> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Aile Dergisi > Kapak Konusu > Dindarlaşmadık aynılaştık
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dindarlaşmadık aynılaştık  (Okunma Sayısı 572 defa)
06 Ağustos 2015, 16:18:01
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 06 Ağustos 2015, 16:18:01 »




SAHİ BİZE NE OLDU? DİNDARLAŞMADIK AYNILAŞTIK

Meral UZUNAY

Ağustos 2015 119.SAYI


Geçmişe öykündüğümüz pek çok konu vardır. “Ah! Nerede o eski Ramazanlar! Nerede o terbiyeli gençler! O eski edipler, nazik hanımefendiler, kalender beyler! O tatlı komşuluklar, mahallede oynadığımız maçlar…” Liste uzayıp giderken artık imrenmek için 150 yıl önceye kadar gitmeye; sokaklarda su satan sakilere, iftarda diş kirası veren büyük konaklara iç geçirmeye hacetimiz kalmadı. Birkaç dönem önceki dindarlık algımız ve heyecanımızla bugünkü durumumuza bakıp acı bir soruyla karşılaşıyoruz: “Ne oldu bize?”
Başı önde yürüyen, utanınca yüzü kızarıveren nur yüzlü gençlerimizi gören var mı? Edep timsali erkek çocuklarımıza ve genç kızlarımıza ne oldu da kendilerini bu kadar teşhir etme merakına düştüler? Artık çok eskileri bir kenara bırakıp 20 yıl önceyi bile arar olduk. 1980’ler ve 90’lardaki dini hassasiyetimiz nostaljik anılar arasına çoktan girdi bile. Elinde kitapla ve ajandayla dolaşan bir genç görmek hiç de şaşırtıcı değildi. Bir kültürel etkinlikten diğerine gidilir, notlar alınır, güncel meseleler paylaşılırdı; hal hatır sorma ise hayatın rutiniydi… Bugün kimsenin kimseye ayıracak vakti yok ama yakın geçmişte birbirimize vakit ayırmak için yaşamaz mıydık? Ne oldu bu vakitlere? Çok mu çalışıyoruz, çok mu para kazanıyor ya da çok mu ilim irfanla meşgulüz?!

GENÇLERİMİZ KENDİLERİNİ NEDEN BU KADAR TEŞHİR EDİYOR?

90’ların sonlarına yaklaşırken 28 Şubat postmodern darbesiyle gelen başörtüsü yasağı önce uzun pardösüleri vitrinlerden indirdi. Perukla birlikte kullanılan uzun pardösü, inancından dolayı dışlanan sahibi için daha da onur kırıcı bir görüntü veriyordu. Pardösü yerini farklı kombinlere bıraktı. Bu süreçte dindar kitle ağır akreditasyon ve yeni tanıştığı “kamusal alan” kıskacında var olabilme mücadelesi içinde tercihler yapma durumunda bırakıldı. Sakal, bıyık, gümüş yüzük, bol pantolon, geniş pardösü, başörtüsü, uzun etek gibi önemli sembollerden vazgeçmek zorunda kalan genç kitlenin bir kısmı ilerleyen zamanlarda inançlarının göstergelerine bir daha geri dönemedi, önemli bir kitle ise bunları değiştirip dönüştürdü. Dış görünüşümüzdeki değişimler dini referanslarımızdaki “melezleşme”nin sadece görünen kısmıydı.

EDEP, İLİMDEN DE ÖNDEDİR

Değişim hayatımızın her alanındaydı. Karşılaşınca ve
ayrılırken söylenen “Selamün aleyküm”ler “merhaba”lara ve “bye bye”lara evrildi. Sıkıntılı haller “Oh, my god!”la ifade edildi. Haremlik selamlıklar karma oturumlara dönüştü. Sosyal ortamlarda, iş çevresinde erkekli kadınlı sohbet muhabbeti uzun tutmak, kahkahalar atmak, “iletişimi güçlü insan” imajı oldu. Yunus Emre, edebin önemini ilmin önüne koymuştu: “Gezdim Halep ile Şam’ı, eyledim ilmi talep. Meğer ilim bir hiç imiş, illa edep illa edep…” Annelik ve ev hanımlığı “koca parası yemek” şeklinde algılanıp gözden düşerken hem çocuk hem kariyer yapma zahmeti “en başarılı kadın trendi” oldu. Doğum nedeniyle kilo alan kadın önce eşi tarafından ikinci plana itildi. Emeği görünmeyen ev hanımı, çalışana imrenirken hem ev hem iş yüküyle ezilen çalışan kadın içten içe evde oturmayı düşledi. Ev hanımlığını küçümseyen kariyerli erkekler ofislerinde asistan-sekreter tercihlerini genç ve güzel görünenden yana kullandı. Kusursuz vücut baskıları mütedeyyin erkek ve hanımların hayatına her şeyden daha etkin bir şekilde girdi. Artık zayıflık bir sağlık gereksinimi değil, estetik bir kaygı...

ERDEM VE AHLAK PARAYA DÖNÜŞTÜ

Ev misafirlikleri şık mekanlarda donatılmış masalar etrafında çekilen selfieler eşliğinde gerçekleşiyor. Yediğini göstermek kültürümüzde hoş karşılanmazken bugün en büyük “gurur” oldu. Her gün ayrı bir konseptle takıp takıştırıp sosyal medya yoluyla görünürlüğünü artıran “trendy” genç kızlar, hobileri üzerinden meslekleşmeye çalışıyor. Elbette ki gençlerimizin modayı, estetiği sevmesinde mahsur yoktur. Sorun; gençlerimizin modayı, estetiği kimin için ve kimlere göstermek için takip ettikleridir.
Her halimiz bize çok şey söylüyor. Erdem ve ahlak yerini paraya bıraktı. Marka bağımlılığımızı, gereksiz tüketimlerimizi, yoksul bir ailenin bir aylık mutfak parasını dışarıda yediğimiz bir akşam yemeğinde harcadığımızı; nefisle barışık bahanelerle izah etmeye çalışıyoruz: “Ne yapayım geniş bir sosyal çevrem var, kariyerim var, göz önündeyim!”


ATEİSTİ NAMAZ KILIYOR, DİNDARI DAHA MODERN OLMAK İSTİYOR
Sosyal Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nin (SEKAM) 2013 yılı gençlik araştırması SEKAM çalışanlarını hayrete düşürüyor. “Dindarım” diyenler arasında namaz kılma oranı düşük çıkarken kendini ateist olarak tanımlayan namaz kılabiliyor. Kimlikler birbirine geçmiş durumda. Kendisini dindar olarak tanımlayan gençlerin bir kısmı üniversitede kız erkek karışık bir evde kalınmasını normal kabul edebiliyor. Önemli bir kısmı ise laikliğin din karşıtlığı olmadığı konusunda hem fikir. Diğer çok önemli çelişki ise gençlerin kimliklerini “hem modern hem de geleneksel” görmeleri. Gençlerin birbiriyle taban tabana zıt kimlik ve kavramları yakınlaştırmaları acilen incelenmesi gereken bir ironi… Prof. Dr. Burhanettin Can bu anlam kaymasını “melez ve şizofrenik bir kimlik bunalımı” olarak niteliyor. Modernliği olumlayan gençlik için şu yorumu yapıyor: “Gençlik aidiyetini gittikçe kaybetmekte ve bireyselleşmektedir. Bu sonuçlar toplumun ayrışmasına sebebiyet verebilir. Çünkü geleneksellik ve modernlik birbirinden tamamen farklı ve çoğu zaman zıt (karşıt) inançları, tutumları, tavırları, anlayışları, değerleri, yaşama tarzlarını ifade etmekte ve günümüz dünyasında ve daha da önemlisi günümüz Türkiye’sinde modernlik; olması gereken olarak sunulmakta ve gösterilmektedir.”


ORUÇ TUTMA DAVRANIŞIMIZ NAMAZ KILMA ALIŞKANLIĞINDAN NEREDEYSE İKİ KAT FAZLA
 
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2013 ylında yürütülen “Türkiye’de Dini Hayat Araştırması”na göre, 18-24 yaş arasındaki gençlerin vakit namazlarını düzenli kılma oranı yüzde 26,2 çıkarken, genelde namaz kılma oranı %42,5’lerde. Oruç tutanların oranı yüzde 83,4. Dolayısıyla toplumumuzda oruç tutma davranışı namaz kılma alışkanlığından neredeyse iki kat fazla. Oruç bilincinin yükselmesinde son 10-15 yıldır iftar ve sahur programlarının etkili olduğu ve konuya duyarlılık kazandırdığı muhakkak. Medyanın kavramları popülerleştirdiği önemli bir gerçek. Dolayısıyla namaz ve güzel ahlaka ilişkin yayınların artırılmasına ihtiyaç derin… Merhum Esad Coşan, “Her mesleğin, ilmin bir okulu var; mühendisler mühendislik fakültesine gidiyor, burada mesleğin inceliklerini öğreniyor. Diğer bütün alanlar da böyle ancak güzel ahlakın nasıl ve nerede öğrenileceği hususunda bir kurumsallık yok. Bir toplumun ahlakını yükseltemezseniz o toplumu kalkındıramazsınız” diyor ve soruna devletin el atıp güzel ahlakın okullarda ders olarak okutulması gerektiğini ifade ediyordu yıllar öncesinde.
İnsanımız; gösterişi sevmez, gururu günah sayar, nazardan korkar(dı)! Göz önünde olmamızın nefsimize, bilgimize, çevremize, mesleğimize ve dinimize yararı varsa iyi yoldayız demektir. Peki ya yoksa?! Sadece biraz görüntü, belki biraz daha sesimizi duyurmak için o çok eleştirdiğimiz kesimlerden olmak bizi ilerletmiş olabilir mi?!

“MODERNLEŞME BİR TRENDİR, BİNERSENİZ SİZİ KENDİ İSTEDİĞİ YÖNE GÖTÜRÜR”

EBU BEKİR SİFİL-YAZAR

Modernleşme bir “süreç” aslında. Hayatın muhtelif alanlarında muhtelif yansımaları var: giyim-kuşamda, yeme-içmede, ev dizaynında vs. Bu süreç, teknolojinin gelişmesine paralel olarak bütün alanlarda yeni “tarz”lar oluşturuyor ve kendisini bu şekilde biteviye yenileyerek sürekli kılıyor. Mesele bundan ibaret. Modernleşmeyi kaçınılmaz bir süreç olarak görmem ve bunu doğru bulmam. Modernleşme bir “tren”dir. Binerseniz sizi sizin istediğiniz yere/yöne değil kendi istediği yere/yöne götürür. İçindeyken trenin arkasına doğru yürümeniz, sizi götürmekte olduğu istikametin aksi doğrultuda gittiğinizi göstermez. O sadece sizin yanılsamanızdır.
Savrulmamak nasıl mümkün olur?
1. Halk içinde Hak’la beraber olmanın olmazsa olmazı olan, emr-i bi’l ma’ruf  ve nehy-i ani’l münkeri esas alan salih müminlerle bir arada olmaya,
2. İslam’ı bugünün ve geçmişin bid’at yaklaşımlarından değil; Sünnet ve Cemaat Ehli’nin eserlerinden ve o eserlerden beslenenlerden öğrenme ısrarında olmaya,
3. İslam’ı sadece “bilgi” olarak değil, aynı zamanda ve daha öncelikli olarak “hal” olarak yaşamaya,
4. Modernitenin “dünya merkezli” bir hayat öngördüğünü ve dayattığını, İslam’ınsa bizden yüzü ahirete dönük bir hayat istediğini asla unutmadan yaşamaya,
5. Ahir zamanda yaşadığımızı unutmadan; Allah Teala’yı razı, Rasulü’nü (s.a.v) memnun edecek Müslümanlığın keyfiyet planında ancak Sahabe ve Selef’in anlayıp yaşadığı gibi anlayıp yaşamakla mümkün olabileceğini hatırdan çıkarmadan yaşamaya azami gayret göstermek gerekir.

“DİNDARLAŞMIYORUZ SADECE AYNILAŞIYORUZ”

GÜLCAN TEZCAN-STAR GAZETESİ-KİTAP EKİ EDİTÖRÜ

Sanata ilginin artışı mekansal olarak da muhafazakarların kendi mahallelerinin dışına çıkmalarına neden oldu. Konser, sergi salonları, bienaller, film festivallerinde eskisinden daha yoğun biçimde sanatı talep eder hale gelmeleri de bazılarında “Muhafazakarlaşıyor muyuz?” korkusuna yol açtı. Eskiden Birlik Vakfı, Çorlulu Ali Paşa, İLESAM, Türkiye Yazarlar Birliği gibi mekanlarda bir araya gelen İslamcı entelektüeller Nişantaşı, Etiler, Beyoğlu’nu da mesken tutunca bu korku daha da belirginleşti. Ama özellikle sistem yanlıları açısından endişeye mahal yok. Dindarlaşmıyoruz, sadece aynılaşıyoruz.

“KILIK KIYAFETLERDEKİ TESETTÜRDEN UZAKLAŞMA HALİ YAŞANTILARIMIZA DA YA...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Dindarlaşmadık aynılaştık
« Posted on: 23 Haziran 2021, 17:55:21 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dindarlaşmadık aynılaştık rüya tabiri,Dindarlaşmadık aynılaştık mekke canlı, Dindarlaşmadık aynılaştık kabe canlı yayın, Dindarlaşmadık aynılaştık Üç boyutlu kuran oku Dindarlaşmadık aynılaştık kuran ı kerim, Dindarlaşmadık aynılaştık peygamber kıssaları,Dindarlaşmadık aynılaştık ilitam ders soruları, Dindarlaşmadık aynılaştık önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &