ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Binbir Damla > Serahsî ve Kuyu Okulu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Serahsî ve Kuyu Okulu  (Okunma Sayısı 2081 defa)
02 Ağustos 2011, 13:52:07
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 02 Ağustos 2011, 13:52:07 »



Binbir Damla


Haziran 2009 126.SAYI


Yusuf YAVUZ kaleme aldı, BİNBİR DAMLA bölümünde yayınlandı.

Serahsî ve Kuyu Okulu

Türkistanlı büyük fıkıh alimi ve Hanefî müctehidi Şemsü’l-eimme (İmamlar güneşi) Muhammed es-Serahsî (ö.483/1090), dokuz yüz yıldır temel fıkıh kaynakları arasında kullanılan ve yakın zamanda Türkçe’ye de çevrilmiş bulunan, otuz ciltlik “el-Mebsut” isimli kıymetli eserin müellifidir. Bu büyük şaheserin yazılışı başlıbaşlına hayret verici bir hadisedir.

Serahsî hazretleri, İran’ın kuzeydoğu sınırında bugünkü Türkmenistan sınırları içinde kalan Serahs şehrinde doğmuş (400/1010) ve ilim tahsilini, şimdi Özbekistan dahilinde bulunan Buhara’da yapmıştır. Orada uzun müddet meşhur fıkıh alimi Şemsü’l-eimme Abdülaziz el-Halvanî ‘nin derslerinde bulunmuş, daha sonra onun yerine dersler vermeye başlamıştır.

İmam Serahsî, o zamanki Karahanlı hükümdarının bazı uygulamalarına karşı ikaz ve nasihatte bulunduğu için zulme uğramış Özkent/Özcend kalesinde hapsedilmiş, buradaki bir kuyu hücreye kapatılmıştı. On yılı aşan mahpusluk hayatında kendisini bırakmayan gayretli talebelerine “imla” yoluyla kitaplarını yazdırmıştır. Kendisi kuyu hücresinde hiçbir kitaba müracaat etmeksizin yazılması gerekenleri ezberden söyleyerek, yukarıdaki talebeler onun söylediklerini aynen yazıya geçirmişlerdir. Bu şekilde otuz ciltlik “el-Mebsut” kitabı ortaya çıkmıştır. Ayrıca İmam Muhammed’in devletler hukukuyla ilgili kitabına “Şerhu’s-Siyeri’l-Kebir” adıyla yaptığı beş ciltlik şerhini ve iki ciltlik “Usulü’s-Serahsî” kitabını da böylece kuyu hücresinde ezberden yazdırmıştır. Seksen yıllık ömrünün son üç yılında -on yıllık mahkumiyetin ardından- serbest kalan Serahsî, Özbekistan’ın doğu bölgesindeki Fergana’ya yerleşerek oranın valisinden destek ve iltifat görmüş, yazılan kitaplarını burada yeniden gözden geçirip tamamlamıştır.

Serahsî’ye, İmam Şafiî hazretlerinin üç yüz kürrâs (kitap forması) yazıyı ezberlediğini söylemişler. O da demiş ki “Onun ezberlediği benim ezberlediğimin zekâtı sayılır!” Meğer ki Serahsî’nin ezberledikleri de on iki bin kürrâs tutuyormuş! Yazma eserlerde bir kürrâs sekiz yapraktır. Onun ezberden yazdırdığı “el-Mebsut” ise altı bin sayfadan fazladır (6330). Diğer iki önemli eseri “es-Siyer-i Kebir” şerhi ve “Usulü’s-Serahsî” de eklenince, yalnız kuyuda ezberinden yazdırdıkları sekiz bin sayfayı geçer. Onun sekiz-dokuz eseri daha vardır.

İbn Kutlubuğa, Tâcü’t-Terâsim (Dimaşk 1992), s. 234-235; Abdülhay el-Leknevî, el-Fevaidü’l-Behiyye (Beyrut 1998), 360-62; İslâm Ansiklopedisi (M.E.B.), 10/502-507.


Gazalî ve İhyâ Kitabı


Büyük İslâm alimi ve mutasavvıfı İmam Gazalî hazretleri (ö.505/1111 - Tus/Meşhed), “İhyâu Ulûmu’d-Din” isimli dört ciltlik kıymetli eserini yazdığı zaman devrin bazı alimleri tarafından hayli eleştirilmişti. Bunlardan biri de Kuzey Afrikalı Ebu’l-Hasan b. Hirzehem (Hirazhem) isimli bir alimdi. Bu zat İhyâu Ulûm’u inceleyince “Bu kitap bid’attir, sünnete aykırıdır.” diyerek, sultanın da desteğiyle memlekette ne kadar İhyâ kitabı nüshası varsa hepsinin toplanıp yakılmasını istemiş. Halkın elindeki nüshalar toplanarak cuma günü yakılmasına karar verilir. Kitapların yakılacağı cumanın gecesinde bu alim şöyle bir rüya görmüş:

Bir camiye girmiş, Rasulullah Aleyhisselam ile Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer r.a.’ın bir yerde oturduklarına şahit olmuş. İmam Gazalî de elinde tuttuğu İhyâ kitabıyla ayakta duruyormuş. Demiş ki: “Ya Rasulallah, şu adam benim hasmımdır.” Sonra diz üstü çökerek Rasulullah’a yaklaşmış, İhyâu Ulûmu’d-Din’i ona takdim ettikten sonra şunları söylemiş: “Ya Rasulallah, şu kitaba bir bakıver. Eğer onda bu adamın iddia ettiği gibi senin yoluna ters düşen bir şey varsa Allah Tealâ’ya tevbe ediyorum. Eğer senin güzel gördüğün şeyler varsa, hasmımdan adalet hakkımı alıver.”

Rasul-i Ekrem yaprak yaprak kitabın sonuna kadar göz attıktan sonra: “Vallahi bu güzel bir şeydir.” demiş. Sonra onu Hz. Ebu Bekir’e vermiş. O da kitaba göz gezdirmiş ve: “Ya Rasulallah, seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, hakikaten bu güzel bir kitap.” demiş. Sonra Hz. Ömer’e vermiş. O da kitaba göz atarak benzeri şeyler söylemiş. Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselam, adamın elbisesinin çıkarılıp iftira cezası olarak kırbaç cezasına çarptırılmasını emretmiş ve öyle yapılmış. Beş kırbaç vurulduktan sonra Hz. Ebu Bekir: “Ya Rasulallah, bu zat senin sünnetin uğrunda bir içtihad ve saygı gereği böyle yaptı.” diyerek ricacı olmuş ve Gazalî de onu affetmiş.

Adam uyanınca rüyada gördüklerini arkadaşlarına anlatmış. Bir ay kadar vurulan yerlerin acısını hissetmiş. Vefatına kadar da kırbaç izleri sırtından çıkmamış. O zat  bu rüyasından sonra İhyâ’yı büyük bir hürmetle
okumayı sürdürmüştür.

İbnü’s-Sübkî (ö.771/1370) der ki: “Bu anlatılan gerçek bir hikâyedir. Bunu bize büyüklerimizden güvenilir bir grup nakletmiştir.”

İbnü’s-Sübki, Tabakâtü’s-Safiyyeti’l-Kübra, 3/456; Taşköprüzade, Miftahu’s-Saade, 2/315-16.


Geylanî ve Şeytan Tuzağı

Evliyanın büyüklerinden ve büyük alimlerden Abdülkadir Geylanî hazretleri (ö.561/1166 - Bağdat), Hazar denizinin güneybatısında Gilan bölgesinde doğmuştur (470/1077). Avrupa’da “el-Cilî / el-Cilanî”, Farsça’da “Gilî / Gilanî”, Türkçe’de ise “Geylanî” şeklinde söylenir. Hz. Hasan r.a.’ın soyundan seyyiddir. Küçük yaşta babasını kaybetti ve on sekiz yaşında annesinden izin alarak ilim tahsili için bir kafileye katılıp Bağdat’a gitti. Kısa zamanda çeşitli İslâmî ilimlerde geniş bilgi sahibi oldu. Kendisine ayrılan bir medresede hadis, tefsir, fıkıh, kıraat dersleri okuttu ve vaazlar vermeye başladı.

Bir süre sonra bu işleri bırakarak inzivaya çekildi. Tenha yerlerde geçen bu yalnızlık hayatı yirmi beş sene kadar sürdü ve bu yolla farklı manevi mertebeler kazandı. Önceleri Şafiî mezhebindeyken daha sonra Hanbelî mezhebine geçmiş, fakat ömür boyu iki mezhebe göre de fetva vermeyi sürdürmüştür. Tasavvuf hayatında şeriatın zahirî hükümlerine titizlikle bağlı kalmıştır.

Asıl tesirli vaazlarına 1127’den sonra başladı. Önce birkaç kişiye hitap ederken zamanla cemaati çoğaldı ve açık havada verdiği vaazlara katılanlar yetmiş bin kişiye ulaştı. Onun vaazlarını arka saftakiler de ön saftakiler gibi rahatça işitip dinleyebiliyordu. Bilinen on beş kadar eserinden en mühimleri, “el-Gunye”, “el-Fethu’r-Rabbanî” ve “Fütuhu’l-Gayb”. Bunların Türkçe tercüme ve baskıları da yapılmıştır. Abdulkadir Geylanî hazretlerinin kerametleri meşhurdur. Bunlardan ikisini buraya alıyoruz.

Bağdat’ta ileri gelen fıkıh alimlerinden yüz kişi toplanarak Geylanî hazretlerini imtihan için ayrı ayrı sorular hazırlayıp onun yanına gelmişler. O anda şimşek gibi parlayan bir ışığın ardından hepsi birden bağırmaya ve başlarını açıp elbiselerini yırtmaya başlamışlar. Akıllarındaki soruları da unutmuşlar. O sırada kürsüye çıkan şeyh hazretleri ise konuşmaya başlayarak alimlerin düşündüğü soruları tek tek cevaplandırmıştı.

Bir ara çölde çok susamış bir halde seyahat ederken, önce kendisini gölgeleyen bir bulut ortaya çıkmış sonra da ufuğu kaplayan bir ışık görünmüştü. Bunun ardından: “Ben senin Rabbinim! Başkasına haram şeyleri sana helal eyledim.” şeklinde bir ses duyulmuş. Geylanî hazretleri: “Defol hey lânetli!” deyince, o şeytanî ışık derhal dumana ve karanlığa bürünerek şöyle seslenmiş: “Ey Abdülkadir! Üstün ilmin ve güçlü mertebenle tuzağımdan kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş büyük sufiyi yoldan çıkarmışımdır.”

İbnü’l-İmad, Şeceratü’z-Zeheb (Dimaşk 1991), 6/330-36; el-Münavî, el-Kevâbihü’d-Dürriye (Beyrut 1999), 2/253-61; Diyanet-İslâm Ansiklopedisi, 1/234-38.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Serahsî ve Kuyu Okulu
« Posted on: 15 Kasım 2019, 23:58:53 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Serahsî ve Kuyu Okulu rüya tabiri,Serahsî ve Kuyu Okulu mekke canlı, Serahsî ve Kuyu Okulu kabe canlı yayın, Serahsî ve Kuyu Okulu Üç boyutlu kuran oku Serahsî ve Kuyu Okulu kuran ı kerim, Serahsî ve Kuyu Okulu peygamber kıssaları,Serahsî ve Kuyu Okulu ilitam ders soruları, Serahsî ve Kuyu Okuluönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &