> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuran-ı Kerim Ayetleri > Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu  (Okunma Sayısı 1004 defa)
15 Eylül 2010, 16:33:26
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 15 Eylül 2010, 16:33:26 »



Al-iİmran Suresinden Mev´iza Kastamonu


Kastamonu 19 Kasım 1336 (1920) Cuma günü [5]


Meali



(Yaeyyuhe-llezine âmenu) ey iman etmiş olanlar, ey müsmanlar, içinizden olmayanlardan, size yabancı kimselerden dost ittihaz etmeyiniz. Âyeti celiledeki (bitane) içli dışlı görüşülen, kendisine her türlü sırlar emanet edilen samimi dost, yarıcan, arkadaş, mahremi esrar manalarınadır. Öyle bitane ki (la yelunekumhabelan) sizlere karşı mazarrat ika etmekten, aranıza fitneler, fesadlar sokmaktan hiç bir vakit geri durmazlar. Ellerinden gelen fenalıkların hiç birini sizden esirgemezler, (veddu ma anittum) sizin sıkıntılara, musibetlere felaketlere uğramanızı isterler. (Kad bede-tü-bağdau min efvahihim) görmüyor musunuz, hakkınızda besledikleri düşmanlık ağızlarından taşıp dökülüyor, (ve ma tuhfi sudurahum ekber ) bununla beraber yüreklerinde, sinelerinde gizlemekte oldukları kinler, garezler, husumetler, o bir türlü zabtedemeyip de ağızlarından kaçırmakta oldukları adavetten çok ´büyüktür, çok şid­detlidir- (Kad beyyenna lekum ul âyeti in kuntum ta´kilun) bizler size her biri ayni hikmet, mahza ibret olan âyetlerimizi böyle sarih bir surette bildirdik. Eğer sizler akı karadan, iyiyi kötüden seçer, hayrını, şerrini düşünür aklı başında adamlarsanız bu hikmetlerin, bu ibretlerin muktezasınca hareket ederek hem dünyada, hem ukbada felâh bulursunuz. [6]

Tefsiri



Ey müslümanlar, sizin için bu âyeti celileye ittibadan başka selâmet yolu yoktur. Takib edilecek hattı hareket, düsturu siyaset tamamiyle bu âyeti celilede toplanmıştır. Binaenaleyh meali ulvisini bir kere de toplayıp ifade edelim. Cenabı hak buyuruyor ki:

“Ey müminler, size ellerinden gelen fenalığı yapmakdan çekinmeyen, bu hususta hiç bir fırsatı kaçırmayan, dininize yabancı kimseleri kendinize mahremi esrar, dost, arkadaş ittihaz etmeyiniz. Bunların sureti hakdan görünerek size güler yüz göstermelerine, hayırnuzı ister gibi tavırlar takınmalarına asla kapılmayınız. Onların gece gündüz isteyip durdukları sizin felâketinizden, izmihlalinizden, esaretinizden başka bir şey değildir. Baksanıza, size karşı kalplerinde besledikleri düşmanlık o kadar dehşetli ki bir türlü zabtedemiyorlar da ağızlarından kaçırıyorlar. Halbuki yüreklerinde kök salmış olan husumet, ağızlarından taşan ile kabili kıyas değildir, ondan çok fazladır, çok şiddetlidir. îşte bütün hakikatleri, âyatı celilemizle sizlere açıktan açığa tebliğ ediyoruz, bildiriyoruz.” Eğer aklı başında insanlarsanız; eğer dareynde [7] zelil olmak, hüsranda kalmak istemezseniz bizim âyatı celilemizm gereğince hareket ederek felah bulursunuz.

Bu âyeti ceîile sûrei Âli îmrandadır. Surei Tevbede de “Ey müslümanlar, Cenabı Hak içinizden hak yolunda mücahedede bulunanları, ALLAH ile onun resuli muhtereminden, bir de müminlerden kendisine dost ittihaz etmeyenleri görmedikçe sizler öyle başı boş bırakılacak mısınız, zannediyorsunuz?” Bu iki âyeti celileden başka diğer âyatı kerime daha vardır ki hep ayni ruhtadır.

Ey camaati müslimin!´insan için kendi aleyhine hile çıksa hakkı, hakikati söylemek lâzımdır. Ben de bir zamanlar Kitabullahı okurken bu gibi âyatı celileye geldikçe “acaba sair milletlere karşı bir az şiddetli davranılmıyor mu? Yabancılar hakkında daha merhametli olmak icab etmez mi idi?” gibi düşüncelere dalardım. Vakıa bu hatıraların sırf şeytanî vesveselerden başka bir şey olmadığım bilirdim. Lâkin velev şeytani olsun, o düşünceleri içimden söküp atmcaya kadar hayli mücahedelere mecbur kalırdım. Acaba bu vesvesenin menşei ne idi? Burasını araştıracak olursak işi bir az tabiî görürüz. Öyle ya, gözümüzü açtık, Avrupa medeniyeti, Avrupa irfanı, Avrupa adaleti, Avrupa efkârı umumiyesi nakaratından başka bir şey işitmedik. Kiminin adaleti, kiminin hamiyeti, kiminin dehâsı, kiminin terakkiyatı kulaklarımızı doldurdu. lisan bilenlerimiz doğrudan doğruya bu heriflerin eserlerini, bilmeyenlerimiz tercümelerini okuduk. Edebiyatları, hele edebiyatlarının ahlâkî, insanî, içtimaî mev­zuları pek hoşumuza gitti. Müelliflerin kıymeti ahlâkiye ve insaniyelerini, eserleriyle ölçmeye kalkışdık. îşte bu mukayeseden itibaren aldanmaya, hatadan hataya düşmeye başladık. Bu adamların sözleriyle özleri arasında asla münasebet, müşabehet olamıyacağmı bir türlü düşünemedik. İşte okuyup yazanlarımızın çoğuna ârız olan bu hata bir zamanlar bana da musallat oldu. Bereket versin ki yaşım ilerledi, tecrübem artı; hususiyle Avrupayı, Asyayı, Afrikayı dolaşarak Avrupalı dediğimiz milletlerin esaret altına, tahakküm altına aldıkları biçare insanlara karşı reva gördükleri zulmü, gadri, hakareti gözümle görünce artık aklımı başıma aldım. Demin söylediğim şeytani vesveselere kapılmış olduğumdan dolayı Cenabı Hakka tevbeler ettim.

Dünyada Avrupalıları hakkıyla anlayan ve anladığını da İki cümle ile hülâsa edebilen bir müslüman varsa o da eazimi ümmetten fazılı mağfur Hersekli hoca Kadri efendi merhumdur. Âlemi İslâmın en fedakâr, en faziletli erkânından mısırlı prens Abbas Halim paşa bir gün musahabe esnasında demişti kî:

“Hoca Kadri efendiyi zaten Mısır´dan tanırım, irfanına, uluvvi cenabına hayran olurdum. Bir aralık Fransa´ya uğramıştım. Paris´de ilk işim bu muhterem müslümam ziyaret oldu. Kendisiyle bir az hoş beşden sonra dedim ki;

“Hocam! senelerdenberi burada oturuyorsun. Şarkın, garbın ulûmuna, funnununa cidden vakıf bîr nadirei fıtratsın. Yakinen gördüğün şeyler tabiidir ki tecrübeni, görgünü, arttırmıştır. Öğrenmek isterim, Avrupalıları nasıl buldun?

“Paşa! Bu adamların güzel şeyleri vardır. Evet pek çok güzel şeyleri vardır. Lâkin şunu bilmelidir ki, o güzel şeylerin hepsi, evet hepsi yalnız kitaplarındadır!

Hakikat, hoca merhumun dediği gibi Avrupalıların ilimleri, irfanları, medeniyetteki, sanayideki terakkileri inkâr olunur şey değildir. Ancak insaniyetlerini, insanlara karşı olan muamelelerini kendlerinin maddiyatdaki bu terakkileriyle ölçmek kat´iyyen doğru değildir. Heriflerin ilimlerini, fenlerini almalı. Fakat kendilerine asla inanmamalı, asla kapılmamalıdır.

Bunların bütün insanlarâ insanlara bilhasa Müslümanlara karşı öyle kinleri öyle bütün suretle teskin edilmek imkânı yoktur. Sureta dinsîz geçinirler. Hürriyeti vicdan diye kâinatı aldatıp dururlar. Hele biz müslümanlan, biz şarklıları taassubla itham ederler dururlar! Heyhat. Dünyada bir müteaassıb millet varsa Avrupalılardır, Amerikalılardır. Taassubdan hiç haberi olmayan bir millet isterseniz o da bizleriz.

Ey camaati müslimin! Bilirim ki bu sözlerim sizin senelerden-beri avutulmuş, uyutulmuş fikirlerinize bir az aykırı gelecektir. Onun için bir iki misal getirmek icab ediyor:

Bilirsiniz ki bizim harbi umumiye girmemizden en çok müstefid olan bir millet varsa o da Alınanlardı. Şunu ihtar edeyim ki ben bu kürsüde harbi umumiye girmek mi lâzımdı, girmemek mi evla idi, girmeden durabilir mi idik, bir az daha geç mi girmemiz muvafık idi?., gibi meselelerin hiç birini mevzuubahis edecek değilim. O benim sadedimin, salâhiyetimin haricindedir. Ortada bir vak´a var ki biz Almanlarla birlikde olarak harbe girdik. Yüzbinlerce şehit verdik. Yüzbinlerce hanuman söndü. Milyonlarca sâmân kaynadı gitti. Şimdi Almanlar için ne lâzım geliyordu? Ne yapacaklardı? Şüphesiz bütün dünyanın, bütün dünyadaki milletlerin kendilerine ilânı harp ettikleri bir zamanda böyle yegâne müttefikleri olan bizleri sinelerine basacaklar, bütün gazeteleriyle, bütün kitap-lariyle, bütün edipleriyle, bütün muharriyleriyle bizi alkış, teşekkür tufanları içinde boğacaklardı. Heyhat! Bu umumî harbin ilk senesinde ben mühim bir vazife ile Berline gitmiştim. O aralık Almanya hükümeti bize dedi ki :

“Bizim meclisi meb´usanımızdaki bilhassa katolik meb´uslar kıyamet koparıyorlar: Almanlar gibi mütemeddin, mütefennin bir millet nasıl oluyor da Müslümanlar gibi, Türkler gibi vahşilerle ittifak"ediyorlar? Bu bizim için zül değil midir?., diyorlar. Aman, makaleler yazınız, eserler yazınız, biz onları almancaya tercüme ettirelim. Taki müslümanlığın da bir din, müslümanların da insan olduğu bunların nazarında taayyün etsin!

Almanya hükümeti haklı idi. Çünkü alman milleti nazarında müslümanlık vahşetten, müslümanlarsa vahşilerden başka bir şey değildi. Onların gazetecileri, romancıları; hele müsteşrik denilip de şark lisanlarına, şark ulûmu fünununa, şark ahlâk ve adatına vakıf geçinen adamları mensup oldukları milletin efkârını asırlardan-beri bizim aleyhimize o kadar müthiş bir surette zehirlemişlerdi ki, arada bir anlaşma, bir barışma husulüne imkân yoktu. Biz o sırada kendimizi onlara tanıtmak için tabii elden geldiği kadar çalıştık. Lâkin tamamiyle muvaffak olduğumuzu asla iddia edemem. Heriflerin taassubu yaman! Kökleşmiş bir takım kanaatler hakkı görmelerine mani oluyor.

Harp esnasında bilirsiniz ki Almanya imparatoru İstanbul´a gelmişti. Biz safderun müslümanlar halifenin müttefiki sıfatiyle o misafire karşı nasıl hürmette, nasıl ikramda bulunacağımızı şaşırdık. Bu şaşkınlıkda o kadar ileri gittik ki darülhilâfenin, yani İs­tanbul´un minarelerini kandil gecesi imiş gibi kandillerle donattık. Alman dostluk yurdu binası kurulacak denildi, bol keseden bir kaç camimizi heriflere peşkeş çektik. Ha! Gelelim bizim bu gibi fedakârlıklarımıza karşı gördüğümüz mukabeleye! Düşmanlar Küdüsü bizim elimizden gasbettikleri zaman bu felâket harbi umumi üzerine büyük bir tesir ika etmişti. Yani Filistin cephesinin bozulması muharebe terazisini düşmanlarımızın tarafına epeyce eğdîrmişti. Binaenaleyh müttefikimiz olan Almanlarla yine almandan başka bir şey olmayan Avusturyalıların bu işten bizim kadar müteessir olmaları icab ederdi. Ey camaati müslimin! İşte bakın ki Kudüs, velevki ingilizlerin eline geçmiş olsun, velevki bu memleketin dü...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 15 Eylül 2010, 16:39:14 Gönderen: Reyyan »
Kayıtlı

Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.042


View Profile
Re: Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu
« Posted on: 20 Nisan 2024, 23:11:04 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu rüya tabiri,Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu mekke canlı, Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu kabe canlı yayın, Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu Üç boyutlu kuran oku Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu kuran ı kerim, Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu peygamber kıssaları,Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonu ilitam ders soruları, Ali İmran Suresinden Meviza Kastamonuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &
Enes