- Rasulullah'ın Yemek Konusundaki Mucizelerinin Açıklanması

Adsense kodları


Rasulullah'ın Yemek Konusundaki Mucizelerinin Açıklanması

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

Array
Hadice
Sat 28 May 2011, 02:44 pm GMT +0200
Rasulullah'ın Yemeği Çoğaltma Konusundaki Mucizelerinin Açıklanması

380) Cabir îbn Abdillah anlattı:

Hendek kazarken Rasûlullah'la (s.a.v.) birlikte çalıştık. Benim besili bir oğlağım vardı. Kendi kendime onu Rasulullah (s.a.v.) için pi­şirip hazırlasak, dedim.

Hanımıma emrettim. Bizim için biraz arpa Öğüttü ve ondan bize ekmek yaptı. O oğlağı da kestim. Rasulullah (s.a.v.) için onu kızarttık. Akşam olup Rasûlullah (s.a.v.) hendekten aynhnak isteyince -gündüz orada beraber çalışıyor, akşam olunca da ailelerimizin yanına dönü­yorduk-:

- Ya Rasulellah! Ben, oğlağımızı senin için kızarttım. Onunla bir­likte biraz da arpa ekmeği pişirdik. Allah'ın Rasulu'nün benimle birlikte evime gitmesini arzu ediyorum. Ancak Rasulullah'm tek başına benimle birlikte gitmesini istiyorum, dedim.

- "Tamam" dedi. Daha sonra Rasûlullah    (s.a.v.): Allah'ın Rasulu'yle birlikte Cabir'in evine gidin, diye bağırdı. Bunun üzerine ben:

-  înna lillahi ve inna ileyhi râci'ûn (yani rezil olacağım) dedim. Rasûlullah (s.a.v.) ve onunla birlikte sahabiler geldiler. Hazırladıkları­mızı Rasûlullah'a (s.a.v.) getirdik. Rasûlullah (s.a.v.) bereket duası ya­pıp besmele çekti ve yedi. Gruplar halinde de sahabiler gelip ondan yediler. Her bir grup doyup kalkınca, başka bir grup geldi. Böylece Hendek'te çalışanlar o yemekten yiyerek doydular. [21]

381) Cabir Ibn AbdiUah anlattı:

(Babam) Abdullah tbn Amr tbn Haram , borçlu olarak vefat etti veya şehit oldu.

Alacaklıların alacaklarından vezgeçmeleri için Rasûlullah'dan (s.a.v.) yardım etmesini istedim. Peygamber (s.a.v.) onlardan bunu istedi ama alacaklılar kabul etmediler.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bana:

- "Haydi (bahçene git). Hurmanı toplayıp tasnif et: Acve (denilen kaliteliyi) bir boy, Azk'ı (îbn) Zeyd (denileni) de bir boy yap. Sonra bana haber gönder" dedi.

Ben Rasulullah'm (s.a.v.) emrini yerine getirdim. Rasûlullah (s.a.v.) geldi. Hurma harmanının başına (veya ortasına) oturdu. Sonra:

- "Haydi şu bekleyenlerin istediklerini ölç" dedi. Ben de Ölçüp ala­caklıların haklarını tamamen verdim.

Geri kalan hurmanın aslından sanki hiçbir şey eksilmemişti. [22]

382) Abdurrahman Ibn Ebi Amre, babasından şunu rivayet etmiş­tir:

Bir gazada Rasûlullah'la (s.a.v.) birlikteydik. Ashab acıkınca Rasûlullah'dan (s.a.v.) yük develerinin bazılarını kesmek için izin iste­diler. Onlar:

-Allah, bize bunu tebliğ ediyor, dediler.

Ömer İbnu'l-Hattab Rasûlullah'ın (s.a.v.) onlara yük develerini kesme konusunda izin vermeye niyetlendiğini görünce:

-Ey Allah'ın Rasulü! Yarın biz düşmanla aç ve yaya olarak karşı­laştığımızda ne yaparız?! Ya Rasulellah! Eğer uygun görürsen orduda bulunanların azıklarından ne kaldıysa getirmelerini söylesek ve getir­diklerini toplasak, sonra sen, bereketlendirmesi için Allah'a dua etsen. Böylece yüce Allah, senin yaptığın dua sebebiyle bizi gayemize ulaştıra­caktır, (veya şöyle demiştir: Senin duanla bize bereket verecektir), dedi.

Rasûlullah (s.a.v.) onların azıklarının kalanlarını getirtti. Toplu­luk, yiyeceklerin kırıntılarını ve bundan fazla olan şeyleri getirmeğe başladılar. En fazla getiren bir sa' hurma getirmişti.

Rasûlullah (s.a.v.) onları toplayıp bir süre dua etti. Sonra as­kerlerin kaplarını getirmelerini istedi. Onlara kaplarını doldurmalarını emretti. Orduda doldurulmayan hiçbir kap kalmadı. Toplanan yiyecek de aynen kaldı.

Rasûlullah (s.a.v.) dişleri görülecek şekilde güldükten sonra:

"Ben, Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Rasulü olduğuma şehadet ediyorum. Eğer bir kul iki şehadete inanarak Allah'a kavuşursa, kıyamet günü mutlaka ateş ondan engellenir" dedi. [23]

383) Ömer Îbnu'l-Hattab anlatmıştır.

Tebuk savaşında Resuhıllah'la birlikte çıktık. Şöyle dedim;

- Allah'ın Resulü! Rumlar (Bizanslılar) bize karşı çıktılar. Ancak onların karnı tok, bizim de karnımız aç. Onun için Ensar, su için kul­landıkları hayvanlarını kesmek istediler.

Rasûlullah'ın tellalı askerlerin arasında:

- "Kimin yanında fazla yiyecek varsa, bize getirsin" diye seslendi. Onların getirdiklerinin tamamını tahmin ettik. Yirmiyedi sa' oldu­ğunu gördüler.

Rasûlullah (s.a.v.) getirdikleri fazla yiyeceklerin yanına oturdu ve onun hakkında dua etti. Sonra:

- "Ey cemaat! Alın ama yağmalamayın" dedi.

Askerler onu, çanta ve torbaların içine koydular. Hatta birisi gömleğini yırtıp (torba gibi yaparak) içine doldurmağa başladı. Böylece hepsi doydular. O, halâ tahmin ettikleri kadardı. [24]

384) Ebu îyas anlattı:

Bir gazaya Rasûlullah'la (s.a.v.) birlikte çıktık. Biz kıtlığa uğra­mıştık. Hatta bindiğimiz develerin bir kısmını kesmeyi düşündük. Bu­nun üzerine Rasülullah (s.a.v.) yiyecek kaplarımızı toplamamızı emretti. Rasûlullah'm (s.a.v.) emrini yerine getirdik. Yere bir yaygı ser­di. Cemaatin yiyecekleri yaygının üzerinde toplandı. Toplananın ne ka­dar olduğunu tahmin etmek için uzandım. Tamamının keçi ağılı kadar olduğunu tahmin ettim. Halbuki biz yüzondört kişi kadardık.

. Hepimiz doyuncaya kadar yedik. Sonra azık   çantalarımızı dol­durduk.

385) Enes İbn Malik anlatmıştır: Ebu Talha, Ummu Süleym'e:

- Ben, Rasûlullah'm (s.a.v.) sesinin biraz zayıf çıktığını farkettim. Onun aç olduğunu biliyorum. Sende (yiyecek) birşey var mı? diye sor­dum. Ummu Suleym:

-Evet, var, dedi.

Ummu Suleym birkaç parça arpa ekmeği çıkardı. Sonra kendisine ait başörtüsünün bir kısmına ekmeği sardı. Onu elbisemin altına sak­ladı. Bir kısmıyla da beni sardı. Daha sonra beni Rasûlullah'a (s.a.v.) gönderdi.

Ben ekmeği götürdüm. Rasûlullah'ı (s.a.v.) mescidde cemaatle bir­likte otururken buldum, gidip tepelerine dikildim. Rasülullah (s.a.v.):

- "Seni Ebu Talha mı gönderdi?" dedi.

- Evet, dedim.

- "Yemek için mi?" dedi.

- Evet dedim. Rasülullah (s.a.v.) yanındakilere:

- "Haydi kalkın" dedi.

Rasülullah (s.a.v.) yola çıktı. Ben de onların önünde yürüdüm. Ebu Talha'ya gelip durumu haber verdim. Ebu Talha:

-Ummu Suleym! Rasülullah (s.a.v.) cemaatle birlikte geldi. Hal­buki bizim onları doyuracak kadar yiyeceğimiz yoktur, dedi. Ummu Suleym:

-Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi.

Ebu Talha gidip Rasûlullah'la (s.a.v.) görüştü. Ebu Talha, Ra­sûlullah'la birlikte gelip içeri girdiler. Rasülullah (s.a.v.):

- "Ummu Suleym! Neyin varsa getir" dedi.

Ummu Suleym o ekmeği getirdi. Rasülullah (s.a.v.) ekmeğin ufa­lanmasını emretti ve ekmek ufalandı. Ummu Suleym tulumundan yağ sıkıp ekmeği katıklanmış hale getirdi. Sonra Rasülullah (s.a.v.) bu ek­mek hakkında, Allah ne dilediyse onu söyledi. Daha sonra da:

- "On kişiye izin ver" dedi.

Ebu Talha da onlara izin verdi. Doyuncaya kadar yediler sonra çıktılar. Başka bir grup yedi, onlar da doydular. Bu cemaat seksen ki­şiydi. [25]

386) Enes İbn Malik anlattı:

Rasûlullah (s.a.v.) evlenerek ailesinin yanma girdi.

Annem Ummu Suleym hays (çekirdeksiz hurma, sade yağ, keş ve undan yapılan bir yemek) yaparak onu bir kaba koydu ve:

-Enes! Bunu, Rasûlullah'a (s.a.v.) götür ve şöyle de: Bunu sana annem gönderdi. Sana selam ediyor ve bu, sana bizden azdır ya, diyor.

Ben yemeği Rasûlullah'a götürdüm ve:

- Annem sana selam ediyor ve sana: Bu, sana bizden azdır ya, di­yor, dedim. Rasûlullah (s.a.v.):

- "Bırak onu" dedi. Sonra: "Git, falan falanı veya rastladığın kim­seleri çağır" diyerek, bazı kimselerin adlarım saydı.

Ben de adlarını saydığı kimselerle rastladıklarımı çağırdım. (RaviEbu Usman, Enes'e: -Kaç kişilerdi? diye sordu. Enes: -Üçyüz kadardı, diye cevap vermişti.) Rasûlullah  (s.a.v.):

- "Enes! Kabı getir" dedi. Davetliler içeriye girdiler. Hatta sofa ve oda doldu. Rasûlullah  (s.a.v.): "Herkes, onar onar halka olsun ve Önüne konan yemekten yesin" dedi.

Herkes doyuncaya kadar yedi. Bir grup çıkınca, diğer bir grup girdi. Böylece herkes yemek yedi. Rasûlullah   (s.a.v.):

- "Enes sofrayı kaldır!" dedi. Kaldırdım ama kaptaki yemek sof-raya koyarken mi daha çoktu, yoksa kaldırırken mi bilemiyorum?" [26]

387) Abdurrahman îbn Ebi Bekr anlattı:

Yüzotuz kişi, Rasûlullah'm (s.a.v.) yanmdaydık. Rasûlullah (s.a.v.):

- Sizden birinizin yanında yiyecek var mı? dedi. Bir adamda bir sa'lık veya o civarda bir un olduğunu gördük. Bunun üzerine hemen hamur yoğuruldu.

Daha sonra saçları dağınık, uzun boylu müşrik bir adam güttüğü bir davar sürüsüyle geldi. Peygamber  (s.a.v.);

- "Satılık mı? Hediyye mi (veya hibe mi?) diye sordu. Adam:

- "Satılık, dedi. Rasûlullah (s.a.v.) ondan bir koyun satın aldı. Ko­yun yüzülüp hazırlandı. Peygamber (s.a.v.)   ciğerinin kızartılmasını emretti.

Allah'a yemin ederim! Yüzotuz kişiden hiçbiri yoktur ki, Rasûlul­lah ona, o koyunun ciğerinden bir parça vermemiş olsun. Orada varsa kendisine verdi. Yoksa onun için sakladı.

Ondan iki kap dolduruldu. Biz hepimiz yedik ve doyduk. Kap-larda yemek arttı. Onu bir deveye yükledik. Yahut dediği gibidir. [27]

388) Hz. Ali (r.a.) şöyle anlattı:

Rasûlullah'la (s.a.v.) birlikte çıktık. O, Abdulmuttalib oğullarını çağırdı. Daha sonra bir su bardağı getirtti. Hepsi kanıncaya kadar on­dan içti. îçilen şey sanki içmek için hiç dokunmamış gibi kaldı. Rasûlullah  (s.a.v.):

-  "Ey Abdulmuttalib oğulları! Ben Özel olarak size genel olarak bütün insanlara gönderildim. Benden bu mucizeyi gördünüz. Şimdi hanginiz kardeşim ve arkadaşım olmak üzere bana beyat edecek?" dedi.

Kimse kalkıp on$ cevap vermedi. Ben kalkıp onun yanma gittim. Oradakilerin en küçüğüydüm. Rasûlullah (s.a.v.):

- "Sen otur" dedi. Bunu üç defa tekrar etti. Ben de her defasında kalkıp onun yanma gidiyordum. O da:

- "Otur" diyordu. Hatta üçüncü defada eliyle elime vurdu. [28]

389) Semura tbn Cundub anlatmıştır:

Peygamber (s.a.v.) yanında otururken içi tirit dolu bir tabak geti­rildi.

Rasûlullah (s.a.v.) ve oradakiler ondan yediler. Öğleye yakın bir zamana kadar devamlı onu elden ele dolaştırdılar ve herkes gelip ondan yedi. Bir adam Rasulullah'a:

-Ona yemek mi ilave ediliyordu? dedi. Rasûlullah (s.a.v.):

- "Yerden birşey yoktu, ama gökten dolduruluyor muydu, onu bil­mem?" dedi. [29]

390) Ebu Eyyub el-Ensarî anlattı:

Rasûlullah'la (s.a.v.) Ebu Bekr'e yetecek kadar bir yemek hazırla­dım. Yemeği onlara getirdim. Rasûlullah  (s.a.v.):

- "Git, bana Ensar'ın eşrafından otuz kişiyi çağır" dedi.

Fazla yemeğim olmadığı için bu bana zor geldi. Sanki yerimden kalkamaz hale geldim. Rasûlullah  (s.a.v.):

- "Git bana, Ensar'ın eşrafından otuz kişi çağır" dedi.

Onları çağırdım ve geldiler. Doyuncaya kadar o yemekten yedi-ler. Sonra onun Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet ettiler, gitmeden önce de ona beyat ettiler. Daha sonra Rasûlullah  (s.a.v.):

- "Git, bana Ensar'dan doksan kişi çağır" dedi.

Otuz kişiden korkarken başıma altmış ve doksan kişi çıkmıştı. Onları da çağırdım. Doyuncaya kadar onlar da yediler. Sonra onun Ra­sûlullah olduğuna şehadet ettiler ve gitmeden önce ona beyat ettiler. Benim o yemeğimden yüzseksen kişi yedi. Hepsi de Ensar'dandı. [30]

391) Ebu Hureyre şunu anlattı.

Rasûlullah'a (s.a.v.) bir misafir geldi. Ona yedirecek birşey aradı. Hiç bir şey bulamadı. Sonra bir lokma buldu. Onu birkaç parçaya ayırdı ve ona getirdi.

-  "Besmele çek ve ye" dedi. Adam yedi ve lokma arttı. Peygam­ber'e:

-Sen salih bir adamsın, dedi. [31]


[21] Müslim, Sahih, kitabu'l-eşribe, U1, Buharî, Sahih, 1/336; İmam Ahmed, Mus-ned, 3/377

[22] Buharî, Sahih, 3/88; Nesaî, Sünen, kitabu'l-vasaya, 4; İmam Ahmed, Musned, 3/313; Ibn Ebi Şeybe, Musannef, 11/469.

[23] Buharî, Sahih, 3/180; İmam Ahmed, Musned, 3/2, 418; Hakim, Müstedrek, 2/ 618; İbnu'l-Mubarek, Zuhd, 321; Tanhu ibn Asakır, 4/147; Ibnu's-Sınnı, Amelu'l-yevmi ve'l-leyle, 548; Beyhakî, Delaılu'n-Nubuvve, 5/226, 230; 4/120; Ebu Nuaym, Delaılu'n-Nubuvve, 149; Ebu Avane, Musned, 1/9

[24] Müslim, Sahih, kıtabu'n-nikah, 88; İmam Ahmed, Musned, 3/195; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, 9/56; 7/259; İbn Sa'd, Tabakatu'l-Kubra, 8/88; Heysemı, Mecmau'z-Zevaİd, 8/304; İbn Hacer, Metalibu'l-Alİye, 4375

[25] Buharı, Sahih, 4/235; 7/89; 8/174, Müslim, Sahih, kftabu'l-eşrıbe, 142, Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, 6/89; Bağavî, Şerhu's-Sunne, 8/30; Tirmizi, Sünen, 5/595, 596; Zebîdî, Ithafu's-Sadeti'l-Muttekîn, 7/169; Ibn Hacer, Fethu'l-Bari, 7/273, 11/570

[26] Müslim, Sahih, kitabu'n-nikah, 94; Tirmizî, Sünen, 3218

[27] Buharî, Sahih, 3/14, 7/90; Müslim, Sahih, kitabu'l-eşribe, 175; imam Ahmed, Musned, 1/197, 198; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, 9/215; Delailu'n-Nubuvve, 6/95; Ibn Hacer, Fethu'l-Bari, 5/230; 9/527; Ibn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, 6/130

[28] İmam Ahmed, Musned, 1/159; Suyutî, Hasaisu'l-Kubra, 34; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal, 36520

[29] Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, 6/93 (Semura İbn Cundeb'ten farklı lafızla). Bu, sahih bir İsnaddır. imam Ahmed, Musned, 5/12,18

[30] Beyhakî, Delaİlu'n-Nubuvve, 6/94; İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, 6/111. Ibn Kosir: Metin ve isnad yönünden gariptir, demiştir.

[31] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 241-247.