ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Bilim Dunyası ๑۩۞۩๑ > Biyoloji Dünyası > Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri  (Okunma Sayısı 655 defa)
06 Mayıs 2010, 19:38:27
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 06 Mayıs 2010, 19:38:27 »



Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri



Tiroid bezinin üzerine yerleştirilmiş dört adet küçük (en fazla sekiz olabilir) beze Paratiroid (tiroidin yakınında mânâsında) adı verilir. İnsanların % 90'ında çift dizilmiş hâlde bulunan bu bezlerden birinin uzunluğu 5 mm., genişliği 3 mm., kalınlığı da 1 mm'dir. Yeni doğmuş bebeklerdeki ağırlığı 5–9 mg iken, erginlerdeki ağırlığı 20–40 mg'a kadar çıkar. Erginlerde bütün paratiroidlerin toplam ağırlığı 100–140 mg. kadardır.

Bu bezin salgıladığı parathormon, kanda kalsiyum seviyesini yükseltirken fosfatı düşürür. Bu hormonu sentezleyen hücrelerin içindeki salgı taneciklerinin çapı 200–400 nm'dir. Parathormon sentezleyen hücreler dışında, oksifil hücreler ismi verilen ve fonksiyonları henüz bilinmeyen bir hücre grubu daha vardır. Bunlar yedi yaşından itibaren görülmeye başlar ve bezin en fazla % 3'lük kısmını teşkil eder. Bezin yapısında çocukluk döneminde yağ hücresi görülmezken, erginlik dönemlerinde % 30–50 nispetinde yağ hücresi görülür. 70 yaşında ise, bezin % 70'i yağ hücresi hâline gelir. Yaşlanmayla birlikte kemiklerde ortaya çıkan zayıflama ve kalsiyum kaybı da bu durumu belgelemektedir.

Polipeptid yapıda, 84 aminoasitten inşa edilmiş parathormonun molekül ağırlığı 9.500'dür. Bu hormon sentezlenirken, herhangi bir aminoasitin yeri yanlış olsa, hormon işe yaramaz. Şuursuz evrim mekanizmalarının böyle sentez ve salgılama mekanizmaları kurabilmeleri için, vücudun her hücresi hakkında ilim sahibi olmaları gerekir. Oldukça hassas ölçülerle yapılan ve çok az salgılanan bu hormon, kalsiyumu kemiklerden çözerek kana verme ile vazifelendirilmiştir. Hormonun yetersizliğinde iskelet kaslarında aşırı kasılmalar (hipokalsemik tetani) görülür. Bu kasılmalar gırtlak kaslarında olursa, nefes yollarının tıkanması sebebiyle ölüm ortaya çıkabilmektedir. Aşırı salgılanması ise, tam aksine kalsiyum fazlalığına (hiperkalsemiye) ve böbreklerde kalsiyum taşlarının meydana gelmesine sebep olabilir.

Parathormondan başka, kalsiyum metabolizmasının düzenlenmesinde iki hormon daha vazifelidir. Bunlar; Vitamin D3, ve kalsitonin'dir. Vitamin D3 ile parathormon, kanda kalsiyum konsantrasyonunu yükselmesinde; tiroid tarafından salgılanan kalsitonin ise, kalsiyum seviyesinin düşmesinde rol alır. Bu tesirini, kemiklerden kalsiyum çözülmesini engelleyerek ve idrarla atılan kalsiyum miktarını artırarak göstermektedir.

Kalsiyum; kanın pıhtılaşması, kalb ve iskelet kaslarının kasılması, kemiklerin sağlamlığı ve nöronların fonksiyonları için gerekli bir iyondur. Bu kadar önemli bir iyonun kan ve dokulardaki miktarının hassas şekilde ayarlanması için, toplam ağırlıkları gramın onda biri kadar olan paratiroid bezinin hormonu ile diğer üç hormonun, her ân meydana gelen değişikliklerden haberdar olmaları ve ortak hareket etmeleri gerekir. Böyle bir anlaşmayı akıl ve şuurdan mahrum moleküllerden beklemek, en basit tâbirle aptallıktır. Bu kompleks düzenlemeler; bütün hücrelerin ihtiyacını bilen, hormon sentez mekanizmalarını kuran ve onların faaliyetlerini her an tasarrufunda bulunduran Kudreti Sonsuz, Hakîm ve Müdebbir bir Sâni'ye verildiğinde her şey daha kolaylaşacaktır.

Böbreküstü Bezleri (Adrenal bezler)

İki adet böbreküstü bezi vardır. Bunlar vücudun her iki tarafında böbreklerin hemen üzerinde bulunur. Yeni doğmuş çocuklarda böbreğin hemen hemen üçte biri büyüklüğünde olan bu bezler, giderek küçülür ve erginlerde böbreğin otuzda biri nispetine kadar iner. Üçgen şekilli bu bezlerin boyları 4–6 cm., genişlikleri 1–2 cm., kalınlıkları da 4–6 cm. kadardır. Her bir bezin ağırlığı ise, 6 gramdır. Bu ağırlığının % 80'i kabuk (korteks) bölgesine, % 20'si de öz bölgesine aittir. Hayatın devamı için böbreküstü bezleri şarttır. Küçük olmalarına rağmen, onların tamamen çıkarılması önce zayıflamaya, sonra anormal derecede hâlsizliğe ve nihayetinde ölüme yol açar. Zîrâ bu bezler ifraz ettikleri hormanlarla vücudun birçok faaliyetinin kontrolünde vazifelidir.

Böbreklerin tepesine yerleştirilen bu hayatî bezin kabuk (korteks) ve öz (medulla) bölgeleri, âdeta iki ayrı organ gibi farklı faaliyetlerden mesuldür. Kabuğun fonksiyonları kısaca şöyledir: Vücuttaki şekerin, proteinin ve yağların kullanılması, depolanması ve muhafazası; su ve minerallerin dengesi; bazı erkek ve kadın hormonlarının salgılanması; vücudun üzüntüye, zorlanmaya ve yaralanmaya karşı kullandığı kimyevî maddelerin üretimi. Bilhassa son zikredilen hormonlar büyük üzüntü ve sarsıntılar karşısında vücudun kendini dengeleyip yeni duruma ayak uydurmasına yardımcı olur. Tabii ki bu önemli fonksiyonunu sözkonusu hormonların kendi başlarına yapma imkânı yoktur. Çünkü akıl ve şuurdan mahrum bir hücre kitlesinin insanın yaşadığı üzüntüden ve geçirdiği sarsıntıdan haberi olamaz. Ancak beyin korteksimizin şuurlu sinyalleri ile, hipofiz ve hipotalamus kaynaklı fıtrat, inanç ve tecrübe gibi unsurların sinyalleri beraberce bir kontrol mekanizmasının ortaya çıkarılmasında rol alır. Biz bu durumu, kişinin maruz kaldığı hâdiseler karşısında soğukkanlı, dirençli olduğunu veya paniklediğini, telâşlandığını, yıkıma uğradığını söyleyerek ifade ederiz. Fakat bütün bunlar ruhî, kalbî ve mânevî dünyamızdan bağımsız değildir, bedendeki tesirleri önce görüntüyle daha sonra da bir hastalıkla (psikosomatik) ortaya çıkar.



Kabuk bölgesi, hipofizin ön lobundan salgılanan adrenokorticotrop hormon ile uyarıldıktan sonra, kana kortikosteroidler adı verilen bir grup hormon gönderir. Bunlar genel tesirleri gözönüne alınarak, mineralokortikoidler ve glukokortikoidler olarak iki gruba ayrılır. Mineralokortikoidler, vücudun su ve elektrolit dengesinde; glukokortikoidler ise, şeker, yağ ve protein metabolizmasında tesirli olan hormonlardır. Kabuk bölgesinden otuzdan fazla steroid yapıda hormon salgılandığı gösterilmiştir. Fakat bunlardan ikisi vücutta büyük tesir göstermektedir.

Bu iki hormondan aldosteron bir mineralokortikoid olup, kabuk kısmının özel bir bölgesi olan zona glomerulosa isimli hücrelerden günde 40–140 µg arasında salınır. Kandaki yarılanma ömrü 30–40 dakika kadar olan bu hormon, böbreklere tesir ederek önemli neticelere sebep olur. Böbreklerin hücre dışı sıvısında sodyum iyon konsantrasyonunu yükseltici, potasyum iyon konsantrasyonunu azaltıcı tesir gösterir. Aldosteron hormonu salgılandığı zaman, sodyum iyonunun böbreklerden geri emilimi, potasyum iyonunun idrarla atılımı artış gösterir. Diğer bir deyişle aldosteron hormon salgısı yükseldiği zaman idrar ile sodyum iyonu kaybı azalırken, potasyum iyonu kaybı artmaktadır. Aldosteron benzer tesiri, tükürük, ter bezleri ve ince bağırsakların salgısında da gösterir. Bu hormonunun tesiri ile hücre dışı sıvıda sodyum iyonu yoğunluğu artırılırken, eşdeğer nispette suyun absorbsiyonu da (emilimi) artar. Bunun neticesinde hücre dışı sıvı hacmi yükselir. Aldosteron yetersizliğinde veya yokluğunda durum tersine döner. İdrarla sodyum kaybını su kaybı takip eder. Bunun neticesinde hücre dışı sıvı ve kan hacmi azalır. Böyle bir durumda kişi tuz ve mineralokortikoid tedavisine alınmazsa, üç gün ile iki hafta arasında ölüm gerçekleşir.

Kortizol ise, glukokortikoidlerin başta gelenidir. Kabuk bölgesinde zona faciculata isimli hücre topluluğundan salınır. Günde 5–30 mg. (veya 14–84 µmol ) kadar salınan kortizolün kandaki yarılanma ömrü 2–3 saattir. Glukokortikoidlerin tesirleri çok yönlüdür. En iyi bilinen metabolik tesirleri; karaciğerde protein, yağlardan glikoz yapımını hızlandırmaları (glukoneogenez) ve kan glikoz (şeker) seviyesini yükseltmeleridir. Şeker metabolizmasına ilâveten protein yıkımını, karaciğer dokusu dışında bilhassa kas dokusunda artırırlar. Trigliseritlerin parçalanmasını kolaylaştırarak kanda serbest yağ asitlerinin konsantrasyonunu yükseltirler.

Bunlara ilâveten anti-enflamatuar (iltihap reaksiyon ve belirtilerini ortadan kaldırıcı tesir) ve antikor yapımını azaltıcı tesirleri de vardır. Ayrıca her türlü stres sırasında kanda kortizol seviyesi yükselirken, konsantrasyonları yükselen katekolaminlerin tesirlerinin ortaya çıkabilmesine zemin hazırlar. Kabuk bölgesinin zona reticularis isimli hücre gruplarından salgılanan dehidroepiandrosteron hormonu ise, bir androgen (erkeklik hormonu) olup, testosteronun % 20'si kadar tesirlidir. Günde erkeklerde 21 mg., kadınlarda ise 16 mg. salgılanan bu hormon, diğer cinsiyet hormonlarının tesirlerini göstermesi için gereklidir.

Böbreküstü bezinin öz bölümünün (medulla) fonksiyonu adrenalin ve noradrenalin diye tanınan hormonları salgılamaktır. Öz bölgesindeki hücrelerin % 80'i adrenalin, % 20'si noradrenalin salgılar. Her bir hücrede 30.000 kadar salgı taneciği üretilir. Kan dolaşımıyla her yere ulaşan bu hormonların; kalbin gerilme gücünü takviye ederek hareket kudretini artırmak, kandaki şeker konsantrasyonunu artırarak dokulara fazla miktarda şeker gitmesini temin etmek, kan pıhtılaşma nispetini artırmak, kas yorgunluklarını azaltarak daha canlı ve devamlı fizikî gayret hasıl etmek, kan damarlarının kasılmasını sağlayıp, vücudun bir tarafından daha fazla kana ihtiyacı olan diğer bir kısmına kan naklini kolaylaştırmak gibi tesirleri vardır. Her iki hormonun da kandaki yarılanma ömrü 20–60 saniyedir. Sempatik sinir sistemi ile bağlantıda olan bu bölgeden dopamin isimli hormon da salgılanır. Bu üç hormonun kana verilmesi, vücutta yaygın olarak sempatik sinir sisteminin uyarılması ile ortaya çıkan belirtilere sebep olarak, vücudu tehlike veya üzüntü anlarında harekete geçmeye, "çarpışma veya kaçmaya" hazırlamaktır.

Bu kadar girift işleri şaşırmadan birbirine karıştırmadan, tam zamanında ve gerekli tarzda yerine getirmek için anahtar kilit gibi hazırlanm...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri
« Posted on: 19 Mayıs 2019, 14:08:07 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri rüya tabiri,Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri mekke canlı, Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri kabe canlı yayın, Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri Üç boyutlu kuran oku Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri kuran ı kerim, Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri peygamber kıssaları,Paratiroid ve Böbreküstü Bezleri ilitam ders soruları, Paratiroid ve Böbreküstü Bezleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &