ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Ayın Konusu > Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji  (Okunma Sayısı 1114 defa)
06 Ekim 2011, 12:19:14
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Ekim 2011, 12:19:14 »



Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji



Mart 2006 87.SAYI


Ebubekir SİFİL kaleme aldı, AYIN KONUSU bölümünde yayınlandı.

“Gaybı ancak Allah bilir.” hükmüne rağmen, yarın ne olacağını bilme merakımız bir türlü dinmedi.

Allah’ın, gaybî bilgilerden dilediği kadarını yine dilediği kullarına bildirebileceği ilkesi de bu konunun yumuşak karnı oldu.

Belki bu yüzden gayb konusuna son noktayı koyma imkanımız olmadı, olamayacak.

İhtimal, bu da ilâhi imtihanımızın bir unsuru.

Gelecekten ve gayb aleminden bize gerekli olan bilgileri peygamberler bildirdi.

Daha fazlası için girişilen arayışları, yolları, yöntemleri anlamak ve değerlendirmek, ancak ilâhi vahyin ışığı altında mümkün.

Zaten o ışıkla aydınlanmamış hangi yol, hangi yöntem selamete çıkarabilir ki...

İnancı zayıf veya inançtan tamamen uzak insanlar arasında pek çok ortak özellikten söz edilebilir. Bu özelliklerden birinin de, “geleceği bilme arzusu” olduğunda şüphe yok.

Gelecek tehlike ve olumsuzluklar karşısında kendisini güvenceye almak, toplum nezdinde ayrıcalıklı bir konum elde etmek, başkaları üzerinde hakimiyet kurmak, böylece kendisinin ve başkalarının kaderini belirlemek maksadıyla, hatta sırf merakını tatmin etmek gayesiyle bu türlü bilgilere ulaşmayı hep bir ayrıcalık olarak görür bu tür insanlar. Teslimiyet, rıza, muhabbet… vb. eksikliğinden kaynaklanan bir “şuur eksikliği ya da yokluğu” durumudur bu.

Öte yandan bu amaca ulaşmak için başvurulan değişik yol ve yöntemlerin çoğu zaman toplum tarafından birbirine karıştırıldığı, bu meselede neyin hakikat ve neyin hurafe/asılsız olduğunun çok iyi ayırt edilemediği de bir başka gerçek.

Semerkand’ın bir önceki sayısında ele aldığımız büyü, sihir, tılsım… gibi hususlarla ilişkili bulunan fal, kehanet, astroloji, cifir, burçlar gibi başlıkların ne ifade ettiğini bu yazımızda ayrı ayrı ele alacağız. Böylece bu konulardaki sahih bilgileri ortaya koyarak meselenin bir bütün halinde anlaşılmasını temine çalışacağız.

Fal ve Kehanet


Arapça’da, “uğur ve uğurlu şeyleri gösteren simge” anlamına gelen fal kelimesi, Batı dillerinde genellikle “Gelecekten haber verme” anlamında kullanılır. Dilimizdeki kullanımının da bu anlamda olduğu görülüyor. Aşağıda göreceğimiz çeşitli yöntem ve şekillerde yapılan “falcılık”, gelecekten haber verme iddiasıyla icra edilir. Arapça’da “kâhin” veya “arrâf” gibi kelimelerle anlatılan kimselerin yaptığı da bundan başka bir şey değildir.

Eski kavimlerin alışkanlığı


Ülkemizde çoğunlukla el falı, kâğıt (iskambil) falı, kahve falı, yıldız falı… gibi çeşitleri ile yürütülen falcılık, çok eski çağlardan beri çeşitli din ve kültürlerde izine rastlanan bir faaliyettir. Geçmişinin milattan önce 4000 yıllarına kadar uzandığını gösteren belgeler, Mısır, Çin, Babil ve Kalde’de falcılık yapıldığını ortaya koymaktadır. En eski falcılık örneklerinin Mezopotamya’da bulunduğu tahmin edilmektedir. (Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 12/135)

Gelecekten veya bizim için “gayb” olan herhangi bir meseleden haber verme işini cinler vasıtasıyla yürütme tarzının ilk örneklerinin yahudilerde görüldüğünü biliyoruz. Müfessirlerin rivayet ettiğine göre şeytanlar gök kapılarına kadar çıkar, orada meleklerin, dünyadaki ölüm, kayıp vb. hususlardaki konuşmalarına kulak verir, ezberledikleri sözleri yeryüzündeki kâhinlere aktarırlardı. Kâhinler de (kehânet, falcılık gibi isimler altında) bunları insanlara haber verir, insanlar da gerçekten o haberlerin vaki olduğunu görürdü. Şeytanlar, kâhinler nezdinde belli bir itimat ve güven sağlayınca, bir süre sonra yalan söylemeye, doğru habere yalan karıştırmaya başladılar. Öyle ki, bir doğru sözün yanına yetmiş yalan söz koyup kâhinlere söylüyorlardı.

Bir peygamberin mücadelesi


Derken, bazı kimseler bunları yazıp kaydetmeye başladı. Zaman içinde bu yazılanlar vesilesiyle cinlerin gaybı bildikleri söylentisi İsrailoğulları arasında yayıldı. Hz. Süleyman a.s. bunun üzerine dört bir yana adamlar göndererek bu kitapları toplattı; bir sandığın içine koydu ve tahtının altına gömdü. Sonra da “Kim şeytanların gaybı bildiğini söylerse, boynunu vururum!” diye ilan etti.

Hz. Süleyman a.s. hayatta olduğu sürece o sandığın yanına yaklaşamayan şeytanlar, o ve onun emrini uygulayan alimler vefat edip bu dünyadan ayrılınca, şeytanlar insanları kandırarak tahtın altını kazdırdılar ve sandığı çıkarıp, içindeki kitapları göstererek; “Süleyman insanları, şeytanları, kuşları işte bunlarla kontrol altında tutuyordu!” dediler. Böylece insanlar arasında Hz. Süleyman a.s’ın büyücü olduğu söylentisi yayıldı.

İşte, “Ve onlar, şeytanların Süleyman’ın mülkü aleyhine uydurdukları şeylerin ardına düştüler. Oysa Süleyman asla küfre düşmedi. Sadece şeytanlar küfre düştüler.” (Bakara, 102) ayetinde anlatılan durum budur. (İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, 1/134 vd.)

Cinler Neyi Bilir?


Kur’an’da cinlerin ağzından şöyle dedikleri haber verilir:

“Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık; fakat onu, kuvvetli (ve şiddetli) bekçilerle ve alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Oysa biz (daha önce) onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetle(yip izle)yen bir alev huzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murad edildi, yoksa Rabbleri onlara bir hayır mı diledi.” (Cin, 8-10)

Gaybı bilmezler


Bu ayet açık bir şekilde gösteriyor ki, cinler gaybı bilen varlıklar değildir. Onlar bir zaman göğün belli yerlerinde meleklerin yeryüzünde olup biten hadiselerle ilgili konuşmalarını dinleme imkanı bulmuşlardır. Ancak daha sonra bu imkan onların elinden alınmıştır.

Bu durum başka ayetlerde de şöyle ifade buyurulur:

“Doğrusu biz dünya göğünü bir süsle, yıldızlarla süsledik. Ve onu inatçı her şeytandan koruduk. Onlar Mele-i Âlâ’yı dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar, uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir sözü kapan olursa, onu da delip geçen alevli yıldızlar takip eder.” (Sâffat, 6-10)

“Andolsun ki, yakın göğü kandillerle donattık. Onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.” (Mülk, 5)

“Andolsun ki biz gökte burçlar yaptık ve onları bakanlar için donattık. Ve onları, kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, apaçık görülen bir ateş onu kovalar.” (Hicr, 16-18)

Bütün bu ayet-i kerimeler açıkça bildiriyor ki, cinler kendiliklerinden gaybı bilemezler. Onlardan bir kısmı göğün bazı yerlerinde gizlenerek meleklerin konuşmalarını dinler, sonra da gelip bu dinlediklerini, bire yüz katarak yeryüzündeki dostları olan kâhinlere, falcılara aktarırlardı.

Bilgi hırsızlığı ve ateş topu


Ancak, Cin Suresi’nden yukarıda aktardığımız ayetlerde de açıkça haber verildiği gibi, Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in peygamberliği ve Kur’an’ın nüzulü ile birlikte cinlerin bu imkanı da kalmamıştır. Artık onlardan her kim bir kulak hırsızlığı yapmak için göğün kapılarına yaklaşacak olsa, delip geçici bir alev topu tarafından takip ve helâk edilir.

İbn Abbas r.a.’ın haber verdiğine göre, Efendimiz s.a.v. bir gece ashabıyla oturmuş sohbet ediyordu. O sırada bir yıldız kaydı ve aydınlık saçtı. Efendimiz s.a.v. böyle bir olay cahiliye döneminde vuku bulduğunda ne dediklerini orada bulunanlara sordu. Onlar bu durumu, büyük bir kimsenin doğumuna veya ölümüne işaret saydıklarını söylediler. Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu:

“Yıldız, ne bir kimsenin ölümü, ne de doğumu için kayar. Ancak Rabbimiz Tebareke ve Tealâ bir konuda hüküm verince, Arş’ı taşıyan melekler tesbih ederler. Sonra onların altında bulunan gök ehli tesbih eder. Nihayet bu tesbih bizim dünyamıza kadar ulaşır. Sonra Arş’ı taşıyan meleklerin altında bulunan gök ehli, haberin ne olduğunu soruşturarak Arş’ı taşıyan meleklere, ‘Rabbimiz ne buyurdu?’ derler. Onlar da bu hükmü kendilerine haber verirler. Her gök ehli diğer (daha aşağıdaki) gök ehline durumu bildirir. Nihayet haber dünya göğünde bulunanlara kadar ulaşır. Cinler bu haberi kulak hırsızlığı yaparak çalarlar da, bunun üzerine kovalanırlar. Onların bu şekilde getirdikleri haber haktır. Ancak kendileri değişiklik yapıp artırma-eksiltmede bulunurlar.” (Müslim, Ahmed b. Hanbel)

Bu hadis-i şerif, yukarıda mealini sunduğumuz Hicr Suresi 16’ncı ayetinde geçen “apaçık görülen bir ateş” ifadesinin ne anlama geldiğini de açıklamaktadır.

Cinler için bir dönemin sonu


İmam Ahmed b. Hanbel tarafından nakledildiği halde yukarıdaki tercümeye almadığımız bir inceliği, üzerinde ayrıca durmak için burada zikredelim:

Rivayeti aktaran râvilerden Ma’mer, Zührî’ye, “Cahiliye döneminde de böyle yıldız kayar mıymış?” diye sorduğunda, “Evet, ancak Rasulullah s.a.v. peygamber olarak gönderilince bu daha çok kuvvetlendirildi.” cevabını verir.

Zührî’nin bu cevabı, Sahabe’den gelen rivayetlere dayanmaktadır ve son derece yerindedir. (Bu rivayetlerin topluca zikri için bkz. Kurtubî Tefsiri, 19/14)

Nitekim Müslim, Tirmizî ve Nesâî’nin yer verdiği bir rivayette Abdullah b. Abbas r.a. şöyle demiştir:

“Rasulullah s.a.v. (Mekke döneminde) ashabından bir cemaatle Ukaz panayırına gitmek üzere yola çıkmış. O tarihlerde (cinnî) şeytanlar gökten haber almaktan men edilmiş, üzerlerine gök taşları atılmış, bunun üzerin...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji
« Posted on: 06 Haziran 2020, 05:13:46 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji rüya tabiri,Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji mekke canlı, Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji kabe canlı yayın, Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji Üç boyutlu kuran oku Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji kuran ı kerim, Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji peygamber kıssaları,Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji ilitam ders soruları, Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &