ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Denemeler > Cevizin kabuğu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cevizin kabuğu  (Okunma Sayısı 554 defa)
02 Eylül 2010, 14:11:48
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 02 Eylül 2010, 14:11:48 »



CEVİZİN KABUĞU

Çaresizlik içinde kıvranan bir insanın çaresizliği kendi ekseninde dönüp durmasının bir sonucu ise, ona çevresine bakınmasını ve ruhunu hapseden fasit daireden kurtulmasını tavsiye edersiniz. Bir bakıma bu, insanın iç çevresinde oluşturduğu körlüğün ve kapsamlı görememe zafiyetinin sonucu olarak da değerlendirilebilir. Eşya ve olaylara bakış, insanı ve yeryüzündeki konumunu değerlendiriş açısından büyüklü küçüklü pek çok hataya meydan verebilecek davranış bozuklukları ve sosyal bulanıklıkların temelinde söz konusu durumun toplumsal yaygınlığının var olduğu söylenebilir. Bu yaygınlık bazen büyük bir grubu etkisine aldığında, bir cemaati, bir siyasi partiyi, resmi ya da gayri resmi bir organizasyonu etkilediğinde ortaya çok vahim sonuçların çıkabileceğini söyleyebiliriz.

Bu kişinin ya da gurubun önce kendisi önemlidir. O kadar önemlidir ki, başka kişi ya da grupları bile bazen varlığının devamı için araç olarak görebilir. Başka insan ya da gruplardan üstün olduğunu açıkça söylemese bile, eylemlerinde bunun böyle olduğunu dolaylı olarak beyan eder. Onun hayatta kalması yeryüzünde yaşayan diğer insanlardan ve canlı varlıklardan daha önemlidir. Aynaya her baktığında ve kendisiyle yüzleştiğinde konumunu sorgulayan iyi ya da kötü, mevcut durumundan mülhem düşüncelerle karşı karşıya kalır. Ancak hesaplaşma doğru sonuca götürmez yine de. Bu bir izdihamdır; arzular ve sahip olma güdüsü kalabalıkları taşır ona doğru. Ama her unsur bir menfaat odağı olarak belirir dünyasında. Her çizgi bir üstünlük ve hak ediş ilanıdır.

Osmanlı sonrası dönemde girilen yeni yolların da etkisiyle ülkemiz insanları, tahlilleri doğru yapmak ve doğru sonuçlara ulaşmak anlamında hep bir sıkıntı içinde olmuştur. Bunu üzerinden atacak etkili bir çözüm yolunu bulma hususunda da ümit verici durumda da değildir. Büyük bir kısmının zihnine yerleştirilen lakin uygulamada içi boş “sen üstünsün” fikrinin yıllar içinde nasıl iflas ettiği yaşadığımız ulusal gerçekliğin dramatikliğinden kolay anlaşılabilir. Buna rağmen, insanımızın başta söylediğim yapıda olanlarının ve söz konusu grupların içinde yaşayanlarının karakter, mizaç, huy ve nihayetinde oluşan kişiliklerinin aidiyet sorunu bu hazin durumu tahlile imkân vermemekte;  olaylara sadece ben ya da grup merkezli bakış,  karışık, içinden çıkılamaz hallerin de sebebi olmaktadır. Öyleki, toplumun her kesiminden insanı etkileyen bu olumsuz durum, iradenin seçmediği alanlarda, özellikle de kabile, ırk, ya da millet kavramları etrafında kümelenmeyle birlikte ortaya çıkıp bunu ötekiler için bir üstünlük ya da hak arama sebebi olarak görünce, mesele yüzyıllar önce Medine’de Evs ve Hazreç kabilelerinin içine düştüğü duruma benzeme emareleri göstermektedir. Yerli ve yabancı başka unsurların da manipüle ettiği bu büyük zafiyet, bilginin kaynağa dayalı olmaması ve malumat ekseninde dönüp durması, eleştirinin de yetkin olmayanlarca daha çok gerçekleştirilmesi garabetinin de temel nedenidir. Zıtlaşma ve kontrast oluşturarak ayakta kalma felsefesine dayanan problemin tam karşısında ise, iradenin söz sahibi olmadığı çatışma ve kavga etme sebebi olmaktan çıkarıp, kaos teorisine inat bu mücadeleyi iradi alanlarda gerçekleştirme anlayışı vardır. Medine toplumunda Evs ve Hazreç kabilelerini seçimleri kendilerinin tercihi olmayan kabile ekseninde kavga etmekten çıkarıp iradeleriyle seçtikleri din ekseninde mücadele eden insanlar haline getiren anlayış buydu. Bizde gelinen son nokta ise, yabancı ve bizim kültürümüze, irfanımıza uymayan; Evs ve Hazreç yerine, Türk ve Kürt adını alan bir zıtlaşmadan başka bir şey değildir.Böyle bir ortamda, mutluluğu yaşamak bize has olmadığı gibi, acıyı yaşamak da bize has değildir. Bazı grup ve organizasyonlarda oluşan hâkim anlayış, bize ait olan ve yüzyılların birikimiyle meydana gelmiş medeniyet ve irfan algımıza uzak ve kimlik sorunu yaşayan bir kültürdür daha çok. Çerçeve böyle olunca, hayat aynasında görünenlerin pek çoğu da bize ait olmayan fotoğraflardan meydana gelmektedir. Evlerimizde, sokak ve caddelerimizde, büyük alışveriş merkezlerinde, özellikle metropollerin rengârenk dünyasında karşımıza çıkan dünyanın ne kadar bize ait bir dünya olduğunu düşününce, sorunun sadece iç ve dış çevresel unsurlardan ya da küreselleşmeyi etkin bir yol olarak kullanan dünya hükümranlarından kaynaklandığına hükmetmek veya başka bahaneler aramak, geleceğimiz adına üretilecek sağlam düşünceler açısından zafiyet kesbedecektir. Dolayısıyla meselelere artık önce iç çembere yönelen farklı bir açıdan bakmanın zamanı gelmiştir. Yeryüzündeki etkin düşünce sistemleri ve aralarındaki mücadeleyi göz önüne almadan, dinler açısından daha yansız ve tutarlı değerlendirmelere girişmeden, öze inerek hükme varmayı öğrenmeden ve Evs-Hazreç olayını anlamadan ülkemiz ve insanımızın sorunlarına kalıcı çözümler üretmek mümkün olmayacaktır. Sadece müşahede alanıyla sınırlı kalmayıp, muhakemeyi de becerebilen insanlar yetiştirebilmek, güçlü bir medeniyet olgusunun ilk şartıdır. Bu olgu mükaşefeye doğru yol aldıkça zenginleşir ve dâhili bir derinlik kazanır. Dünyanın ve insanlığın sorunlarına etkili,  evrensel ve kalıcı çözüm önerilerinde bulunan mütefekkirlerin en önemli özellikleri, bu derinliği kazanabilmiş olmalarıdır. Cumhuriyet sonrası ortaya çıkan sorunlara baktığımızda, söz konusu mütefekkirleri gereken sayı ve nitelikte yetiştirememenin bu sorunlarda ne kadar etkili olduğunu anlayabiliriz. Özellikle sosyolojik anlamda toplumu iyi analiz edebilecek ve sorunlara çözüm yolları önerirken bunu topluma ve medeniyet birikimine rağmen yapma gafletine düşmeyecek aydınların varlığı en önemli problemimiz olarak karşımızda durmaktadır. Kısaca denilebilir ki, biz, hakikatin yollarında rehberlik edecek ve daha önceden gelmiş ve eser vermiş rehberlere de tercüman olacak, bütünüyle bizim dünyamızda yaşayan, bu günün sorunlarına kalıcı çözümler üreten aydınlara ve onların izleyicilerine muhtacız. Çünkü onlar, ekseninde dönüp duranlara fasit dairelerini gösterebilecek en etkili insanlardır. Toplumun baktığı halde göremeyen kesimlerinin meselelerin özüne inmelerinin yolu da yine onların zihinlerinden geçmektedir. Kabuktan sıyrılıp öze inmenin başka yolu yoktur.İmam Gazali ne güzel söylemiştir: Cevizin kabuğunu kırıp da özüne inemeyenler, tamamını kabuk zannederler.



Nurullah GENÇ
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Cevizin kabuğu
« Posted on: 24 Ağustos 2019, 15:09:07 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Cevizin kabuğu rüya tabiri,Cevizin kabuğu mekke canlı, Cevizin kabuğu kabe canlı yayın, Cevizin kabuğu Üç boyutlu kuran oku Cevizin kabuğu kuran ı kerim, Cevizin kabuğu peygamber kıssaları,Cevizin kabuğu ilitam ders soruları, Cevizin kabuğuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &