> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Din ve Mezheb Eserleri > Dünya Dinleri > Hurufilik
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hurufilik  (Okunma Sayısı 1562 defa)
23 Aralık 2009, 13:43:24
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 23 Aralık 2009, 13:43:24 »



Hurufilik





Hurufilik, kimi araştırmacılara göre ayrı bir din, kimilerine göre bir mezheptir ya da yalnızca bir tarikattir. Ne var ki tüm araştırmacılar Hurufiliğin harflere olan özel ilgisi üzerinde birleşirler. Zaten bu akımın çeşitli yapıtlardaki tanımları doğrudan Hurufilikin bu niteliğini vurgulamaktadır. Örneğin Orhan Hançerlioğlunun Felsefe Ansiklopedisinde Hurufilik, harflerden dinsel anlamlar çıkaran İran içrekçiliği (ezoterizmi) olarak tanımlanmaktadır. Britannicada yer alan tanım da harf ve rakamların çeşitli yorumlanmaları üzerine kurulu bir inanç dizgesi biçimindedir. Zaten huruf sözcüğü harf sözcüğünün çoğuludur. Hurufilik, harflere olan özel eğilimi dışında, ikinci bir özelliği ile de ilgi çekmektedir, o da içrekçi yani batıni (ezoterik) oluşudur.

Bu durumda Hurufilik olarak bilinen bu inanç akımını iki temel nitelik altında değerlendirmek gerekmektedir: Ezoterizm ve Harfler. Harflerden dinsel anlamlar çıkaran her inanç akımı Hurufilik ile ilgili olmadığı gibi, ezoterik nitelikli akımların tümü harflerin anlamları ile ilgilenmez. Hurufilik, bir yandan harfler ve harfler ile bağlantılı olarak rakamlarla ilgilenmekte, diğer yandan bunların yardımıyla ve bunlara dayanarak açıklanan, savunulan ezoterik inançları işlemektedir.

Hurufiliğin Öncülleri

Harfler bizi doğrudan yazıya götürmektedir. Harf ve rakamların yorumlanması ve aralarında çeşitli özel ilişkiler kurulması ve böylelikle görünen amaçlarının ötesinde anlamlandırılmaları tüm eski kültürlerde görülen ve neredeyse yazının tarihiyle aynı zamanda başlamış bir uğraştır.

Bu çabanın ilk örneği Pythagoras?ın öğretiler dizgesinde bulunur. Bu dizge, varoluş sorunlarının felsefi araştırması amacıyla oluşturulmuş bir inanç akımı çerçevesinde geliştirilmiş ve ünlü Pythagoras kuramı da bu dizgenin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır. İ.Ö. 500 yıllarında ortaya çıkan Pythagoras dizgesi, geliştirdiği müzik kuramı ile birlikte ele alınınca ses, dil, sayılar ve harfler aracılığıyla evreni açıklamayı amaçlayan bütüncül bir yapıya ulaşabilmiştir. Kendisinden önce gelen Mısır, İran ve Hint tekniklerini kullandığı sanılan bu dizge, daha sonraki harfçilerin sık sık başvuracağı temel yöntemleri geliştirmiştir.

Harfçiliğe tarihsel olarak ikinci örneği oluşturan Kabbala, Hurufiliğin amacına pek benzer bir amaç taşımakta, harf ve sayıların gizemini çözerek Tevratı yorumlamayı hedeflemektedir. Kabbala?nın yorumuna göre Tanrı kendisini belirli sayıda nitelik (Sefirot) biçiminde dışsallaştırarak evreni yaratmıştır. Kabbala?nın yaratılış ile ilgili bu savında yer alan hemen her unsuru, İslam ezoterizminde ve dolayısıyla Hurufilik ve onun etkisi altındaki Bektaşilikte benzer biçimde bulmak olanaklıdır.

Harfçilik ve etkilerinin İslamda ne zaman ortaya çıktıkları konusu oldukça tartışmalıdır. İslam harfçileri için uygun koşulları, Kuranda bazı surelerin başında birbirinden ayrı ve anlamsızmışçasına yer alan ve Huruf-u Mukattaa diye adlandırılan harfler sağlamıştır.

Yaşar Nuri Öztürk, Tarihi Boyunca Bektaşilik adlı kitabında bu konuda şunları belirtmektedir: Şunu da söyleyelim ki, bu harf kümelerine muhtelif ve çoğu kez esrarlı manalar verme işi, sahabiler devrinde başlamıştırHatta Hz. Alinin: Kuran Fatihadan, Fatiha Besmeleden, Besmele Ba harfinden ibarettir. Bense o Ba harfinin altındaki noktayım? sözü çok ünlüdür.

İslamda Kutsal Metinlere harf düzeyinde yorum getirme çabasının ilk örneği X. yüzyılda Hallac-ı Mansurda görülür. Mansur, Kurana sözcük anlamlarına bakarak "Yorum" getiren (Tevil) Karmatilerin bir propogandacısıydı. (Karmatilik, IX. yüzyılda dinsellikle bağdaştırılmış, sosyo-ekonomik temelli ezoterik bir akımdır.) Mansur, divanında ve Kitab al-Tavasin adlı eserinde harfler ve sayıların -gizli anlamlarına değinen ilk İslam harfçisidir. Evreni ve Tanrıyı insanda görmenin bir sonucu olarak ilk kez Enel-Hakk diyen Mansur olmuş ve bu sözü nedeniyle 922 yılında idam edilmiştir.

İslamda harfçiliğin ikinci önemli örneğini Endülüslü düşünür Muhyiddin-i Arabi (1165-1240) oluşturur. Endülüslü Yahudi düşünürlerin ve Kabbalacıların etkisinde kalarak El-Fütuhat El Mekkiye adlı yapıtında harfçiliğin bir çok örneğini sergilemiştir.

Fazlullah Esterabadi

Geliştirilmiş harfçi teknikleri kullanan Hurufiliği bir inanç sistemi olarak kuran kişi Şihabuddin Fazlullah Esterabadidir. 1340 Yılında doğan Fazlullah, genç yaşta teoloji ile ilgilenmeye başlamış, on sekiz yaşındayken tasavvufa yönelerek hacca gitmiştir. Dönüşünde Harezme gelmiş ve bir süre burada kaldıktan sonra Tebrize geçmiştir. Burada etrafına topladığı kişilerle yaptığı dini sohbetler sayesinde büyük saygınlık kazanmıştır. 1386 Yılından başlayarak Isfahan?da kendi sistemini yaymaya başlamış, daha sonra uzun bir süre için bir mağarada inzivaya çekilmiştir. Bu dönemde kendisinin Mehdi olduğunu ileri sürmüştür. Çevresinde yedi kişilik bir çekirdek kadro oluşturmuş, bu yedi kişinin çabaları sonucunda yeni inanç hızla yayılmaya başlamıştır. Kısa sürede çeşitli toplumsal kesimlerden kişiler yeni akımın çevresinde toplanmaya başlamıştır.

Fazlullahın kendi sistemini yaymaya çalıştığı ortam bu tür akımlar için pek elverişlidir. Bu yöre Mazdeizm ve Karmatilik gibi bir çok ezoterik akıma kaynaklık etmiştir.

Fazlullah hakkında bilgi içeren her kaynak, onun Tanrılığını ilan ettiğini söylemektedir. Ancak bunu nasıl gerçekleştirdiğini belirtmemektedirler. Bu ilan sadece Enel-Hakk biçiminde yapılmış olabilir. Aynı yörelerde Hallac-ı Mansurun oldukça tanındığı dikkate alınırsa, en güçlü olasılık bu ilanın -Enel-Hakk formülüne dayanmasıdır.

Fazlullah, yarısı farsça ve yarısı da Esterabad lehçesi ile yazılmış olan Cavidan-ı Kabir adlı bir eser ile adının İskendername olması olası bulunan farsça bir manzume kaleme almıştır. Ayrıca Arşname ve Muhabbetname adlı kitapları da vardır.

Yeni sistemin yaygınlaşması egemen çevrelerde rahatsızlıklar yaratır. Timurun oğullarından Miranşahın buyruğu ile Fazlullah tutuklanır ve hapsedilir. 1394 Yılında Alıncak kalesinde öldürülür; cesedi ayaklarına bağlanan bir iple çekilerek ibret olsun diye dolaştırılır. Fazlullahın çevresindekiler kovuşturmalara uğrar.

Hurufi önderlerinden Ahmed Lurun 1427de Şahruha karşı bir suikast eylemine girişmesinden sonra, müritlerden bir çoğu yakalanıp öldürülmüş, hatta cesetleri bile yakılmıştır. 1467de ise Karakoyunlu hükümdarı Cihanşaha karşı bizzat Fazlullahın kızının önderliğinde bir ayaklanma hareketi şiddetle bastıtılmış ve isyanın önderi beş yüz kadar taraftarı ile yakalanıp idam edilmiştir. Bu olaylar üzerine Hurufiliğe bağlı kişiler bir çok ayrı yöne dağılarak, görüş ve inançlarını beraberlerinde götürmüşlerdir.

Anadoluda ve Rumelide Hurufilik

Hurufilerin büyük çoğunluğunun Anadoluya sığındıkları biliniyor. Özellikle Sivas, Eskişehir ve Batı Anadolunun bazı kent ve kasabaları kısa zamanda kimliklerini çok iyi gizleyen Hurufi propagandacılarla dolmuştur. Hurufiler, buradan Rumeline geçerek Arnavutlukta, Filibe ve Varna gibi Balkan önemli kentlerinde eylemlerini sürdürdüler. Bazı tasavvuf cemaatlerine sızarak, kendilerini gizlemeyi ve inançlarını yaymayı başardılar.

Abdülbaki Gölpınarlı Hurufilik Metinleri Katalogu ve Fadl ALLAH Hurufi adlı yapıtlarında Hurufiliğin Anadoluda Mir Şerif ve özellikle büyük Azeri ozanı İmadeddin Nesimi tarafından yayıldığını belirtiyor. Gölpınarlı, Mir Şerif´in Anadolu´ya Fazlullahın eserleri başta olmak üzere bir çok Hurufi kitapları getirdiğini, Fazlullahın önde gelen halifelerinden Nesiminin geniş boyutlu bir propaganda yürüttüğünü, hatta bir ara Ankara?ya kadar gelerek Hacı Bayram-ı Veli ile görüştüğünü söylüyor. Anadoluda pek çok yer dolaşan ve uzun süre kalan Nesiminin bir çok kişiyi Hurufiliğe kazandırdığı kesindir. Bu kişilerin sonradan sistemli ve etkin bir propaganda yürüttükleri, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı sarayına kadar girmiş olmalarından anlaşılabilir.

Taşköprülüzadenin Şakayık-ı Numaniye adlı eserine bakılacak olursa, Fazlullahın halifelerinden biri Edirnedeyken genç Fatihi etkileyecek kadar başarılı olmuş, hatta bazı müritleri ile saraya yerleşmiştir. Durumdan oldukça rahatsız olan Veziriazam Mahmud Paşa ile müftü Molla Fahreddin-i Acemi, Hurufilerin Hulûl inancına (Tasavufta Hulûl, Tanrının yarattıklarında meydana çıktığına inanmak demektir) sahip oldukları konusunda genç Padişahı uyarabilmişlerdir. Fatihin huzurunda yapılan bir tartışma sonunda Hurufilerin gerçekten Hulûl inancına sahip oldukları kanıtlanmış ve bunun üzerine Sultanın buyruğu ile Hurufiler tutuklanmış ve idam edilmişlerdir. Edirnedeki Yeni Camide Fahreddin halkı Hurufiliğe karşı uyarmış, uygulamalarını ve inançlarını anlatmıştır.

Bu olayla birlikte Osmanlı topraklarında Hurufilerin yüzyıllar boyunca sürecek kovuşturma ve cezalandırılmaları başlamış oldu. XVI. yüzyıla ait belgeler, özellikle Balkanlardaki çeşitli kentlerde sık sık Hurufi kovuşturmalarının yapıldığını, pek çok Hurufinin yakalanarak idam edildiklerini, cesetlerinin yakıldığını ortaya koymaktadır. Bu kayıtlarda belirtilen kişilerin, doğrudan Hurufi olmasalar da, Hurufilikten etkilenen çeşitli inanç akımlarına bağlı kişiler oldukları kesindir.

Bu akımlar arasında başta Kalenderiler gelmektedir. Şiddetli ceza ve baskılara karşın, çeşitli tasavvuf çevrelerine bağlı olup, Hurufilik propagandasını yapan pek çok kişinin bulunduğu, özellikle XVI. yüzyılda Balkanlarda tanınmış olan Otman Baba, Rafii ve Usuli gibi ozanların varlığı dikkati çekiyor. Bu kişileri daha sonra yaşamış olan Hayreti, Muhiti, Yemini, Muhyiddin Abdal ve Arşigibi önde gelen Kalenderi ve Bektaşi ozanları izlemiştir.

İshak Efendi Kaşif el-Esrar adlı kita...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Hurufilik
« Posted on: 20 Haziran 2021, 19:12:45 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hurufilik rüya tabiri,Hurufilik mekke canlı, Hurufilik kabe canlı yayın, Hurufilik Üç boyutlu kuran oku Hurufilik kuran ı kerim, Hurufilik peygamber kıssaları,Hurufilik ilitam ders soruları, Hurufilikönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &