ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Denemeler > Müjde
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Müjde  (Okunma Sayısı 654 defa)
26 Mart 2010, 16:42:37
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 26 Mart 2010, 16:42:37 »



Gariplere Müjdeler Olsun 



Önce O'nun nuru yaratıldı. Sonra insan...
İnsan Âdem'di; Âdem ise kainatın lugâtı...

Yaradan meleklerine emir verdi. Âdem (as) bu ulu fermandan sonra, cennet kadehleriyle hayat şarabını içti yudum yudum. Yaratıldığında yapayalnızdı... Başını kaldırdı, cennetin kapısında gözlerini kamaştıran nuru gördü. Oluk oluk ışık aktı gözlerinden kalbine... Sordu Rabbi'ne Âdem (as): 'Ya Rabbi bu nur nedir?'

Bu senin zürriyetinden bir peygamberin nurudur ki, O'nun ismi göklerde Ahmed ve yerlerde Muhammed'dir. Eğer O olmasaydı, Seni yaratmazdım!

Nur, O'nun nuruydu; Habibi'nin nuru. Anladı Âdem (as), anladı ve tasdik etti. Kâinat ağacının çekirdeği de O'ydu, meyvesi de; başı da O'ydu, sonu da...

Aradan asırlar geçti.

İnsanlar Âdem (as)'den sonra gönderilen bütün peygamberlerin getirdiği hakikatı unutmuş, yanlış yollara sapmıştı. Dünya'nın sevgiye acıktığı bir zamanda, Mekke'den bir güneş doğdu. Bütün ham meyveler bu güneşle olgunluğa erecekti. Kâinat heyecanlıydı. Yıldızlar kıpır kıpır. Toprağın sinesi küt küt atıyordu... Bir pazartesi gecesi doğumların en kutlusu vuku buldu. Bütün gök ehli secdeye kapandı...

Gariplik bir tohumdu ve Yaradan onu insanların özüne yerleştirdi. Bu tohumda aşkının tadını gizledi. O önce dostlarını halktan ayırdı, garip bıraktı, sonra onların gönüllerini baştan sona kendisiyle doldurdu. O'nunla dolup taşan âşıklar; tahkiki imana ulaştı ve kâinata meydan okudu. Aşkın neşvesiyle kendinden geçenler için, 'Sath-ı arz bir mescid oldu; Mekke bir mihrab, Medine bir minber ...' Allah (cc) Rasulünü gariplerine imam kıldı.

Gariplik, insanın kendini keşfettiği, yaradılışın sırlarına erdiği ilâhî bir dergâhtı. Bu dergâhın sâlikleri, ölümün öldürülemeyeceği gerçeğini anlayarak insanlığı bu durumdan haberdâr ettiler. Şeytanın desiselerine karşı, Yüce Dîvan'a dayanıp: 'Sus! Kâinat mescid-i kebirinde Kur'an kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zeban edelim. Evet söz odur ve ona derler. Hak olup, Hak'tan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur.' hakikatini neşrederek bekaya erdiler.

Gariplik, yüreğe Hakk'ı yerleştiren, kulu Hakk'a bağlayan uhrevî bir zincir, vuslat arzusuyla kavrulan gönülleri Rableriyle buluşturan şifalı bir iksirdir. Vefa, sadakat, sabır hep gariplik dergâhında kemale erdi. Gariplik; kalbi, masivadan temizlemenin, benlikten geçmenin, nefsi tanımanın reçetesidir.

'Sen çık aradan hanesini sahibine ver.


Bî şek gelir Allah evine sen savulunca.' mısralarında ifade edilen kalb hanesini gerçek sahibine teslim etmenin tâ kendisidir gariplik. Gönüllere dikilecek fidanların çimlenme mekânıydı o. Sevginin beşiği, kırık gönüllerin yoldaşı, en mahrem sırların nigehbânıdır gariplik.

En büyük garip, Allah Rasulü (sas)'ydü. O'nun bütün hayatı gariplikle geçti. Doğduğunda babası yoktu, daha büyümeden annesi de göçüp gitti. O da peygamberler gibi yapayalnız kaldı. Yalnızlığında oturdu sonsuzluk tahtına. Gök ehlinden Hz. Cebrail, yer ehlinden Hz. Ebubekir'le dost olmadan önce Hira yalnızlık mektebinde çile çekti. Aynı zamanda cahiliyenin günahlarından incinen mübarek ruhları, bu yalnızlıkta inşirah buldu.

Garip Nebi, ashabına önce sevmeyi öğretti. Rabb'inden aldığı dersle insana saygı duymayı, müsamahayı tahsil ettirdi. Çürümeye yüz tutmuş insan tohumu, O'nun Rabbanî ikliminde yeniden çatladı, filiz verdi. Vahyin bereketiyle neşv ü nema buldu.

Sevdi ashabını, sevginin mahalli olan kalb ayna olunca yansıdı muhataplarına, ashabı da O'nu ve getirdiği her şeyi sevdi. Dünya dönmeye başladığından beri böyle sevda görmemişti. Çünkü O; kalblerin habibi, akılların muallimi, nefislerin terbiyecisi, ruhların sultanıydı. Dostlarına garipliğin sırlarını anlattı Yüce Nebi. Bu yola çıkmanın ve bu yolda kazanmanın şartının; anadan, yârdan, evlâttan, maldan, candan geçmek olduğunu öğretti. Ashab-ı Kiram da dostlarından ve vatanlarından ayrıldılar; garip kalmayı, Efendileri gibi Âlemlerin Sultanı'na sığınmayı tercih ettiler . Hakk'ın rızasına vasıl olmak için; dünyanın aldatıcılığından firar edip, Rablerine sığındılar. Dünyanın dört tarafına yüce hakikati böyle ulaştırdılar. Bazıları Ebu Zer (ra) gibi yalnız yaşadılar, yalnız vefat ettiler.

Aradan asırlar geçti.

Dünya O'nun ve ashabının âşıklarıyla can buldu. Âşıkları da Efendileri gibi yapayalnızdı. Bu yalnızlıkla kemale erdiler. Nur-u Muhammedî'nin aşkıyla eşyanın hakikatine erdiler. Var olan bütün mahlûkatı ülfet perdesinden kurtarıp gözler önüne serdiler. Eşya yırtıldı, ülfet sıyrıldı. Alış-verişlerde güller alındı, güller satıldı; gülden teraziler kuruldu. Sultanlar ve hükümdârlar bile kulluklarını unutmadı; hakikat karşısında bel kırdı, el-pençe divan durdu. Hâl böyle olunca her şey; taş, toprak, deniz, dağ.. bütün mevcudat, O'nun getirdiği aşk ile ayrı bir mânâ kazandı. Toprak kutsaldı başak da; başak kutsaldı, buğday da; buğday kutsaldı, ekmek de... Yapraklar dil oldu, diller Rablerinin zikriyle cezbeye durdu. Her şey pencere oldu... Bütün pencereler Hakk'a açıldı. Kâinat aynasında Rabbi'nin tecellilerini temaşa eden insan, kâinatı avucuna aldı. Yıldızlar sırdaş, bulutlar yoldaş oldu.

Mevlânâ, Şems'ten sonraki yalnızlığının ateşiyle pişirdi Mesnevisini. Yunus, yalnızlığında yoğurdu gönüllerin hamurunu. Geylani Hazretleri küçük bir çocukken yalnız çıktı yolculuğuna. Daha nice gönül dostu yalnızlıkla erdi menzile.

Aradan asırlar geçti. Gül renkli kitaplar Barla dağlarında yalnızlığın doruğunda kaleme alındı. Katran ağacı, Gelincik Dağı, Eğirdir Gölü şahitti bu yalnızlığa. 'Dostlar uzaktan ruhuma Fatiha okusunlar, manevi dua ve ziyaret etsinler. Kabrimin yanına gelmesinler. Fatiha uzaktan da olsa ruhuma gelir.' diyen Bediüzzaman, dünyadaki yalnızlığından başka ölümünden sonraki yalnızlığını da ilân etmişti. Ve şimdi meçhul bir diyarda talebelerinin hasret dolu fatihalarıyla yapayalnız yatıyor.

Aradan yıllar geçti.

Yalnızlık, gariplik yolunun kutlu yolcuları tükenmemişti. Bu, ilâhî bir kanundu. Mahşere kadar ne bu kutlu yolculuk bitecek; ne de bu kutlu yolcuların çilesi tükenecekti.

Yalnızlık ve gariplik Allah dostlarının kaderiydi.

Hak yolunun yalnızlarına biri daha eklenmişti.

Bir gün yalnızlığın gönüllü talibi olmuş Hak dostu, çok uzaklara gitmiş; sevenlerine, ötelere nazar eden bir çift yaşlı göz hayali bırakmıştı.

Yalnızlığı öğretmişti sevenlerine, neden yalnız kalınması gerektiğini... Kürsüden, hep sevmeyi, yaşatmak için yaşamayı, gerekirse Hubeyb (ra) gibi bu yolda feda olmayı öğretmişti. Tomurcukları kırağı vurmasın diye uykuyu bölüp, yapayalnız dua etmeyi, halktan uzaklaşıp gecelerin yalnız saatlerinde seccademizi ıslatmayı da öğretmişti. Tende çürüyüp yok olma yerine, canda ve özde derinleşmeyi, ruhumuzun ilhamlarını başka gönüllere boşaltmayı, Hak'tan kopmadan halkın içinde kendi yalnızlığımızda daima muhasebe içinde olmayı da öğretmişti.

Başlangıçtan bu yana bütün güzellikler gariplerin sırtında yükseliyordu.

Gariplere müjdeler olsun!

Nurgül ÖZCAN

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Müjde
« Posted on: 15 Kasım 2019, 03:54:48 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Müjde rüya tabiri,Müjde mekke canlı, Müjde kabe canlı yayın, Müjde Üç boyutlu kuran oku Müjde kuran ı kerim, Müjde peygamber kıssaları,Müjde ilitam ders soruları, Müjdeönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &