ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Bilimde sahteciliğin kaynakları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilimde sahteciliğin kaynakları  (Okunma Sayısı 542 defa)
14 Haziran 2012, 18:14:36
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 14 Haziran 2012, 18:14:36 »



BİLİMDE SAHTECİLİĞİN KAYNAKLARI
Ahmet İNAM • 48. Sayı / DİĞER YAZILAR


Bilimi geniş anlamıyla alır, tarihini oldukça gerilere götürürsek, bilimdeki sahteciliğin bilebildiğimizi sandığımız ilk örneklerinden biri olarak Hipparkhos’u anabiliriz (M.Ö. 2. yüzyıl). Bilimdeki sahteciliğin belgelenmesinde türlü zorluklar var. Hele çok eski dönemler için ancak tahminde bulunabiliyoruz. Hipparkhos’un Babilliler’den aldığı yıldız gözlem raporlarını kendine mâl ettiği savı vardır (Bilimdeki sahteciliğin örnekleri için, örneğin, W. Broad ve N. Wade’in “Betrayers of the Truth” adlı kitabına bakılabilir, Simon and Schuster, New York, 1982). Ardından sahtecilik savları sürüp gidiyor: M.S. 2. yüzyılda Batlamyus (Ptolomy) yapmadığı astronomik ölçümleri yaptığını söylemiş. 17. yüzyılda Galileo Galilei deney sonuçlarını abartmış. Newton, Principia’sındaki savları güçlendirmek için, kullandığı verileri çarpıtmış. Ünlü matematikçi Johann Bernoulli 1738’de oğlunun keşfi olan Bernoulli denklemlerini ondan önce yayınlayarak sahiplenmeye kalkmış. John Dalton 1804-1805 yılları arasında şimdi tekrar edilemeyen, büyük bir olasılıkla da dediği gibi gerçekleştirmediği deneylerin raporlarını yazmış. 1865’te genetik biliminin kurucularından Gregor Mendel, doğru olduğundan kuşku duyulan, teoriye “çok” uygun istatiksel sonuçlar yayınlamış. 1909’da Amerikalı kâşif Peary, ulaştığını söylediği kuzey kutbunun ancak yüzlerce mil uzağında bir yerlere gelebilmiş. Nobel ödülü sahibi Amerikalı fizikçi Robert Millikan, 1910-1913 yıllan arasında laboratuarındaki deney sonuçlarının ancak işine gelen kısımlarını yayınlamış (oldukça düşündürücü bu konu için bkz. The Scientific Imagination: Case Studies, G. Halton, Cambridge University Press, New York, 1978, s. 25-83)... Örnekler çoğaltılabilir.

NASIL VE NEDEN?

Nasıl yapılıyor bilimde sahtecilik? Neden yapılıyor? Bilimle sahtecilik bağdaşır mı? Bilim sahteciliğinden ahlâksal, siyasal, giderek insanın bilgisiyle olan ilişkisi açısından ne gibi sonuçlar çıkarabiliriz?

Burada, hemen bilimdışı şarlatanlıkla, bilim içi sahtecilik arasındaki ayırımı vurgulamak gerekiyor (Ayrıca, bilime alternatif olduğu savlanan çalışmalar da vardır. Platon, Aristo, bugünkü bilim anlayışından biraz farklı görüşlere sahiptir. Goethe’nin renk kuramı, 19. yüzyılda ortaya çıkan Politik Tıp, Politik Psikoloji, kadınlar için bilim, toplumsal doğa bilimi gibi çalışmaları bilimin “alternatifleri” arasında sayan düşünürleri unutmayalım. Bkz. Gernot Bohme, Alternativen der Wissensehaft, Suhrkamp Verlag, Frankfurt Main, 1980). Bilim olma savındaki astroloji, büyücülük gibi alanlarla, bilimin, bilim topluluklarının ve bilim kurumlarının dışında kalmış, kendilerini bu topluluk ve kurumlara kabul ettirmeye çalışan, bu amaçla gözlem verilerini, kuramsal ilkeleri kendi hedeflerine ulaşmak için yorumlayan kişi ve topluluklardan ayrı olarak bilimdeki sahteciler, bilim topluluklarının içinde yaşarlar. Araştırmacı, bilim adamı, kuramcıdırlar. Özellikle gözlem sonuçlarını elde edip yayınlamada, deneyler kurup, sonuçlara ulaşmada sahtecilik yaparlar. Verileri çarpıtırlar, çalarlar, yok ederler, uydururlar. Yapmadıkları deneyleri, gözlemleri yapmış gibi gösterirler. Şöyle bir göz attıkları kitapları, makaleleri okuduklarını ileri sürerler. Teorik çalışmalar çalınabilir (intihal, plagiarism). Kimi zaman sahtecilik “iyi niyetle”, “bilmeden de” yapılmış olabilir. İnsanda görmek istediğini görüverme özelliği vardır. İnsan kendini kimi zaman kolayca aldatıverir.

Bilimdeki bir araştırıcı hem kendini hem üyesi olduğu topluluğu, kurumu bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeden neden kandırır?

Bu sorunun yanıtı hem bilim tarihinin yeni bir gözle gözden geçirilmesini hem de bilim sosyolojisi, antropolojisi, politikası, ekonomisi, ideolojisi, felsefesi gibi farklı alanlarda oldukça ayrıntılı çalışmalar yapmayı gerektirir. Burada sezgisel düzeyde kalarak, konuyu anlamaya, yorumlamaya çabalayacağım.

1. İnsanın ruhsal yapısından gelen zayıflıklardan başlayalım. Hakîkat araştırması sabır ve fedakârlık ister, cesareti, direnmeyi gerektirir. Sabırsız, tembel, korkak, tez elden ün edinme peşinde, hırslı, kibirli, sığ, dikkatsiz, özeleştiri gücünden yoksun, sağlıklı kuşkuculuğa dayanmayan kişilerin aldanma ve aldatma eğilimleri zaman zaman ön plana çıkabilir.

2. Araştırma sırasında sosyo-psikolojik, politik, ekonomik, ideolojik baskılar olguların kavranışını, algılanışını olumsuz etkileyebilir.

3. Bilimsel araştırmaları destekleyen kurumların beklentileri, araştırma sonuçlarının denetlenmesinin, deneyleri tekrar edebilmenin zorlukları, bilimsel dergilerdeki hakemlik sistemlerinin sağlıklı işlemeyişi, giderek incelenen, dallanıp budaklanan çalışma alanlarındaki araştırmaların sağlıklı yansıtılıp yansıtılmadığının anlaşılmasını güçlendirici bir yığın etmen sahteciliği önlemede karşımıza çıkan zorlukların bazılarını oluşturuyor.

AYIP AHLÂKI

Biliminde sahteciliğin nasıl ve neden yapıldığı konusundaki saptamalarımız yeterli değil. Henüz bilimin iş başında nasıl işlediği konusunda sağlıklı ve yeterli olgusal verilerimiz yok. Yazık ki hâlâ bilime aşırı ve tehlikeli idealleştirmelerle bakıyoruz. Bilim tarihinin ve sosyolojisinin sunabileceği zengin örneklerle görüşlerimizi yenilemek, yeniden gözden geçirmek yerine, gereksiz duygusallıkla, bilimsel araştırma tavrına yakışmayacak biçimde bilim yobazlığı yapıyoruz. Bilimde sahtecilerin olması demek, bilimin sahteci bir uğraş olması demek değildir. Bilim topluluğunda sayısı çok az olan (umalım!) araştırmacılar ayıp işlemektedirler. Bu, bilimin ayıbı değildir. Bilimde anlaşılması gerekli bir olgudur. Bu ayıbı anlamak zorundayız. Saklamak çok daha büyük bir ayıptır. Bilim sahteci (hâşâ!) değildir. Kabul. Bilimde, sahtecilerin olduğunu söylemek bilime saygısızlık demek değildir. Takım tutar gibi kendisini sözde savunmaya çalışan, sığ kafalı fanatiklere bilimin ihtiyacı yoktur. Bilimin hakîkati aramasında “saygın” giderek “kutsal” bir uğraş olduğu yorumuna itirazım yok. Bilim adına, hakîkati araştıran insanları üzen bilim ahlâksızlıklarını tanımak zorundayız. Sorun, bilim adamları topluluğundaki ayıpları nasıl yorumlayacağımız sorunudur. Öncelikle ayıpları tanıyacağız. Saklamayacağız. Bilimin günahsız, lekesiz olduğunu söylemek olgulara aykırıdır. Dolayısıyla olgulara saygıya dayanan bilimsel tutuma aykırıdır.

Ayıp ahlâkının ilk koşulu, “işleyişin neresinde ne gibi özür ve eksiklikler var ki ayıplar ortaya çıkıyor?” sorusunu sormaktır. Dünyayı, bilimi tutanlar ve bilim düşmanları diye ikiye ayırıp, kafamızda yarattığımız “ideal” bilim anlayışını eleştirenlere bilim düşmanlığını yakıştıranlar, bilime belki farkına varmadan (en acısı da budur!) en büyük kötülüğü yapanlardır. Bilim insan etkinliğidir, insanın zayıflıkları ve özürleriyle birlikte gelişir. Bilim, bitip tükenmek bilmeyen bir araştırmadır; sorgulama, eleştiridir. Yanlışlarımızı düzelte düzelte yürüyoruz. Bu yürüyüşümüzü tanımak, aramızda beliren sahtecilere olanak sağlayan koşulları tanımak zorundayız. Neden sahteciler var? Bu ayıp neden var? Burada bilimi ayıplamıyoruz. Sahtecileri ayıplıyoruz. Olup biteni anlamaya çalışarak, bilimi hakîkaten yakalamaya çalışan (gerçekliği betimlemeye, açıklamaya, anlamaya çabalayan) bir etkinlik olarak idealleştiriyoruz. Bu idealleştirme, gerçek işleyişinden, somut durumlardan tamamıyla koparılmış bir idealleştirme değildir.

“Efendim, bu sahteciler, bilim adamı değil ki” diyebilirsiniz. “Gerçek” bilim adamları hiç sahteci mi olurmuş? Böyle düşünürsek bilim aleyhine çalışanlara hizmet etmiş olmaz mıyız? Bilimin saygınlığı azalmaz mı? Peki, bilim tarihinin bu olgularını yok saymak (sözünü ettiğim Betrayers of the Truth adlı kitaba bir bakın! Yoksa kitap yalan mı söylüyor?) daha kötü bir sahtecilik değil mi? Bilim kurumlarındaki sahtecileri saklamak bilime yakışır mı? Bilimin saygınlığını artırır mı? Bu feodal, bu din kökenli tutumları bırakalım artık, sağlıklı bir ayıp ahlâkına ihtiyacımız var.

Bakın sözünü ettiğim kitaplardan birinde öyküsü anlatılan (G. Holton’un kitabı) Millikan’ın deneylerine bir bakalım. Millikan Nobel Ödülü almış değerli bir fizikçi. Laboratuar defterleri incelendiğinde, Millikan’ın bazı deney sonuçlarını kuramını doğrulamadığı için yayınlamadığını görüyoruz. Bir yoruma göre, bu uyumsuz sonuçlar deneysel yetersizlikten doğmuştur. Millikan olgulara her ne pahasına olursa olsun saygılı bir bilim adamı olsaydı, kuramından vazgeçmesi gerekecekti. Millikan, istediği sonuçları vermeyen deneysel verileri saklamıştır. İyi ki saklamıştır, yoksa elektron yükünün birim yük olduğunu ileri süren kuramına ulaşamayacaktı (Kesirli elektriksel yüklerin olabileceğini ileri süren Ehrenhaft’ın görüşlerini onaylayacak bulgular, kuantum teorisinde etkinliğini sürdürüyor). Bilim birdenbire doğrulara, hakîkate erişemiyor, Bacon’un da dediği gibi, hakîkat (doğruluk) otoritenin değil zamanın kız kardeşidir. Zaman içinde ortaya çıkıyor: Düzeltile düzeltile. İşte bu düzeltilme, yanlışlarımızı, özürlerimizi saklarsak gerçekleşmez. Bilimi bir insan etkinliği olarak bütün girdisi çıktısıyla tanımak, günahı sevabıyla benimsemek, ona neyse öyle saygı duymak istiyoruz. Ayıplardan korkmak, ayıpları saklamak, ayıp ahlâkına yakışmaz. “Benim çocuğum yalan söylemez” diyen bir babayı anlayabilirim, diğer çocuğu yalan söylüyorsa, babanın çocuğu gözü kapalı savunması ayıp ahlâkına aykırıdır. Çocuğu olduğu gibi görelim. Neden yalan söylediğini anlayalım? Doğruyu araştırmasına yardımcı olalım. Yalan söylemenin ortaya çıktığını, buna nelerin, meydan verdiğini anlayalım.

Evet; soru bu; “Neden sahteciler var bilim topluluğunda?” Bu sahtecilerden nasıl arındırabiliriz bu saygın to...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bilimde sahteciliğin kaynakları
« Posted on: 20 Eylül 2019, 10:44:55 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bilimde sahteciliğin kaynakları rüya tabiri,Bilimde sahteciliğin kaynakları mekke canlı, Bilimde sahteciliğin kaynakları kabe canlı yayın, Bilimde sahteciliğin kaynakları Üç boyutlu kuran oku Bilimde sahteciliğin kaynakları kuran ı kerim, Bilimde sahteciliğin kaynakları peygamber kıssaları,Bilimde sahteciliğin kaynakları ilitam ders soruları, Bilimde sahteciliğin kaynaklarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &