- Bir Milleti Ayakta Tutan Sır

Adsense kodları


Bir Milleti Ayakta Tutan Sır

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

Array
reyyan
Mon 30 August 2010, 03:14 pm GMT +0200


OSMANLI’YI Osmanlı yapan ve altı asır ayakta kalmasını sağlayan sır neydi dersiniz? Gücü kuvveti mi? Bilgi becerisi mi? Elbette ki bunlar olması gereken temel kurallardır. Ancak Osmanlı’yı ayakta tutan en önemli hadise din ve iman noktasındaki tavizsizliğidir. Din yukarıdaki unsurların bir arada bulunmasına yardım eden bir harç olmuştur. Osmanlı’nın kalbini kuşatan iman, Kur’ân nuru, onu öyle bir heyacana getirmiş ki, şahikalar çakmış ufuklarda. Gökler gümbür gümbür ötmüş Kur’ân’ın sedasıyla. Ve o sedanın yankıları yedi düveli kaplayınca, gönül iklimini kuşatan sevgi seli cihan devletinin altı asır ayakta kalmasını sağlamıştır.

Osmanlı’nın kumandanından tut eratına varıncaya kadar her yiğit, Peygamber’in (asm) müjdesine mazhar olduğu için onun hakkını yerine getirmek gayreti içinde, her türlü titizliği gösteriyorlardı. Gittikleri her yerde, çıktıkları her seferde o müjdenin yankılarını kulaklarında duydukları için, her yerde, her saniye temkinli davranıyorlardı.

Bu temkin ve titizlikleri, askeriyle beraber kendisinin de cihan padişahı ünvanına ulaşmasını sağladı Kanunî’nin. Adı Kanunî Sultan Süleyman Han. Elinde Kur’ân, dilinde Kur’ân’dan aldığı adalet nizamıyla kıt'alar ötesine hükmeden bir şahsiyet....

Böyle bir padişaha elbette ki ona yakışan asker de olacaktır. O asker ki, çıktığı seferde yedikleri üzümlerin parasını asma dallarına asacak kadar hassas bir ruha sahipti. İşte böyle bir askeri, böyle bir padişahı kim başında görmek istemez ki? Herkes istemiş. Kendi yöneticilerinin zulmünden bıkanlar, “Kardinal şapkası görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz” diyecek kadar da bu isteklerini dile getirmişlerdir. Yalnız bu düşüncelerinin tam aksi yönünde düşünenler de olmalı ki, Osmanlıyı içten çökertmek için planlar üzere planlar yapılarak, gayelerine ulaşacak yolları sürekli devreye sokmaktan geri durmayanlar da olmuş.

Osmanlı ordusu yine bir seferdedir. Başta Kanunî Sultan Süleyman ordusuyla beraber, ila-yı Kelimetullah için yola çıkılmıştır. Hava sıcak yol uzun olduğu için asker ihtiyaçlarını gidermek için bir su başına konaklar. Düşman, Osmanlı askerinin üzerine geldiğinin haberini almıştır. Tedbir almak için ve askerin zayıf damarını tesbit etmek için, kilisenin papazı devreye girer. Papaz sureten güzel bayan rahibeleri süsleyip püsleyerek, ellerine de su testilerini verip su almaları için Osmanlı askerinin konakladığı su başına gönderir. Rahibelerin geldiğini gören askerler suyun başından çekilerek, rahat sularını doldurmaları için oradan uzaklaşırlar. Onlara hiç iltifat etmeyip kötü nazarla bile bakmazlar.

Rahibeler ellerindeki testileri doldurup geri kiliseye dönerler. Olup biteni rahibe anlatırlar. Rahip bu durum üzerine eline kâğıt kalem alarak, durumu komutanlara iletir ve der ki: “Siz bu ordu ile nasıl baş edeceksiniz? Bu insanlar canlarına önem vermiyorlar. İçlerine girmesi için bir bahane ile gönderdiğim güzel kızlara dönüp bakmamışlar. Mala mülke hiç önem vermiyorlar. Hiç kimseye zulmetmiyorlar. Ey Haçlı ordusunun kumandanı, siz onlardaki bu hasletleri, bu ahlâkî duyguları ortadan kaldırmadığınız takdirde, Osmanlıyla yapacağınız hiçbir savaşı kazanmanız mümkün değildir. Sizlerin kafa yapısıyla Osmanlı mağlûp edilmez...”

İşte Osmanlıyı Osmanlı yapan sır burada gizliydi. Onun gücüne güç katan hadise bu duygularda gizliydi. “İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakikî imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir” hakikatini kendine prensip edinen Osmanlı tam altı yüz sene bütün cihana hükmederek, İslâm’ın bayraktarlığını şerefle taşımıştır.

ORHAN ALAGÖZ