ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Bidayetül Müctehid > Terimler sözlüğü 2
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Terimler sözlüğü 2  (Okunma Sayısı 1483 defa)
25 Şubat 2011, 18:13:25
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 25 Şubat 2011, 18:13:25 »



TERİMLER SÖZLÜĞÜ 2


K
Kadî: (Eskiden) hâkim (çoğulu: Kudât). Kadîm: Ezelî, başlangıcı olmayan, eski. Kâdi'l-cemâ'a: Baş kadı. Kamisa: İç gömlek. Karine: İşaret, delil.
Kasâme: Toplu yemin, faili bulunmayan bir cinayet konusunda suçun işlendiği yer ahalisinden elli kişinin mahkemede yemin ettirilmesi.
Kasr: Namazı kısaltma.
Kasru's-salât: Dört rek'âth namazı iki rek'ât lcılma.
Kavi (Kavil): Söz, görüş, kanaat (çoğulu: Akvâl). Kavlî rivayet: Sözle rivayet.
Kaza-i hacet: Büyük ve küçük boşaltım
Kaza: Yargı, yargılama hüküm.
Kazf: iffete iftira atma.
Kaziyye-î muhkeme: Kesinleşen ve diğerleri için teşkil eden mahkeme kararı.
Kebîre: Büyük günah (çoğulu: Kebâir), Kefâet: Denklik, Bkz. Küfüv.
Keffâret: Bir günahı Allah'a affettirmek için verilen sadaka veya tutulan
oruç vb.
Kefil: Birinin borcunu vermeyi veya herhangi bir taahhüdünü üzerine almayı kabul eden kimse.
Kelâle: Mirasçı bırakmadan ölen.
Kelâm: Asıl mânâsı yaralamak olup sonradan söz anlamında kullanılmıştır. Allah'ın konuşma veya söyleme sıfatı.
Kelâm İlmi: bkz. İlm-i Kelâm.
Kılâde: Koyuna takılan süs, gerdanlık.
Kırâd: Emek sermaye ortaklığı
Kıran haccı: Fasıla vermeksizin hac ve umreyi bir ihramda birleştirmek.
Kırat: Ortalama 4 buğday veya 5 arpa tanesi ağırlığında bir ölçü (şer*î ölçüsü: 0. 2 gram, Örfî ölçüsü: .0. 20208 gramdır).
Kıyam: Ayakta durma.
Kıyas: Karşılaştırmak. Fıkıhta: "Hakkında nas bulunan bir meselenin hükmünü, bu hükme esas teşkil eden aralarındaki ortak bir illet sebebiyle hakkında nas bulunmayan meseleye uygulamaktır".
Kıyasü'ş-şebeh: Benzerliğe bakarak kıyas yapma.
Kitabet: Mükâtebe akdi yapma.
Köle: Savaşta esir düşerek veya başka sebeplerden hürriyetini yitiren ve mal gibi alınıp satılabilen erkek, kul.
Köşek: Deve yavrusu.
Kubh: Kötülük, çirkinlik.
Kurbiyyet: Yakınlık, yakın olma.
Kurîi': Kur' veya kar' kelimesinin çoğulu olup vakit anlamındadır. Kur'an-ı Kerîm'de geçen bu kelime için bâzı müctehidler: Kadın'ın ayhâli, bâzıları iki ayhâli arasındaki temizlik müddeti, demişlerdir.
Kusûf: Güneş tutulması.
Küçük tahallûl: Ziyaret tavafından sonra ihram yasaklarının tamamen
kalkması.
Kiifr (küfür): Allah'a inanmama. Allah'a yakışmayacak sıfatlar verme, Allah'ın emirlerini tanımama; dinsizlik, müşriklik. (Sözlükte örtmek anlamına gelen bu kelime, Türkçe'de sövmek mânâsına da kullanılmaktadır.)
Küfüv: Denk, aynı durumda, benzeri şey.
Kürsî (kürsü): Taht, sandalye, iskemle, ilim. Kur'an-ı Kerîm'de geçen «kürsî» sözünün mânâsı üzerine ihtilâf edilmiştir. Kimi «Arş», kimi «Arşın yanında ayrı bir makam», kimi «İsm-i A'zam», kimisi de «Allah'ın mülkü, saltanat ve kudreti» demiştir.


L
Lağv: Yanılma, hata.
Lahnü'I-hitab: Yumuşak anlatım.
Lakît: Buluntu çocuk.
Lâ havle...: Her türlü güç ve kuvvet Yüce Allah iledir.
Lems: Dokunma.
Lian: Lânetleşerek boşanma.
Lizatihi: Doğrudan.
Lukata: Yitik mal.


M
Ma'dûmun satışı: Elde olmayan şeyin satışı.
Ma'Iûfe: Daha çok içerde beslenen ve yılın az bir kısmında yazıda yabanda otlayan deve vb. hayvan.
Ma'mûlü'n-bih: Uygulanan.
Ma'siyet: Günah, isyan.
Ma'sum: Kusur, günah ve tecavüzden korunmuş kimse.
Ma'tuh: Bunak, kendisi için iyi veya kötü olanı ayırdedemeyen kişi.
Mahmul: Yorumlanmış.
Mahzuf: Bir üyesi kaldırılmış cümle.
Makisün aleyh: Kıyasa asıl olan.
Mânâ kıyası: bkz. Kıyas.
Mansûs: İslam'ın ilk dönemi, Hükmü belirtileri.
Mantûk: Söylenmiş veya telâffuz edilmiş söz. Terim olarak: "Seylenmiş olan sözün, sözlükte delâlet ettiği asıl mânâ".
Masâlilı-i mürscle: Hakkında müsbet veya menfî bir nas bulunmayan maslahatlar, kamu yararlan veya kişisel çıkarlar.
Masâlih: bkz. Maslahat.
Maslahat: İyiliğe vâsıta olan şey, yarar, menfaat, iş (çoğulu: Masâlih).
Mecaz: Hakîkî mânasında kullanılmayıp bir benzerlik veya ilgiden dolayı 'başka bir anlamda kullanılan söz. .
Medîn: Borçlu kimse.
Medlul: Mânâ, anlam, bir sözle işaret edilmiş olan, içerik.
Mefhûm-i muhalefet: bkz. Mefhûm.
Mefhûm-i muvafakat: bkz. Mefhûm.
Mefhûm: Anlam, kavram. Usûl-i fıkıh'da:" Sözün, sözlük sahasındaki asıl mânâsının dışında ifade ettiği anlam." Mefhûm, iki kısma ayrılır:
1-Mefhûm-i Muvafakat: Bu mantûk olmayan ve hüküm bakımından mantûk olan mânâya uygun düşen anlam. Buna fahvây-ı kelâhı da denir.
2- Mefhûm-i Muhalefet: Bu da, mantûk olmayan ve hüküm bakı- . mından mantûk olan mânâya aykırı düşen anlamdır.' Buna Delîlü'1-Hitab da denir.
Mefsedet: Zararlı kötü, fesad, yaramaz ve kötülüğe vâsıta olan şey.
Mehr (mehir): İslâm hukukuna göre evlenme sırasında koca tarafından kadına verilmesi gereken akçe: Nikâh bedeli.
Mehr-i misil: Emsal mehir.
Mekkî: Mekke ve civarında oturanlara verilen isim.
Mekruh: Şer'an kesin bir şekilde haram edilmeyen, bununla beraber yapılması hoş görülmeyen şey. Diğer bir tarife göre: İslâm Dininde haram derecesinde şiddetli olmayan yasak.
Memnûiyet: Yasak oluş.
Menasık: Haçta yapılan fiil ve hareketler.
Mendûb: Dince yapılması istenen, yapıldığı takdirde mükâfaatı olan ve yapılmadığı takdirde cezası olmayan şey. Buna «Sünnet», «Müstehab» veya «nafile» de denir.
Menkûl: Nakledilen, nakledüegelen, rivayete dayanan. Taşınır mal.
Mensûh: Nesh edilmiş, hükmü kaldırılmış olan.
Merfû' hadis: Rivayeti sahabede kesilen hadis.
Merğub: îstenen nafile.
Mevkuf: Rivayet zinciri Hz. Peygamber'e ulaşmayan hadis.
Mesbûk: Namaza sonradan yetişen.
Meskût (anh): Sözkonusu edilmemiş, hakkında birşey söylenmemiş, hükmü belirtilmemiş olan şey.
Mess: Dokunma.
Meş'ar-i haram: Müzdelife'nin bitim yerinde bir mevki adıdır. «Müzdelife'de vukuf» burada yapılırsa efdaldir. Meşfû aleyh: Şuf'a konusu taşınmaz. Meşhur hadis: Herkesçe bilinen, şöhreti olan. Hadîs terimi olarak: "En az üç yoldan rivayet edilen ve mütevâtir derecesine ulaşamayan hadîstir." Metrûku'l-hadis: Hadisi kabul edilmeyen. Mevâli: Mevlâ kelimesinin çoğulu olup azatlı köleler demektir. Arap asıllı
olmayan müslümanlara da «mevâlî» denir.
Mevzu': Konu, konmuş. Usûl-i hadîsde: Uydurma hadîs'e denir.
Mîkat: İhrama girilecek yer (çoğulu, «Mevâkit»).
Minâ: Mekke-Arafat yolu üzerinde Mekke'ye yürüyerek iki saatlik mesafede bir yerin adıdır.
Misi: Benzer, aynı.
Mu'tade: Düzenli âdet gören.
Muatat: Söz söylemeden alış veriş.
Muhaddis: Hadîsçi, hadîs bilgini, hadîs râvîsi.
Muhâkemât: Yargılamalar.
Muharric: Tahric yapan fakîh veya muhaddis. Tahric ehli de denir.
Muhkem. Sağlam. Terim olarak söylendiği mânâya açıkça delâlet eden, te'vil veya tahsis kabul etmeyen söz (çoğulu: Muhkemât).
Mulısan: Evlenmiş ve hür müslüman, iffetli kimse.
Muhtekir: Karaborsacı
Mukaddime: Öncül, kıyasta neticeye ulaştıran önerme (kaziyye) lerden herbiri. Giriş, önsöz (çoğulu: Mukaddimat).
Mukallid: Başkasına uyan, başkasını taklit eden, taklidci.
Mukayyed: Sınırlı, kayıtlı.
Muktedî: İmama uyan.
Munkatı': Kesik, kesilmiş. Hadîs terimi olarak:İsnadında bir râvisi düşen veya müphem bir râvî zikredilen hadîs'e denir.
Murabaha: Malı muayyen bir kârla satma, kazanç sağlama. (Türkçemizde tefeci anlamına gelen murabahacı sözü ile karıştırılmamalıdır).
Murdar: Hayvan ölüsü.
Musalla: Namazgah.
Mustear: İğreti olarak kullanılan, kendine ait olmayan.
Mut'a: Mehir hakkına sahip olmayan, yani zifaftan önce boşanmış bir kadı-, na verilmesi gereken şey. Geçici nikâh.
Mut'a nikahı: Geçici evlenme.
Mutahhir: Temizleyici.
Mutlak: Sınırlanmamış, kayıtlanmamış.
Muttasıl: Bitişik, aralıksız. Usûl-i hadîs'de: îsnad bakımından Peygamber (s.a.s.)'e ulaşan hadîs'dir.
Muvâlât: Aralıksız yapma.
Muvassa': Geniş.
Mubah: Yapılması veya yapılmaması dince ya da hukukça serbest bırakılmış olan şey.
Mübaşeret: Doğrudan cinsi münasebet.
Mübezzir: Saçıp savuran.
Mübtediye: Yeni âdet gören.
Mücmel: Mânâsı anlaşılmayacak derecede özet halde ve izaha muhtaç söz, kısa ifade.
Müctehid: Ayet ve hadîslerden hüküm çıkarma ve yeni hukukî ve dinî meseleleri halletme kudretine sahip olan bilgin.
Müdebber: Ölümden sonraya bıkarılarak azadlanan.
Müdir: Malım sürekli satan tüccar.
Müeddib: İlim ve edeb öğreten, terbiyeci. Bir çocuğun hem eğitimine, hem de öğretimine memur edilen Özel öğretmen.
Müellefetü'l-kulûb: Kalbleri kazanılmak istenenler.
Müfesser: Açıklanan, tefsir edilen.
Müfesser rivayet: Yorumlu rivayet.
Müftî: Dinî veya hukukî meselelerin hükmünü açıklayan bilgin.
Mügârese: Ağaç dikimi ortaklığı.
Mühâlün aleyh: Kendisine havale edilen.
Mühser: Bir engel yüzünden hac yapamayan.
Mükâtebe: Belirli bir miktarda para kazanıp ödemesi şartıyla köleyi azâdet-me akdi.
Mükateb köle: Mükâtebe akdi yapılan köle.
Mükellîbin: Öğretilmiş hayvan. .
Mültakit: Yitiği bulan.
Mümeyyiz: İyiyi kötüden ayırdedebilecek çağda olan çocuk.
Mün'akid: Yürürlükte, bitmiş, tamamlanmış.
Münasip vasıf: İslâmî emir ve nehiylerdeki hikmet ve maslahatı anlatmak için kullanılan bir terim; bir kısım Hanbelîlerce kıyastaki illet karşılı-ğındadır. Buna hikmet de denir.
Münferid: Tek, tek tük, pek az, şâz, tek başına namaz kılan.
Mürsel: Gönderilmiş yollanmış, peygamber, Allah tarafından yollanmış elçi, şeriat sahibi peygamber.
Mürsel hadîs: Tabiînin sahâbîyi atlayarak Peygamber (s.a.s.)'den rivayet ettiği hadîs.
Mürted: İslâm'dan dönen, dînini değiştiren.
Müsâkât: Ağaç birinden, emek ve bakım diğerinden olmak ve meyve aralarında taksim edilmek üzere yapılan o...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Terimler sözlüğü 2
« Posted on: 15 Aralık 2019, 21:23:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Terimler sözlüğü 2 rüya tabiri,Terimler sözlüğü 2 mekke canlı, Terimler sözlüğü 2 kabe canlı yayın, Terimler sözlüğü 2 Üç boyutlu kuran oku Terimler sözlüğü 2 kuran ı kerim, Terimler sözlüğü 2 peygamber kıssaları,Terimler sözlüğü 2 ilitam ders soruları, Terimler sözlüğü 2önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &