> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Efendimiz > Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti  (Okunma Sayısı 672 defa)
19 Nisan 2011, 11:58:42
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 19 Nisan 2011, 11:58:42 »



Yeniden Ci'rüne ve Hevazin Hey'eti

Derken yeniden Ci'rane'ye gelinmişti; altı bin esir, dört bin ukiy­ye gümüş, yirmi dört bin deve ve kırk binden fazla koyun hala orada bekliyordu. Efendiler Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellern), esirler ve ga­nimet mallan konusundaki kararını özellikle geciktiriyordu; belli ki bildiği hususlar vardı!

Gerçekten de öyle oldu; Taif'derı ayrılalı on günden fazla zaman geçmişti ve bir gün, başlannda Züheyr İbn Surad olduğu halde on dört kişilik Hevazin hey' etinin Ci'rane'ye doğru geldiği görüldü. Ara­larında, Efendimiz'in süt amcası EbU Biirkôn da vardı; Müslüman olmuşlardı! Ardı arkası gelmeyen savaşlarla bir yere varılamayaca­ğını anlamış ve Müslüman olarak Efendimiz'e hallerini arz etmeye gelmişlerdi. Önce:

- Ya Resülullah, dediler. Bizler, köklü ve asil bir topluluğuz; ancak başımıza gelen bela ve musibeti, Sen de biliyorsun; bize iyilik edip ihsanda bulun ki Allah da Sana lütufta bulunsun!

Maksat anlaşılmıştı; Allah Resülii'nü can ü gönülden sevindiren bir manzaraydı bu! Dünya ve dünyada bulunan her şey O'na veril­seydi bu kadar sevinmezdi! Ancak merak ettiği bir şey daha vardı ve sordu:

- Malik İbn Avf ne yapıyor?

Malik İbn Avf, Hevazin halkını Huneyn vadisine döküp de baş­larına bu musibeti getiren delikanlı kumandandı, Resülullah (sallalla­hu aleyhi ve sellem) onu da unutmamıştı ve Hevazin hey' etine durumu­nu soruyordu.

- Ya Resülullah, dediler. O, Sakiflilerle birlikte kaçıp Taif'e sı­ğındı.

Düşenin elinden tutmak gerekiyordu ve Allah Resülü (sallallabu aleyhi ve sellem) onlara:

- Gidip ona haber verin; şayet Müslüman olarak o da Bana ge­lirse, mallarıyla çoluk çocuğunu ona iade eder ve üzerine de yüz deve veririm, buyurdu. Zira O (sallallabu aleyhi ve sellern), Malik İbn Avfın ai­lesini Mekke'ye göndermiş, özel ilgi gösterilmesi için halası Ümmü AbdiHah Binti Ebi Ümeyye'nin yanında tutuyordu! Efendimiz'in ni­yetindeki samimiyeti gören Hevazin hey'eti:

- Ya Resülullah, dediler. Onlar, bizim efendilerimiz ve en çok sevdiğimiz kimselerdir!

- Zaten Ben de onlar için hayır murat etmekteyim, buyurdu Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellern).

Ashab-ı kiram hazretleri, gelişmeleri taaccüple seyrediyorlardı!

Demek ki bugüne kadar Efendimiz'in, meseleyi ağırdan almasının ve Hevazin'de elde edilen esirler ve ganimet konusunda aceleden karar vermemesinin altında, kendilerinin muttali olamadığı bazı gerçekler vardı. Efendimiz'in onlara şefkatle muamele edeceği, daha esirlere pamuk ve ketenden imal edilmiş elbiseler dağıtıp da onları giydirmesinden belliydi. Şimdi ise, daha birkaç hafta öncesine kadar kendilerine karşı kılıç sallayan adamlar, özgür iradeleriyle gelmiş, Müslüman olduklarını ifade ediyorlardı! Bu arada, söz alan liderleri şair Züheyr İbn Surad Efendimiz'e dönmüş:

- Ya Resülullah, diyordu. Şu anda burada bulunan esirlerin bir kısmı, Senin süt teyzelerin, süt halaların ve Seni emzirip büyüten bakıcılarındır. Şayet biz, Şam kralı Hars İbn Ebi Şimr veya Irak kralı Nu'marı İbn Münzir'i emzirmiş olsaydık da şu an Seninle olan mü­nasebetimiz onlarla ilgili olarak başımıza gelmiş olsaydı bizler, on­lardan şefaat ve ihsan bekler, içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulmayı umardık; halbuki Sen, ya Resülullah, bakılıp büyütülen­lerin en hayırlısısın; bize ihsanda bulun!

Efendimiz'in huzurunda bunları söyleyen şair Züheyr, daha sonra şiirindeki güce sarılacak ve maksadını bir de şiirinin diliyle ifade edecekti! Zaten bu, Allah Resülü'nün beklediği bir gelişmeydi ve önce:

- Benim ve Abdulmuttaliboğullannın payına düşen ne varsa hepsi sizindir, buyurdu. Ashabına bir konuda daha öncülük yapa­cak ve kendi iradeleriyle haklarından vazgeçmeleri adına ilk adımı yine kendisi atacak ve yine onlara yol gösterecekti; zira bunu duyup gören Kureyş de:

- Bizim payımıza düşenler de Allah ve Resülii'ne aittir, diyor ve haklarından feragat ettiklerini ilan ediyordu. Bu tabloyu gören Efen­diler Efendisi onlara:

- Hangisini tercih edersiniz, diye sordu. Benim için en sevimli olan şey, sözün en doğru olanıdır; Sizin için kadınlarınızla çocukları­nız mı, yoksa mallarınız mı daha kıymetlidir? İkisinden birini tercih edin! Zaten Ben de, sizin geleceğinizi bekleyerek onların taksimini geciktirmiştim!

Savaş meydanında kaybettiklerinin tamamını geri alamayacak­larını ve onlardan birini tercih etmek zorunda olduklarını gören He­vaziri hey' eti:

- Ya Resülullah, dedi. Görüyoruz ki Sen, ailelerimizle malları­mız arasında bizi muhayyer bırakıyorsun; bizler için çocuklarımızla kadınlarımız elbette daha önceliklidir ve Seninle, develer ve koyun­lar hakkında konuşup ısrar edecek değiliz!

Efendiler Efendisi için bunlar sürpriz değildi ve:

- İnsanlara namaz kıldırdıktan sonra sizler yanıma gelin ve herkesin huzurunda Müslüman olduğunuzu ilan edin ve "Bizler, sizin din kardeşleritıiziz; çocuklarımzz ve kaduılarutıız konusun­da Resillullah'ı şefaaiçi kılarak Müslümanlardan ve Miisliimanla­rı da araya koyarak Resiılullah'txm şefaatçi olmalarını diliyoruz!" deyin! O zaman Ben, kendi hissemi size bağışladığım gibi insanların da hisselerini bağışlamalarını talep ederim, diyerek onlara yol gös­terecekti. Ayrıca onlara, kelime-i tevhidi nasıl söyleyip de şehadet getirecekleri ve namazdan sonra insanlarla nasıl konuşmaları gerek­tiği konusunda taktikler veriyordu!

Derken öğle namazı kılınmış ve sıra, Efendimiz'in talim buyur­duğu stratejinin uygulanmasına gelmişti; konuşmak için ayağa kalk­mış, izin istiyorlardı! İzin verilir verilmez de, hatiplerini ileri süre­rek Efendimiz'in kendilerine ta1im buyurduğu şekilde maksatlarını ifade etmeye başladılar. Etkili bir şekilde ashaba dönmüş, esirleri-

nin geri verilmesini talep ediyorlardı! Herkesin gözü önünde yeni bir sayfa daha aralanıyordu ve onlann bu konuşmalarının üzerine, şefkat nebisi Efendimiz (salIalIahu aIeyhi ve sellem) insanlara döndü; önce Allah'a hamd edip O'nu noksan sıfatlardan tenzih edip tebeil ettikten sonra:

- Şüphesiz ki onlar, sizin kardeşlerinizdir; tevbe etmiş olarak buraya yanımıza gelmişlerdir, diye başladı sözlerine. Kuşkusuz Ben, kendi payıma düşen esirleri kendilerine iade etmenin uygun olduğu­nu düşünüyorum; sizden her kim de, gönlünden gelerek böyle yap­mayı uygun görürse aynısını yapsın! Her kim de, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimetlerden kendisine vereceğimiz ana kadar kendi payına düşeni elinde tutmak isterse, o da öyle yapsın!

Ashab-ı kira m hazretleri, anlayış itibariyle de ferasetli insanlar­dı ve Efendiler Efendisi'nin bu ifadelerindeki inceliği çoktan kavra­mışlardı; esirleri serbest bırakmak istiyordu! Onun için hep bir ağız­dan:

- Bu, bizim de hoşumuza gider ya Resülullah, diye seslenmeye başladılar; haklarından kendi iradeleriyle vazgeçiyorlardı!

Ancak Sultan-ı Rusül Efendimiz (sallallahu aIeyhi ve sellern), bu ka­bulün sadece mescitte bulunanlarla sınırlı kalmasını da istemiyor, toplumun bütününe min etmeyi arzu ediyordu. Onun için:

- Şu anda biz, sizden hanginizin izin verip hanginizin vermedi­ğini tam olarak bilemeyiz; en iyisi mi siz evlerinize dönün ve mese­leyi aranızda yeniden görüşün. Sonra sözcüleriniz gelerek durumu bize haber versin, buyurdu.

Çok geçmeden Ensar ve Muhacirinin temsilcileri Efendimiz'in huzuruna gelmiş ve:

- Bizim hakkımız, Allah ve Resülü için helal olsun, diyor ve herkesin bu teklifi kabul ettiğinin müjdesini bildiriyorlardı. O gün ashab-ı kiram içinde bu teklifi kabul etmeyen Beni Teym'in sözcü­sü Akra' İbn Hôbis, Beni Fezara'rıın lideri Uyeyne İbn Hzsn ve Beni Süleym'in temsilcisi Abbas İbn Mirdas'tan başka kimse kalmamıştı. Bunlar, kendi haklanna düşen esirleri bırakmayacaklannı söylüyor ve kabilelerinin de aynı şekilde hareket edeceklerini ifade ediyorlar­dı! Bunun üzerine Allah Resülü (salı allah u aIeyhi ve sellem) onlara, ser­best bırakacaklan her bir esir için, ilk ganimet malından verilmek

üzere altı deve vaadedince Uyeyne İbn Hısn dışındakiler de buna razı olacaktı; ancak Uyeyne, buna da yanaşmıyordu! Bu anlamsız ısrar ve dünya malı elde etme hırsı karşısında Sultanlar Sultanı, Uyeyne'ye kastederek:

- Allah'ım! Onun hissesine düşeni azalt, diye dua edecekti. Teklifleri bir bir reddeden Uyeyne, esirlerin arasına girecek ve zengin bir kabilenin annesi olduğunu sanarak yaşlı bir kadını ken­disine tercih edecekti; maksadı, onu geri almaya gelenlerden büyük miktarda para kazanmaktı! Ancak o, aşırı hırsının kurbanı olacak ve ne aldığı bu esirden ne de esiri hürriyete kavuşturmak için yanına gelenlerden beş kuruş bedel alacaktı!

Diğer tarafta ise, Hevazin hey' eti Allah Resülü'rıün haberini li­derleri Malik İbn Avfa ulaştırmış ve onun da gelerek bu emniyetten istifade etmesi gerektiğini bildirmişlerdi. Malik'i bir endişe kapla­mıştı; Müslüman olarak geldiği takdirde ailesiyle mal ve mülkünün kendisine geri verileceğini, Sakiflilerin de duyacağından ve kaçma­ması için kendisini kaleye hapsedeceklerinden endişe ediyordu! Kimseye hissettirmeden bir deve hazırlatarak Delina'ya gönderdi; deveyle gönderdiği köleye, kendisi gelinceye kadar orada bekleme­sini söylüyordu! Kendisi de, gecenin bir vakti kalkıp bir ata bindi ve doğruca Dehna'nın yolunu tuttu; Malik İbn Avfın çıkıp gittiğini kimse fark etmemiştil Dehna'ya gelip de devesine binen Malik'in he­defi Ci'rane idi ve doğruca Allah Resülü'nün yanına geldi; mahcuptu ama gerçek saadete şimdi adım attığının farkındaydı. Onun gelişine sevinen Allah Resülü de, vaadettiği gibi ailesiyle mal ve mülkünü kendisine iade etmiş ve üzerine de yüz deve vermişti! Bu cömertlik ve candan misafirperverli...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti
« Posted on: 20 Haziran 2021, 18:32:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti rüya tabiri,Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti mekke canlı, Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti kabe canlı yayın, Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti Üç boyutlu kuran oku Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti kuran ı kerim, Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti peygamber kıssaları,Yeniden Cirüne ve Hevazin heyeti ilitam ders soruları, Yeniden Cirüne ve Hevazin heyetiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &