ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Başyazı > Öyle Kötü Bir Ahlâk ki
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Öyle Kötü Bir Ahlâk ki  (Okunma Sayısı 718 defa)
10 Ekim 2011, 11:43:18
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 10 Ekim 2011, 11:43:18 »



Öyle Kötü Bir Ahlâk ki...


Haziran 2006 90.SAYI


Mübarek EROL kaleme aldı, BAŞYAZI bölümünde yayınlandı.


Kişinin yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı, kalbinin kırılacağı bir sözü, hali veya hareketi, onun bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya ima etmek, yazıyla duyurmak gibi durumlar Yüce Dinimiz’de gıybet adını alır ve Rabbimiz tarafından şiddetle yasaklanmıştır.

Bir kimsenin ardından konuşmanın gıybet olduğunun belirtisi, hakkında konuşulan kimsenin tanınması, konuşmanın da kötüleme gayesi taşımasıdır. Kötülüğü düzeltme, kötülük ve onun hakkında fetva sorma, kötü kimsenin şerrinden insanları sakındırma gibi gayelerle yapılan konuşmalar gıybet sayılmaz. Fasık ve zalimlerin fıskını, zulmünü açıklamak da gıybete girmez. Hatta bunlar açıklanıp tanınmalı ki, fıskın ve zulmün yayılması önlenebilsin, fasıklar ve zalimler toplumda kabul görmesinler.

Ölçülerin dışına çıkanların, gıybetçilerin veya itikadî konularda yanlış görüşe sahip olanların sözlerini kesmek, o konuyu tashih etmek, nezaketsizlik değil bilakis istikamettir, dinî bir vazifedir. Fahr-i Alem s.a.v. hakka tecavüz edilmedikçe kimsenin sözünü kesmez, hakka tecavüz edilince de ya onu men ederek sözünü keser veya o meclisi hemen terk ederdi. Nezaket hususunda ölçülü hareket edilmelidir. Muhatabım yaşça benden büyük, ben onun sözlerine nasıl karşı gelebilirim veya dinlemez isem bana darılır gibi boş mülahazaları bırakmak gerekir.

Fahr-i Alem s.a.v. bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Gıybetten sakının. Muhakkak gıybet zinadan daha kötüdür. Zira kişi zina eder sonra tevbe ederse, Allah tevbelerini kabul edebilir. Halbuki gıybet ettiği kişi affetmedikçe Allah da affetmez.”

Kişi kendi işine gücüne bakmalı, kendi hata ve kusurlarını görerek onları düzeltme çarelerini aramalıdır. Kendisinin hata ve kusurlarının şurada burada söylenilmesi ne kadar zor gelir, çirkin olursa, başkası için yapılan da aynı derecede çirkindir.

Tabii ki herkesin hata ve kusurları olabilir, ancak kişinin kendisinin dünya kadar hata ve kusurlarını görmeyip, diğer insanların hata ve kusurlarıyla uğraşması çok abes bir durumdur.

Dedikodu ve gıybet yapmak, müminler arasında ünsiyetin alâkasızlığa, sevginin nefrete dönüşmesine sebep olan ve toplum hayatını çürüten bir günahtır. Bu pek çirkin olan fiille birlik ve beraberlik baltalanır, gizli gizli düşmanlıklar baş göstermeye başlar, böylece müminler arasına fitne ve fesat tohumları saçılır. Peşinden gruplaşmalar ve neticede zayıflık baş gösterir. Bunu yapanlar böyle bir sonucu bilmeden yapıyorlarsa son derece cahildirler, şayet bilerek yapıyorlarsa, o zaman haindirler.

Günümüz müslümanlarının birbirlerini sevememesinde, birbirlerine kardeş ve dost olamamasında, fert ve toplum olarak dağınıklığında, bu kötü huy temel sebeplerden biridir. İslâm’ı bir bütün olarak kavrayıp güzelliklerine nüfuz edemeyenler ve hayatlarında uygulama alanına koyamayanlar, bu ve benzeri kötü huylarla ibadet ve taatlerini de boşa çıkartırlar.

Başkalarının hatalarını araştırmak yerine şu ahir zamanda “Dinim için ne yapabilirim, müslüman kardeşlerime nasıl faydalı olabilirim? Şu maddi ve manevi buhrandaki mümin kardeşlerimin bu duruma düşmesinde benim bir mesuliyetim var mı veya onu bu durumdan kurtarmak için bana ne gibi bir görev düşüyor?” şuuruyla hareket eden ve dedikodu muhabbetlerine yabancı olan müminlere ne mutlu!..

Rabbimiz bir ayet-i celilede şöyle buyuruyor: “... Birbirinizin kusurunu araştırmayın, biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Hucurat, 12)

Cenab-ı Hak, birinin arkasından dedikoduyu, gıybeti nezd-i ilâhisinde çok çirkin gördüğünü böyle beyan buyuruyor. Gıybet yapmayı adeta canavarlıkla eş tutuyor. Zira ancak vahşi hayvanlar, canavarlar ayet-i celiledeki fiili işlerler.

Rabbimiz gıybet ve dedikodunun böylesine kötü bir şey olduğunu öğrettikten sonra, ayetin devamında “O halde Allah’tan korkun!” buyurmaktadır. Yani dinimizce helal olan bir hayvanın besmelesiz kesildiği zaman bile yenmesi caiz olmazken, nasıl oluyor da kardeşinizin etini yiyorsunuz? Allah’tan korkun, kendinize gelin, kimsenin gıybetini yapmayın! İşte Kur’an-ı Kerim dedikodudan, gıybetten kaçınmayı bu kadar şiddetle emrediyor.

İnsanın onur ve haysiyeti, kanı canı gibi, belki daha kutsal ve önemlidir. O halde buna zarar verecek bir şeye yaklaşmamalı, Allah’tan korkmalı, şayet böyle bir şey yapmışsa pişman olmalı, Rabbül Alemin’e tevbe etmelidir.

Şüphe yok ki eksiksiz, noksansız olan sadece Allah’tır. Dört dörtlük kimse yoktur. Elbette bir takım noksanlıklar her birimizde vardır. Fakat bunları düzeltmek, eksikliklerimizi tamamlamak, her geçen gün daha olgun bir insan olmanın yollarını aramak lazımdır. Bunun için de dostlarımızın uyarısına, eleştirisine ve tavsiyelerine kulak vermek bir erdemdir. Bu hususta adaletin timsali Hz. Ömer r.a. şöyle buyurur: “Bizde bir eksiklik görür de söylemezseniz, siz de söyledikten sonra kendimizi düzeltmezsek bizde iş yoktur!”

Fakat şunu da iyice belirtmek gerekir ki, uyarmak, hataya dikkat çekmek, güzeli ve doğruyu tavsiye etmek başka şeydir, gıybet yapmak çok başka şeydir. Bir kimsenin kusurunu, hatasını onun arkasından ve hoşuna gitmeyecek şekilde söylemenin uyarıyla, iyilik yapmayla alakalı bir tarafı olamaz.

Eğer niyet kişinin hatasını düzeltmekse, elbette bunu söylemenin bir üslubu ve usulü vardır. Bunu gıybet şeklinde orada burada anlatmak yerine, o kişinin kendisine uygun bir dille anlatmak, hataya dikkat çekmek, sakıncalarını belirtmek ve böylece o kardeşinin hatasından dönmesine yardımcı olmak çok güzel bir davranıştır. Mümine yakışan da budur.

Kötü niyetli eleştiriler, ufak bir hatada tenkit oklarına tutmalar, mümin kardeşinin bir yanlışını çarpıtıp onun hakkında hakaretli ifadelerde bulunmalar kesinlikle iyi bir niyetin sonucu değildir.

Rabbimiz insanoğluna duyu organı iki kulak, konuşma organı bir dil vermiştir. Öyleyse öncelikle iki düşünüp bir söylemeli, konuşulan lafın nereye gideceğini ve ne gibi sonuçlar doğuracağını iyi tespit etmelidir. İbadetlerimizin ve her türlü iyi amellerimizin kabulü, iyi huy ve güzel ahlâk sahibi olmamızla mümkün olabilir.

Zamanımızda dinin bilinmemesi ve Allah korkusunun azlığı nedeniyle manevi hastalıklar çoğalmıştır. Gıybet ise bunların en kötülerindendir. Bu illetten kurtulmak için iradeli olmak, salihlerle, iyilerle beraberliği çoğaltmak, sohbetlerinde bulunmak lazımdır. “Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir.” ayet-i celilesinin manasını bilen kişi daima uyanık olur.

Allah Tealâ’nın murakabesinde olduğunun farkında olan kişinin her hal ve hareketi edep üzeredir. Hafif meşreplikten, yersiz hareketlerden çekinir, gıybetten ve gıybet ehlinden vahşi hayvandan kaçar gibi kaçar. Çünkü kişi istemese de arkadaşlık yaptığı kimsenin haliyle hallenir, ahlâkıyla ahlâklanır. Onun için arkadaşlık yaptığımız insanlara dikkat etmemiz lazım.

Gıybet günahından kurtulmanın kefareti ise, üzülmek, tevbe etmek ve gıybetini yaptığı kimse ile helalleşmektir. Pişman olmadan helalleşmek riya olur ki, bu da ayrı bir günahtır.

Ne mutlu kendi hatalarını düzeltmeye çalışmaktan başkasının hatalarını, kusurlarını görmeye fırsat bile bulamayan müminlere.

Rabbimizin tevfik ve inayeti ile...


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Öyle Kötü Bir Ahlâk ki
« Posted on: 26 Ağustos 2019, 05:26:19 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Öyle Kötü Bir Ahlâk ki rüya tabiri,Öyle Kötü Bir Ahlâk ki mekke canlı, Öyle Kötü Bir Ahlâk ki kabe canlı yayın, Öyle Kötü Bir Ahlâk ki Üç boyutlu kuran oku Öyle Kötü Bir Ahlâk ki kuran ı kerim, Öyle Kötü Bir Ahlâk ki peygamber kıssaları,Öyle Kötü Bir Ahlâk ki ilitam ders soruları, Öyle Kötü Bir Ahlâk kiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &