> Forum > ๑۩۞۩๑ Güncel Haberler & Tarihden Başlıklar ๑۩۞۩๑ > Tarihe Yolculuk  > Tarihten Başlıklar > Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz  (Okunma Sayısı 602 defa)
13 Ekim 2011, 20:59:01
Sefil
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28.807


« : 13 Ekim 2011, 20:59:01 »



Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz

Kültürün, millet hayatında çok ehemmiyetli bir yeri vardır. Geçmişe ve ruh köklerine bağlı olmak, bir millete yükselme yollarını açar, o milletin yarınlarını aydınlatır. Kendi değerlerinden beslenen millî kültürlerini oluşturamamış veya bunları gelecek nesillere taşıyamamış milletler, yaşasalar bile istikballerinden endişe etmelidirler.

Kültürel değerlerin milletlerin hayatındaki yerini bilen Osmanlı sultanları, cihangir ordularıyla ülkeler fethedip devletin sınırlarını genişletirken, ilim, irfan ve sanat erbabının çalışmaları için gerekli zemini hazırlamayı da ihmal etmemişlerdir. Kazandıkları zaferlerden ziyade, ilim adamlarını ve sanatçıları muhafaza etmekle, onlarla dost olmakla iftihar eden Osmanlı sultanları, bu tavırlarıyla muhteşem bir medeniyetin oluşmasına öncülük etmişlerdir.

Sultanların ve ilim adamlarının gayretleriyle yükselmeye başlayan Osmanlı medeniyeti, 2. Murad ve Fatih Sultan Mehmed dönemlerinde gelişmiş; Sultan Süleyman devrine gelindiğinde ise, en muhteşem günlerine ulaşmıştı.

Aldığı eğitim sayesinde bir sanat âşığı olarak yetişen Sultan Süleyman, siyaseti ve askeri yönlendirmedeki ustalığını, sanat ve ilim erbabı üzerinde de göstermiştir. Bu sayede onun döneminde sanat faaliyetleri zirveye çıkmış, mükemmel eserler ortaya konmuştur. Bu dönemde yaşayan Şeyh Yahya Efendi ve Şeyhülislam Ebussuud Efendi gibi mânevîyât erlerinin yanında, Mimar Sinan, Baki, Matrakçı Nasuh, Nakkaş Osman, Fuzuli, Şah Kulu, Kara Memi, Ahmed Karahisârî gibi usta sanatçılar, Osmanlı medeniyetinin gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır.

Şeyhülislâm Ebussuud Efendi
Sultan Süleyman'ın en büyük talihi, asrında Şeyhülislam Ebussuud Efendi gibi büyük bir âlimin yetişmiş olmasıydı. Ebussuud Efendi, engin fıkıh bilgisi ve adalet telakkisi ile sultanın baş danışmanıydı. Sultan Süleyman ile Ebussuud Efendi arasında devlet vazifesinin ötesinde bir gönül bağı vardı. Bu, âdeta hoca talebe münasebeti gibiydi. Sarayın bahçesindeki ağaçları saran karıncalardan kurtulmak isteyen sultanın:

"Dırahta ger ziyân etse karınca
Zararı var mıdır ânı kırınca."
mısralarıyla hocasından müsaade isteyen bir talebe edasıyla seslenmesi;
Ebussuud Efendi'nin ise bir mürşit edasıyla:
"Yarın Hakk'ın divanına varınca
Süleyman'dan hakkın alır karınca."
diyerek sultana yapacağı işin âhiret mesuliyetini hatırlatması, bu bağın güzel bir örneğidir.

Fıkıh ve tefsir alanında derin bir bilgiye sahip olan Ebussuud Efendi, Sultan Süleyman'ın nazarında, asrının Ebû Hanife'si idi. Ebusuud Efendi ilmî seviyesini gösteren muhteşem bir tefsir hazırlamıştı. Bu tefsir Osmanlı döneminde Zemahşerî ve Kadı Beyzâvî'nin tefsirinden sonra en çok müracaat edilen üçüncü eserdi. Ebussuud Efendi, tefsirinin birinci cildini bitirip oğluyla Sultan Süleyman'a gönderdiğinde, sultan onu sarayın kapısında hürmetle karşılamıştı. Eserin muhteşemliği karşısında hayrete düşen sultan, Ebusuud Efendi'nin maaşına iki yüz akçe zam yaparak, onu ödüllendirmiş ve eserden iki nüsha daha yazdırılarak Mekke ve Medine'ye gönderilmesini emretmişti.

Süt Kardeş, Ağabey "Yahya Efendi"
Sultan Süleyman'ın gönül dünyasında yer bulan diğer bir mânevîyât büyüğü ise, Şeyh Yahya Efendi'dir. Trabzon Müftüsü Ömer Efendi'nin oğlu olan Yahya Efendi, Şehzade Süleyman ile aynı günlerde doğmuştu. Yahya Efendi'nin, Sultan Süleyman'ın nezdinde ayrı bir yeri vardı. Çünkü Yahya Efendi, Sultan Süleyman ile "sütkardeşi" idi. Annesinin sütü yeterli olmadığından, Şehzadeyi Yahya Efendi'nin annesi emzirmişti. Böylece geleceğin "sultan"ı ile "veli"si sütkardeş olmuşlardı. Bu yakınlıktan olsa gerek, Sultan Süleyman, Yahya Efendi'ye "ağabey" diye hitap ederdi.
Halk arasında Zembilli Ali Efendi olarak tanınan Molla Cemâlî'den ders okuyup icazet alarak müderris olan Yahya Efendi, Beşiktaş sırtlarında insanlardan u­zak­ta medrese, mescit, hamam ve çeşmeden müteşekkil küçük bir külliye kurmuştu. Yahya Efendi, son akçesine kadar fakir ve muhtaçlara dağıtan, hattâ ziyaretine gelenlerin kayık kirasını dahi kendisi verecek kadar cömert bir veli idi.

Sultan Süleyman devlet işlerinden bunalıp, biraz nefes almak istediğinde, Yahya Efendi'nin bu mütevazı uzlet hanesine misafir olur, onunla hasbıhâl ederdi. Dünyevî ihtiraslardan arınmış bir ruha sahip olan Yahya Efendi, sultana hâl ve sözleriyle saltanatının fânîliğini hatırlatan, gerektiğinde eksik yanlarını, yanlışlarını söyleyebilen beklentisiz bir dosttu.

Mimar Sinan ve Süleymaniye Külliyesi
Sultan Süleyman devrinde yetişen büyük sanatçılardan biri de, Mimar Sinan'dır. Mimar Sinan, Yeniçeri Ocağı'nda yapı işlerinden mesul bir asker olarak devlet hizmetine girmiş ve gösterdiği yararlılıklar sayesinde sekban ocağına alınmıştır. Vezir Lütfi Paşa'nın tavsiyesiyle de askerî vazifeden alınıp, sivil mimar olarak sarayın hizmetine verilmiştir.
Sultan Süleyman devrinde inşa edilen eserlerin hemen hepsinde Mimar Sinan'ın mührü yer almaktadır. Mimar Sinan, başta İstanbul olmak üzere memleketin birçok yerinde cami, medrese, hastane, imarethane, su kemeri, köprü, dergâh gibi eserler inşa etmiştir.

Mimar Sinan'ın Sultan Süleyman döneminde inşa ettiği en büyük eser, şüphesiz Süleymaniye Külli­yesi'dir. 24 Mayıs 1550 Perşembe günü inşasına başlanan eserin ilk temel taşını koymak bahtiyarlığını, Sultan Süleyman, Mimar Sinan'a vermeyip, bu vazifeyi ilme ve insanlığa duyduğu saygının gereği olarak devrin fazilet ve bilgi âbidesi Ebussuud Efendi'ye vermişti. Yedi yıl sonra, gelenleri haşmet ve heybetle selâmlayan Osmanlı mimarlık sanatının en mühim eserlerinden biri vücuda getirilmişti.

Ahmet Karahisarî ve muhteşem Mushaf-ı Şerîf
16. yüzyılın büyük sanatkârlarından olan Ahmet Karahisarî'nin en önemli eseri hâlen Topkapı Müze­si'nde muhafaza edilen büyük ebattaki Mushaf-ı Şerif'tir. Sultan Süleyman'ın isteği üzerine yazılmaya başlanan Mushaf-ı Şerîf, 16. yüzyılın en büyük şaheserlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Orijinali 61,5 x 42,5 santimetre boyutunda olan eserin 220 yaprağı 1554–1555 yılları arasında Ahmet Karahisarî, 80 yaprağı ise 1584–1587 yılları arasında mânevî evlâdı Hattat Hasan Çelebi tarafından yazılmıştır. Tamamlanması 51 yıl süren Mushaf'ın sadece tezhibi ve cildi, 1584–596 arasında (12 yılda) bitmiştir.

Kanunî Sultan Süleyman ve şiir
Sultan Süleyman devrinde şiirin ve şairlerin itibarı artmış, söz ustaları her yana yayılmıştı. Şiir konusunda son derece hassas olan sultan, nerede iyi bir şair duysa, onu himaye eder, ondan iltifatını esirgemezdi. Devrinde Bâkî, Fuzulî, Hayâlî, Ahmet Paşa, Necati Bey ve Zâtî gibi değerli birçok şairin yetişmiş olması, biraz da sultanın gayretleriyle mümkün olmuştur.

Kendisi de bir şair olan Sultan Süleyman, "Muhibbî (seven, âşık)", mahlasıyla şiirler yazmıştır. Söz ustalığında şair sultanların en ihtişamlısı ve en çok şiir yazanı olan Sultan Süleyman'ın, biri Farsça olmak üzere iki "divân"ı bulunmaktadır. Sultan Süleyman'ın devlet işlerinin arasında binlerce şiirden oluşan bir "divân" vücuda getirebilmesi, hayret edilecek bir muvaffakiyettir.

Şair Muhibbi'nin dilden dile dolaşan şu ünlü gazeli, aynı zamanda onun dünya saltanatı karşısındaki tavrını da yansıtmaktadır.

"Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi
Saltanat dedikleri, ancak cihân gavgâsıdır
Olmaya baht ü sa'âdet, dünyada vahdet gibi"

Sultanü'ş-şuara Bâkî
İstanbul Fatih Camiî müezzinlerinden Mehmed Efendi'nin oğlu olarak dünyaya gözlerini açıp, bir saraç çırağı olarak hayata ilk adımını atan Bâkî, asıl yerinin burası olmadığını kısa sürede anlayacaktır. Zekâsı ve fıtrî kabiliyeti, Osmanlı halkının kadir bilirliği ile birleşince zanaat hayatından irfan dünyasına geçmesi zor olmamıştır. Zamanının ünlü müderrislerinden Karamanlı Mehmed ve Ahmed efendilerden aldığı derslerle henüz delikanlılık çağında ilim ve sanat muhitlerince kabul edilmişti. Nahçıvan Seferi (1555) sonrasında, Sultan Süleyman'a sunduğu kasideyle saray çevrelerine girmeyi başaran Bâkî, bu tarihten itibaren sultanın sohbet arkadaşları arasında yer almıştı. Osmanlı şairleri arasında ayrı bir yeri olan Bâkî, Sultanü'ş-şuara unvânıyla anılmıştır. Bâkî'nin bu unvânı almasında en büyük pay, şüphesiz Sultan Süleyman'ındır. Sultan ondaki sanat kabiliyetini ve kudretini keşfederek, onu has meclisinin ayrılmaz bir parçası yapmıştı. Tarihçi Selanikî'nin anlattığına göre, Sultan Süleyman, Bâkî hakkında "Ömrümün üç yerinden çok hazzetmişimdir; bunlardan biri de Bakî gibi bir şairi bulup, çıkarıp iltifat etmekliğimdir!" demiştir.

Sultan Süleyman'ın gâye-i hayâli ve son seferi
Hayatını İlâhî rızayı kazanmak üzere programlamış olan Sultan Süleyman, bu uğurda hiçbir gayretten geri kalmamıştı. Sultan Süleyman gâye-i hayâlini;
"İmtisal-i cahidu-fi'llah oluptur niyyetim,
Din-i İslâm'ın mücerret gayretidür gayretim."
mısralarıyla ifade etmişti.

Avusturyalı diplomat Busbecq, Türk Mektupları adlı eserinde 16. Yüzyıl İstanbul'u hakkında bilgiler verirken, Sultan Süleyman için; "Devletinin sınırlarını genişletmek istediği kadar, dinini yüceltmek ve yaymak gayesindedir." demektedir.

Sultan Süleyman bu uğurda, 72 yaşına girmiş olmasına rağmen, Avusturya üzerine Zigetvar Seferi'ne (1566) karar vermişti. Hekimler, sultanın hem yaşlılığı hem de müptelâ olduğu nikris (gut) hastalığı sebebiyle sefer meşakkatine tahammül edemeyeceğini bildirmişler; ancak o "Her şey takdir-i İlâhiye tevakkuf eder." diyerek sefere gitmeye karar vermiştir. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa da aynı sebeplerle sultanın sefere çıkmasını istemeyenlerdendi. Bu fikrini sultana arz edince, sultan "Sarayda kalıp, baş yastıkta ölürsem, yarın rûz-i mahşerde fatih cedlerimin huzuruna nasıl çıkabilirim?" cevabını vererek tarih...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz
« Posted on: 14 Haziran 2021, 03:43:46 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz rüya tabiri,Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz mekke canlı, Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz kabe canlı yayın, Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz Üç boyutlu kuran oku Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz kuran ı kerim, Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz peygamber kıssaları,Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüz ilitam ders soruları, Kanuni Sultan Süleyman ve Kültürümüzönlisans arapça,
Logged
13 Ekim 2011, 22:21:00
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« Yanıtla #1 : 13 Ekim 2011, 22:21:00 »

"Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır; fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır. "
Ne güzel söylemiş M.Akif Ersoy.
Gönüllerine İslamı nakış nakış işlemiş nice sultanlarımız var. Rabbim onlardan ebeden razı olsun, mekanı cennet olsun. Bu ne inceliktir bu ne alçak gönüllülüktür ki dünyaya hükmetmiş bir padişah karıncanın hakkını düşünmekte..İnsanın insanı acımadan kestiği astığı günümüzle kıyaslamaak gerekir bu durumu. Rabbim Kötü nefislerimizi İslam nuru ile ıslah eylesin inş.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &