- Televizyon ve zihin tembelliği

Adsense kodları


Televizyon ve zihin tembelliği

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

rray
selsebil
Sat 20 June 2009, 12:07 am GMT +0200
Özellikle yaşlı insanlardan şu sözleri çok sık duyarsınız: “Televizyon çıkalı eski muhabbetler kalmadı.” Biz bu haklı sözleri değiştirerek şöyle diyoruz: “Televizyon çıkalı anne babalar çocuklarına eskisi kadar zaman ayıramaz oldu.” Anne gündüz televizyon izlerken eteğine yapışan çocuğu başından savmak için “git oyuncaklarınla oyna, görmüyor musun televizyon izliyorum” der. Baba işten dönüp akşam yemeğini yedikten sonra koltuğuna oturur, eline kumandayı alır, saatlerce şu kanal senin bu kanal benim dolaşır durur. Baba özlemi çeken çocuğuna yarım saatini ayırmaz.
Geliri yerinde, okumuş ailelerin çoğu çocuk odasına da televizyon almaktadır. Alırken çocukla bir anlaşma yapar ve söz vermesini isterler: “Ancak ödevini yapıp dersini çalıştıktan sonra televizyon izleyeceksin.” Çocuk hiç düşünmeden söz verir. Aslında bu anlaşmada iki taraf da birbirini aldatmaktadır. Anne babanın amacı çocuktan kurtulmak, çocuğun da amacı televizyon sahibi olmaktır. Araştırmalar, odasına televizyon alınan çocukların, beklenenin aksine okul başarısında düşme olduğunu göstermektedir. Çocuk, televizyon izleyebilmek için ödevlerini çala kalem yapmakta, derslerine yeterince çalışmamakta ve sınavlara iyi hazırlanamamaktadır.

Çocuklarda televizyon seyretme alışkanlığı sadece okul başarısını etkilemekle kalmıyor; fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal gelişimlerini de yavaşlatıyor. Çocuk, televizyon başında yeterince hareket etmediği ve biriken enerjisini harcayamadığı için devamlı kilo almaktadır. Sokakta arkadaşlarıyla oyun oynayan ve koşan bir çocuk birikmiş vücut enerjisini boşalttığı için rahatlamakta; eve sakinleşmiş olarak dönmektedir. Halbuki televizyonun karşısında saatlerce oturan bir çocuk enerjisini boşaltmak şöyle dursun, aksine bu cihazlardan yayılan elektronlara maruz kalmakta ve vücudundaki statik elektrik yükü artmaktadır. Bu sebeple, televizyon bağımlısı çocuklar daha sinirli ve daha saldırgandır. Yaşlarına uygun olmayan programları izlemeleri halinde kafaları karışır, ruh sağlıkları bozulur.

Televizyona düşkün çocuklarda sosyal beceriler zayıflamaya ve içe dönük bir kişilik gelişmeye başlar. Ailesiyle, arkadaşlarıyla ve diğer insanlarla sosyal ilişki kurmada isteksiz davranırlar. Televizyon izleyen bir çocuk, kendisi birşey üretmemekte, sadece başkaları tarafından üretilen şeyleri izlemekte veya oynamaktadır. Hazırı kullanmaya alışmış bu çocuklarda el becerileri ve motor hareketler gelişmez, büyüklerin yardımı olmadan kendi başlarına bir iş beceremezler. Zihinsel ve duygusal gelişimleri de normal değildir. Olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuramaz, bilgiyi yorumlayamazlar. Kitap okumak ve ders çalışmak gibi zihinsel çaba gerektiren işlerden hoşlanmazlar. Televizyon karşısında daima alıcı durumunda oldukları için konuşmaya ihtiyaç duymamakta, dolayısıyla dil becerileri gelişmemektedir. Dil becerileri zayıf olduğu için başkalarıyla diyalog kuramaz, duygularını ve düşüncelerini doğru ifade edemezler.

Küçük yaştan itibaren televizyon izlemeye alışan çocuklarda gelişim bozuklukları daha belirgin ve daha ciddidir. Bu çocuklar akranlarına nazaran daha geç yürür ve daha geç konuşurlar. Konuşulanları ve kendilerine verilen direktifleri anlamakta güçlük çekerler. Dil becerileri gelişmediği için isteklerini büyüklerin elinden tutarak veya işaret ederek anlatmaya çalışırlar. Anneye aşırı bağımlıdırlar. Yabancılarla duygusal ilişkiye giremezler. Öpülmekten ve kucaklanmaktan hoşlanmazlar. İsimleriyle çağırıldıkları zaman tepki vermezler. Yaşıtlarıyla oyun oynamayı ve oyun kurmayı beceremezler. Ellerini ve parmaklarını iyi kullanamazlar. Çarşı, pazar, toplu taşıma araçları gibi kalabalık yerlerde bulunmaktan hoşlanmaz, huysuzluk gösterirler. Doğuştan zihin geriliği olan ve fazla televizyon izleyen çocuklarda otizm belirtileri artmakta, bu çocukları eğitmek daha da zorlaşmaktadır.


Çocuklarınıza Zaman Ayırın


Çocukları televizyon bağımlılığından kurtarmanın tek çaresi onlara zaman ayırmaktır. Anne baba olarak öncelikli görevimiz çocuklarımıza iyi bir eğitim kazandırmaktır. Hiçbir işimiz çocuk eğitiminden daha önemli değildir. Eğer çocukların yapmaktan zevk alacakları müzik, resim, spor, kitap okumak gibi faydalı bir becerileri yoksa; anne babaların televizyonu yasaklamaları problemi çözmeyecek, daha da ağırlaştıracaktır.

Çocuğunun inatçılığından, söz dinlememesinden, aşırı televizyon izlemesinden ve okuldaki başarısızlığından yakınan bir babaya “çocuğunuza zaman ayırın” tavsiyesinde bulunduğumuzda, “her akşam en az bir saat beraber ders çalışıyoruz, ödevlerine yardım ediyorum, ama değişen bir şey yok” demişti. Gülerek: “Hayır, dedim, bizim kastettiğimiz beraberlik bu değil. Çocuk bu beraberlikten zevk almaz, aksine bir an önce bitmesini ister. Siz çocuğunuza zaman ayırmıyorsunuz, ona ders çalıştırıyorsunuz.”

Çocuğunuza ayırdığınız zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir. Eğer bu beraberlikten iki taraf da zevk alıyorsa, kaliteli bir beraberlik var demektir. Birlikte yürüyüşe çıkmak, çocuk parkına gitmek, piknik yapmak, akşam yemeğinden sonra ailece çaylı-pastalı sohbet etmek, birlikte televizyonda kaliteli bir film veya program izlemek, uyku saatinde çocuğunuza masal veya kısa bir hikaye okumak ilk anda aklımıza gelebilen kaliteli beraberliklerdir.

Çocuğunuzla birlikte iken iyi bir dinleyici olmalısınız. Çocuk duygularını, hayallerini, düşüncelerini, endişelerini, korkularını çekinmeden dile getirmeli ve sizinle paylaşmalıdır.

Çocuklarını dinlemeyen anne babalar onları tanımakta güçlük çekerler. Çocuğunuzu ne kadar çok tanırsanız, yetenekleri konusunda beklentileriniz o kadar gerçekçi olur.

eylül
Sat 20 June 2009, 01:07 am GMT +0200
           Yani bütün bu sorunlar insanoğlunun ihmalkarlığı sonucu ortaya çıkıyor. Biraz kendimize, biraz da etrafıızdaki insanlara zaman ayırsak ve bilinçli bir şekilde yaşayabilsek az da olsa yol katedebiliriz bence. Önemli olan kendimize(nefsimize) ne zaman dur diyeceğimizi bilmek.

hafizvuslat
Sat 20 June 2009, 06:09 pm GMT +0200
Oncelikle sevgili selsebil bu onemli konuyu bizlerle paylastigin icin sana tesekkur ediyorum.
Kendi cocuklugumudan bir ornek vermek istiyorum.
Babam cok kitap okuyan biri idi.Bende ona ozenir,kitaplari yutarcasina okurdum.
Babam Kuran-i Kerim-i okumayi severdi.Bende ona ozenir,yutarcasina okurdum ayeti kerimeleri.
Babam ve annem bir cok seyde bizlere dogru ve yararli seyler ogrettiler.Cunku kendileride bizim
yapmamizi istedikleri seyleri,yapiyorlardi,kendi hayatlarinda yurure geciriyorlardi.
Ornekleri cogaltabilirim,babam bize dort duvar arasinda konustuklarimiz burda kalir,derdi.
Bende simdi cocuklarima ayni ogutu veririm,laf tasimamalarini soylerim vs vs...
Gel gelelim tv ye.
Cok yogun bi hayatim oldugu icin tv izlemiyorum,bir iki dizi :) haric,itiraf etmem gerek.Cocuklariminda
faydali bilgilendirici,kendi yas gruplarina uygun programlari izlemerine dikkat etmeye calisiyorum.
Beraber zaman gecirmemiz ise,soyleki,ben onlarla evcilik oynar bebekleri olurum,cok zevk alirlar,onlarin israrlarini
canlandiririm,kendi hareketlerini benim yaptigimi gorunce cok gulerler,rolleri degistiririz.
Ben uyumak istemiyen cocuk olurum,onlarda beni yola getirmek istiyen anne ve babam....
Cocuklar kadar guzel degerlerimiz mi var,mumkunse sahip cikalim,gelisi guzel kendi hallerine birakmiyalim.
Ve her firsatta daima Allah´a sukr etmeleri gerektigini hatirlatalim...Paylasim icin tesekkurler selsebilim.

selsebil
Sat 20 June 2009, 07:08 pm GMT +0200
Bende bu güzel yorumlarınıza teşekkür ediyorum
Maşaallah hafızım güzel eğitim almış ve güzel eğitim veriyorsunuz sizin gibi bilinçli anne babalara ihtiyaç var
Çocuklar bizlere emanet onlara en güzel şekilde sahip çıkmamız gerekir , çocuk aileden ne görürse onu alır ömrü boyuncada karakterine kişiliğine bu aldığı eğitim yansır
Rabbim güzel nesiller yetiştirmeyi nasip eylesin anne babalara