ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Klasik Tarih Eserleri > Büyük Osmanlı Tarihi > Genç Osmanın şehadeti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Genç Osmanın şehadeti  (Okunma Sayısı 480 defa)
17 Nisan 2011, 15:37:49
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Nisan 2011, 15:37:49 »



Genç Osman'ın Şehadeti


Bu kısa konuşmayı göz yaşlarıyla bitirince, kendisini din­leyenlerde bir dalgalanma meydana geldi. Bazı hassas kalbler bu sözlerden rikkate geldi, göz pınarlarına yaşlar dolmaya başladı, bazı aksakallı ihtiyarlar o yaşları tutamayıp inci ta­neleri gibi dökülmesini seyrettiler...

Bu sırada Valde Sultanın arzusuyla Davud Paşa sadrazam yapılmıştı. Bu Davud Paşa aslen boşnak olup, saray üniversitesi diyebileceğimiz Enderun'da yetişmiş Rumeli Beyler­beyliği ve Kapdan-ı Deryalık vazifesinde kısa bir müddet bu­lunmuş daha sonra tekrar Rumeli valiliğine gönderilmiştir. Yirmi gün sürecek olan bu sadrazamlık vazifesi, tarihin en acı vakası olan Genç Padişahın şehid edilmesindeki rolü İle daima lanette, anılacak ve hatırlanacaktır. Daha sonra padişahın katlinden sorumlu tutulmuş ve idam olunmuştur. Bu Davud Paşa Sultan Mustafa'nın kızkardeşi ile evli olduğun­dan aynı zamanda hanedanı Osmaniyyenin damadlarındandı. Şimdi ki, İstanbul'un Vatan Caddesinin Aksaray'a bakan ucunda ki; Murad Paşa camii önü açılırken bu mezarın kaldı­rılıp başka yere taşınması gerektiğinde Davud Paşanın me­zarı açılmış ve görülmüştürki, iskeleti başsızdır. Davut Paşa hakkında verdiğimiz bu malûmattan sonra cami'de bıraktığı­mız yere dönelim. Genç Osman sözlerini bitirdiğinde Val-desultan, sadrazama sokulup «ne yılandır bu, konuşturma­yın; eğer bir kurtulursa, bu badireden sonra hepimizin çekeceği vardır» yollu sözlerle sadrazam yaptığı damadını ikaz et­ti. Zaten sadrazam da padişahın konuşmasının gerek yeniçe­rilerde gerekse sipahilerde yaptığı tesiri gördüğünden orada bulunan Cebecibaşıya işaret edip kemendi padişahın boynu­na geçirmesini fısıldadı. Genç Osman, Cebecibaşının fırlattığı kemendi görünce hemen yakaladı. Boynuna geçmesine mâ­ni oldu. Atılan kemendi gören bazı ileri gelen yeniçeriler kat­line rızamız yoktur. Üstelik asker ve halk bu durumu görürse maazallah bizi helak eder, dediler. Bu kement atma işlemi bir kaç defa daha devam etti isede Yeniçeri ileri gelenleri her de­fasında bunu önlediler.

Bu sırada günlerden cuma olması hasebiyle müezzinler sâlâ vermeye başlayınca, bir an için günlerden cuma oldu­ğunu unutan Yeniçeri ve sipahi askeri Sultan Hazretlerin kati olunduğunu sanarak derhal vaveylayı kopardılar. «Padişahı­mız Sultan Mustafa'dır ama ancak sultan Osman Hazretleri­nin kılına da hata gelmesine rızamız yoktur, sağlık ve selâ­met içinde şimdilik kenarda beklemelidir. Daha sonra durum ne gösterir bilinmez» diye hem fikirlerini söylerler hem de nümayiş yaparlardı...

Kurnaz Davut Paşa, yeniçerilere hitaben: «Sizin dediğiniz­den başka bir şey olmaz ve yapılamaz» diye kahrolası ağzıyla teminat vererek Genç Osman'ı çok adi bir arabaya bindi­rerek Yedikule'ye sözde muhafaza altına almak üzere gönderiverdi. Genç ve sabık padişah durumun mahiyyetini anlamış fakat güvendiği hiç bir yerden yardım erişemediği için çare­siz kendisine tatbik edilecek kati olayının neviini tahmin et­meye çalışıyordu. Genç Osman kapatıldığı zindanda arkasını bir duvara dayanmış, gözlerini kapıya dikmiş ve kendisinin canını teninden ayıracaklara girişecekleri mücadeleyi pahalı­ya ödetmeye karar vermişti. Artık sinir harbi başlamış, cel­lâtları başta hâin Davut Paşa olduğu halde hazırlıklarını yapıyorlar, mazlum padişah ise bütün dikkatini kapıya vermiş onları bekliyordu.

Sevgili okuyucular böyle bir anı gözünüzün önüne getirin çıldırmamak için ne büyük imân sahibi olmak icab ettiğini, sinirlerinin son derece sağlam insanların buna dayanabilece­ğini şüphesizki idrak ederler. Hele bu padişahın ne kadar genç bir civan olduğunu göz önüne alırsak metanet ve hayat mücadele anlayışını tazimle ve sevgiyle karşılama kararı al­makta tereddüt etmeyiz sanırım.

Cellâtlar aniden dört kişi olarak ellerinde kemendle odaya girdiklerinde karşılarında kendilerini sakin fakat ateş saçan gözlerle bekleyen talihsiz Osman'ı yumrukları sıkılı çünkü tek silâhı abdes ve sıktığı yumruklarıydı, gördüler. İlk hamle eden yediği müthiş bir Osmanlı tokadı ile yerlere serildi. Üçü birden saldırdı... Genç pdişah onlarla baş ediyordu.

Ne varki görünmez olan kader hükmünü vermişti. Olacak olacaktı ve o olacak olanda Genç Osman'ın şehadeti idi... Meydandaki ekip kafalarına inen yumruklarla yerleri boylu-yor fakat onların yerini yeni bir ekip alıyordu. Bu bir kaç ekip olarak devam ettiğinde Kilindir Uğrusu adlı namerd ve şeyta-nın'TişağKİpir habis karışıklıktan istifade ederek yerde sürün­müş genç padişahın hayalarını yakalıyarak var kuvvetiyle sıktığında husyelerin patlamasının verdiği acı şiddetli bir fer­yada sebeb oluyordu. Bu feryad genç padişahın son sesi ol­du... Yarı ölü halde olan padişahın boynuna kemend geçirildi ve hunhar eller onu boğdu... Bu eller daha büyük bir suçu ir­tikap etmekten çekinmedi... Bu suç merhum padişahın bir kulağının kesilip tarihin nisyan bulutları arasında kaybolup gitmiş ve ismi bile bilinmeyen Sultan Mustafa'nın valdesi olan sultan hanıma götürülmesi idi. Şurada şunu ilâve etme­yi hemen lüzumlu görüyoruz. Bilindiği gibi ahali içinde yer­leşmiş bir söz vardır ki o da şudur «adı çıkmış dokuza inmez sekize» bu söz misâli Osmanlı tarihinin en namlı hanım sultanlarınan biri olan Mahpeykâr Kösem Valide sultan merhu­me, nedense daima kötü taraftarıyla ele alınmış ne kötülük meydana gelmişse ve bu valde sultan adı olarak geçmişse hemen bu merhumeye izafe edilmiştir. Bu külliyyen yalan ve garaz olduğu gibi bu olayda da kulak getirilen valde sultan'ın Kösem Sultan olmadığını yukarıda bildirdiğimiz gibi adı tari­hin nisyan bulutlan içinde kaybolup gitmiş Sultan Musta­fa'nın vaîdesi olan hanım olduğunu bütün açıklığı ile anlat­maya lüzum gördük.

Yukarıdaki izahatı yaptıktan sonra mevzuumuza dönelim: evet Şehid-i Osman Yedikule'de Rahmeti Rahmana kavuştu­ğu zaman tarihler Hicri 1031, Milâdi 1622 yılını gösteriyordu. İdam infazından sonra naşı Topkapı Sarayına getirildi mutad vazifeler ifa edildikten sonra merhum Padişah  1. Ahrned Hân'ın yanına defn edildi. Bu bolüme kadar anlattığımız Genç Osman'ın hayatının en büyük mertliğini tebarüz ettir­meden geçmeyi bir ihanet olur saydık ve onu burada belirt­meyi bir vazife bildik. Bu mertlik şuydu: Merhum Genç Os­man vaziyetinin çok kritikleştiğini gördüğü zaman bir tek davranış, bir tek sözle bu işi hal edebilirdi. O da amucası Sultan Mustafa Hazretlerini öldürtrne kararıydı. Eğer bu ka­ran verseydi ve uygulasaydı, ne hâl işi olurdu nede böyle fe­ci bir ölümle karşılaşırdı... Ne varki o bu yolu aklına bile ge­tirmemişti. Halbuki çok sonra görüleceği gibi 4. Sultan Mus­tafa, 3. Selim'i isteriz seslerini duyunca bu ihtimali ortadan kaldırmak için 3. Selim'in cesedini hemen bağıranların önü­ne atıvermişti. tşte Genç Osman böyle bir şeyi yapmamıştı. Bu onun ne kadar mert bir insan olduğuna nefis bir işarettir.

Yukarıdaki satırlarda Genç Osman'ın safhai hayatını nakl ederken son olarak ne kadar mert olduğunu anlatan bu misâlden sonra babasının koynunda Cenab-ı Hakk'ın vasi rahmetine tevdi ederek Genç Osman'ın günümüz içinde kısaca bir değerlendirilmesini yapmaya çalışalılm.

1981 senesi İstanbul uluslar arası festivali münasebetiyle, Sultan Fâtih hazretlerinin yadigârı Rumeli Hisarında Devlet Tiyartrosu sanatçıları tarafından icra edilen Turan Oflazoğlu'nun yazıp hazırladığı Genç Osman piyesi günümüz içinde­ki değerlendirmelerin en kalıcı vesikasıdır. Çünkü bu eser ar­tık klasikleşmiş her zaman daha iyisi yapılmadıkça, Genç Osman buydu, Osmanlı buydu, âlimler buydu, asakiri islâm buydu diye anlatılacak ve ortaya konan hokkabazlık, boğaz yazlıkçılarını kahkahalarla güldüren bir ortaoyunu halinde sürüp gidecektir. Altıyüz yirmi yıl süren bir saltanatın en içler acısı olayı... Belki okurlarım diyeceklerki bu satırların tarih akışı içinde hayatları verilmeye çalışılan Osmanlı padişahları ile ne alâkası var... Biz diyoruz ki, günümüz içindeki değer­lendirilişi tarihten aldığımız dersi gösterecektir. Yoksa onlar hayatlarını din-i İslama elden geldiğince adamışlar ve şüphe-sizki bizlerden çok daha hizmetler vererek terk-i hayat eyle­mişlerdir. Bizim içim artık mühim olan onların başardıkları­nın nasıl yaptıklarını anlamaktır, yanıldıklarında nasıl yanıl-dıklanrrranlarnaktır.

Bu yüzden bu piyesin icrası günü Rumelihisar camiinde akşam namazını eda ettik, ezanı okuyan zat geldi, cübbesini giydi, mihrabın önüne gelip kamet getirmeye başladı... Evet müezzin yoktu. Cemâat ise iki genç olmak üzere ben ve bir hâkim adayı arkadaştık... Hoca efendi namazın farzını kıldı­rınca müezzinliği ele aldık ve namazı tamamlayıp teşbihe geçtik, Hoca Efendi bir aşır okuyup fatihayı çekince arkama baktığımda camiî içinde cemaat olarak ben ve hâkim adayı arkadaş olarak yalnız ikimiz vardık. Bunun sebebi beşyüz metre Ötedeki Rumelihisarındaki piyesin başlama saatinin tam akşam namazı saatinde denk getirilmesiydi. İki genç piyesi kaçırmamak için teşbihi bitirmden gitmeyi tercih etmiş­lerdi. Biz de arkadaşla biraz hızlı yürüyerek gidip numaralı biletimizin gösterdiği yere kurulduk. Piyesi binbir itiraz sesle­rimizin içimizde düğümlenerek tamamlanmasını bekledik. Gözüm daima etrafta idi. Hele perde aralarında bin kişiyi mütecaviz seyirci kalabalığının arasında çimlerin üzerine ce­ketini atıp namaz kılacak bir mü'min aramağa başladım ne varki duyulan yatsı ezanı bu aramamın bittiğini ilan ediver-misti. Evet bir camide dört kişiydik, bini mütecaviz seyirci o gün akşam namazını acaba nerede kılmıştı. Demek ki, o ak­şam ecdadının hayatını ve tarih sahifelerini iki saatlik piyesle anlatmaya çalışan oyuna dört namazlı gelmişti. İşte bu yu­karıda anlattıklarımız ayni ile vaki olup, cemaatın bu sanat olaylarına lakayt oluşu, meydanın nasıl boş bırakıldığının ke­sin delilini teşkil eder. Bir de bu festival bitene kadar mukad­desatçı gaz...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Genç Osmanın şehadeti
« Posted on: 22 Eylül 2019, 13:19:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Genç Osmanın şehadeti rüya tabiri,Genç Osmanın şehadeti mekke canlı, Genç Osmanın şehadeti kabe canlı yayın, Genç Osmanın şehadeti Üç boyutlu kuran oku Genç Osmanın şehadeti kuran ı kerim, Genç Osmanın şehadeti peygamber kıssaları,Genç Osmanın şehadeti ilitam ders soruları, Genç Osmanın şehadetiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &