> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > İslam Hukuku - İmam Gazali > Tearuz ve Tercih
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tearuz ve Tercih  (Okunma Sayısı 1599 defa)
16 Aralık 2009, 19:22:51
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.681



Site
« : 16 Aralık 2009, 19:22:51 »



 

 

Tearuz ve Tercih




A. Haberlerin Tercihi (Tercih Sebepleri)
Tercih Sebebi Olmadığı Halde Tercih Sebebi Zannedilen Şeyler
B. İlletlerin Tercihi




III. TEARUZ VE TERCİH


Tercih ve delillerin tearuzu durumunda müclehidin tasarrufu: Bu konu üç mukaddime ile iki başlıktan oluşmaktadır. Birinci Mukaddime: Delillerin Tertibi

Müctehide gereken şey, her meselede nazarını Şer´in vünıdundan önceki ´aslî nefy´e çevirmek, sonra da değiştirici semt delilleri araştırmaktır. Bu meyan-da ilk olarak icmâ´a bakmalıdır. Eğer araştırılan mesele hususunda icmâ´da bir şey varsa artık Kitab ve SUnnet´e bakmasına gerek yoktur. Çünkü bu ikisi neshi kabul eder, fakat icmâ´ kabul etmez. Kitab ve Sünnetteki hükmün aksine oluşmuş bir icmâ´ varsa, bu icmâ´ Kİtab ve Sünnetteki hükmün neshedildiğine dair kesin bir delildir. Zira ümmet, hata üzerinde birleşmez. Müctehid daha sonra Kitab ve mütevatir Sünnete bakmalıdır. Bu İkisi aynı derecededir; çünkü, bunlardan her biri, kesin bilgi İfade eder. Sem´î-kat´î deliller arasında, birinin neshedici olması durumu hariç, çatışma/çelişme (tearuz) tasavvur edilemez. Müctehid, hakkında Kitab veya mütevatir sünnet nassı bulduğu konularda bu nassi alır. Bundan sonra, Kitabın umum İfadelerini ve zahir ifadelerini araştırır. Sonra, bu umum ifadeleri tahsis eden, haberi vahid ve kıyas gibi tahsis edici deliller bulunup bulunmadığını araştırır. Umum ifadeye aykırı bir kıyas veya bir haberi vahidin bulunması durumunda hangisinin tercih edilmesi gerektiği hususunu daha önce açıklamıştık. Eğer müctehid, ´nass lafız1 veya ´zahir lafız´ bulamazsa, bu takdirde, naslann kıyasına yönelir. Eğer iki kıyas veya iki haberi vahid veya iki umum çatışırsa, bi- [U, 393] razdan zikredeceğimiz gibi, tercih aramaya koyulur. Eğer bu İkisi müctehid nez-dinde birbirine eşit olursa, yukarıda açıklandığı üzere, bir görüşe göre, kararsız kalır; diğer bîr görüşe göre ise muhayyer kalır.

İkinci mukaddime: Tearuzun mahiyeti ve yeri

Bilesin ki: Tercih ancak iki zannî şey arasında cereyan eder; çünkü zanlar kuvvet bakımından birbirinden farklıdır, tki bilinen (ma´lum) arasında İse böyle bir farklılık/dereceleme tasavvur olunamaz. Zira bir bilgi, diğer bir bilgiden daha kuvvetli ve daha galip değildir. Her ne kadar bazı bilgiler, diğerlerinden daha açık, daha kolay elde edilebilir ve teemmüle ihtiyaç bırakmama açısından daha ileri ise de, hatta bazı bilgiler, bedihi olup teemmüle hiç ihtiyaç hissettirmezken bazıları bedihi olmayıp teemmüle muhtaç ise de, sonuçta, yani elde edildikten sonra bu bilgi de artık ´yakînî muhakkak´ olur ve muhakkak oluşu bakımından farklılık göstermez. Dolayısıyla, bir bilginin diğerine tercih edilmesi diye bir şey olamaz. Bunun İçin biz diyoruz ki; İki kesin nass tearuz ettiğinde, tercih imkanı yoktur; hatta bu İki nass mütevatir İse, bunlardan birinin neshedici olması gerektiğinden, zaman bakımından daha sonra olan nassın neshedici olduğuna hükmedilir. Eğer çatışan bu iki nass haberi vahid cinsinden ise ve biz de tarihi biliyorsak, yine, sonra olanın neshedici olduğuna hükmederiz. Eğer hangisinin sonra olduğunu bilmiyor isek, ravinin doğru söylemiş olması zannî bir durum olacağından, biz nefsimizde daha kuvvetli olan haberi takdim ederiz. İki kesin nass arasında tearuz ve tercih olamayacağı gibi, aynı şekilde, iki kesin illet arasında da tearuz olamaz. Allanın, bir yerde, tahrim için kesin bir illet dikmesi, başka bir yerde de helallik için kesin bir illet dikmesi ve buna bağlı olarak, hakkında iki illet bulunan bir meselenin helallik ve haramiık arasında dönüp durması, ve buna İlaveten de bizim kıyas ile mükellef tutulmamız caiz değildir. Çünkü bu durum, müctehid açısından, fer´î bir meselede, birisi hellaliğe, diğeri haramlığa delalet eden iki kesin delilin bir araya gelmesi sonucuna götürür ki bu imkansız bir şeydir. Fakat zanlar kişiden kişiye (bakış açılarına göre) değişiklik gösterdiğinden, zannî illetler böyle değildir. Dolayısıyla bir müctehid hakkında iki farklı zannî İllet bir araya gelmez, iki zannın tearuz (tekavum) ettiği durumlarda, tıpkı iki kesin şeyin tearuz etmesi durumunda olduğu gibi, bir görüşe göre, kararsız kalmayı gerekli görmüştük. Bu durumda müctehidin muhayyer olacağını savunanlar ise, lafzın tahyire muhtemel olmadığı gerekçesiyle, bir konuda biri helallik yönünde diğeri haramlık yönünde iki kesin nassın öncelik ve sonralık olmaksızın -ve tah-yir anlamı verecek biçimde- varid olmasının mümkün olmadığı şeklinde cevap vermişlerdir. Aynı şekilde, ta´lîl´i (ta´lil´in kapsamını) açıkça belirterek kıyas İle mükellef tutmak (teabbüd) da, nefyi ve isbatı, -lafız yönünden tahyîre muhtemel olmayacak biçimde- tasrih etmek olur ki bu bir çelişkidir. Müctehidin, zanna itti-ba ile mükellef tutulduğuna (teabbüd) delalet eden delilin de, iki zannın daha galip olanına ittiba etmeye indirgenmesi uygun olup, iki zannın tearuzu durumunda, müctehid ikisi arasında muhayyer olur. Bu, maslahata, teşbihe ve ıstıshaba it-tiba´ın emredilmesidir. Tearuz durumunda, müctehid nasıl davranırsa davransın, ıstıshab yapmış, benzetme yapmış ve maslahata ittiba etmiş olur. Kat´î deliller (kavâtı1) ise birbirine zıt ve çelişkili olup, ya nasih ya da mensuh olması gerekir. Birbirine zıt bu deliller, biraraya getirilmeyi (cem1) kabul etmez. Evet, tarih tesbil edilemese ve başka bir delil talebinden de aciz kalsak, bu takdirde, muhayyer ol-[II, 394] mamaz gerekir. Zira aralarında çelişki olunca, biri diğerinden daha evla değildir.

Denirse ki:

tlim ve zan içtima eder mi?

Deriz ki:

Hayır! ilim (bilgi) ve zan biramda bulunmaz. Eğer ilim zanna muhalif ise, biraraya gelmeleri imkansızdır; çünkü bilinen bir şeyin hilafı artık zannolunamaz. İlimin hilafını zannetmek şek (kuşku) demektir; bilinen bir şey hakkında nasıl kuşku duyulabilir! Eğer zan bilgiye (ilim) uygun ise, zannın etkisi İlim ile bütünüyle silinir ve artık ilmin yanında zannın hiç bir etkisi olamaz.

Birisi çıkıp dese ki: Siz iki zandan birini niçin tercih ettiniz; halbuki, şayet tek başına düşünülecek olsaydı, bu iki zandan her biri tabi olunması gereken bir zan olacaktı. Burada da, tercihe değil de, tahyîr´e (seçme) veya tevakkufa (kararsız kalma) hüküm verseydiniz ya!

Deriz ki:

Her ne kadar birbirinden farklı olsalar da, mükellefiyetin (teabbüd) iki zan arasını eşitleme yönünde varid olması caiz olabilirdi. Fakat icma1 bunun aksine delalet etmektedir. Şöyle ki; ravilerin ilmi, sayıca çokluğu, adaletleri ve makamlarının yüksek oluşu gibi sebeplerle zannın kuvvet kazanması yüzünden selefin bazt haberleri diğer bazı lan na takdim hususundaki tutumu bilinmektedir. Bunun içindir ki selef, Hz. Peygamberin hanımlarının rivayetini diğer kadınların rivayetine takdim etmiştir. Yine Aige´nin, sünnet yerlerinin buluşması (iltikâu´l-hıtâneyn) konusundaki rivayetini, "Su (gusül), sadece, su (ineninin gelmesi) sebebiyledir" rivayetine takdim etmişlerdir. Yine, hanımlarından birinin Hz. Pey-gamber´in cünüp olarak sabahladığı şeklinde rivayetini, Ebu Hureyre´nin FadI b. Abbas´tan rivayet ettiği "Cünüp olarak sabahlayanin orucu yoktur" haberine takdim etmişlerdir. Nitekim, Ali, Ebu Bekr´in rivayet ettiği haberi kuvvetli saydığı için ona yemin ettirmemiştir; Ebu Bekr, Muğîre´nin ninenin mirasçı lığı konusundaki haberini, Muhammed b. Mesleme de aynı rivayette bulunduğu için, kuvvetli saymıştır. Ömer, Ebu Musa el-Eş´arînİn eve girerken izin isteme (isti´zan) konusundaki haberini, Ebu Saîd el-Hudrînin muvafakati sebebiyle kuvvetli saymıştır. Selefin bu gibi sebeplerle bazı haberleri diğerlerine tercih ettiklerine dair pek çok örnek vardır. Aynı bunun gibi, fer´in iki asıldan birine daha çok benzediği yönünde bir zann-ı galip hasıl olunca, bu zanna tabi olunması gerektiği icmâ´ ile sabittir. Anlaşılıyor kî icmâ´ ehli, insanların tarım, ticaret ve tehlikeli yollara teşebbüs edişlerindeki adetlerine göre teabbüd etmişlerdir. Onlar korkutucu se­beplerin tearuzu durumunda, tercihte bulunuyorlar ve daha güçlü olana yöneti­yorlardı.

Denirse ki:

Peki öyleyse onlar, niçin şahitlik konusunda sayı çokluğu ve zannı galibin kuvvetli oluşu gibi sebeplerle tercihte bulunmamışlar da, tam tersine, iki beyyi-nenin çelişmesi durumunda tearuza hükmetmişlerdir?

Deriz ki:

Çünkü icmâ´ ehli, rivayet konusunda tercihte bulundukları halde, şehadet konusunda tercihte bulunmamışlardır. Bunun sebebi de şudur; şehadet konusu, te-abbüd temeli üzerine bina edilmiştir. Hatta Öyle ki, şayet on kişi, şehadet lafzı yerine ihbar lafzını kullanacak olsalar, on kişinin bu haberi şehadet olarak kabul edilmez. Yine bir tutam sebze konusunda yüz kadının şahitliği ve yüz kölenin şahitliği kabul edilmez. -Mukaddimeler bunlardır-.

[II, 395][1]



A. Haberlerin Tercihi (Tercih Sebepleri)


Bilesin ki:

Tearuz, çelişki (tenakuz) demektir. Eğer iki haberde tearuz varsa, bunlardan biri yalandır. Yalan ise, Allah ve Resulü açısından imkansızdır. Eğer tearuz emir ve nehiy, harami ık ve i baha gibi iki hüküm hususunda ise, bu iki hükmü cem etmek, imkansızın teklif edilmesi (teklîfu muhal) olur.

tki haberden birinin yalan olması veya birinin zaman bakımından sonra olup nasîh olması veya iki ayn duruma göre değerlendirmek suretiyle ikisinin arasını cem etme işine gelince; msl. Hz. Peygamber, ´Namaz benim ümmetim üzerine vaciptir, benim ümmetim üzerine vacip değildir´ demiş olsa, biz deriz ki; Hz. Peygamber, birincisiyle mükellefleri, ikincisiyle çocukları kastetmiştir. Ya da bu sözü acziyet v...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.042


View Profile
Re: Tearuz ve Tercih
« Posted on: 21 Nisan 2024, 02:41:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Tearuz ve Tercih rüya tabiri,Tearuz ve Tercih mekke canlı, Tearuz ve Tercih kabe canlı yayın, Tearuz ve Tercih Üç boyutlu kuran oku Tearuz ve Tercih kuran ı kerim, Tearuz ve Tercih peygamber kıssaları,Tearuz ve Tercih ilitam ders soruları, Tearuz ve Tercihönlisans arapça,
Logged
05 Nisan 2019, 04:12:41
Esila Esma
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 415


« Yanıtla #1 : 05 Nisan 2019, 04:12:41 »

güzel ilmi bir konu paylaşımı..rabbim razı olsun bizlere de istifadeler nasip etsin inş dua ile..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &
Enes