- Rasulullah'ın Şakacılığı Ve Onun Ancak Gerçeği Söylediği

Adsense kodları


Rasulullah'ın Şakacılığı Ve Onun Ancak Gerçeği Söylediği

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

Array
Hadice
Fri 27 May 2011, 07:59 am GMT +0200
Rasulullah'ın Şakacılığı Ve Onun Ancak Gerçeği Söylediğ

770) Enes (r.a.) şunu anlatmıştır:

Zahir adlı bir bedevi çölden Peygamber'e (s.a.v.) hediye gönderirdi. Rasulullah (s.a.v.) da, gitmek istediği zaman onun yol ihtiyaçlarını te­min ederdi. Rasulullah (s.a.v.):

-  "Zahir bizim bedevimizdir. Biz de onun şehirlileriyiz" demiştir. O, çirkin birisiydi. Peygamber (s.a.v.) bir gün mallarını satarken gelip arkasından onu kucakladı. Bedevi onu göremediği için:

-Bırak beni! Kim o? dedi.

Dönüp baktı ve Rasulullah'ı (s.a.v.) tanıyınca sırtını Rasulullah'ın (s.a.v.) göğsüne sürebildiği kadar sürdü. Rasulullah (s.a.v.):

-"Köleyi kim satın alacak?" dedi. O da:

- "Ya Rasulellah! Vallahi, o zaman beni, revaçta olmayan birisi o-larak görürsün, diye cevap verdi. Peygamber (s.a.v.):

- "Fakat sen Allah katında revaçta olmayan birisi değilsin (yahut fakat sen Allah katında pahalısın)" dedi. [77]

771) Hz. Aişe (r.a.) anlattı;

Seferlerinden birine, Rasulullah'la (s.a.v.) çıktım. Ben o zaman, şişman değildim. Rasulullah (s.a.v.) sahabilere:

- "İlerleyin" dedi. Onlar da ilerlediler. Daha sonra:

- "Gel, seninle yarışalım" dedi. Onunla koşu yarışına girdim ve onu geçtim. Bana bu konuda birşey demedi. Zamanla şişmanladım ve geç­mişteki durumumu unuttum. Yine  seferlerden birine  Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte çıktım. O, sahabilere yine:

- "ilerleyin" dedi. Onlar da ilerlediler. Bana:

- "Haydi gel yarışalım" dedi. O'nunla koşu yarışma girdim. Ama bu defa da o beni geçti. Gülmeğe başladı ve:

- "Bunu sen hakettin" dedi. [78]

772) Enes'e (r.a.), Peygamber (s.a.v.): "iki kulaklı!" derdi. [79]

Ebu Usame: Onunla şakalaşırdı, demiştir.

773) Ebu Hureyre (r.a.) şunu söyledi:

"Rasulullah (s.a.v,), Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin'e dilini çıkarır, çocuk onun dilinin kırmızılığını görünce sevincinden çırpınırdı."

774) Abdullah Ibnu'l-Haris Ibn Cez' (r.a.) şöyle dedi: "Rasulullah1 tan (s.a.v.) daha şakacı birisini görmedim."

775) Hz. Aişe şunu söyledi: Rasulullah (s.a.v.):

"Ben şaka yaparım ama ancak hakkı söylerim" buyurdu. [80]

776) Enes (r.a.) anlattı: Bir adam Peygamber'e (s.a.v.) geldi ve: -Beni taşı (bana deve ver), dedi. Rasulullah (s.a.v.):

"-Biz seni, nâkâ (deve) yavrusunun üzerinde taşırız" dedi. Adam: -Ben nâkâ yavrusunu ne yapayım? dedi. Peygamber (s.a.v.):

- "Büyük develer de, develerin yavruları değil midir?" dedi. [81]

777) Rasulullah (s.a.v.):

"Yaşlı kadın Cennet'e girmez" dedi. [82]

Yaşlı bir kadın, Rasuhıllah'ın (s.a.v.) yanma geldi ve O'na bir şey sordu. Rasulullah (s.a.v.) şakayla:

- "Yaşlı kadın Cennet'e giremez" dedi.

Namaz vakti geldi. Peygamber (s.a.v.) namaza gitti. Kadın hüngür hüngür ağladı. Nihayet Rasulullah (s.a.v.) namazdan döndü. Hz. Aişe:

-Ya Rasulellah! Bu kadına: Yaşlı kadm Cennet'e giremez" dediğin için ağlıyor, dedi. Rasulullah (s.a.v.) gülerek:

-  'Yaşlı kadın Cennet'e giremez, ama Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Gerçekten biz hurileri yepyeni bir yaratılışla yarattık. Onları bakireler kıldık. Eşlerine düşkün ve yaşıttırlar." [83] Halbuki o bakire kılınanlar gözleri çapaklı kocakarılardı" buyurdu.

778) Enes anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) Ummu Suleym'in yanma girdi. Ebu Umeyr'in üzgün olduğunu gördü ve:

- "Ummu Suleym! Ebu Umeyr niye üzgün?" dedi. Ummu Suleym: -Ya Rasulellah! Onun kuşu öldü, dedi. Peygamber (s.a.v.):

- "Ebu Umeyr! Kuşuna ne oldu?" diye takıldı. [84]

779) İbn Abbas şöyle demiştir: "Peygamber'in (s.a.v.) şakacılığı vardı."

780) Enes (r.a.):

"Peygamber (s.a.v.), insanların en şakacı ve nüktedanlarmdandı" demiştir.

781) Hz. Aişe:

"Peygamber (s.a.v.) çok şakacıydı. O: "Allah doğru şakacıyı, şaka­sından dolayı hesaba çekmez" derdi." [85]

782) Abdullah îbn Amr (r.a.) şunu anlattı:

Ben ezberlemek maksadıyla Rasulullah'tan (s.a.v.) duyduğum her şeyi yazardım. Kureyş beni bundan men edip: Sen Rasulullah'tan (s.a.v.) duyduğun her şeyi yazıyorsun. Halbuki Rasulullah (s.a.v.) öfkeliyken de konuşabilir, dediler. Yazmaktan vazgeçtim. Bunu Rasulullah'a (s.a.v.) söyleyince:

"Yaz! Canım elinde olana yemin olsun! Benim ağzımdan ancak hak çıkar" diye cevap verdi. [86]

783) Havvat îbn Cubeyr şunu anlattı:

Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte Merruzzahran'da konakladım. Çadı­rımdan çıktım. Bir de ne göreyim! Kadınlar sohbet ediyorlar. Beni beğen­diler. Ben de geri döndüm. Yemen işi elbisemi çıkarıp onu giydim. Daha sonra onların yanma oturdum. Rasulullah (s.a.v.) çadırından çıkıp:

-  "Ebu Abdillah! Niye onların yanma oturdun?" dedi. Rasulul-lah'tan (s.a.v.) korkup:

-Ya Rasulellah! Benim ürküp kaçan bir devem var, onun için bir bukağı arıyorum, dedim.

Rasulullah (s.a.v.) gitti, ben de peşine düştüm. Ridasını yere atıp ağaçların araşma girdi, ihtiyacım giderip abdest aldı ve sonra geldi:

- "Ebu Abdillah! Senin devenin ürküp kaçması ne oldu?" dedi.

Daha sonra oradan ayrıldık. Bir konaklama yerinde benimle kar­şılaşır karşılaşmaz bana:

- "Es-Selamu aleyke, Ebu Abdillah! Senin devenin ürküp kaçması ne oldu?!" demeğe başladı.

Hemen Medine'ye gittim. Mescidi ve Rasulullah'la (s.a.v.) oturup kalkmayı terkettim. Bu uzun sürünce, mescidde yalnız kalacağım bir vakit denk getirip o zaman, namaz kılmağa başladım. Rasulullah (s.a.v.) odalarının birinden çıkıp namaz kılmağa geldi. Kısa iki rekat namaz kıldıktan sonra yanıma gelip oturdu. Onun beni bırakıp gideceği ümi­diyle namazı uzattım. Bunun üzerine:

- "Ebu Abdillah istediğin kadar uzat! Sen gidinceye kadar kalkacak değilim" dedi.

Kendi kendime: Vallahi, Rasulullah'tan (s.a.v.) özür dileyeceğim ve onun içini rahatlatacağım, dedim. Namazı bitirince o:

- "Es-Selamu aleyke, Ebu Abdillah! Senin devenin ürküp kaçması ne oldu?!" dedi.

-Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, müslüman oldu-ğumdanberi, o ürküp kaçmadı, dedim. Rasulullah (s.a.v.) iki veya üç defa:

- "Allah sana merhamet etsin" dedi ve bana takılmaktan vazgeçip bir daha o sözü söylemedi. [87]


[77] İmam Ahmed, Musned, 111/161, Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, VI/169; Abdurrezzak, Musannef, 9688; Tirmizî, Şemail, 121; Bağavî, Şerhu's-Sunne, Xlll/181.

[78] Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, X/18; İmam Ahmed, Musnsd, VI/264.

[79] Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-edeb, bab: 91; Tirmizî, Sünen, 192, 1992, 3828; İmam   Ahmed,   Musned,   111/127,   260;   Beyhakî,   Sünenu'l-Kubra,   X/248;   Taberanî, Mu'cemu'l-Kebir, 1/211; Tirmizî, Şemail, 118; Ibn Asakir, Tarih, VI/363.

[80] Taberanî, Mu'cemu'l-Kebir, Xll/391; Heysemî, Mecmau'z-Zevaıd, IX/17; Aclunî, Keşfu'l-Hafa, I/572.

[81] Ebu Davud, Sünen, 4998; İmam Ahmed, Musned, İH/267; Ibn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, Vl/53.

[82] Irakî, Tahricu'l-İhya, 111/125; Zebîdî, İthafu's-Sadetil-Muttakîn, VII/499. İbn Ha-cer bunu, Şerhu'ş-Şemail'de reddetmiştir.

[83] Vakıa Suresi, 34, 35, 36.

[84] Buharı, Sahih, VIII/37; Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-edeb, bab: 76; Tirmizî, Sü­nen, 3248; ibnMace, Sünen, 273, 372; İmam Ahmed, Musned, 111/115, 176, 190,223,278; Beyhakî,,, Sünenu'l-Kubra, V/203, X/248; İbn Ebİ Şeybe, Musannef, I/400, IX/14; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, 1/313; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, VII/162, 310; İbn Asakir, Tarih, İli/ 142.

[85] Suyutî, Camiu'l-Kebir, 142.

[86] İmam Ahmed, Musned, M/162, 192; Hakim, Müstedrek, 1/106; Ebu Davud, Sü­nen, 3646; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, 1/125.

[87] Taberanî, Mu'cemu'l-Kebir, İV/243; el-Hindî, Kenzu'l-Ummai, 18664.