> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuranda İnsan Psikolojisi >  Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır  (Okunma Sayısı 909 defa)
07 Mayıs 2011, 23:47:34
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 07 Mayıs 2011, 23:47:34 »



 
Hz. Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır


Mekkelilerin elebaşıları, kendilerinden önceki inkarcıların peygamberlerine yaptığı gibi, Hz. Peygamber'in hayatına son vermek için tuzaklar kuruyorlardı. Diğer peygamberler de bun­lara benzer adamlarla karşılaşmışlardı:

“Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada tuzak kursunlar. Halbuki bunlar,  tuzağı  başkasına  değil  kendilerine kuruyorlar da farkına varmıyorlar.” [1066] Bu gibi ileri gelenler, peygamberlere karşı ellerin­den geleni yaparlar, onları öldürmek için suikastların her türlü­sünü düzenlerler fakat bunların muhalefetlerine rağmen Hak muzaffer olur. [1067] önemli kimseler olduklarına inanmaları, onları az veya çok, eleştiriye kapalı hale getirdiğinden, “Önde gelen­ler” kural olarak, kendi davranışlarının ahlakî yönlerini sorgulamakta diğer insanlardan daha az istekli olurlar ve bunun so­nucu olarak kendilerini daima haklı görmeleri, onları çoğu za­man büyük hatalar yapmaya sevk eder. [1068] Tuzaktan kasıt onların süslü söz ve işlerle sapıklığa çağırmalarıdır. [1069] Allah, her kentte oranın önde gelen büyüklerini ki onlar Allah'a şirk koşan ve âsi gelen kimselerdir oranın suçluları kılmıştır ki bâtıl söz ve fiilleriyle insanları kandırıp hile yapsınlar. Allah onları gözet­lemektedir. O'nun, kendileri için nasıl elem verici bir azap ha­zırladığından haberleri yoktur. [1070] Bu hilelerinin, saptırdıkları kimseleri yoldan çıkarmalarının vebali yine kendilerine döne­cektir. [1071]

Hz. Peygamber'e tuzak kuranlar, Allah'ı ve rasulünü, ödül­lendirme vaadini ve azap tehdidini yalanlayan kimselerdi: [1072]

“Habe­rin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veri­rim. Büyük büyük tuzaklar kurdular.” [1073] Allah'ın insanın iyiliği için belirlediklerine karşı tuzak kuran ve planlar kuran kötü ve günah­kâr kimseler hep var olagelmiştir. Fakat İslâm'ın büyümesini engel­lemeye çalışan Kureyşlilerin örneğinde olduğu gibi onların tuzağı bir sonuca ulaşamayacaktır. Bu gerçek tüm çağları kapsamaktadır. [1074]

İnsanları Kur'an'ın aksine davet etmekle onlara hile yapıp düzen kuruyorlar.[1075]

Allah, tuzaklar kuranlara karşı aceleci olmamayı tavsiye eder:

“Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.” [1076] Kötülüğe sabretmek inananların Allah'a ve O'nun planına olan güvenini gösterir. Bu, müminlerin kötü insanlara yardım etmesi ve onlarla uzlaşması gerektiği ya da yeterli güce ulaştığı halde onlara ilişmemesi değil, aksine kötülüğü engellemeye güçleri yetmediğinde sabır ve alçak gönüllülük göstermesi gerektiği an­lamına gelir. [1077] Yani, “Onları beklet ve acele etme. O zaman başla­rına gelecek gazabı, felaketi, cezayı ve azabı göreceksin.” [1078]

Allah müminlere nimetini hatırlatmasının ardından [1079] Hz. Peygamber'e müşriklerin planından ve tuzak kuranların tuza­ğından kurtarması şeklindeki nimetini hatırlatmaktadır: [1080]

“Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların en hayırlı­sını kurar.” [1081] Allah'a ortak koşanlar, Rasulullah (s)'ın hedefini ger­çekleştirmesini engellemek için tuzak kurdular. Allah da onların düzenlerine karşı sapasağlam düzenini kurdu ve onu onlardan kurtardı. [1082] Onların da eylemlerini boşa çıkardı. [1083] Onlar hilelerini Allah da aniden başlarına gelsin diye onlar için hazırladığı azabı gizliyordu. İlahî plan, onun dışmdakileri geride bırakır. Ya da şöyle denebilir. İlahî tuzak hak ve adalet içindir ve gerektiği du­rumda devreye girer. [1084]

Allah'a ortak koşanlar, ona karşı planlar ve tuzaklar hazırlar­ken Allah da onların tuzaklarını boşa çıkaracak tedbirler alıyordu. Kendisini inkâr eden, başkalarına tapan, emirlerine muhalefet eden kimselere karşı Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. [1085] Yuka­rıdaki âyet, Hz. Peygamber ve ashabına hicretten önce Mekke'de reva görülen zulüm ve baskıya ilişkin bir göndermede bulunsa da, insanlığın dini tarih boyunca her çağda tekrarlanan bir olguya, yani ilahi vahyi inkâr edenlerin onu tebliğ edenlere karşı her za­man ya bilfiil fiziki olarak ya da hor görerek ve alay yoluyla psi­kolojik planda ve mecazi olarak onları zayıf ve etkisiz bırakmak ya da büsbütün yok etmek yolunda düzen ve tertip peşinde oldukları olacakları gerçeğine işaret etmektedir. [1086]

Allah, Mekke halkına yedi sene süren neredeyse onları yok edecek bir kıtlık musallat etti. Ardından onlara bolluk verdi. Onla­ra rahmetini gösterdiğinde Allah'ın âyetlerine itiraz etmeye Rasulullah (s)'a da tuzak kurmaya başladılar: [1087]

“İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetleri­miz hakkında derhal bir takım tuzaklara girişirler. De ki: Allah'ın tuzağı daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar.” [1088] Ayetlere karşı tuzaklara girişmeleri, ancak bu mesaj­ların ilahi kaynaktan oldukları gerçeğine şüphe gölgesi düşürmeyi ya da onların öngördüğü ilke ve öğretileri çürütmeyi amaçlayan asılsız iddia ve itirazlar tasarlamalarıdır. [1089] Allah bu tür insanların küfürlerini derece derece artırır ve onlara süre verir. O kadar ki suç işleyenler mühlet verilmiş olduğunu anlayamaz ve bu mühleti kul­lanırken azap edilmeyecek sanırlar. Sonra bir gaflet anında yakalanıverirler. Şerefli yazıcılar onun her yaptığını yazar ve onun adına gaybı ve aleni olanı bilen Allah'a arz ederler. O da büyük ve küçük amellerinin karşılığını verir. [1090] Tuzak kuran zavallı kimseler, Al­lah'ın evrensel planının, onların küçük planlarına engel olmakta daha hızlı olduğunu ve yaptıklarının ebedi olarak onlara karşı muhafaza edileceğini fark edemiyorlar. [1091]

Allah, Mekke'deki müşrikleri uğradıkları felaketten sonra rızıklandırdığında sevindiler. Helâktan kurtulduklarında sebebini bilemedikleri zaman başlarına geleni tesadüfe bağladılar. Ebu Sufyan Hz. Peygamber'e gelip, “Sen bize akrabaya yakınlık gös­termeyi tavsiye ediyorsun. Kavmin helak oluyor. Onlar için Al­lah'a dua et. Üzerlerinden azabı kaldırsın.” şeklinde talepte bulun­du. Ancak yağmur yağdığında eski hallerine döndüler ve risalete karşı tuzak kurmaya başladılar. Allah'ın âyetlerini inkâr ettiler. Rasulullah (s)'tan uzaklaştılar ve onu yalanladılar. Allah İslâm nu­runu söndürmek için planlarına başlamadan önce ne tür bir ceza ile karşılaşacaklarını belirlemiştir. Bu dünya ile ilgili konularda hüküm verilmiştir. O, tuzağını, cezasını ahiretten önce dünyada vermek için tayin etmiştir. Gizli yaptıkları işler O'na sır olarak kalmaz. [1092] Sıkıntıdan sonra insanlara genişlik, darlıktan sonra bolluk isabet ettiği zaman, yine âyetlerle alay eder ve onları yalanlarlar. Allah'ın hüccet ve delilleriyle alay eden müşrikler Allah'ın âyetle­rine tuzak kurmanın cezasına yavaş yavaş yaklaşmaktadırlar. [1093]

inkârları ve tuzakları onlara süslü gösterildiği için delilleri zikretmenin onlara bir faydası olmaz. [1094] İçinde bulundukları sapık­lık, o sapıklığa gece ve gündüz davet, [1095] tuzakları yani şirke boyun eğmeleri ve sapıklıkta istikrarlı olmaları, Allah'ı yalanlamaları ve O'na iftira atmaları süslü gösterilmiş, [1096] onlar da hak yolundan iyice uzaklaşmışlardır: [1097]

“Böylece herkesin bütün kazancını gözetim altına alan zat (Allah) hiç inkâr edilir mi? Tuttular Allah'a ortaklar koştular. De ki: Söyleyin bakalım onların isimlerini! O'na yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz, yoksa anlamı olmayan sadece kuru bir laf mı? Doğrusu küfre saplananlara hileleri hoş gösterildi ve doğru yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa artık onu yola getirecek yoktur!” [1098] Âyette şirkleriyle İslâm'a karşı kurdukları tuzakları [1099] sinsi ya da ince oyunları, düzenleri kastedilmektedir. Bu terim daha çok bi­linçli şirkle (Allah'tan başkalarına tanrı niteliğini ya da tanrısal ni­telikleri yakıştırmak) ve dolayısıyla genel anlamda sahte ve çarpık dini görüş ve inanışlarla alakalıdır. [1100]

inanmayanların tuzaklarının müminlere zarar vermesi Al­lah'ın izni ile olabilir;

“Evet onlardan öncekiler de hile yaptılar, fakat sonuçta bütün hile Allah'ındır. Herkesin ne kazandığını O bilir! Yarına bu dünyanın akıbetinin kime ait olduğunu kâfirler de bilecekler.” [1101] Âyette geçen “Tuzak” kelimesinde zındıkça niyet ve tutumları kastedil­mektedir. [1102] Bu âyette Hz. Peygamber (s)'e teselli vardır ve Allah onu onların tuzaklarından korumuştur. [1103] inkarcılar, müminlere tuzak kurduklarında, Allah onların cezasını verir. [1104] Kimin ne ka­zandığını bilen onun karşılığını da hazırlamıştır ki bu onun planı­dır işte. Bu planın gereği, kendilerinden neyin istendiğinden habersizmiş gibi davrandıkları bir sırada bilmedikleri bir yerden ge­lecektir. [1105] Onlardan öncekiler de peygamberlerine düzen kurdular ve onları ülkelerinden çıkarmak istediler. Allah da onların düzenlerini tersine çevirdi ve güzel akıbeti kulluk bilincinde olanlara verdi. [1106] Önceki ümmetlerden müşrik olanlar da Allah'ın peygam­berlerine tuzak kurdular. Sebepleri yaratan Allah'tır. O dilemedik­çe onların tuzakları hiçbir zarar veremez. Allah yarattıklarının yap­tıklarını ve Hz. Peygamber'e tuzak kurmak için verdikleri çabaları bilir. Önceki ümmetlerin inkarcılarının çoğu Nemrut'un Hz. İbra­him'e, Firavun'un Hz. Musa'ya, Yahudilerin Hz. İsa'ya kurduğu gibi tuzak kurdu. Sonra tuzak sahibine döndü ve Allah yeryüzün­de İfsat çıkaranları yok etti. Tuzak kuranların tuzakları ancak Al­lah'ın takdiriyle etkili olabilir. Bu nedenle sadece O'ndan korkmak gerekir. [1107] Herkes yaptığının karşılığını görsün diye dostlarını korur, tuzak kuranları da cezalandırı...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır
« Posted on: 20 Haziran 2021, 19:40:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır rüya tabiri, Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır mekke canlı, Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır kabe canlı yayın, Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır Üç boyutlu kuran oku Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır kuran ı kerim, Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır peygamber kıssaları, Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavır ilitam ders soruları, Hz Muhammed Döneminde Tuzakçı Tavırönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &