ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Düğün için kesilen sokak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Düğün için kesilen sokak  (Okunma Sayısı 428 defa)
14 Haziran 2012, 18:09:48
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 14 Haziran 2012, 18:09:48 »



“DÜĞÜN İÇİN KESİLEN SOKAK”
Şeref BİLSEL • 48. Sayı / DİĞER YAZILAR


Bazı memleketlerin kültür hayatında, orada doğup şekillenmiş şairlerin önemli rolü vardır. Belediye başkanlarının, valilerin adları unutulup gider; ama birkaç dize yüz yıllar boyu tarihin gövdesinden seslenmeyi sürdürür. Bizde şair yoğunluğu denince öne çıkan memleketlerin başında Maraş gelir. Maraş’ın başında da “Kahraman”… Son dönem şiirimizin özgün adlarından Bünyamin K. (d. 1971, Maraş) 2003 yılında, “Hiçbir Baloda Yokum” kitabıyla Cahit Zarifoğlu şiir ve edebiyat ödülleri yarışmasında “jüri özel ödülü”ne lâyık görülmüştü. 1995-98 yılları arasında “İnsan Saati” adında bir dergi çıkardı. Yaklaşık yirmi yıldır şiirle organik bağını sürdüren şairin son kitabı, “Bak Anne Geliyor Bir Kara Tren” (Kaknüs) 33 şiirden oluşuyor. Bünyamin K.’nın her şeyden önce, kendine mahsus, özel bir anlatım biçimi var. Gelenek bağlamında onu, bir şaire yahut şiir anlayışına bağlamakta zorluk çekeriz. Yeni bir okuma biçiminin içine davet ediyor bizi kitap; bu biçimin içinde, her şeyden evvel, yerli, has olana dair bir içleniş ve açılış var. Tek tek kelimelerdeki saflık, dizeler ortaya çıkınca yerini katmanlı, gölgeli bir eşiğe bırakıyor. Böylece şiirler, okuyucunun donanımı ölçüsünde yeni anlamlara kapı aralamış oluyor. Kitabı oluşturan şiirlerin arka planındaki hayat alanı, bizi sahici bir atmosfere sokuyor. Kimi şiirlerdeki betimleyici (sıfatlarla çizilen ve gösterilen) manzara, bir vakitler içinde bulunduğumuz fakat uzaktan bakmaya sürgün edildiğimiz bir dünyanın kapısını açıyor bizlere. Bu dünyada, gözümüzle kalbimizin arasına oturmuş gam ve tümsek var. Ahmet Murat’ın tespitiyle: “Tabiatla uyarılmış bir şairin şiirleri”. En çok görme duyusuna iş yüklenmiş. Görmek, dışarının yükünü içerden görebilmek. Bizim durmadan çarptığımız ve fakat bize çarpmayan olay ve olgular, şairin kaleminde yeni bir çehreye kavuşuyor. Kente karşı kırların içerden savunulduğu, şiirin yükünün dizelere değil de kelimelere yöneldiği bir şiir. Kitapta, özellikle “fiil ve fiilimsiler” dikkat çekiyor. Bu durum dizelerin kendi üstüne kapaklanıp donmasını engelliyor; şiire devinim katıyor. Resim sanatının imkânları da bazı şiirlerde kendini görünür kılıyor. Sözü olabildiğince sağaltarak, dolaylamadan ama kendi içinde derinleştirerek ortaya koyuyor. Söylemedikleri, şiirler sona erince okurun zihninde söze katılıyor.

Bazı şiirlerde “ses”e dayalı kelime oyunları, harf göçüşmeleri, okuru uyanık olmaya zorluyor. Teknikte kusursuzluk arayışı, bazı şiirlerdeki betimlemelerin canlılığı- şairin ressam olduğu bilgisini de göz önüne alınca -bizi parnasyen bir edaya taşıyor. “Seni gidiyor gösteren bir tabloda/seni biri yola yollasın”(s. 29). Oldukça geniş bir kelime kadrosu var şiirlerinde. Bu kelimelerin büyük bir kısmı hayatımızdan dışarı fırlatılmış olsa da Bünyamin K.’nın kalemiyle yeniden bir canlılık kazanıyorlar. Bir duvarı örer gibi ilk sözü ortaya koyunca, bu sözün nerede durduğunu, sonradan gelecek kelimelere nasıl dayanak olduğunu da gösteriyor bizlere. Ve şaşırtıcı buluşlar; okurun “aramadığını bulduğu” duraklar karşılıyor bizleri. Sünger avından vurgun yemiş olarak dönmek gibi:

“Nasıl da içime battı yağışlı bir günde körlüğüm” (s. 40).

Sıradan, arabesk ve edilgen olanın suyuna inmiyor şair. Durup düşünüyor tabiatla birlikte. “Bu sesi alıp nereye koysam?” diyor sanki. Kitabı her okuyuşumda yeni bir kitap okumuş hissine kapıldım. Her seferinde şiirin yükünü çeken dizeler (çoğu yerde kelimeler) farklılaşmaya başladı bende. Bu, her kitapta rastlanacak bir hâl değil. Bekletilmiş, iyi tanzim edilmiş, darası alınmış bir kitap “Bak Anne Geliyor Bir Kara Tren”. Şiirlerinde de sıkça geçen “saat” işleyip duruyor kelimelerin altında. Her yaranın, hâtıranın üstüne birkaç kelime kapatılmış; yara ve hâtıra da işleyip duruyor böylece. Kimi yerlerde çok rahat, düzyazının imkânlarına terk edilmiş söyleyişler karşılıyor bizleri; fakat bu söyleyişlerin içine yerleştirilmiş bazı kelimeler, bizi şiirin dairesi içinde kalmaya ikna ediyor. Aşağıdaki bölümde geçen “serum” ve “oralet” sözcükleri, dışarıdan bakınca bir şiirsel naz taşımamalarına rağmen, görevlendirildikleri yer itibariyle trajik bir görüntüye ortak ediyor bizi:

“Çocuklar Ablalarından arta kalan serum hortumuyla oralet emiyorlar” (s. 18)

Pek çok şiirin ismi, kitaba alınlık olacak derecede güzel: “Kumlu Uyku”, “Düğün İçin Kesilen Sokak”, “Dut Yağması”, “Aya Bıkan”… Eskitilemediği için kenara çekilmiş, tenhaya emanet edilmiş kelimeleri şiirin merkezine taşıyor şair. Bazen aynı anda hem bir hikâyeye hem de bir şiire düşmüş hissediyoruz kendimizi; fakat hikâye şiirin ayağına basmadan, tamamlayıcı bir unsur gibi kendini şiire devrederek görevini tamamlıyor. Şiir, hikâyenin boynunu vuruyor. Bugün var olan Türk şiirinin gürültülü akustiğinden uzakta yazılmış şiirler bunlar; slogana, çığlığa yüz vermeden, insanı pek çok cepheden gözleyip dinleyerek, ironik olanı da kâğıda çekerek…

“Öyle çok sessizlik ki yüklü olanlar düşük yapabilir” (s. 39)

Folklorik unsurların, ehil kişilerin elinde, şiir adına bir “düşmanlığa” dönüşmediğini kanıtlıyor “Bak Anne Geliyor Bir Kara Tren”. Kitabın adının “bir çingene türküsü”nden alındığını, şairin kitaba düştüğü nottan anlıyoruz. İstediğimiz şekilde okuyabiliyoruz başlığı. 1)Bak Anne Geliyor 2) Bir Kara Tren 3) Bak Anne Geliyor Bir Kara Tren. Ortalama bir okura hitap etmiyor şair. Okurun çabasını, dikkatini de istiyor. Yerel kelimelerin yoğun biçimde kullanılmış olması, şairi doğrudan halk şiirine bağlamamız için bir senet vermiyor bize; bilakis modern bir bakışla, gerek resim bilgisinden aldığı güçle, gerekse oluşturduğu özgün ritimle “yeni” bir anlatım biçimiyle karşılıyor bizi. Kimileri bu şiirlerin dışına düşecektir; çünkü Bünyamin K.’nın şiirleri hayatın içinde. Kelimelerin birçoğu ilk kez yan yana düşmesine rağmen birbirini yadsımıyor. “Kedisi Yiten” adlı şiirin son bölümüyle bitirelim:

“Olmuştur. Olsun.
Kurtarıldı oğlan dolaşan yumaktan
Kısa sokaktan
Ayası yaralı yaşamaktan”

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Düğün için kesilen sokak
« Posted on: 16 Eylül 2019, 13:43:55 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Düğün için kesilen sokak rüya tabiri,Düğün için kesilen sokak mekke canlı, Düğün için kesilen sokak kabe canlı yayın, Düğün için kesilen sokak Üç boyutlu kuran oku Düğün için kesilen sokak kuran ı kerim, Düğün için kesilen sokak peygamber kıssaları,Düğün için kesilen sokak ilitam ders soruları, Düğün için kesilen sokakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &