- Az ve öz

Adsense kodları


Az ve öz

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

Array
hafiza aise
Mon 24 October 2011, 02:23 pm GMT +0200
Az ve Öz

Kasım 2008 38.SAYI

Gerçeğe ayna olan kıssalar

Okuduğumuz, sohbetini dinlediğimiz salih kimselere ait olan kıssaların faydalarını Ebu Ali Dekkak Hazretleri şu sözleriyle ifade eder: “Velilerin sözleri dinleyenin kalbini kuvvetlendirir, ölmüş duygularını harekete geçirirken kalbinde güzel hâllerin doğmasına sebep olur. Aynı zamanda kişinin kibrini kırıp benliğini yıkar ve faydasız düşünceleri kalbinden atar. Ona hâlini gösteren ayna olur. Eğer insan kör değilse kendini görür.” Yusuf Hemadani Hazretleri de kalbi gaflet içinde olanlara, her gün Allah dostlarının hallerini ve hayatlarını anlatan kitaplardan bir miktar okumasını tavsiye eder.

Merhamet ve muhabbetle davranmalıyız insanlara

İnsanlara şefkat ve muhabbetle yaklaşmanın bir sorumluluk olduğunu söyleyen S. Muhammed Saki Hazretleri özellikle Efendimiz’in (s.a.v) ve onun varisi evliyaların rehberliğinde yürüyen herkesin bu sorumluluğu alışkanlık haline getirmelerini tavsiye eder. Konuyla ilgili görüşlerine şu şekilde devam eder: “Manevi terbiyeye sahip kâmil kişi önce bütün müminlere, sonra dünya görüşü ve toplumdaki yeri ne olursa olsun, bütün insanlara, kalbindeki engin şefkat ve merhametten bir pay ulaştırmak zorundadır. Bu alışkanlığı bir ömür boyu devam ettirmek önemli bir sorumluluktur. Manevi terbiyenin esası sertlik, kabalık, ürkütücülük olabilir mi? Bu terbiyeye talip olan insan nezaketi, şefkati, merhameti nasıl terk edebilir? Sizce insanlar arası ilişkilerde mümine nezaketten daha çok yakışan bir hâl var mı?” (Hayat Dengemiz)

Nasipsiz insanlardan olmayalım


Sufi zahidlerden Muhammed b. Fazl’a göre İslam dini dört çeşit insan yüzünden zarar görür. Bu kişiler sahip oldukları ilim ile amel etmeyenler, bilmedikleri şeyle amel edenler, bilmediklerini öğrenmeyenler, halkı öğrenmekten alıkoyanlardır. Dünya hayatında elindeki nimetlerden yeteri kadar faydalanmayanların hâlini de kısaca şöyle özetler: “Kişiye ilim nasip olur, fakat amelden mahrum kalır. Amel nasip olur, fakat ihlastan mahrum kalır. Salih insanların sohbetinde bulunmak nasip olur, fakat onlara hürmet etmekten mahrum kalır.” (Kuşeyri Risalesi)

Allah’a inanan ve inanmayanın hali

Allah’a inanmayan kimse ile inanan kimsenin dünya ve ahretteki durumunu Muhammed b. Ka’b el-Kurazi şöyle açıklar: “Allah’a inanmayan kimse yaptığı iyi işlerin karşılığını dünyada görür. Onun karşılığı ailesinde, malında, çocuklarında kendisine verilir. Öyle ki Allah katında hiçbir hayrı bulunmadan dünyadan çıkıp gider. Allah’a inanan kimse de günahlarının cezasını dünyada çeker. Öyle olur ki Allah katında (cezasını çekmediği) hiçbir kötülüğü kalmadan dünyadan çıkar gider.”

Şeytanın vesvesesinden kurtulmanın yolları

Şeytanın vesvesesinden kurtulmak için; Allah Teala’yı çokça zikretmek, şeytandan çokça Allah’a sığınmak ve Nas suresini çok okumak tavsiye edilir. Şeytanın vesvesesini kalpten tamamen söküp atmanın yolunu Ahmed İbn Acibe şu sözleriyle gösterir: “İrşatla görevli kâmil bir mürşidin sohbet halkasına yani manevi terbiyesine girmek gerekir. Bu terbiye ile mürşit onu fenafillah makamına ulaştırır (kalp Allah’ın sevgisinde kaybolur), böylece şeytanın vesvesesinden kurtulur. Yoksa bu hâle ulaşmadan kuldan vesvese tamamen kesilmez.” (İbn Acibe el-Haseni)

Günahların affına namaz vesile olur

Allah Rasulü (s.a.v) sahabileriyle beraber mescitte otururken bir adam gelir yanlarına. “Ey Allah’ın Rasulü ben bir suç işledim bana cezamı ver”der. İki cihan sultanı, adama cevap vermez. Adam tekrar aynı şekilde isteğini tekrar eder. Yine Rasulullah (s.a.v) bir şey demez. Bu sırada namaz vakti girer. Namaz beraberce kılınır. Adam namazdan sonra yine Allah Rasulü’nün (s.a.v) peşine düşer ve cevabını ister. Efendimiz (s.a.v) adama: “Evinden çıkınca güzelce abdestini almış mıydın?” diye sorar. Adam “Evet, Ey Allah’ın Rasulü” der. Efendimiz (s.a.v) “Sonra da bizimle namaz kıldın mı?” deyince adam tekrar “evet” karşılığını verir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Öyleyse Allah Teala (c.c) günahını affetti” der ve “Günde beş defa suda yıkanan kimsenin bedeninde kirden ve pastan bir eser kalır mı? İşte namazını kılan, günde beş vakit Rabbi’nin huzurunda başını secdeye koyup rahmetine iltica eden kimse de böyledir. Allah böyle kimselerin günahlarının affeder. İsterse günahları köpükler kadar çok olsun” müjdesini verir. (Buhari, Müslim)

Efser BERİN