızca’nın kullanımı
Yabancı dilin kullanımı daha çok kişilerin abartılı yanlarını ortaya çıkarmakta kendini gösteriyordu. Türk sanatçılar bunu Fransızca ile yaparlarken, Fransız sanatçılar da İngilizce üzerinden bunu yapıyorlardı. Ancak, Tevfik Fikret ve Halid Ziya’daki Fransızca kullanımı kendilerinden önce gelen Ahmed Midhat Efendi ve Recaizade Mahmud Ekrem’deki gibi değildi. Onlar Fransızca’yı daha “anarşik” kullanmışlardı. Fikret ve Halid Ziya’da ise, yabancı dil edebî eserin gerektirdiği oranda kullanılmıştı. Kelimeler, bir gerekliliğe hizmet etmekteydi. Sözgelimi, Aşk-ı Memnu’da Fransızlar gibi yaşayan Behlül’ün odasında “geridun” sehpa vardı veya Firdevs Hanım “uzun sandalyeye” uzanmaktaydı. Oysa Mai ve Siyah’ta, Ahmet Cemil’in Fransızcayı çok iyi derecede bildiğini görmemize rağmen, muhitinde Fransızca bir kelimeyle karşılanacak eşyaya rastlanmamaktaydı. Zira Ahmet Cemil, mütevazı ve yoksul bir hayat sürmekteydi.

Fransızca’nın Halid Ziya ve Tevfik Fikret’te kurgunun ihtiyaç duyduğu oranda kullanıldığını ifade ettik fakat üzerinde durulması gereken asıl mesele, Fransız dilindeki inceliklerin Türkçe yazarken kullanılması halindeki ortaya çıkan maraz durumlardı. Gül Mete Yuva, Fransızca’ya olan vukufiyeti sayesinde Halid Ziya’da ve Tevfik Fikret’te Fransızca’nın nasıl kendisine hâkim yer edindiğini örneklerle anlatmıştı. Aşk-ı Memnu’da geçen “Firdevs Hanım’ın zihninde bir fikir yuvarlanıyordu” cümlesinde geçen yuvarlanmak fiili Türkçe düşünüldüğünde abesle iştigal bir görüntü çiziyor. Ancak, Fransızca’da “kafasında fikirleri yuvarlamak” diye bir ifade bulunuıyor...

Halid Ziya, Fransızca deyim kullanımı, anlam değişimleri, Fransızca’ya göre seçilen öğeler, Fransızca izler taşıyan cümleler, article kullanımı, “ki”nin Fransızca’ya göre kullanımı, “ve” bağlacı ve “oh” nidası sırasında Türkçe’yi olabildiğince “Fransızcalaştırıyor.” Sözgelimi Fransızca kurallarına göre çoğul yapılan cümlelerden biri Aşk-ı Memnu’da karşımıza çıkıyor. “Nihal koşarak içeri girdi, iki elleriyle babasının iki ellerini tuttu” cümlesindeki çoğul eklerinin ikisi de gereksiz. “İki elleriyle” gibi bir ifade Türkçe’nin yapısına zıt, ancak Fransızca buna müsaade ediyor. Bunların dışında “iki yanaklarından öptü”, “ablasına birçok mektuplar yazmıştı” gibi örnekler verilebilir.

O dönemde Fransızca’dan alındığı için çokça eleştirilen “banyo almak, hediye yapmak, müzik yapmak” gibi deyimler artık garip karşılanmıyor. Şu an pek kullanılmasa da kentli erkekler birbirlerine uzun yıllar “azizim” diye hitap etmişlerdi. Kelime “mon cher”in tercümesiydi.

Türkçe’de Fransızca’nın tesiri Servet-i Fünun’dan önce doğmuş, ondan sonra da devam etmişti. Bugün ellili yaşlarının üzerinde olan ve bir yabancı dile sahip herkes Fransızca biliyor. İngilizce’nin bu ülkedeki geçmişi otuz yıldan öteye gitmiyor.

Fransız edebiyatı ve şairinin tesiri
Modern Türk şiirinin kurucularından olan Tevfik Fikret’in şiire, iç dünyanın bir tezahürü olarak bakmayı Fransız şairlerden öğrenmesi, şiirimiz adına dikkatle yorumlanması gereken bir durum. Yeni bir şiir dili kuran bir Türk şairinin, düşüncesinin temelinde Fransız Edebiyatı ve şairinin tesiri olması oldukça dikkat çekici.

Fikret’i Fransız sanatçılarına yönlendiren saiklerin başında onlar gibi yazma arzusu geliyor, ikinci olarak da tabiat tutkusu. Tevfik Fikret, Lamartine’i taklit ediyor, Lamartine de tabiatı... Fransız şairlerinden Alfred de Musset için Müse İçin adlı bir şiir yazan Tevfik Fikret, Musset’in yarım sayfa fotoğrafını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlamıştı. Bu durum, Fransız Edebiyatı’na kıyıdan köşeden bakılmadığını, artık tamamen kültürel olarak benimsendiğini gösteriyor. Şair Musset’i gökyüzünde bir anka kuşu gibi görüyor, kendisini de yerde onu seyreden bir serçe olarak tarif ediyor. Musset’in tesiri Fikret’in Rübâb-ı Şikeste adlı şiir kitabında olabildiğince kendisini hissettiriyor. Daha kitabın adında görülür bu tesir. 1896’da yayımlanan kitabın adındaki saz, Romantik sanatçılarda lir ve lavta olarak karşımıza ç...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri
« Posted on: 25 Eylül 2022, 00:57:01 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri rüya tabiri,Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri mekke canlı, Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri kabe canlı yayın, Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri Üç boyutlu kuran oku Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri kuran ı kerim, Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri peygamber kıssaları,Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileri ilitam ders soruları, Edebiyat cephesinden Türkiye-Fransa ilişkileriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &