ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Aile Dergisi > Diğer Yazılar > Ben sözümü nerede unuttum
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ben sözümü nerede unuttum  (Okunma Sayısı 627 defa)
05 Ekim 2011, 16:22:24
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 05 Ekim 2011, 16:22:24 »



BEN SÖZÜMÜ NEREDE UNUTTUM?

Haziran 2009 45.SAYI

Eşimiz, dostumuz hatta bizzat tanımadığımız ama bir vesile ile dinleme imkanı bulduğumuz herkes hep bir şikayet içinde. “Bu zamanda kimseye güvenilmiyor, yalanın biri bin para, sözünün eri kalmadı… vs” serzenişlerine şahit olmamak hayli zor.

Evet, çok şeyden hoşnut değiliz ve bu gidişattaki bozukluğa karşı direnmekte çoğunlukla zorluk çekiyoruz. Çünkü kendimizi bir yana çekip; kabahatin büyüğünü modernizme/zamana ve onunla gelen bireyselciliğe yüklüyor, birilerinin bizi “olmamız gereken”den koparıp dünyanın kirli tarafına zorla sürüklemeye çalıştığına inanıyoruz. Bu inanmış olmayı mazur göstermek için de bahanemiz hazır: kandırılıp, aldatıldık.
Kültürel, dini ve ahlaki mizacımız üzerinde iyiyi atıp kötüye meylettirici bir takım oynamaların yapıldığı su götürmez bir gerçek. Lakin bunun, istemesek dahi zorlama yollarla yapıldığına kendimizi inandırmış olmak bizi yine de “sütten çıkmış ak kaşık” yapmıyor.

Daha açık bir ifade ile hatamızın nerede başlayıp bittiğini şöyle söyleyebiliriz: Geçmişin erdem, dürüstlük, iyilik, ahlak... vs. içeren hikaye ve kıssalarını anlatmaktan ve dinlemekten son derece haz alıyoruz ama sadece o alınan hazda kalıyoruz. Hayatın içinde olaylarla karşılaştığımızda ise “geçmişte böyleydi” deyip, tüm o güzelliklerin hatırasını bir kalemde silip atıyoruz. Bu doğrultuda gerekliliğini bildiğimiz halde unuttuğumuz, çabuk tükettiğimiz ve belki de hiç tercih etmediğimiz bir emanetimiz var. Sahip çıkmamız gereken onca değer arasında hem karakterimizin, hem de inancımızın seviyesini süzgeçten geçiren ve “vaad” olarak bilinen bir terazi… O terazi ki, kendimizden uzak ettiğimizde hem çevremizle kurduğumuz ilişkileri etkiliyor, hem de Ruz-i mahşerde “münafık” olarak isimlendirilmeye sebep alametlerden oluyor.

VERİLEN SÖZ SORUMLULUK GEREKTİRİYOR

“…Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.” (İsra, 34) ayet-i kerimesinin aksine; evde, okulda, işyerinde kısaca insanın ve sosyal iletişimin olduğu her yerde şayet verilen söze, bulunulan vaade sadakat yoksa; orada güven duygusunun yerini güvensizliğin, bencilliğin, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın alması içten bile değil. Aldığı borcu tayin edilen zamanda ödeyeceğine söz verenin umarsızlığı, nikah evveli verilen sözlerden keyfi olarak cayılması, yardımına koşulacağına garanti verilenin mazeretsiz yüz üstü bırakılması, belirlenen buluşma vaktine duyarsızlık gibi nice örnekleri sıralasak da “yapacağım, edeceğim” kelimelerinin ardına saklanılan her vaade sadık olmamak, bireyden topluma uzanan tüm olumsuzlukları peşi sıra sürüklüyor. Haliyle bu durum başkalarını zarara uğratmanın yanı sıra güvenilmez olmaya, sevilmemeye, sürekli kuşku duyulan biri olmaya zemin hazırlıyor.

SEN MÜNAFIKLIK ALAMETİ TAŞIYORSUN! YA BEN?

İnsan kendi gözünü vasıtasız görmeye kabiliyetli yaratılmamıştır, dolayısıyla gözü hep başkalarını görür. Başkalarının yerine getirmediği vaadi-sözü görür, dilimize dolarız da “ben sözümü nerede unuttum?” sorusunu kendimize yöneltmek zahmetinde bulunmayız, ırağımıza atarız olabildiğince. İşte bu hal, kendimizi temize çıkarıp gayrımızı suçlama teşebbüsüne kaynaklık eden en bariz sorunumuzdur. Bu sorunu dünya üzerinde görmezden gelip, çevremizce “itimat edilmez” olmayı ömrümüz vefa ettiğince sineye çekmeyi başarsak da mekan değiştirme vakti geldiğinde “münafıklık alameti” taşıyor olmanın sorumluluğunu üzerimizden atma yetkisine sahip değiliz.

SÖZ BİR ALLAH BİR

Rasulullah (s.a.v) birisine vaadde bulunurken dikkat edilmesi gereken adabı evvela niyete bağlarken, hadis-i şerifin zarafetine sahip çıkan atalarımız da vaadinde durmayı Allah Teala’ya iman ile eşit görüp “Söz bir Allah bir” derler.

İslam ile hemhal olmuş milli kültürümüzde; sözünde durmanın önemine dair pek çok darb-ı meseli misal vermek mümkünse de, bu söz olgun bir insan ve mümin olmada başlı başına yol gösterici mahiyettedir. Zira dört kelime üzerine bina edilen cümleden maksat şudur: “Allah Teala’nın varlığına ve birliğine nasıl iman ediyorsam, verdiğim sözden gafil olmadığıma ve ona sahip çıkacağıma öylece inanın.”

Bu itibarla birlikte yaşadığımız, muhatap olduğumuz kişilere vaadde bulunduğumuzda nasıl ki onları sözümüzü yerine getirme hususunda bizden yana bir gayret beklentisine sevk ediyorsak, Allah Teala’nın “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” soru ve teklifine “Evet, sen bizim Rabbimizsin” şehadetinde bulunmamız da bundan çok farklı değildir. Ve bu ahde vefaya en layık olan da o zat-ı mutlaktır. Değil mi ki, Kelamullah’da müminlerin vasıfları sayılırken “emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler” (Mü’minun, 8) ayet-i kerimesiyle Allahu Teala’ya ve hemcinslerimize karşı mesuliyetimiz anlatılır.
Tüm sürçmelerimize rağmen; şayet akdedilen bu kalü-belâ sözleşmesinin şuurunda olur ve bu misakı unutmayan erleri rehber edinirsek umulur ki saadete erişenlerden oluruz.

MÜNAFIKLIK ALAMETİ ÜÇTÜR…

Hazreti Rasulullah’ın (s.a.v) “Münafıklık alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder” hadis-i şerifini duyduktan sonra, başkalarının halinden önce kendi nefsleri adına “Hangimiz bu sıfatlardan kurtulmayı başarabiliriz?” endişesine kapılan Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’i (radıyallahu anhüm) biraz olsun teskin eden yine Hz. Rasulullah’ın izahıydı.
Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’e (radıyallahu anhüm), “Neden üzerinize bir ağırlık çöktüğünü görüyorum?”diye soran Hz. Ali’nin, Rasulullah’ın (s.a.v) yanına gidip bu iki güzide sahabinin durumunu anlatması üzerine Rasulullah; kastettiği mananın onların anladığı gibi olmadığını belirterek şöyle buyurdu: “Asıl münafık şudur; konuştuğu zaman içinden yalan söylemeyi geçirir. Söz verdiği zaman içinden sözünde durmamayı düşünür. Emanet edildiği zaman içinden emanete hıyanet etmeyi geçirir.”

Huriye KARNAP

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ben sözümü nerede unuttum
« Posted on: 05 Haziran 2020, 04:11:56 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ben sözümü nerede unuttum rüya tabiri,Ben sözümü nerede unuttum mekke canlı, Ben sözümü nerede unuttum kabe canlı yayın, Ben sözümü nerede unuttum Üç boyutlu kuran oku Ben sözümü nerede unuttum kuran ı kerim, Ben sözümü nerede unuttum peygamber kıssaları,Ben sözümü nerede unuttum ilitam ders soruları, Ben sözümü nerede unuttumönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &