> Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Toplum sağlığımız alarm veriyor
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Toplum sağlığımız alarm veriyor  (Okunma Sayısı 542 defa)
26 Haziran 2012, 16:57:27
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 26 Haziran 2012, 16:57:27 »



Toplum sağlığımız alarm veriyor
Olgun GÜNDÜZ • 65. Sayı / DİĞER YAZILAR


“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”
Şeyh Galip



Hastalıkların fizyolojik nedenleri kadar toplumsal nedenleri de var. Çoğunlukla fizyolojik nedenlere sebep olan toplumsal nedenlerdir. Günümüzde toplumların yaşam tarzının karakteri karşılaşılan hastalıkların biçimini de belirliyor. Uzun bir süreden beri hemhal olduğumuz kültür, tüketim kültürü. Tüketim kültürünün toplumlara yaptığı en büyük kötülük, aşırılıkların sınırlarını zorlaması, vazgeçmek ve sarfetmek üzerine ayartıcı bir çekim gücüne sebep olması. Bu aynı zamanda elde tutma ve kanaat etme davranışının da sonunu getirdi. Tüketimde amaç ihtiyacın temini değil arzu edilenin tatminidir. Tatmin ise arzuyu yeniden kışkırtarak yeni bir açlığa sebep olur. Bu döngü böylece sürüp gider. Bir türlü doymayan arzu her defasında daha büyük bir iştahla yeni şeyler talep eder. Bir tür kaçma hali olan tüketimin sonucu ise sosyal ileşitimin azlığı, bireyselleşme, egoist toplum ve benmerkezli bireylerdir.

Toplumların mevcudiyetlerinde temel belirleyiciler süreklilikleri ve kopuşları da tayin eder. Toplumun sağlıklı bir yapıda olması, o toplumda kıymete haiz değerlerin sürekliliğinin en önemli dayanağıdır. Toplumun sağlığı, o toplumu oluşturan insanların sağlığı ile doğrudan ilintilidir. İnsan ise yaratılanlar arasında emanetin kendisine verildiği en kutsal varlıktır. Daha başlangıçta bu denli yüksek bir değer seviyesi gözetilerek yaratılan insanın bu seviyeyi, sürdürdüğü yaşantısının niteliği ile yukarı ya da aşağı taşıdığı muhakkak. Bu bilginin uzağında olan çoğunluk için insan olmanın anlamını yeterince anlaşılmış değil.

Aydınlanmanın önünü açtığı kibir ile her şeye yetebilen birey olduğumuz yanılsaması hemen her alanda insanlığı derin bir çözümsüzlüğe sürüklüyor. Kafasında uçuşan sorunların yanıtını, yaşantısında karşılaştığı zorlukları yenmenin yöntemini kendi kendine bulma kibri yüzünden insanlık pek çok konuda iyi bir sınav veremiyor. Oysa yanıtların, çözümlerin yeri bellidir ve gösterilmiştir.

Kâinatın yaratılmasının bir başka anlamı büyük bir nizamın tesisidir. Bu nizam içinde rastlantıya, şansa yer yoktur. En küçük detay dahi bir düzen içinde gerçekleşir. Küçük alem olan insanın da bu nizamın özünü kendinde sakladığı düşünülürse, insan da bir sistem dahilinde programlanmış, öyle kodlanmıştır. Fıtrat dediğimiz işte bu sistemin varlığı. İnsanların yapıp etmeleri ile fıtrattan uzaklaşmaları birtakım hastalıkların oluşmasına sebep olur. Ancak hastalıkların kaynakları gösterildiği gibi çözümleri de gösterilmiştir. Bu bilgiye yüz çeviren modern toplum alternatif çözüm arayışlarına yöneldi. Hastalıkların gün geçtikçe farklılaşıp çoğalması, ölümcül hale gelmesi karşısında acziyetini anlayan insanlığı kurtaracak olan reçete ne yazık ki modern tıp otoritelerinin elinde değil. Hastalıkları ile başedemeyen bir toplumun sağlık sistemi gözden geçirilmeye, sorgulanmaya muhtaç.

Kim, neye göre ‘hasta’?
Sağlık sektörü ürkütücü boyutları ile insan sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek yerine onun önünde büyük bir tehdit olmaya başladı. ‘Hasta’ kavramı estetik ve plastik cerrahi alanında tuhaf tanımlamalarla dikkati çeker hale geldi. Örneğin elmacık kemikleri çıkık olmayan biri bu disiplinin potansiyel bir hastası olabiliyor. Çünkü operasyonla elmacık kemikleri belirginleştiriliyor. İnsanların ekonomik alandaki doyumsuzlukları ve tatminsizlikleri başka alanlarda da varlığını hissettiriyor. Kendinden memnun olmama halinin kendini gösterdiği en önemli alan estetik/dış görüntü. Bunun için harcanan paralar bu harcamaları yapanların kazancının hayli üzerinde üstelik. Peki, neden insanlar estetik/dış görüntü ve imajlar için bu kadar mesai ve para harcıyor? Konunun bu yönü aslında hastalık olmayıp imaj kültürünün neden olduğu sözde gereksinimlerin giderilmesi ile ilgili. Bu alan çoğunlukla estetik cerrahi müdahaleler alanı. Bu tür hastalar da modern tıp sektörünün önemli bir kazanç alanı. Saç ekilecekler, burnu kırılacaklar, yüzü gerdirilecekler, beli inceltilicekler vs. Bu liste uzayıp gidiyor. Aslında bu müdahalelerin sağlıkla uzaktan yakından ilgisi yok. Bu tür gereksinimler/beklentiler yapay olarak oluşturuluyor. Kendini bu tür operasyonların muhatabı olarak gören birçok insan yüksek maliyetlerle dış görünüşü ile oynayabiliyor. Ancak biliyoruz ki önemli bir sağlık sorunu yoksa yaratılmış halin muhafazası -ki en güzel yaratılmıştır-, emanet duygusundan hareketle en önemli vazifemizdir.

Diğer yandan konunun başka bir yönü de sağlık açısından tehdit oluşturan rahatsızlıkların türü ile ilgili. Burada dikkati çeken en önemli nokta bu tür hastalıkların nedenlerinin oluşum süreci ile olan yakın ilişkisidir. Obezite sorununu ele aldığımızda en büyük yanlışın beslenme hatasından kaynaklandığını görüyoruz. Diğer bir husus da obezitenin temelinde yatan fikrin başka alanlarda da kendini gösteren azla yetinmeme, bolluk, çokluk ve sınırsızlık isteği, tatmin olmama, kanaat etmeme gibi durumlarla ilgili olduğu. Yemek kültürü ‘fast food’ eğilimine girdiğinden bu yana önceden tanık olmadığımız hastalıklar kendini gösterdi. Yüksek tansiyon, kolesterol, kalp ve damar hastalıkları, reflü gibi rahatsızlıkların kaynağında yanlış beslenme biçimleri yatıyor. Bu yanlışın en sık tekrarlanan türü ise fazla yemek.

Clotaire Rapaille Kültür Kodu adlı kitabında Amerikalıların yemek kültürü üzerinde yaptığı araştırmasında çok önemli bir tespitte bulunur. Amerikalıların yeme-içme davranışlarını değerlendirirken araba ve benzin istasyonu örneğini kullanır. Nasıl ki arabanın gitmesi için benzin deposu boş kalmamalıdır, Amerikalılar da hemen her fırsatta midelerini doldurmak isterler. İnsanın makine gibi algılanması çok çarpıcıdır. Özetle şöyle der Rapaille: “Yemeğin Amerikan kültür kodu ‘yakıt’tır. Amerikalılar yemek yemeği yakıt ikmali olarak görürler” (s.150). Bu sürekli bir yeme içme davranışının sergilenmesi anlamı taşır ki, obezite sorunu ile karşılaşan toplumların başında Amerikan toplumu geliyor. Araba, benzini bitince gitmez ancak insan yemeden de hayatta kalabilir. Hatta birçok hastalığın tedavisinde açlık önemli bir enstürman olarak kabul edilir. Oruç bize bunun ipuçlarını veriyor. İnsan bedeninin mantığını anlamanın en önemli şartı onun bir makina olmadığı gerçeğini kabul etmekten geçiyor.

Günümüzde ne yazık ki toplumların birçoğunun yemek ile olan ilişkisi Amerikalılarınki gibi. Oysa insanın yemek ile olan ilişki biçimi her zaman böyle olmadı. “Bir lokma, bir hırka” düsturunu yollarına kılavuz edenlerin yaşamlarında, yemek yaşamak için yetecek kadardır. Yine Peygamber Efendimizin (s.a.v) işaret ettiği gibi: “İki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter.” Burada bir yandan paylaşma ve azla kanaat etme davranışı teşvik edilirken, diğer yandan ancak bu şekilde yapıldığında rızkın berketinin artacağına işaret edilir. Kapitalizmin aşırılıklarda gezinen hodbin bireylerinin bu ölçüyle olan uzak mesafesi düşündürücü.

Sonuçta toplum sağlığımız iyi durumda değil. Yorgunluk, ruhsal çöküntü, fizyolojik rahatsızlıklar bugün tıp sektörünü ayakta tutarken insanları da acıları ile yalnızlaştırıyor. İnsan her şeyden önce kutsal bir ruh taşıyıcısı. Bu, Yaratan’ın levh-i mahfuzda kendisine takdir ettiği ve vakti saati gelince üflediği ilahi bir ruh. Bu ruhun önemini bilip anlamak bir yana, insan bedenini bu ruhtan ayırarak ele alma hatasında olan modern tıp elbette hasta insanlara şifa olamaz. Şifa ancak ve ancak yüzlerini ve kalplerini yaratılmanın sırrına açanların ve fıtrata uygun hareket edenlerin bulabileceği bir şey.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Toplum sağlığımız alarm veriyor
« Posted on: 03 Ağustos 2021, 09:42:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Toplum sağlığımız alarm veriyor rüya tabiri,Toplum sağlığımız alarm veriyor mekke canlı, Toplum sağlığımız alarm veriyor kabe canlı yayın, Toplum sağlığımız alarm veriyor Üç boyutlu kuran oku Toplum sağlığımız alarm veriyor kuran ı kerim, Toplum sağlığımız alarm veriyor peygamber kıssaları,Toplum sağlığımız alarm veriyor ilitam ders soruları, Toplum sağlığımız alarm veriyorönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &