ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Başyazı > İlim Bir Emanet
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlim Bir Emanet  (Okunma Sayısı 823 defa)
01 Ağustos 2011, 12:41:41
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 01 Ağustos 2011, 12:41:41 »



İlim Bir Emanet


Temmuz 2009 127.SAYI


Mübarek EROL kaleme aldı, BAŞYAZI bölümünde yayınlandı.

İslâm âlimlerinin din-i mübinimiz İslâm’a hizmeti büyüktür. Biz kulluğumuzu, ibadet ve taatlerimizi gönül rahatlığıyla yerine getirebiliyorsak, şüphesiz bu ilim ehlinin gayretleriyle olmuştur. Onlar doğru yolu belirlemişler, karışıklığı, fitne ve fesadı önlemişlerdir.

Fakat hayli zamandır âlimlerimizin bu kıymetli konumlarını tartışmaya açmak isteyen, gözden düşürmeye çalışan yaklaşımlar var. Vârisi bulunduğumuz büyük ilmî mirası lekeleyip, müslümanın gönlünü ve zihnini karıştıran bu yaklaşımlar, iyi niyetlerle de ortaya çıksa da hayırlı sonuç vermesi mümkün olmayan düşünce ve teşebbüslerdir.

Her şeyden önce geçmiş nesillere, hele de o nesillerin büyüklerine karşı edepli olmak, İslâm ahlâkının son derece önemli bir prensibidir. Zahir ve bâtın âlimlerimizden başlayıp ta sahabi efendilerimize kadar uzanan bu eleştiri ve reddetme hali ciddi bir marazdır, tevbeyi gerektirir.

Sahabiler, Cenab-ı Mevlâmız tarafından Kitab-ı Kerimimizde övülmüştür. Onların Allah yolunda canlarını hiçe sayarak yaptıkları büyük fedakârlık insan takdirinin üzerindedir. Aynı şekilde selef-i salihin başta olmak üzere âlimlerimizin büyük cehd ü gayreti sayesinde mücella dinimiz çağlara damgasını vurmuştur. Mevlâmız dininin korunmasına ve yaşanmasına onları vesile kılmıştır.

Bize düşen, Allah Rasulü s.a.v.’in vârisi olan alimlerimizin gayretlerini heba etmemektir. Onların şahsiyeti ve eserleri üzerinde şüphe uyandırma çabalarını bertaraf etmektir. İlmî mirasımızı yıpratma çabası içinde olanlara karşı doğru bilgi ile donanmış olma gerekliliği açıktır. O ilimleri devam ettirmek, yenilemek, ihya etmek lazımdır.

Fahr-i Kainât s.a.v. Efendimiz bu gayret içinde bulunanları şöyle müjdelemiştir:

“Allah Tealâ’ya, dini hakkıyla anlamak ve yaşamaktan daha faziletli bir şeyle ibadet edilmedi. Gerçek fakih olan bir alim, şeytana karşı, ilim ve şuuruna ulaşmadan ibadet eden bin âbidden daha etkilidir. Her şeyin bir direği vardır. Bu dinin direği de fıkıh (dini asli güzelliği ile anlayıp yaşamak)tır.” (Beyhakî)

Şöyle baştan bir hatırlayacak olursak, Cenab-ı Mevlâ, Rasulü s.a.v.’in elçiliği ile İslâm’ı göndermiş ve doğru anlaşılıp yaşanmasını O’nunla sağlamıştır. Her biri nübüvvet nuruyla terbiye olmuş sahabiler de dosdoğru yolu Rasul-i Ekrem Efendimizden öğrenmişler, onlar da sonraki nesillere aktarmışlardır.

Şeyhülislam Abdülkadir Sühreverdî rh.a. şöyle der: “Allah Tealâ, Rasulü ile gönderdiği şeyleri kabul etmeye en saf kalpleri, en temiz nefsleri hazırladı. Kalplerdeki saflık, nefslerdeki temizliğin farklılığı, İslâmî ilimlerle birleşip ortaya çıktı. Herkes kendi kalp ve kabiliyetine göre o ilimden istifade etti.”

Bazı kalpler münbit toprağa benzer. İşte ilmini önce kendi hayatına nakşeden, sonra insanlara öğreten kimse böyledir. İlmi önce kendisine fayda vermiş ve onu her haliyle Rasulüllah s.a.v.’in yoluna sevk etmiştir. İşte bizim âlimlerimiz tam da böyledir. Onlar İslâm’ın devamlılığının vesileleridir.

Âlimlerin çabaları kadar, tasavvuf büyüklerimizin gayretlerinin de hak yolun korunması ve müminlerin dünyalarının heba olup gitmemesi bakımından eşsiz kıymeti vardır. Zahir ve bâtın ulemanın bir arada, gerektiğinde birbirini dengeleyen bu etkinliği sayesinde hak ile bâtıl birbirinden ayrılmştır.

Bilgisizliğin yaygınlaştığı, gerçek âlimlerin azaldığı ya da etkisinin kaybolduğu zamanlar, hem müslüman birey için hem de toplum için karanlık dönemlerdir. Bu karanlık içinde haramla helal, doğruyla yanlış birbirine karışır. “Allah’ın sınırları” insanların gözünde belirginliğini kaybeder.

Böyle zamanlarda müslümanın imdadına yine dinde tefakkuh ve rüsuh sahibi âlimler yetişir. On asır önce Ehl-i Sünnet akidesinin ciddi bir taarruz altında olduğu bir dönemde ortaya çıkan İmam Gazali rh.a.’in “Hüccetü’l-İslâm” (İslâm’ın delili, dayanağı) lakabıyla anılması bu yüzdendir. Aynı şekilde İmam Rabbani hazretlerinin “müceddid: yenileyici” oluşu da, bir başka kriz dönemindeki hayatî faaliyetlerle ilgilidir.

Buradan bize çıkan pay, bize emanet edilmiş ilmî mirasın hakkını vermek olmalıdır. Bu da ancak dinî ilmlerin okutulduğu ve aynı zamanda İslâm ahlâkının ve edebinin verildiği kurumlar oluşturmakla, mevcut olanlara destek olmakla mümkün olabilir. Bu farz-ı kifayedir.

Şihabuddin Sühreverdî k.s. Avârifü’l-Mearif adlı eserinde, korumakla mükellef olduğumuz bu mirasın nasıl meydana getirildiğini şöyle anlatır: “Dinimiz asırlar boyu, ilim ehli insanların gayretleriyle safiyetini kaybetmeden bugünlere ulaştı. Tefsir âlimleri, hadis imamları ve fakihler, Kur’an ve Sünnet’ten birçok ilim elde ettiler. Onlardan hükümler çıkarttılar. Yeni durumları, Kur’an ve hadisin delilleri ışığında değerlendirip hükme bağladılar. Böylece, Allah Tealâ alimler vasıtasıyla dinini himaye etti.

Tefsir âlimleri tefsir şekillerini, yorum ilmini, değişik kullanış ve anlayışları, dille ilgili unsurları iyice anlayıp öğrendiler. Bu konularda kitaplar yazdılar.  Kur’an ilimleri bu şekilde ümmet arasında yayıldı.

Hadis imamları hadisleri derlediler. Bu konuda son derece titiz davranarak, hadislerin yerini tespite çalıştılar. Böylece yanlış ile doğru birbirinden ayrılmış oldu. Ayrıca Sünnet’in muhafazasını için hadisler, değişik rivayetleri ve râvileriyle birlikte ezberlendi.

Fakihler ise asıl kaynaklardan hükümler çıkardılar. Aralarında kaynaklara dayanarak ihtilaflar da çıktı. Fakat hepsi bunları yaparken usulüne göre yaptılar. İşte böylece İslâm’ıın hükümleri yayıldı ve kuvvetlendi. Bâtıl inanç ve hallerden tertemiz olan din, kendi esasları üzerine kuruldu ve hayatın her alanına yayıldı. Allah Rasulü s.a.v.’in Sünnet’i hayata iyice köklerini saldı.”

Ebu Alâ Sakafî rh.a. şöyle de der: “İlim, bilgisizliğe karşı kalp için hayat ve karanlığa karşı gözün ışığıdır.” Yani bilgisizlik ölümüne karşı kalbe hayat veren şey ilimdir. Küfür karanlığına karşı yakîn gözünün nuru da ilimdir. Dinin hükümleri noktasında bilgi sahibi olmayan kişinin kalbi bilgisizlik yüzünden ölmüştür. Gaflet içindedir. Çünkü böyle bir kalp, Cenab-ı Mevlâ hakkında cehalet içindedir. Allah’ın emirleri konusunda cehalet içindedir.

Allah Tealâ, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür, 8)

O halde zamanın yıpratıcı unsurlarına karşı ilim hazinemizi korumalı, elimizdeki mirasın kıymetini bilmeliyiz. Bu şuura sahip nesiller yetiştirmeliyiz. Bu yolda adımlar atmalı ve atılan her bir adımın hayır olarak bize döneceğini de bilmeliyiz.

Rabbimizin tevfik ve inayetiyle...   

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İlim Bir Emanet
« Posted on: 23 Ekim 2019, 02:32:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İlim Bir Emanet rüya tabiri,İlim Bir Emanet mekke canlı, İlim Bir Emanet kabe canlı yayın, İlim Bir Emanet Üç boyutlu kuran oku İlim Bir Emanet kuran ı kerim, İlim Bir Emanet peygamber kıssaları,İlim Bir Emanet ilitam ders soruları, İlim Bir Emanet önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &