ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Klasik Tarih Eserleri > Büyük Osmanlı Tarihi > Vuruşarak çekilme
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Vuruşarak çekilme  (Okunma Sayısı 525 defa)
13 Nisan 2011, 15:48:17
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 13 Nisan 2011, 15:48:17 »



Vuruşarak Çekilme


Salankamen bozgunundan sonra avrupa topraklarımız üzerinde yeni emeller beslenmeye başlanılması, düşmanlar namı hesabına gayet tabiidir. Neden bize vuruyorlar diye bir düşünceye vücud veremeyiz. Yapılacak olan, her santim top­rağı müdafaa etmeden terke mecbur kalmamaktı. Serhad boylarının pişmiş mücahidleri işi bu yönde sürdürmektelerdi. Hâttâ Polonya'nın ünlü kumandanı Sobieski, bu mücahidler karşısında feci bir mağlubiyete uğramış, Kamaniçe muhasa­rasını kaldırdığı gibi, Osmanlı kumandanı Kahraman Pa-şa'nın önünden zor kaçabildi.

Bu olaylar, 1103/1691 sonbaharında cereyan etmekteydi. 1103/ramazan-1692/haziranı Varat'ın Almanların eline geç­tiği tarih oldu. Bu kayıpla Transilvanya ile Macaristan arasın­daki pek önemli bir kale elden çıkmış oluyordu. Aradan birv qeçti geçmedi, Venedik donanması Girit'e askeri çıkartma yaparak, Hanya'yı kuşatma altına aldı. Kalenin kumandani Ispanakçı İsmail paşa idi. Düşman başkumandanı amiral Mocen idi. İsmail paşanın elinde bulunan asker sayısı bin-beşyüz kişi idi. Çivi çiviyi söker hesabı Kandiye düşman ta­arruzuna düştü, haberini alan serdar Koca Halil paşa Korent qeçidini kullandı ve oradan Mora'ya giriş yaptı.

Mora'nın Osmanlı kuvvetlerinin hedefi olduğunu gören düşman Hanya'da işi çabuk bitirmek durumunda kaldığını anlamıştı. Ispanakçı İsmail Paşaya teslim olmasını bildiren bir mektubu elçiyle yolladılar. Paşa; bu mektubun zarfını açmadan elçiye geri verdi. Bir daha teslim talebiyle geldiğin takdirde kellenin uçurulacağını bilmelisin tenbihini yapmaktan kendini alamadı.

Venedikliler iki taarruzu arka arkaya icra ettiler. Nevarki başarılı olmaları mümkün değildi. Hatta Malta'h amiral Porzi bu saldırıların birinde ikiyüz askeriyle beraber yokluk âlemi nin sakinleri oldular.

Bu sırada Sakız'a gelen Derya kaptanı Vezir Dâmad Yusuf paşa, Kandiye'ye bir filo gemi gönderdi. Kandiye komutanı Fındık Mehmed paşa, sekizbin askerle Hanya'ya geldi. Vene­dik artık bütün ümidini kaybetmiş oldu. Ağustos sonuna ya­kın Venedik güçlerini donanmalarına binerken, kendilerini durmadan telef etmekte olan Fındık Mehmed Paşa, saldırıla­rından da korunmaktan başka düşünceleri kalmamıştı.

Saldırgan avrupalı, Osmanlı savunmacıları karşısında, uğradığı mağlubiyetleri, sayamaz hâle gelmişti. Bu arada;

29Aebiülahir/1104- 6/ocak/1693 salı günü, 4. Mehmed hân vefat etti. Vefat Edirne'de vukubulmuştu. Yaşı ellibir idi.ant tan indirildikten sonra 5 yıl 2 ay menkup olarak yaşa'Ştı istanbul'a getirilen naşı Yenicamiin Mısır Çarşısına baan tarafında bulunan ve annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılmış ve bir adı da Havatin Türbesi olan makbere defnedildi Bu sırada sadrazam Hacı Çalık Ali paşanın, pa­dişahla, defterdarın azli hususunda vukubulan müzakerede istifası gerçekleşti.

Yukarılarda naklettiğiniz hususa da devrin önemli tarihçi­lerinden bulunan Fındıkhlı Mehmed Ağa, padişahla veziri arasındaki diyalogu aynen eserine kaydetmiş, meâlen bizde alıyoruz: "-2. Ahmed:

<Ben sana üç defa defterdarı azlettim. Yerine namazını kılan, doğru istikamet sahibi birini nasb edesin diye hattı şerif gönderdim. Yine fermanımı tutmadın.>

-Sadrıazam: <Hangi cürüm ile itham olunduki, azli icab etsin?>

-Padişah: Bütün memleketime ettiği zülumlardan, Edirne şehri şikâyetçilerle doldu >

-Sadrıazam: <Hayır padişahım, aslı yoktur. Hünkârıma yalan bilgi vermişler. Defterdar, bir hizmetkârdır. Kendiliğin­den bir işe kaadir değildir. Ne iş yaparsa benim emrimle yapmaktadır,> Bu sözleri söyleyen sadrazam elini koynuna sokarak, mührühümayunu çıkardı padişahın hemen yanma koydu. Bu davranış ve sözier Sultan 2. Ahmed'i gazaba ge­tirdi ve:

<Behey adam, ben öteyegün fukarayı araba yanına getir-tipde kendim sordum, üzerlerine salınan bidatleri birer birer söylediler. Ben defterdarı zâlim bellerdim, fakat anlaşıldıki esas zâlim sen imişsin. Emrimi tutmayan kimse bana vekil olamaz. Getir sende olan emaneti. Şimdi; bir alay ahali gör­dün mü padişahı bir adamı bunca uzak yerden getirtip veziri azam yaptı şimdi de öldürdü, diye bana kızarlar yoksa şimdi senin hakkından gelirdim, var şimdi dışarda eğlen. Veziriazam geldiğinde, mansib veya tekaüd ile muradına müsaade olunur.> Çalık Ali paşanın sadaretten istifası sonrasında sadrazam olan Bozoklu Mustafa Paşa'nın diğer bir künyesi de, Bıyıklı Mustafa Paşa idi. Sadaret makamına ek olarak ordunun başında sefere çıktığından, serdar-ı ekrem unvanımda kullanmaya hak kazanmıştı. Temmuz ayının son günlerinde Rusçuk'a geldi.

Kırım Hân'ı Selim Giray, sadrıazamın yanına erişti. Bu se­fer esnasında daha önce ölmüş bulunan Buğdan(Moldavya)voyvodası, Kostantin Kantemir'in yerinin doldurulması gerektiği ortaya çıktı. Taliplerin birisi Orta Macar'ın eski kralı Erdel prensi TÖkeli İmre, ölen voyvodanın oğlu Dimitrius Kantemir idi. Bu Kantemir meşhur bir tarihçi ve notası adıyla anılan müzisyen Kantemir'den başkası değildi. Fakat sadra­zam bu voyvodalığı Prens Kostantin Duka adlı birisine verdi. Oradan Transilvanya'nın (Erdel) istirdadı manasına gelen sefer Tuna aşılarak başlatılmış oldu.

Ancak Avusturya imparatorluk ordusu hakkında bilgiler gelince, istikamet Belgrad üzerine rota değiştirildi. Bir kaç palanga ve kale askerimizin eline geçti. Belgrad artık uzakta değildi. Ağustos boyunca Kori Dükü tarafından muhasara alıtnda tutulan Belgradın sıkıntılı günler geçirdiği esnada, Osmanlı serdarının başındaki ordunun Belgrad'a yakınlaş­ması, bu Dük'ün muhasarayı kaldırmaktan başka yapacağı işi olmadığını hatırlatmış oluyordu. Muhasara sırasında Belg­rad Muhafızı Cafer Paşa azim kahramanlıklar göstermiş, düş­mana onbinden az olmayan kayıp verdirmiş, çatışmaların neticesi olarak dörtbinbeşyüz mücahid de şehadetin ağuşu-na girmişti.

Mustafa Paşa; muhasarayı kaldırmış düşmanı başıboş bı­rakmamış, Petervaradin'e kadar takip etmek akıllılığını göstermişti. Selim Giray ise, Erdel'i bir harmanlamış, 20 bin esir ve külliyetli miktarda ganimet elde etmiştir. Düşmanın çekil­mesiyle rahatlıyan Belgrad, sadrazamın askerlerini Eylül ortalannda kucaklama imkânı bulabilmişti. Sadrazam ve Kırım hân'ı Edirne'ye döndüklerinde, Bıyıklı Mustafa paşa Edir­ne'den ayrılah beşinci ay dolmak üzereydi. Şubat ayına ka­dar Edirne'de ikamet eden Selim Giray padişahın iznini ala­rak Kırım'a avdet etti.

Seferden sonra Mustafa paşa büyük bir dikkatle içişlerin üstesinden gelmek niyyetiyle tedbirler sıralamağa başladı. Yapmış olduğu defterli yoklamada, nice tımar sahiplerinin çoktan ölüp gittiğini, dolaysıyla katılmaları beklenen savaşlarda görünmemelerinin esbabı mucibesi ortaya çıkmış oldu. Bir çok kişi bunlar adına ulufe almaya devam ediyorlardı. Defterlerin düzeltilmesi şart oldu. Böylece devletin giderinde büyük bir eksilme gözlendi. Hazineye yük tahmil eden bazı delikler tıkandı ve bundan dolayı da Bıyıklı Mustafa Paşa'nın düşman sayısında büyük bir artış başgösterdi. Düşman sayı­sındaki artış, nihayet sadaretin 1105/şaban-1694/mart orta­larında elden gitmesini temin etti.

Dimetokalı Sürmeli Ali Paşa, vezaretiuzma makamına ge­tirildi. Sürmeli Paşa bu sırada Trablusşam'da beylerbeyi idi. Bu dönemde de yeni veziriazam devlet adamları arasında tâ­yin ve terfi gibi hususlarla uğraşıyor, tabiatıyla kendi adamlarını işbaşına getiriyor ithamına da maruz kalıyordu. Halbuki yapılacak iş bunlar değil, Osmanlıyla sulh görüşmeleri yap­mak isteyen hristiyan dünyasına karşı güçlü görünmeyi te­min için iççekişmelere sebeb olacak bu işlemlerden uzak kalmak gerekirdi İngilizlerin Osmanlı ülkesindeki, büyükelçi­leri Lord Paget, batı dünyası ile doğu âlemini barışkan yap­mak isteyen niyetiyle sulh müzakerelerini başlatmak tezgâh­ları dokumaktaydı. İngilizler, Fransızlar ve Almanlar arasında sıkıntıda, eğer Almanya Osmanlı devletiyle sulh yaptığı tak­dirde, Fransızlar Almanya'nın meşguliyet alanına girecek, böylece İngiltere île fazla meşgul olmaya başlıyan Fransa, meşguliyetinin bir kısmını artık Almanya üstüne çevirmeye mecbur kalacaktı. Böylece biraz daha rahat nefes alacaktı. Tam bu sırada İngiliz tüccarlar, belki de İngiltere ile Osmanlı devleti arasında, bir müzakere mevzuu açabilmek gayesiyle, Osmanlı ülkesinde müslümanların giydiği kıyafeti lâbis ola­rak dolaşmaya başladılar.

Tabii hemen müdehale edilerek, müslüman olmadan müslümanlar gibi Osmanlı topraklarınnda giyinmeye hakları olmadığı söylendi. Yasağa uymaları da böylece hatırlatıldı. Şimdi aradan geçen üçyüzbeş sene sonra ülkemizde dini bük­tün erkek ve hanım kimseler, kıyafetleri münasebetiyle kendi seçtikleri yöneticileri tarafından dini çağırıştıran kıyafet giy­mekten men ediliyorlar. Bu hususta, tahsillerini yapmaları engelleniyor, bir meslek sahibi iseler, mesleklerinin icrasına müsaade olunmuyor, daha kötüsü bazı fanatikler, hasta kim­seler bu kıyafete bürünmüş iseler, kendilerine sağlık hizmeti vermekten imtina etmektedirler. Bir zamanlar ecnebinin ül­kemizde giyeceği veya giymeyeceği kıyafeti kararlaştırmayı selahiyetleri arasında gören ve bunu tatbik eden anlayıştan, milletimizin mensubu olduğu ve bu mensubiyetinden, müftehir olduğu İslâm dini emirlerine, uygun kıyafet giyenlere ye giymek isteyenlere yapılan maddi ve mânevi eziyyetlerin dile getirilmesi çalışmamızın bu sayfaları karartan, kirleten satir-lan olarak nitelendiriyorum, fakat tarihin bu döneminde ya­şadığımızı vede bunları milletimize reva görenleri geleceği­mize şikâyet etmek üzere satırlara dökmekten kendimi alamıyorum.

İstikbali bilemiyorum! Her ne kadar ümid var isem de, bu satırları okuduğunuz tarihte, siz mi bize acıyacaksınız? Allah saklasın biz şimdiden, size acıyalımmı? Fakat günümüzde yapılan zulümdür. Allah (c.c) dalalete müsaade ederim, zulme müsaade etmem vaadinin gereği, si...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Vuruşarak çekilme
« Posted on: 29 Mart 2020, 18:51:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Vuruşarak çekilme rüya tabiri,Vuruşarak çekilme mekke canlı, Vuruşarak çekilme kabe canlı yayın, Vuruşarak çekilme Üç boyutlu kuran oku Vuruşarak çekilme kuran ı kerim, Vuruşarak çekilme peygamber kıssaları,Vuruşarak çekilme ilitam ders soruları, Vuruşarak çekilmeönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &