- Ankara İLİTAM UEP303 ARAPÇA 1

Adsense kodları


Ankara İLİTAM UEP303 ARAPÇA 1

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

rray
msburasoglu
Sat 22 September 2012, 07:39 am GMT +0200
1.ünite   İsim
2.ünite   Fiil
3.ünite   Harf
4.ünite   İsim Cümlesi
5.ünite   Fiil Cümlesi
6.ünite   İsim Tamlamaması
7.ünite   Sıfat Tamlaması
8.ünite   Zamirler
9.ünite   İşaret Zamirleri
10.ünite   İsm-i Mevsul
11.ünite   Zarflar
12.ünite   Soru İsimleri
13.ünite   Şart Edatları
14.ünite   Gayr-i Munsarif
15.ünite   Mechul Fiil
16.ünite   Hal

msburasoglu
Wed 26 September 2012, 01:40 pm GMT +0200
1.Ünite
İSİM
İsim 1
Arapçada, kelime adı verilen ve tek basına bir anlam ifade eden söz birimi üç kısma ayrılır: İsim, fiil ve harf. İsim; insan, hayvan ve cansız nesneler için kullanılan adlandırmaya denir. _simlerin anlamı zamana bağlı değildir. _simler, belirli-belirsiz ve eril dişil seklinde ikiye ayrılırlar.
İsimler köklerine göre “câmid” ve “muştakk olmak üzere ikiye ayrılır. Örneğin, “Bagdat” sözcüğü herhangi bir sözcükten türememiştir ve câmid’dir. (Sa’bun ) “zorluk” sözcüğü ise (Sa’ube ) “zor olmak” anlamındaki fiilden türemiş muştakk bir isimdir
Metin (1)
Arapçanın Bazı Problemleri
   “Her dilin kendine özgü problemleri vardır. Bu derste Arapçanın en önemli sorunlarından ikisini okuyacağız.
   Arapça’da karşılaştığımız temel birtakım sorunlar: :تواجه اللغة العربية عددا من المشاكل الاساسية نذكر منها
   Birinci olarak: Fasih ve konuşma dili olarak iki fark vardır.
   İkinci olarak: Arapça hattının kısa harekeleri gösteren harflerden yoksun olmasıdır.
   Fasih Arap diliyle, genel olarak, yazıda, konferanslar vermek, hutbe ve haber yayınları gibi özel ilişkilerdeki konuşmada kullanılan dili kastediyoruz. Ve aynı zamanda o kültür, ilim, edebiyat ve Kur’an-ı Kerim dilidir. Arapların bulunduğu, hicret edilen yerlerde Fas, Mısır, Irak’ta olsun yazının kullanımı birdir.
   Ammice ise; Arapların günlük hayatta kullandıkları dildir. Bazı sesler ve kelime kuralları itibariyle fushadan farklıdır. Fushada karşılaştığımız harekelerin i’rablarının ammice de kullanılmaması ikisinin arasındaki en önemli farktır. Bir başka yönden, halk dili tek değildir. Bilakis, her ne kadar pek çok sözcük, ses ve kuralda ortaklık olsa da, bir Arap ülkesinden diğerine değişiklik gösteren çok sayıda lehçe vardır.
   Sözü edilmesi gereken şeylerden biri de, konuşma ve yazı dilleri arasındaki farklılığın dünya dillerinin çoğunda bulunmasıdır. Bu farklılığın Arapça’da fazla olmasından dolayı Araplar fushada kendilerini ifade etmekte zorlanmaktadırlar. Özellikle de günlük konuşmalarda kullanmaya çalıştıklarında. Arap hattının temel sorunu üstün ötre ve esre gibi kısa harekeleri temsil eden harflerden yoksun olmasıdır. Genellikle hareke olmadan görünüyor. Ve bu durum okumayı zorlaştırıyor okuyucunun hangi harekeyi kullanması gerektiğini bilmesini gerektiriyor. Misal olarak ketebe kelimesini alalım. Kütübün veya ketebe veya kütibe veya ketebe gibi okumanız mümkün bu kelimelerin kendine has manaları vardır.
   Kahire’de, Sam’da ve Bağdat’taki Arap Dili Kurumları bu problemin önemini eğitimsel, düşünsel ve ekonomik yönden algılamıştır. Arap yazımını kolaylaştırmak için en iyi öneriye sunanlara ödüller düzenlendi. Pek çok fikirler sunuldu. Bunlar arasında; Latin harfleri kullanılması fikri, harekeleri gösteren harflerle ilgili bazı işaretlerin konulması fikri, bütün harfler için başta ortada sonda tekbir şeklin kullanılması fikri vardır. Okumayı şimdikinden daha kolay kılması mümkün olan projeyi Kahire’deki Arap dil Kurulu kabul etti. Bu ise özellikle kelimenin sonunda harekelerin kullanılmasıdır. Ve bu projeyi Milli Eğitim Bakanlığı’na okul kitaplarında kullanılması için gönderdi.

İsim 2
İsimler, son harflerinin harekesi itibariyle üç farklı pozisyondan birine sahiptir.
1-   Belirsiz bir sözcüğün son harfi “un”, belirli sözcüğün sonu da “u” seklinde harekelenirse o sözcüğe marfû‘ denir.
2-   Belirsiz bir sözcüğün son harfi “en/an”, belirli sözcüğün sonu da “e/a” seklinde harekelenirse o sözcüğe “mansûb” denir.
3-   Belirsiz bir sözcüğün son harfi “in”, belirli sözcüğün sonu da “i” seklinde harekelenirse o sözcüğe “mecrûr” denir.

Metin (2)
İslam Öncesi Araplarda Kültürel Kaynaklar
İslam öncesinde Arapların uygarlıkları vardı. Diğer uygarlıklarla iletişim halindeydiler. Onlardan etkilendiler. Arapları etkileyen en önemli kültürel kaynaklar aşağıda gelen gibidir:
   Birinci olarak: Roma (Bizanslılar) ve Farslar. “Onlarla (Romalılar ve İranlılarla) iletişim, Sam’daki Gassâniler ve Irak’taki Munzirler aracılığıyla yapıldı.
   Gassâniler; İslam öncesi asırlar boyu devam eden Sam’daki bir Arap devletini kuran Yemen asıllı Arap kabileleridir. Roma (Bizanslılar)’nın egemenliğindeki krallar yönetmişlerdir. 528 yılında Hîra krallığını yenen el-Hâris b. Cebele ve 614 yılında Bizans yönetiminden bağımsızlığını isteyen en-Nu‘mân, onların en meşhur krallarındandı. Gassaniler Hıristiyandılar sonra islamın doğuşuyla çoğu Müslüman oldu.
   Lahmoğulları veya Lahmîler olarak da bilinen Munzirlere gelince, onların, başkenti Hîra olan Irak’ta bir Arap devleti vardı. İranlıların tabiyeti altındaydılar. Gassaniler ve onlar arasında savaşlar ve anlaşmazlıklar söz konusuydu. Birinci Munzur, ikinci Munzur vb gibi bilinen kralları vardı. Beşinci Munruz onların sonuncusuydu. (632-628). Munzurlular Gassaniler gibi Hıristiyandılar. Onların İran melikinin divanında katip olarak bulunmuş Adiy b. Zeyd adında meşhur bir şairleri vardı.
   İkinci olarak: Ticaret sayesinde Habeşistan ve Hindistan gibi diğer bazı milletlerle iletişim kurmuşlar ve diğer uygarlıklardan etkilenmişlerdir.
   Üçüncü olarak: Yahudiler ve Hristiyanlar (İseviler) Arap yarımadasını bazı kısımlarında yaygın olarak dağılmışlardır. Yahudiler Yesrib (Medine)’de, Hayber’de, Yemen’de ve Taif’te yaygındılar. Hıristiyanlara gelince Necran’da, Irak (Munzuriler)’da, Şam (Gassaniler)’da idiler. Bu iki din yarımaya bazı Yunan kültürünü, felsefesini Tevrat ilimlerinden tarih, yaratılış cennet ve cehennem hadiselerini ve hesap günü vs olmak üzere taşımışlardır.
   Bütün bu kaynaklar vasıtasıyla Arapların daha önce aşina olmadığı insanların etkilendiği bir takım yeni fikirler Arapçaya yeni telaffuz edilen kelimeler girmiştir.  Tüm bu etkenler İslam’ın zuhurundan kısa bir süre sonra yayılmasına yardımcı olmuştur.

msburasoglu
Tue 2 October 2012, 07:01 am GMT +0200
2.Ünite
FİİL
Fiil1
Fiil (eylem) zaman bildiren sözcüktür. Arapçada fiil, üç farklı zamandan birine karşılık gelir. Bunlar: Mâzi, muzâri ve emirdir.

Metin (3)
İslam Öncesi Arapların Sosyal Hayatı
   Arap yarımadasında Irak ve Suriye gibi bazı bölgelerinde kurulan Araplar İslam öncesi iki kısımdılar: Bedevi (göçebe) ve Hadara (yerleşik)
Bedeviler, su ve otlak arayarak bir yerden başka bir yere göç etmek suretiyle çöllerde yaşarlardı. Yerleşik yaşayanlara gelince, onlar, Mekke, Medine, Petra, Tedmur gibi şehirlerde oturuyorlar ve tarım, el sanatları ve ticaretle uğraşıyorlardı. Aşiret (kabile) ruhu galip geldi.
Birden çok kabileden oluşuyorlardı. Kabile fertlerinin hepsi hürriyet ve haklarında konusunda çok acılar hissediyorlardı. Bunun için idareyi reddettiler. Onların başkanları şeyh ululemir adlıydı. Araplar at biniciliği eylemlerini, cömertlik, cesaret ve intikam almayı biliyordu.
Kadın, erkeğe onun islerinde yardım ediyor, su getiriyor, koyun sağıyor başka ev işleri yapıyor ve bazen savaşlara da katılıyordu. Bazen meşhur şairleri Hansa’nın  şiir söylediği gibi
Araplar şiiri seviyorlardı. Her yıl bir ay müddetince Mekke yakınlarında Ukaz çarşısı (panayırı) denilen pazarda toplanıyorlardı. Kendi ürettikleri ziraat ve sanayi ürünlerini satıyorlardı. Şairlerini dinliyorlardı. Onlar, övgü ve hicv ve diğer konuları açıklayan betimleyen kahramanlık temalı hoş kasideler söylüyorlar. Bu şairleri arasında en ünlüleri Emrulgays ve Züheyr bin ebi Selma ve Tarafetül Abdidir.  Onların bilinen uzun meşhur kasideleri Muallagat ismindedir.
    Belki de, İslam öncesi çağın, Cahiliye Çağı olarak adlandırılmasının nedenlerinden biri şudur: Araplar, Allah’a inanmıyorlardı, bilâkis çok sayıda ilaha tapan putperest idiler. Bir kısmı ise Yahudi ve Hristiyandı.

Fiil2
Fiiller sahih ve illetli olmak üzere ikiye ayrılır. Örneğin, (خرج) “çıktı” fiili sahih bir fiildir. Çünkü kök harflerinin hiç birinde illetli harf yoktur. Arapçada “elif”, “vâv” ve “y┠harflerine illetli harf adı verilir ve bu harflerin içinde bulunduğu fiiller de “illetli fiil” olarak adlandırılır. Örneğin, (وصل) “ulaştı”,( قال) dedi,  söyledi” ve (رمى) “attı” fiilleri illetli fiillerdir. Bunların çekimi, sahih fiillerin çekiminden bazı farklılıklar gösterir.
Arapçada nesne alan fiillere “geçişli fiil”, almayanlara ise, “geçişsiz fiil” adı verilir. Örneğin, (ظهر) “ortaya çıktı” fiili geçişsizdir. Çünkü eylem sadece failde gerçekleşir, nesneye ihtiyaç yoktur. (أعلن') “ilan etti” fiili ise geçişlidir, nesne alır.
Metin (4)
Arap Tarihinde İslam
İslam daveti Arap tarihinin en önemli olaylarından biriydi. Yedinci yüzyılın başında nebi Muhammed davetini ilan etti. Yeni dini yaymak Arap yarımadasında ve yarımada dışında yayılmasına zemin hazırlamak için düşmanların arasında savaş meydana gelmiş olabilir. Bu bölgeler Roma ve İranlıların hükmü altındaydı. İslam dini yönleri üzerinde etkisi sadece edebiyat, siyaset, ahlaki ve sosyal açıdan vardı.
Dini yönden ise, İslam; Arap yarımadasında egemen olan putperestliği ortadan kaldırmak böylece Arapların, kendi ilerlemelerine, yaşamlarını düzenlemelerine ve uygarlıklarını inşa etmelerine sebep olan yeni dinî ilkelerini ve yeni bir anlamda özgürlük eşitlik hak ve ilkeleri öğrenmek için gönderildi. Ahlaki ve sosyal yönden; Araplar için İslam diğer kabilelerden önce şiar oldu. Araplardan Ameli Salih ve takva üzere bir topluluk geldi.
İslam dini; Araplara, insanlara saygı duymak ve insana hakkını vermek gibi toplumsal yaşantılarını düzenlemelerine yardım eden yeni âdetler öğretti. Yardımlaşma ruhunu yaydı. Kadına ve onun sosyal konumuna önem verdi. İçki kumar faiz gibi kötü alışkanlıkları haram kıldı.
Siyasi yönden Batıda Atlantik Okyanusu'ndan doğuda Hindistan ve Basra körfezine karar ve hatta Hind Okyanusu’nun güneyinden, Anadolu’nun kuzeyine kadar Araplar sayesinde Kısa bir süre içinde birleşik bir devlet yayıldı. Bu siyasî genişlemenin önemli ekonomik, sosyal ve kültürel sonuçları olmuştur.Araplar ise din ve dil olarak halklara ulaşıyordu.
Diğer bir açıdan; onlardan adet ve ilimler aldılar. İran, Hint ve Yunan gibi başka milletlerin uygarlıklarından etkilenmiş bir Arap-İslam uygarlığı ortaya çıktı.” Ve böylece İslam önemli dünya dini oldu. Ona Dünyanın farklı milletlerinin üyeleri inanır. Bugün Müslümanların sayısı bir milyar üç yüz milyondan fazladır. Ve onlar Asya ve Afrika kıtalarının çeşitli yerlerine dağılmışlardır. Ve bu devletlerden Arap olmayan İslam ülkeleri Türkiye, İran, Afganistan, Endonezya ve Pakistan'dır.
   Edebiyat açısından; İslam'ın Arap edebiyatında ve Arapçada önemli bir etkisi vardır. Fasih Arapçanın yayılması Kur’an üzerinden çalışıldı. Yazı tarzı üst model oldu. İslam Arap yarımadasının dışına yayıldığında Arapçaya Yabancı kelimelerden birkaçını girmesine yardım etti. Araplar onları farkında olmadıkları şeyleri gösteriyor ki özellikle bu Edebiyat ruhu ve temalar İslam'ın ve yeni hayatında etkilendi.