๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Kitabüz-Zühd => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 08 Haziran 2011, 15:21:35



Konu Başlığı: Ebû Zerin zühdü ile ilgili haberler
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 08 Haziran 2011, 15:21:35
Ebû Zerin (Ra) Zühdü İle İlgili Haberler


785. Ebû Zer'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (sav) dedi ki: Şayet siz, benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız, az güler çok ağlardınız. Yataklarınızda çok az yatar, hanımlarınıza yaklaşmazdınız. Karnınızı da tıka basa doyurmazdınız. Yüksekle­re çıkar. Allah Teâlâya yalvarıp yakarırdınız.'" Ebû Zer, bu hadisi rivayet ettiği zaman hep "Keşke ben budanan bir ağaç olsaydım" derdi.[14]

 

786. Ebû Şu'be'den rivayet edildiğine göre, Rebeze'de Ebû Zer'in yanına bir grup kimse uğramış ve ona yiyip içecek birşeyler vermeyi teklif etmişlerdir. Bunun üzerine o: Tanımızda sütünü sa­ğacağımız bir keçi, sağa sola giderken üzerine bineceğimiz bir mer­kep ve hizmetimizi gören birisi var, bir de fazladan bir abâye var ki, ben onun hesabından korkuyorum."[15] demişir.

 

787. Ebû Zer'den: "Budanan bir ağaç olmayı veya hiç yaratıl­mamış olmayı isterdim" dediği rivayet edilmiştir.

 

788. Ebû Zer'den: "Yemeğe yeten tuz miktarı kadar iyilikle birlikte yapılan dua yeterlidir."[16] dediği rivayet edilmiştir.

 

789. Ebû Zer, Rasulullahın (sav); Ben bir âyet biliyorum ki, insanlar onunla amel etseler, onlara yeterdi. [17]  Bu: 'Kim Allahdan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder" [18]âyetidir dediğini ve Resulullahm devamlı bunu tekrarladığını rivayet etmiştir.

 

790. Sâbit'in rivayet ettiğine göre, Ebû Zer inşaat yaparken Ebû'd-Derdâ'nın yanına uğramış  ve ona: "İnsanların üzerine taş yükledin (ha!)" demiş. Ebû'd-Derdâ, bir ev yaptığını söylemiş, Ebû Zer de ona benzeri bir laf etmiş. Ebû'd-Derdâ: "Ey kardeşim, her­halde bu işte benim için menfi birşeyler sezdin" demiş. Bunun üze­rine Ebû Zer de: "Seni ehlinin pisliği ile meşgul olurken görmüş ol­saydım, o   benim için seni böyle görmekten daha sevimliydi" de­miştir.           '

 

791. Ebû Abdullah,  Ebû Zer'in:  "İnsanların muttaki ve tövbekarlarının dışında, çoğunda hayır yoktur" dediğini haber ver­miştir.

 

792. Abdullah b. es-Sâmit'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir "Ben Ebû Zer ile birlikteydim. Kendisine verilen şeyler çıkarılmış­tı. Yanında da bir cariyesi vardı. Ebû Zer ihtiyaçlarını görmeyt-başladı, bir miktar arttı. Cariyesine artan kısmı satmasını emretti. Ben de dedim ki: 'Ey Ebû Zer! Muhtemel bir ihtiyacın için veya ge­lecek bir misafirin için onu saklasan.' Bunun üzerine 'Halilim Pey­gamber (sav) bana; çıkınlanıp biriktirilen altın ve gümüşün, tama­men Allah yolunda sarfedilmedikçe, sahibi için kıyamet gününde ateş koru olacağını vadetti' karşılığım verdi.[19]

 

793. Ebû Bekir b. el-Münkedir*den rivayet edildiğine göre, o vakit Şam emiri olan Habib b. Ebû Seleme, Ebû Zer'e üçyüz dinar göndermiş ve İhtiyaçlarını görsün* demiştir. Ebû Zer, parayı geri çevirmiş ve "Allah için bizden daha garib olan hiçbir kimse bula­mamış mı? Bizim başımızı sokacağımız bir yer, istifade edeceğimiz davar ve hizmetini bize lütfeden bir cariyemiz var. Ben daha fazla­sından korkuyorum" demiştir.

 

794. Muhammed b. Amr'dan İrak b. Mâlik'in şöyle dediğine şahit olduğu rivayet edilmiştir: uEbû Zer: 'Ben kıyamet gününde sizin, Resulullaha (sav) en yakın olanmızım, zira onun şöyle dedi­ğini duydum: Kıyamet gününde sizin bana en yakınınız, benim onu dünyada bıraktığım haliyle dünyadan aynlanınızdır.' Allah'a yemin ederim ki, benden başka sizin hepiniz dünyada birşeylere teşebbüs ettiniz' demiştir."[20]

 

795. Şehr b. Havşeb, Ebû Zer'in şöyle dediğini rivayet etmiş­tir: "Kim şatafatlı elbise giyer veya şaşaalı binite binerse, Allah ondan yüz çevirir. Her ne kadar ona kerim davransa bile."

 

796. Ebû Zer'in (ra): "İki dirhemi olanın hesabı, bir dirhem sa-hibininkinden çok daha ağırdır" dediği rivayet edilmiştir.

 

797. Şehr b. Havşeb'den rivayet edildiğine göre Muaviye, Hz. Osman'a bir mektup yazarak: "Eğer Şam'da bir ihtiyacın varsa, Ebû Zer'i geri çağır" dedi. Ebû'd-Derdâ da diyor ki: "Eğer Ebû Zer beni dövse, elimi kırsa yine ona karşı birşey hissetmem. Zira Resu-lullahın (sav): Yer gök Ebû Zer'den daha doğru sözlü birini görme­miştir. Kim dünyaya karşı en az meyli olan birini görmekten hoş­lanırsa, Ebû Zer'e baksın'[21] dediğim duydum" demiştir. Ve Ebû Zer, Hz. Osman'ın yanma geldi. Hz. Osman (ra) ona: "Ey Ebû Zer, bizim yanımızda ikâmet et. Sabah-akşam yer içersin" dedi. Ebû Zer: "Benim onlara ihtiyacım yok. Rebeze benim konak yerimdir.

Şimdi müsaade edersen, ben oraya gitmek istiyorum" dedi. Hz. Os­man da ona müsaade buyurdu.

 

798. Ebû Zer'in, Allah Teâlâ'nm, "Ey Ademoğlu! Bana hiçbir şeyi ortak koşmamakla birlikte, dünya dolusu günahla gelsen, Ben onu o kadar af ile karşılarım" dediğini rivayet ettiği haber veril­miştir.

 

799. Ebû Zer'den rivayete göre, ona: "Falan falan zâtların yaptığı gibi (ekip biçecek) bir tarla veya ticaret edinsen ya!" denil­miş. O: "Ben emir olup da ne yapayım ki? Bana her gün bir yudum su veya süt; Cumadan Cumaya da bir Ölçek buğday yetip artıyor" demiştir.

Süfyan;"Isâ b. Meryem'e (as) Ebû Zer'den daha çok benzeyen birisi görülmemiştir" demiştir.

 

800. Avfm şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bize ulaştığına gö­re Ummü Zer, Ebû Zer'e geçim sıkıntısından dolayı dert yanıp çı­kışmış, bunun üzerine Ebû Zer de: 'Ey Ümmü Zer! Önümüzde bü­yük bir engel var. O vakit hafif olanlar, ağır olanlardan daha kârlı olacak' demiştir."

 

801. Ubeydullah b. Muhammed[22] bir zâtın şöyle dediğine şahit olduğunu söylüyor: "Ebû Zer şöyle derdi: 'Ey insanlar! Ben size na­sihat ve şefkat ediyorum. Kabrin vahşetinden korunmak için gece yarısı namaz kılın. Kıyametin sıcağından  korunmak için oruç tu­tun, en zor günün korkusuna tasaddukta bulunun. Ey insanlar! Ben size nasihat ediyorum, size şefkat ediyorum."



[14] Tirmizî, Zühd bâb 9; Ibn Mâce, Zühd bab 19; Müsned-i Ahmed 5/173

[15] Îbnü'l-Mübârek, ez-Zühd s.208, 209

[16]  Ibnü'l-Mubârek, ez-Zühd s. 108; Hılye 1)164.

[17] İbn Mâce 4220. Muhammed Fuad Abdulbâkî, bu hadisin ricalinin sika, fakat hadisin munkati' olduğunu söylemiştir.

[18] Talâk sûresi 65/3.

[19] Müsned-i Ahmed 5/156, 165,176 .

[20] Müsned-iAhmed 5/165.

[21] Müsned-i Ahmed  5/197. Hüyetü'l-evliyâ  4/172. Tirmizî 3801, 3802. İbn Mâce 156. İbn Hibbân 2259. Târîhu'l-Buhârî 9/23. Müstedrek 3/342.

[22] Bu râvi fiılye' de Abdullah şeklinde geçmektedir.