> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Aile Dergisi > Diğer Yazılar > Osmanlı’nın siyah incisi kahve
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı’nın siyah incisi kahve  (Okunma Sayısı 674 defa)
25 Nisan 2012, 16:07:45
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 25 Nisan 2012, 16:07:45 »



Osmanlı’nın siyah incisi kahve

Haziran 2007 21.SAYI

Rivayetlere göre Veysel Karani (k.s) develerini otlattığı bir gün, etrafına mis kokular saçan beyaz çiçekli bir bitkiyle karşılaşır. Bir müddet sonra beyaz çiçekler, oval şeklinde çekirdeği olan bir meyveye dönüşür. Yeşil yaprakların arasında siyah bir inci gibi görünen taneler, tadına bakmak istediğinde Üveys’e çok acı gelir fakat o gönülden bir teslimiyetle “Allah her bir nimeti bir fayda için yaratmıştır” der ve dalından koparıp kor ateşin üzerine bırakır. Ateşte kavrulunca acılığı giden taneler, etrafına mis gibi bir koku saçar. İnsanı mest eden bu güzel kokulu meyvenin tadına tekrar bakmak isteyen Veysel Karani, doyumsuz lezzetinin yanı sıra aklına berraklık verdiğini de hisseder. Çiğnerken büyük keyif duyduğu bu bitki için “Mademki yiyeni keyiflendiriyor o zaman bunun adı ‘keyfe’ olmalıdır” der. Veysel Karani’ye istinat edilen bu efsaneden sonra “keyfe” sözcüğünün zamanla yerini kahveye bıraktığı söylenir.

Anavatanı hakkında pek çok farklı rivayet olmakla birlikte kahve, yaygın görüşe göre Hindistan’dan başladığı yolculuğuna, Yemen ve Arabistan’da devam eder ve sonunda Anadolu insanıyla buluşur. Osmanlı’nın engin mutfak kültürü içinde önemli bir yer bulur kendine. Kütahya porseleninden yapılma ince işlemeli fincanlar içinde sunulurken Osmanlı’nın göz bebeği, siyah incisi olmuştur. Osmanlı’nın misafire hürmet anlayışından kahve de nasibini alır. Fincanlar elden ele dolaşırken, kahveler gönülden gönüle yol bulur. İçenlere “Gönül ne kahve ister ne kahvehane / Gönül bir dost ister kahve bahane” dedirtir. Tadına doyum olmadığından ibrikle, güğümle pişirilir. Öyle sevilir ki, kahve içmeden geçen bir gün günden sayılmaz. Kahve sunumunun saray içinde özel bir merasimi bile vardır. Hem pişirilişi hem de sunumundaki zarafet nedeniyle dünyanın dört bir yanında adına Türk kahvesi dedirtir.

Dervişler deruni sohbetlerde zinde olmak için kahve içer


Bu nadide meyvenin tadını alanlardan biri de Şazeli yolunun erleridir. Şazeli müritleri gece boyu süren uzun sohbetlerinde dinç ve uyanık kalabilmek için kahve çekirdeklerini kaynatıp içerler. Gönüllere şifa olsun diye de kahveyi içmeden önce dua ve salavat okurlar. Özellikle deruni sohbetlerde zinde kalmak için içilen kahvenin tadı damakta bir başka kalır. Dervişler tarafından yaygın bir şekilde içilmeye başlanan kahve, camileri de mesken tutar.

Sevgiyle hazırlanıp titizlikle sunulur

Kahve asıl irfan ehlinin elinde anlam bulur. Sanat, fikir ve din adamlarının uğrak yerleri olan kıraathanelerde sevgiyle yudumlanır. “Kırk kadem yoldan dahi duysam beni bir hoş eder, / Kavrulurken, çevrilirken rayihası kahvenin...” der şairler. Herkes kendince bir şey bulur bu siyah inciden. Ve kadim dostluklar kurar, dost ellerde sunulurken… Bol köpüklü kahve zarif fincanlara dökülürken, kahve pişiricisinin unutmaması gereken bir incelik vardır: Fincanı tamamıyla doldurmayıp dudak payını bırakmalıdır. Kahveyi köpüklü pişirmek ayrı bir hassasiyet gerektirdiğinden her pişiriş heyecan ve merak uyandırır. Sevgiyle hazırlanıp titizlikle sunulur. “Kahve-i rûy-ı siyahun vardur elbet şöhreti. Sûfiyâ ba’de’t-ta’âm hem içmek olur hikmeti” diyen Namık Kemal’e göre ise “Bu siyah yüzlü meşhur kahvenin hikmeti, yemekten sonra içilmesindedir.” 

Dertlenir kahve içten içe...

Kahvenin bu renkli yaşam evreleri içinde bir de dedikodu meclislerine konuk oluşu vardır ki; işte o zaman o mis kokusu gider, tadı kaçar, acısı kalır. Kıraathanelerin esas amacının dışında kullanılmaya başlanmasıyla kahvenin kaderi de değişmeye başlamıştır. Kütüphane işlevi gören ve ilim ehlinin mekanları olarak bilinen kıraathaneler, artık dedikodu meclislerine davetiye çıkaran mekanlara bırakmıştır yerini. Dertlenir kahve içten içe… Edip ve şairlerin baş tacı olduğu mazinin özlemini çekmeye başlar. Meclislerde dost sohbetlerinin neşesini arar.

Kadriye BAYRAKTAR

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Osmanlı’nın siyah incisi kahve
« Posted on: 29 Kasım 2020, 10:18:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Osmanlı’nın siyah incisi kahve rüya tabiri,Osmanlı’nın siyah incisi kahve mekke canlı, Osmanlı’nın siyah incisi kahve kabe canlı yayın, Osmanlı’nın siyah incisi kahve Üç boyutlu kuran oku Osmanlı’nın siyah incisi kahve kuran ı kerim, Osmanlı’nın siyah incisi kahve peygamber kıssaları,Osmanlı’nın siyah incisi kahve ilitam ders soruları, Osmanlı’nın siyah incisi kahveönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &