ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Denemeler > Gece bir mahkumiyettir
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gece bir mahkumiyettir  (Okunma Sayısı 595 defa)
06 Eylül 2010, 16:32:42
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 06 Eylül 2010, 16:32:42 »



Gece bir mahkumiyettir

Onda; okumaya, yazmaya ve düşünmeye mahkum hissederim kendimi... Başarabildiğim kadarına sevinir, mutlu olurum. Sevdiğim bir şeyi gerçekleştirmenin huzuruyla içim hoş olur. Bazı durumların araya girmesiyle bunu başaramadığım zamanlarda ise acı çekerim. Hem öyle az da değil. Derinden ve kendimi inceden inceye sorgulayarak. Sebepleri ve gerçekleri didik didik ederek. Zihnim "Artık  dur, yeter!" deyinceye kadar.

Bazen günlerce zarar yazılır haneme. Ve ben bu zararlar yüzünden kendimi darmadağın ederim. Kendimi toplamak, eski halime gelmek ve "yeniden" bir şeylere başlayabilmek için kafamı o sebepten bu sebebe, o teselliden bu teselliye vurup dururum. "Merdümgiriz" (insanlardan kaçma, insanlar arasında olmak istememe, özellikle de tanıdık bildiklerden) bir ruh hali sardığında içimi, sokaklarda dolaşırım, yükseklere çıkarım; beni tanıyan hiç kimsenin bilmediği kahvelerde otururum. Türkülerden medet umar, birileriyle hemhâl olurum. İmkânsız hayâllerin kollarında uyurum bazen.

Bütün bu yaptıklarıma rağmen hâlâ başaramamışsam eğer... Hâlâ toparladığıma inandıramamışsam kendimi; acı ve sorgu, bir kıymık gibi oymaya devam eder yüreğimi... Böyle zamanlarda bedenimi ve ruhumu yoran bir başka şey de, çektiklerimin kimselerce anlaşılmaması için sarf ettiğim gayrettir. Bunu belli etmemek, dikkatli gözlerden saklayabilmek için didinir dururum. "Zaten güçlü görünmektir insanı en çok yoran."

Gece bir mahkumiyettir. Onda  belirsizliklerle kavgaya dururum. Çelişkilerimden ve ruhumu baskı altına alan düşüncelerden kurtulmak için aklımı rehin veririm bazen... Düşlerim, hislerim ve inancımla kalırım. Bunlardan aldığım destekle ayakta durmaya çalışırım. Ne okuduklarım ve ne de yazdıklarım fayda verir böyle anlarımda... Silinir gider bütün bildiklerim. Ak bir kağıt olur zihnim. Sezgilerimle baş başa kalırım. Daha fazla dayanma gücüne erişmek; sabır  ve tahammül gösterebilmek için ellerimi kaldırıp yalvarırım. Belki en çok böyle anlarımda rahatlarım. Halis bir kalp ve saf bir lisanla göğe doğru yükselir dualarım.

Gece bir mahkumiyettir.

Bin ince haykırış, bin ayrı telaş, bin türlü korku dolaşır gece yüreğimde... Anlarım anlatamam, hissederim ağlayamam. Kelimeler birer yumruk olur; tıkar boğazımı. Hatıralar denizine dalar dalar çıkarım. "Yaşadıklarımdan bana ne kaldı?" diye saatler boyu kendi kendime sorarım. Meramım bu muydu diye düşünür ve şimdi nasıl yaşadığıma bakarım. Soruların çoğu cevapsız kalır ve ay ışığında yeni bir yazıya başlamak için çabalarım. Kırdıklarımı ve kırgınlıklarımı, dargınlıklarımı ve darılttıklarımı düşünüp, karla dolu bir gökyüzü altında göğsümü fırtınalara tutarım.

Gece bir mahkumiyettir.

Fakat arada bir aldatır beni, küçük fiskelerle oyalar ve bir çocuk gibi "şamlar" adeta. Bir şeylerin benim gördüğüm ve anladığım gibi olmadığına inanmam için bütün iknâ kabiliyetini kullanır. Diller döker, görüntüyü güzelleştirir ve başkalarından misâl verir. Kendince teselli mekanizmaları üretir. Beni özgür bıraktığına inanmamı sağlamaya çalışır. Ben ise bazen inanmış görünür; çokça isyan ederim gecenin bu tutumuna...

Gece bir mahkumiyettir.

Fırsat ve zaman bulursam, elinden kurtulacağımı sanırsam, onu bir kaç şiirle uğurlarım. Ya da geriye dönüşlerle, gecenin de tanık olduğu sevdalarımı, ağlayışlarımı ona tekrar tekrar anlatırım. En çok da bu anlarda çekerim geçmişin acısını ve o geçmişte yaşanan güzelliklerin hasretini... Burnumun direği sızlar ve bir özge zamandan kalan hatıraları ellerim yanarak geceden toplarım.

Böyle zamanlarda çocukluğuma, ilk gençliğime, sesimle koridorlarını çınlattığım okullarıma, odalarını türkülerimle doldurduğum evlere geri dönerim. Bembeyaz sakalı, nur gibi yüzü, tatlı diliyle geçmişin, hikmetin, bilgeliğin sesi olan dedem Hacı Sabit’i, nam-ı diğer ‘Fındık Hoca’yı ve "Hâfız–ı kelam" olan babamla dini bir mevzudan dolayı tartışmalarını, konuşmalarını hatırlarım. Biraz sonra ortalık sükûn bulacak, herkes kendi konumuna çekilecek ve "iyi atlara binip giden iyi insanların" anıları yeniden ortalığı saracaktır. Yıllar öncesinde kalmış bu zatlar, anlatıla anlatıla evimizin birer ferdi olacak; zihnimiz, geçmişin bu güzel insanlarına adeta yolda giderken rastlayacağımız tanıdık birer çehreymiş gibi bakacaktır. Ve sonra bir köşeye çekilip, kendimi içine gömdüğüm kitaplara, kucağıma aldığım radyodan dökülen şarkı türkü sözlerini büyük bir hızla kaydettiğim sayfalara, üstümün başımın kar çamur içinde kaldığı sokaklara, şimdi adlarını bile hatırlayamadığım arkadaşlıklara, düşüp kafamı kırdığım, elimi yaraladığım oyunlara geri dönerim. Farkında olmadan tutulduğum çocukluk aşklarıma... Ve tabii okumalarıma... Gün gelip bir tutku, bazı kere beni yoran bir tutku, kaldırıp atılmaz bir aşk olan okumalarıma... Bazen bir adada tek başıma kalırım. Bazen yeni heyecanlar arayan çocuklar gibi define peşinde koşarım. Bazen âşıklar için gökyüzünü maviye boyarım. Bazen bir ustaya çırak olur, bazen bir gönül ehlinden ders alır, bazen bir aşığın çektiği acının şahidi olmak isterim. Yanlış hatırlamalar da olur yılların ötesine yaptığım bu yolculuklarda... Sonra farkına varırım bunun böyle olmadığının...

Ama her şeye rağmen insan, arada bir de olsa, anıların çekip götürmesine müsaade etmelidir. Nereden nereye geldiğimizi, nereye doğru gittiğimizi ve gittiğimiz yolun doğru olup olmadığını gösterir bize. Geçmişin ışığında yeniden düşünmemizi sağlar bütün bunlar. Unuttuklarımızı yeniden hatırlatır ve belki tevazu kazandırır. Böbürlenmemizi engeller, kibrimizden, gururumuzdan fedakârlık etmemizi öğütler. Geçip gidenleri hatırlatarak, herkesin bir gün gideceğini ve elindekileri başkasına devredeceğini anlatır. Mesajını iyi alırsak bize çok şey söyler daha. Böylece oradan bakarak önümüzü daha iyi görmemizi sağlar.

Ve bu dönüş sadece bize değil, başkalarına da aittir. Onlar da bizim gibi bu süreçten geçmişlerdir. Kendimizi anlatırken bir anlamda da bizim gibi benzer yol ve şartlardan geçmiş, aynı anıları paylaşmış kişileri de anlatmış oluruz. "Bir döneme, belirli bir zamana, bir zamanlar kendisinin de içinde olduğu başka hayatlara bakış gibidir bu." (Feridun Andaç, Aynanın Arkası, s.80) Çünkü, "Zamanın bıraktıklarına, resmi olaylardan çok, küçük ve kişisel serüvenlerde rastlanır." (Zweig)

Şurası da unutulmamalıdır ki; sık sık geriye dönmenin; gerçeği yaşayamama, gerçeklerden uzaklaşma ve aşırı rahatsız olma gibi tehlikeleri de vardır. Onun için gece mahkumiyetini tadında bırakmalı, fazla uzatmamalıdır.



İsmail BİNGÖL

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Gece bir mahkumiyettir
« Posted on: 18 Ağustos 2019, 17:53:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gece bir mahkumiyettir rüya tabiri,Gece bir mahkumiyettir mekke canlı, Gece bir mahkumiyettir kabe canlı yayın, Gece bir mahkumiyettir Üç boyutlu kuran oku Gece bir mahkumiyettir kuran ı kerim, Gece bir mahkumiyettir peygamber kıssaları,Gece bir mahkumiyettir ilitam ders soruları, Gece bir mahkumiyettirönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &