> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > Allahın Gazabı ve Rızası > Kuranı ve Yakinı Öğrenin
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuranı ve Yakinı Öğrenin  (Okunma Sayısı 1306 defa)
30 Haziran 2010, 20:35:48
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.681



Site
« : 30 Haziran 2010, 20:35:48 »



KUR'AN'I VE YAKÎNİ ÖĞRENİN!



Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!..

Size Almanya'nın Ludvigshafen şehrinden hitab ediyorum. İnşâallah, temennî ederdim, buradan size müjdeli haberleri bu haftaya yetiştirmeyi; olmadı. Önümüzdeki haftalar belki güzel gelişmeler müjdeleyebilirim.

Bu sohbetimde Peygamber SAS Efendimiz Hazretleri'nin bazı emirlerini size nakletmek istiyorum. Peygamber SAS Efendimiz, sohbetimizin ilk hadis-i şerifi olan bu rivâyette buyuruyor ki:


a. Yakîni Öğrenin!

254/1 (Teallemül-yakîne kemâ teallemül-kur'ân, hattâ ta'rifûhü feinnî eteallemühû) Sadaka rasûlüllàh fî mâ kàl, ev kemâ kàl.

Hadîs-i şerifin önce metnini kısaca beyân edeyim, Peygamber SAS Efendimiz hepimize buyuruyorlar ki:

(Teallemül-yakîn) "Yakîni teallüm ediniz, öğreniniz! (kemâ teallemül-kur'ân) Kur'an-ı Kerîm'i öğrendiğiniz gibi, yakîni de teallüm ediniz, öğreniniz; (hattâ ta'rifûhü) sonunda onu iyice bilecek kadar, bilinceye kadar, iyice anlayıncaya kadar, iyice hazmedinceye kadar... (Fe innî eteallemühû) Çünkü ben peygamber olduğum halde onu teallüm ediyorum, ben de onu öğreniyorum. Ben de onu tam elde etmek için, gayret sarfediyorum." diye Efendimiz buyurmuş.

Yakîn kelimesini burada izah etmemiz lâzım. Çünkü Peygamber Efendimiz, "Yakîni öğrenin!" diyor. Tabiî Efendimiz'in Kur'an-ı Kerim'i öğrenmekle ilgili tavsiyeleri pek çoktur. Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek çok sevaplıdır. "Sizin en hayırlınız Kur'an-ı Kerim'i öğrenenlerdir, öğretenlerdir." diye hepimizin bildiği hadis-i şerifler de var. Kur'an-ı Kerim başımızın tâcı, elbette onu öğreneceğiz. Kur'an-ı Kerim çok önemli... "Kur'an-ı Kerim'i öğrendiğiniz gibi, yâni onun kadar önem vererek, yakîni de öğrenin!.. Nihâyet onu iyice hazmedip, tam mânâsıyla bilir bir vaziyete gelinceye kadar öğrenmek husûsunda bir koşuşturma, gayret içinde olun, çalışmalar yapın! Çünkü ben de öğreniyorum." diyor.


Yakîn kelimesinin telâffuzuna dikkat edin! Bunun î'si uzun... Türkçe'deki uzağın zıttı, karşıtı olan yakın kelimesine benziyor ama, o değil. Uzun î ile olan yakîn kelimesi Arapça, şeksiz, şüphesiz, tereddütsüz, tam mânâsıyla, sapasağlam inanmak demek, inanç demek. Böyle tam mânâsıyla tereddüt ve şek olmadan, aksamadan, iyice inanan kimseye de mukîn, yâni yakîn sahibi insan derler.

Yakînin üç mertebesi vardır, diye tasavvuf kitaplarında okumuşsunuzdur. "İlmel-yakîn, aynel-yakîn, hakkal-yakîn" diye biliyorsunuzdur. Hattâ Türkçe'de çok kullanılan bir tâbir var: "Ben o adamı yakînen biliyorum." derler. Yâni "Şeksiz, şüphesiz bir şekilde biliyorum." mânâsına kullanıyoruz. Ama bazen yakın kelimesiyle karıştırılıyor, yakından tanıyorum mânâsına, yanlış olarak da kullanıyorlar.

Yakîn, sağlam îman demek. Peygamber Efendimiz, "Kur'an-ı Kerim'i öğrendiğiniz gibi sapasağlam, şeksiz, şüphesiz inanmayı da öğrenin!" buyuruyor. Demek ki, öğrenilecek şeyler bazen elle tutulur, gözle görülür, maddî varlıklar, nesneler olur; kalem, defter, masa, taş, ağaç, yaprak... gibi. Bunu herkes anlar. Anlamayana da gösterirsin, elinle tutarsın, işte bu budur dersin. Yâni müşahhas diyoruz, somut diyoruz, elle tutulur diyoruz. Böyle şeyleri anlatmak kolaydır. Tabiî öğrenmek de kolaydır.

--Evlâdım kalem nedir?

--Bilmiyorum.

--İşte bak, buna kalem derler. Evlâdım defter nedir?

--Bilmiyorum.

--İşte bak buna defter derler. Kitap şudur, ev budur, saray budur, atın küçüğüne tay derler, ineğin küçüğüne buzağı derler, tavuğun küçüğüne civciv derler.

Maddî ve müşahhas, elle tutulur şeyleri böyle öğretebilirsiniz. Bunların öğrenilmesi, öğretilmesi kolaydır da, bir de manevî şeyler vardır. Onların da öğrenilmesi lâzım.


Kur'an-ı Kerim, öğrenmemiz gereken bir bilgiler hazinesi, deryâsı. Kur'an-ı Kerim'i öğreneceğiz. Kur'an-ı Kerim'i açarız, okuruz. Okumayı öğrenmek var, harflerini öğrenmek var, ayetlerinin mânâlarını, tefsirlerini öğrenmek var, ahkâmını öğrenmek ve uygulamak var... Bunların hepsi lâzım, çünkü Kur'an-ı Kerim Allah'ın emirleri, şaka değil. Allah Peygamber Efendimize vahy indirip, vahyedip bize buyurmuş, emirlerini bildirmiş. Biz de Allah'ın kulları olarak onun emrettiği şeyleri yapacağız, yasakladığı şeyleri bırakacağız.

Emrettiği şeyler bizim canımızı sıksa da, bize ağır gelse de, hoşumuza gitmese, keyfimizi kaçırsa da emrettiğini yapmamız lâzım.

--İçki içmeyin!

--İyi ama içki çok tatlı, çok zevkli...

Çok zevkli gelebilir bazı kimselere ama, içki içmeyecek.

--Çalgı çalmayın, çalgı çaldırmayın, çalgı dinlemeyin!

--İyi ama ne kadar keyifli, zevkli, bu mûsikî, bu eğlence, bu rakkaseler, bu hânendeler, bu sâzendeler, şarkıcılar, türkücüler, saz şâirleri...

Tabi mûsikînin, şiirin, sazın iyisi de var, kötüsü de var... Yâni yapmayın dediği şeyi, eğlence de olsa yapmayacak.

Kumar... Bazı insanlar kumarbaz, kumarı seviyorlar. Kumarhâneler çalışıyor, büyük paralar orada dönüyor. Kimisi kumar oynamağa Avrupa'ya, Amerika'ya gidiyor. Las Vegas'a gidiyor, bilmem Fransa'nın falanca meşhur şehrine gidiyor, Lüksenburg'a gidiyor, kumar oynuyor... E zevkli ki, bunu para kaybetmek pahasına yapıyor. "Oh ne heyecan... Şu kadar yutuldum, bu kadar yuttum." diyor, hoşuna gidiyor. Bunlar Allah'ın hoşuna gitmeyen, Allah'ın sevmediği şeyler. Yasaklamış, senin hoşuna gitse bile yapılmayacak.


Allah'ın bazı emrettiği şeyler var, onlar da bazen hoşa gitmeyebilir: Kalk bakalım, sabah namazını kıl!.. Kalk bakalım, kazancından şu kadarını fakire zekât olarak ver!.. Kalk bakalım, yürü, Allah yolunda cihad edeceksin, vatanını kâfire karşı savunacaksın, mazluma yardım edecesin filan...

--E ağır, zor, zahmetli; ben şimdi keyfimi bırakacağım, savaşa, cihada gideceğim olur mu?..

Olur! Çünkü Allah emrettiyse, hoşuna gitmese de yapacaksın. Allah'ın emirlerini, yasaklarını uygulayacaksın.

İnsan Kur'an-ı Kerim'i öğrenecek. Bunun gibi insanın demek bir de gözle görünmeyen şeyleri öğrenmesi lâzım. Bu hadis-i şerifte ne buyuruyor Peygamber Efendimiz: "Sağlam îmanı, tereddütsüz inanmayı, şeksiz şüphesiz îman getirmeyi de insanın öğrenmesi lâzım!" Bu gözle görülen bir şey değildir. Somuttur, mücerrettir. Yâni elle tutulur değildir. İnsanın bunları da öğrenmesi lâzım!..

Meselâ tevekkül etmek, işini Allah'a ısmarlamak, Allah'a dayanmak... Bu da Allah'ın emri:

(Ve tevekkel alellàh) "Allah'a tevekkül et!" diyor. Bunu da öğreneceğiz.

--Tevekkül nasıl bir şeydir? Eni ne kadardır, boyu ne kadardır, kaç kilo gelir?

Bu böyle bir şey değil, tartılmaz, ölçümez ama, bir manevî kavramdır. İnsanın tevekkülü öğrenmesi lâzım, yakîni öğrenmesi lâzım! Meselâ, âyet-i kerime Peygamber Efendimiz'i methediyor:

(Amenerrasûlü bimâ ünzile ileyhi min rabbihî vel-mü'minûn) "Rasûlullah Muhammed-i Mustafa SAS, Allah'ın kendisine indirmiş olduğu emirlere, âyetlere inandı ve mü'minler de inandılar."

Önce Peygamber Efendimiz inanıyor. Çünkü kendisinin üzerinde dönen bir olay; kalbinde, aklında, algılarında, duygularında dönen bir olay. Rasûlullah SAS kesin olarak, tereddüt etmeden inanıyor; Allah-u Teàlâ Hazretleri de bunun o inancını medhediyor.


Tabiî ilk zaman tereddüt ettiği oldu. Kendisine ilk defa Cebrâil AS geldiği zaman tereddüt etti. Eve geldi, "Beni sarıp sarmalayın, üşüyorum, titriyorum!" dedi. Olayları anlattı: "Acaba ben hastalanıyor muyum? Cebrail'i gördüm, böyle bir şeyler gördüm." diye tereddüt etti. O tereddüdü de son derece tabiî bir şey, çünkü ilk karşılaştığı şeyde insan bir tereddüt eder, çeşit çeşit ihtimalleri düşünür. "Acaba ben rüya mı görüyorum, acaba ben hayal mi görüyorum, acaba ben sayıklıyormuyum, acaba ben vehme mi düştüm?" der insan. Ama sonradan olayların çeşitli yönlerden kuvvetlendiğini görünce, sapasağlam bir şekilde: "Tamam, Allah bana melek gönderiyor, Allah'ın emirlerini ben bu şekilde alıyorum, bunları tebliğ edeceğim." dedi.

Rasûlullah SAS'in bir kişi olarak, insan olarak, beşer olarak kendisinin bu husustaki gayretini de methediyor Allah-u Teàlâ Hazretleri: "Rasûlüllah en sağlam bir şekilde, en şeksiz bir şekilde inandı." buyuruyor.

Peygamber Efendimiz bir olay hakkında anlattıktan sonra, dedi ki bir hadis-i şerifinde: "Ben bu olaya şeksiz inandım, Ebûbekr-i Sıddîk da inandı." dedi. Ama ashab-ı kiramdan bazıları o olayın mahiyetini henüz Ebûbekr-i Sıddîk kadar çabuk kavrayamamışlardı. Yâni ilkönce kavramak, derhal inanmak... Tabiî bu talim ede ede, taallüm ede ede, yapa yapa olan bir şey.

Tevekkül de yapa yapa olan bir şey. Güzel huyları işlemek, kötü huyları atmak; bu da bir çalışma sonucunda elde edilecek bir şey; onun da öğrenilmesi lâzım. Mesela insanın güzel bir huy olan sabrı öğrenmesi lâzım. Ağırbaşlılığı, vakàrı, teennîyi öğrenmesi lâzım. Mesela kötü bir huy olan aceleciliği bırakması lâzım. Bunlar da öğrenilecek şeyler...


Tabiî maddî şeyleri öğretmek kolay... İşte böyle direk gibi uzun olan harfe elif derler; tamam, bu kolay... Ama sabrı öğretmek, öğrenmek, veyahut şükrü öğretmek, veya vefâyı öğretmek; bunlar da lâzım!..

--Bunlar nerede öğretilir, bunların üniversitesi neresi, bunların mekteb-i âlîsi neresi?..

Bunların menbaı tasavvuf, tekkeler... Tasavvuf bu işi öğretmiş. Mevlâna KS Hazretleri öğretmiş, Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri öğretmiş. Rahmetli Yunus Emre öğretmiş, şiirleriyle hâlâ öğretiyor. Zamanındaki insanlara öğretmiş, kendisi de uygulamış.

Şimdi bakın bunlar tarihte kaldı. Yâni deniliyor ki: Bilmem Kastamonu'da filânca şeyhin tekkesi, Yılanlı Dergâhı, veyahut İstanbul'daki falanca Kaşgàrî Tekkesi, Konya'daki Mevlevî Tekkesi, Hacı Bektaş-ı Velî'nin Kırşehir'deki, o malûm kasabadaki, Suluca Karahöyük d...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.042


View Profile
Re: Kuranı ve Yakinı Öğrenin
« Posted on: 04 Mart 2024, 21:14:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kuranı ve Yakinı Öğrenin rüya tabiri,Kuranı ve Yakinı Öğrenin mekke canlı, Kuranı ve Yakinı Öğrenin kabe canlı yayın, Kuranı ve Yakinı Öğrenin Üç boyutlu kuran oku Kuranı ve Yakinı Öğrenin kuran ı kerim, Kuranı ve Yakinı Öğrenin peygamber kıssaları,Kuranı ve Yakinı Öğrenin ilitam ders soruları, Kuranı ve Yakinı Öğreninönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &
Enes