ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Büyük Şafi Fıkhı > Şafii için Davalar Deliller Şahitler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şafii için Davalar Deliller Şahitler  (Okunma Sayısı 1099 defa)
24 Şubat 2010, 19:20:52
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 24 Şubat 2010, 19:20:52 »



Davanın Tarifi

Dava lugatta ´talep etmek´ anlamına gelir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

Orada onlar için (her çeşit) meyve vardır ve bütün arzuları (talepleri) yerine getirilir. (Yâsin/57)

Dava´nın şer´î mânâsı ise hâkim katında başkasının üzerinde bir hakkın vacib olduğunu haber vermektir.

Beyyine´nin Tarifi

Beyyine lugatta ´apaçık hüccet´ (delil) anlamına gelir ki bu da izah ve keşfetmek demektir. Şahitlere şer´an beyyine deriir, çünkü hak onlarla ortaya çıkar.

Davaların ve Delillerin Meşruiyetine Dair Deliller

Davaların ve delillerin meşruiyetine hem Kur´an, hem de Sünnet delâlet etmektedir. Davaların ve beyyinelerin meşruiyetine delâlet eden Kur´an ayetleri şunlardır:

Aralarında hükmolunmak üzere Allah ve Rasûlü´ne çağırıldıkları zaman onlardan bir grup derhal dönüp gider.

(Nûr/48)

(Ey Muhammed!) Kendilerine kitaptan bir nesip verilmiş olanları görmedin mi? Aralarında hükmetsin diye Allah´ın kitabına çağırılı-yorlar da onlardan bir grup yüzçevirip dönüyorlar.

(Âli İmran/23)


Davaların ve delillerin meşruiyetine delâlet eden hadîsler de şun­lardır:

Eğer insanlara (beyyinesiz, şahitsiz) yalnız iddiaları ile hakları verilir olsaydı, birtakım insanlar diğerlerinin kanlarına ve mallarına (sahip çıkmak için) muhakkak iddiaya kalkışırlardı. Lâkin yemin de müddeâ aleyhe (aleyhine dava açılana) düşer.[1].

Eş´as b. Kays şöyle anlatıyor: Benimle bir kimse arasında.Yemen´de münakaşalı bir arazi vardı. Ben o kimseyi Rasûlullah´a şikayet ettim. Rasûlullah bana şöyle sordu:

- Bir delilin var mı?

- Hayır!

- Öyleyse onun yemin etmesini iste (ona yemin düşer).[2]

Abdullah b. Amr şöyle rivayet ediyor: Rasûlullah (s.a) bir hutbesinde ?Yemin müddeâ aleyh´e (aleyhine dava açılana) düşer´ buyurdu.[3]

Müddeî ile Müddeâ Aleyh´in Tarifi ve Aralarındaki Fark

Müddet, sözü zahire muhalif olan kişidir. Müddeâ aleyh ise sözü zahire muvafık olan kişidir. İkisi arasındaki fark da şudur: Müddeî, müddeâ aleyh´in üzerinde olan bir hakkı iddia etmektedir ki bu zahire muhaliftir. Çünkü aslolan zimmetin beraatidir. Müddeâ aleyh de kendisi aleyhine yapılan iddiayı inkâr eden, reddeden kişidir ki aslolan da budur, yani beraettir. Beraet, müddeâ aleyh´in -müddeî beyyine ile onu isbat edinceye kadar- yanındadır.

Delil Getirmenin Müddeî´ye, Yeminin de Müddeâ Aleyh´e Ait Olmasının Hikmeti

Müddeî´nin iddiası zahire muhalif olduğundan onun tarafı zayıftır. Bu nedenle de kuvvetli hüccet getirmekle mükellef kılınmıştır, o da beyyinedir. Müddeâ aleyh´in tarafı ise kuvvetlidir, zira asıl onun yanın­dadır ki bu da beraettir. Bu yüzden de ondan gelen zayıf hüccet kabul edilir. Bu zayıf hüccet ise yemindir.

Beyyinenin kuvvetli, yeminin zayıf hüccet sayılmasının nedeni, yemin eden bir kişinin, yalan yere yemin etmekle itham edilebilmesidir. Çünkü insan nefsine uyup menfaatine meyledebilir. Fakat, şahit böyle değildir; zira şahit itham edilemez. Çünkü kendi nefsi için değil, başkası için şahitlik yapmaktadır. Nitekim bu durum daha önceki bir hadîste geçmişti:

Ben duyduğuma göre hükmederim.

Davanın Sahih Olması İçin Gereken Şartlar

Kadı´nın önüne gelen davanın sahih olması için -bu dava ister kan davası olsun, ister gasb, ister hırsızlık, ister telef davası olsun- altı şartı bulunması gerekir:

l.-Dava malum olmalıdır.

Yani müddeî, iddiasını açıklamalıdır. Meselâ müddeî ´Falan adam benim yakınımı kasden öldürdü´ veya ´Falan adam benim yakınımı yanlışlıkla öldürdü´ veya ´Falan adam benim yakınımı falan adamla ortaklaşa kasden öldürdü´ şeklinde açık ifadeler kullanmalıdır. Eğer müddeî mutlak şekilde ´Falan adam benim yakınımı öldürdü´ derse, kasden mi kazaen mi öldürdüğünü açıklamazsa davası kabul edilmez. Ancak kadı´nın müddeî´den açıklama talep etmesi sünnettir.

´Müddeî´nin, davayı açıklaması neden vacibdir?´ diye sorulacak olursa, buna şöyle cevap verilir: Çünkü hüküm, durumlara göre deği­şiklik arzeder. Meselâ kasden adam öldürmenin hükmü ayrı, kazaen öldürmenin hükmü ayrıdır.

2. Dava, ilzam edici olmalıdır.

Bu bakımdan kabzetmek olmaksızın mutlak hibe etme davasına bakılmaz. Meselâ müddeî ´Falan adam bana bir mal hibe etti´ derse, bu dinlenilmez; zira hibe ancak kabzetmekle lazım olur. Fakat müddeî ´Bana hibe edenin izniyle kabzettim´ derse, davasına bakılır.

3. Müddeî, kimler aleyhine dava açtığını bildirmelidir.

Aleyhine dava açtığı kişi veya kişiler kimlerse onları bildirmelidir. Meselâ müddeî ´Şu üç kişiden biri benim yakınımı öldürdü´ derse, -hangisinin öldürdüğünü söyleyinceye kadar- kadı, onun davasına bakmayı kabul etmez. Çünkü davasında açıklık yoktur. Müddeî, kadı´dan, o üç kişiye yemin ettirmesini istese, kadı bunlardan yemin talep edemez; zira müddeî´nin davası sahih değildir.

4. Müddeî mükellef olmalıdır. Yani âkü-bâliğ olmalıdır. Bu nedenle çocuğun veya delinin davası dinlenilmez.

5. Müddeî ve müddeâ aleyh, eman almayan harbî bir kâfir ol­mamalıdır. Çünkü harbî bir kâfir eman almadan önce ne kısasa ne de başka bir hükme müstehak olur; zira onun haklan tamamen kıymetsizdir.

6. Dava, başka bir dava ile ters düşmemelidir.


Meselâ müddeî ´Falan adam benim yakınımı kasden öldürmüştür´ dese, sonra başkasının da ona ortak olduğunu söylese veya ´O başka birini öldürmüştür´ dese, ikinci iddiası dinlenilmez; zira burada birinci davanın yalanlanması sözkonusudur. Ancak müddeâ aleyh onu tasdik ederse durum değişir. Müddeâ aleyh ikrarı ile muahaze edilir ve dava kabul edilir.

Bir davada bu şartlar bulunduğunda kadı´nın o davaya bakması gerekir. Bundan sonra kadı, müddeî´den iddiasını ispat edecek beyyine ister. Eğer müddeî beyyine getirirse, kadı da onun lehine hüküm verir.

Hangi Meselede Hüküm Davaya Tevakkuf Eder, Hangisin­de Etmez?

Mükelleflerin fiileri şer´î ahkâmın taalluku bakımdan dört kışıma ayrılır:

Birinci Kısım

Teşrî kılınan ahkamdan maksat toplumun maslahatıdır. Hükmü Allah´a mahsus bir haktır ve mükellefin burada muhayyerliği sözkonusu değildir. Bu hükümlerin tenfizi idareciye (devlet başkanına) aittir. Burada hüküm kadı katında açılacak bir davaya tevakkuf etmez. Bunun misalleri şunlardır:

1. Namaz, oruç, hac gibi katıksız ibadetlerdir. Ayrıca da iman ve İslâm´dan istinad ettikleri noktalardır.

Bu ibadetler sadece dinin ikame edilmesi maksadıyla teşrî kılın­mışlardır..Dinin ikamesi ve toplumun idamesi için zaruridir.

2. Zekât ve fıtır sadakası gibi malî ibadetlerdir.

Bunlar Allah´a yaklaştırması yönünden ibadet, başka bir yönden de bir nevi vergi mânâsını taşırlar.

3. Ziraî araziler üzerine farz kılınan vergiler.

Bu araziler ister öşür, ister haraç arazileri olsun mesele değişmez. Bu vergiler toplumun maslahatına sarfedilmek üzere alınır.

4. Cihad nedeniyle elde edilen mallar ve yer altında bulunan hazine ve madenler üzerine farz olan vergiler.

5. Kâmil ukubetlerin bazıları


Bunlar zina haddi, hırsızlık cezası ve yeryüzünde fesad çıkaran bağilerin cezasıdır.

6. Eksik ukubetlerden olan katilin, öldürdüğü yakınının mirasından mahrum kılınması.

Buna kasır ukûbât denilmiştir, çünkü bu bedenî ve malî ukubet­lerden değildir. Bu, kişinin, adamı öldürmeseydi müstehak olacağı bir haktan (mirastan) menedilmesidir. .

7. İbadet mânâsı taşıyan ukubetlerin cezası

Bunlar yemin, zıhar ve kazaen öldürmenin kefaretleri gibi cezalardır. Bunlarda ibadet mânâsı vardır. Çünkü bu ukubetlerin cezası, ibadet olan oruç, sadaka ve,köle~azad etmek suretiyle edâ edilir.

Yukahda saydığımız ukubetler Allah´ın hâlis hakları olduğundan dolayı bunların meşru (teşrî) kılınması, genel olarak insanların maslahatı içindir.´ Mükellef, bunlardan herhangibirini iskat edemez; zira mükellef, ancak kendi hakkını iskat edebilir. Bunlar ise mükellefin değil, Allah Teâlâ´nın hâlis haklarıdır. Kadı´nm bu tür davalarda hüküm vermesi, mükellefin dava açmasına bağlı değildir. Mükellef dava açsa da açmasa da kadı bu davalarda hüküm verir.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Şafii için Davalar Deliller Şahitler
« Posted on: 15 Eylül 2019, 17:46:17 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şafii için Davalar Deliller Şahitler rüya tabiri,Şafii için Davalar Deliller Şahitler mekke canlı, Şafii için Davalar Deliller Şahitler kabe canlı yayın, Şafii için Davalar Deliller Şahitler Üç boyutlu kuran oku Şafii için Davalar Deliller Şahitler kuran ı kerim, Şafii için Davalar Deliller Şahitler peygamber kıssaları,Şafii için Davalar Deliller Şahitler ilitam ders soruları, Şafii için Davalar Deliller Şahitler önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &