- Vadesi geldiğinde teslim alınmadan sahibine satışı

Adsense kodları


Vadesi geldiğinde teslim alınmadan sahibine satışı

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

Array
sidretül münteha
Mon 24 January 2011, 04:06 pm GMT +0200
2. Vadesi Geldiğinde Teslim Alınmadan Sahibine Satışı:


Ulema, bir kimsenin selem yolu ile satın aldığı malı, vadesi geldiği halde teslim almadan sahibine satması caiz midir, değil midir diye ihtilaf etmiş­lerdir.

Kimisi -bunlar, hiçbir şeyin teslim alınmadan satışının caiz olmadığı görüşünde olanlardır-, «Mutlaka caiz değildir» demiştir. îmanı Ebû Hanife, îmanı Ahmed ve İshak bu görüştedirler. îmam Ahmed ile İshak bu görüşlerinde, Atiyyetu'l-Avfı'nin Ebû Said el-Hudrî'den Peygamber Efendimiz'in buyurduğunu rivayet ettiği,

 «Kim bir şeyi selem yolu ile satın alırsa, o şeyi (teslim almadan) bir başka şey ile değiştirmesin» [22]hadisi ile de istidlal etmişlerdir.

îmam Mâlik ise, kişinin selem yolu ile satın aldığı şeyi sahibine satması­nın caiz olmadığını iki yerde benimser. Birisi, satın alman malın yiyecek maddesi olduğu zamandır. Çünkü îmam Mâlik'e göre teslim alınmadan satı­şı caiz olmayan şey -hadiste geçtiği üzere- yalnız yiyecek maddeleridir. İkin­cisi de, satın alman malın yiyecek maddesi olmadığı halde onun yerine bir başka şeyin alındığı zamandır. îmam Mâlik'e göre satış bedeliyle satılan ma­lın her biri, cinsleri ayrı şeyler olduğu ve satılan şeyin vadesi geldiği zaman onu satış bedelinin cinsinden bir başka şeyle değiştirmek caiz değildir. Çün­kü eğer satılan malın değiştirildiği şey, satış bedelinden daha çoksa, kâr sağ­layan borç kabilinden olur, eğer onun kadar veyahut ondan azsa, zaman ile selef (selem) olur. Eğer satış bedeli yiyecek maddesi de olsa, satılan şeyin va­desi geldiğinde onun yerine -ister ayni, ister başka cinsten olsun- satış bede­linden miktarı daha çok bir yiyecek maddesini almak caiz değildir. Fakat ay­ni cinsten, ayni Ölçü ve ayni evsafta yiyecek maddesini almak -Abdülveh-hab'm nakline göre- caizdir. Çünkü ona göre bu da diğer eşya gibidir. Abdül-vehhab'a göre -bir kimsenin, başkasında bulunan buğday alacağı yerine aynı miktarda arpa alması gibi- selemle satın alınan bir yiyecek maddesi yerine -güzellikle onun kadar olmasa da- ayni vasfı taşıyan bir başka yiyecek mad­desini almak caizdir. Çünkü bu da -altın yerine gümüş almak gibi- borçluya iyilik etmekti. Bütün bunlar -îmam Mâlik'e göre- vadesi gelen malı teslim al­madan yapıldığı takdirde böyledir. Çünkü o zaman alacağın alacakla değiş­tirilmesi kabilinden olur. Eğer satış bedeli, zimmete taalluk eden bir şey ol­mayıp muayyen olur ve alıcı da satın aldığı malın yerine satış bedeli cinsin­den bir muayyen şey alırsa -ondan daha çok olmamak şartı ile- caizdir.

Selem yolu ile satın alınan malın -teslim alınmadan- satıcısına değil de, başkasına satılması haline gelince: Selem yoluyla satın alman mal -yiyecek maddesi olmadığı takdirde- her şey ile satılabilir. Fakat eğer yiyecek madde­si olursa, teslim alınmadan başka bir şey ile değiştirilmesi caiz değildir. Çünkü yiyecek maddesini teslim almadan satmak kabilinden olur.

İkâleye gelince: İmam Mâlik'e göre eğer taraflardan biri diğerinden bir şey almadan selem satışından vazgeçerlerse, ikâle olur. Taraflardan biri di­ğerinden bir şey alarak satıştan vazgeçmeleri ise, yeni bir satış olup satışların sıhhati için gerekli olan şartlara tabidir. İmam Ebû Hanife ile İmam Şafiî'ye göre ise, selem satışında ikâle hiçbir şarta tabi olmaksızın caizdir. [23]

 

3. Selem Bedeliyle Satın Alma:
 

Ulema, selemin satış bedeli ile ikâleden önce, satıcıdan satın alınması caiz olmayan şeyleri, ikâleden sonra satın almak caiz midir değil midir diye ihtilaf etmişlerdir.

Kimisi «İkâleden sonra cevazını benimsemiş olursak, ikâle, caiz olma­yan bir satışı yapabilmenin hileli yolu olur» diyerek caiz görmemiştir. îmam Ebû Hanife, îmam Mâlik ve bu iki imamın tabileri bu görüştedirler. Ancak îmam Ebû Hanife, selemle satm alınan malın -ne olursa olsun- teslim alın­madan satışını caiz görmediği için, «Mutlaka caiz değildir» demiştir. îmam Mâlik ise, sadece kendisine göre teslim alınmadan satışı caiz olmayan şey­lerde caiz görmemiştir.

Kimisi de «îkâleden sonra caizdir» demiştir. îmam Şâfıî de bu görüşte­dir. Bunlar da «Çünkü ikâle ile alıcı, verdiği satış bedeline tekrar malik olur ve malik olunca da onunla istediği şeyi satın alabilir. Müslümanlar hakkında kötü zanda bulunmak da caiz değildir. Ebû Said el-Hudrî'nin hadisindeki ya­sak da ikâleden önce olan satışlar hakkındadır» demişlerdir. [24]


[22] Ebû Dâvûd, no: 3468; Beyhâkî, 6/30.

[23] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 3/275-277.

[24] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 3/277.